İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından
yayınlanan "İstanbul'un 100 Yalısı" kitabının yazarı Mahmut Sami
Şimşek, yalıların tarihi serüvenleri,
mimari özellikleri ve ilginç hikayelerini anlattı…"Müslümanların yalıları
en fazla üç kat, gayrimüslimlerinki ise en fazla iki kat olabilirdi. Renkleri
bile bir nizamla belirlenmişti. Kırmızı, aşı rengindeki yalılar, devlet erkanı
ya da saraya mensup zevatın yalıları idi. Hekimbaşı Yalısı ya da Sadullah Paşa
Yalısı gibi. Açık mavi, açık pembe, açık yeşil, beyaz gibi açık tonlu renkler
Müslümanların, gri, kahverengi ve duman rengi gibi koyu renkli yalılar ise
gayrimüslimlere aitti. Bu kurallara uymayanın yalısına el konulur ve kendisi de
sürgüne gönderilirdi.
***
Boğaziçi'ndeki 366'sı tarihi toplam 600 yalı, İstanbul'un
kültürel mirası içerisinde önemli bir yer tutuyor
İstanbul Boğazı,Yalılar, İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Kültür AŞ
İstanbul Boğazı'nın incileri olarak nitelendirilen,
mimarileri ve hikayeleriyle dikkati çeken tarihi yalılar, kentin kültürel
mirası içerisinde önemli bir yer tutuyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ tarafından
yayınlanan "İstanbul'un 100 Yalısı" kitabının yazarı Mahmut Sami
Şimşek, yalıların tarihi serüvenleri,
mimari özellikleri ve ilginç hikayelerini anlattı.
Şehrin kültür envanterini gün yüzüne çıkarmak amacıyla
hayata geçirilen "İstanbul'un Yüzleri Serisi" kapsamında,
"İstanbul'un 100 Yalısı" kitabını hazırladığını belirten Şimşek,
kitabında Avrupa yakasında Eminönü'nden başlayıp Sarıyer'e uzanan, Anadolu
yakasında ise Beykoz-Üsküdar arasındaki tarihi yalıları anlattığını söyledi.
Osmanlı döneminde yalılara, "suyu yalayan
haneler" denildiğini ifade eden Şimşek, yalılarla ilgili bilgi verdi.
Şimşek, tarihi yalıların genellikle "harem" ve "selamlık"
olmak üzere iki ayrı binadan oluştuğuna dikkati çekerek, yapılarda bunların
yanı sıra müştemilat, bendegan dairesi, ahır ve arabalıklar, kayıkhane, kiler,
mehtabiye bulunduğunu vurguladı.
Bazı yalılarda "Ya Hafız" yazılı levhalar
olduğunu kaydeden Şimşek, "Allahu Teala'nın 'koruyan' anlamına gelen
'Hafız' ismini yalıların alınlıklarındaki madalyonlara yazarak büyüden,
yangından, nazardan korunmayı amaçlarlardı. Said Halim Paşa Yalısı'nda ve Mısır
Konsolosluğu olarak kullanılan Emine Valide Paşa Yalısı'nda bu yazılar
mevcut" ifadelerini kullandı.
Araştırmacı-yazar Şimşek, Osmanlı döneminde Boğaziçi'nde
düzen ve asayişin bostancıbaşılar tarafından sağlandığını dile getirerek, şöyle
konuştu:
"Müslümanların yalıları en fazla üç kat,
gayrimüslimlerinki ise en fazla iki kat olabilirdi. Renkleri bile bir nizamla
belirlenmişti. Kırmızı, aşı rengindeki yalılar, devlet erkanı ya da saraya
mensup zevatın yalıları idi. Hekimbaşı Yalısı ya da Sadullah Paşa Yalısı gibi.
Açık mavi, açık pembe, açık yeşil, beyaz gibi açık tonlu renkler Müslümanların,
gri, kahverengi ve duman rengi gibi koyu renkli yalılar ise gayrimüslimlere
aitti. Bu kurallara uymayanın yalısına el konulur ve kendisi de sürgüne
gönderilirdi. Sürgüne gönderilen şahsın yalısının kepenkleri kapatılır ve yalı
sahibinin cezası bitene kadar da açılmazdı. Böylelikle kimin cezalı olduğu da
hemen anlaşılırdı. Osmanlıların yalıları genellikle harem ve selamlık olmak
üzere iki ayrı binadan oluşur, misafirler selamlıkta ağırlanırdı."
Osmanlı döneminde semtlerin de paylaşılmış olduğunu
anlatan Şimşek, Boğaziçi'nde şehzade, sultan ve hanedan mensuplarının
genellikle Beşiktaş, Ortaköy ve Kuruçeşme sahillerini tercih ettiklerini
aktardı. Şimşek, sadrazamlar, vezirler ve divan üyelerinin Bebek'te, ilmiye
sınıfının Rumelihisarı'nda, gayrimüslimlerin Kuzguncuk'ta, din adamları,
yazarlar, şairler ve ilim adamlarının da Beylerbeyi'nde oturduklarını belirtti.
600 YALI
Şimşek, Boğaziçi'nde 366'sı tarihi 600 yalı bulunduğunu,
tarihi yalıların Anıtlar Kurulu tarafından korunduğunu aktararak, şöyle devam
etti:
"Şehzade Burhaneddin Efendi Yalısı, Boğazın en
pahalı yalısıdır. Bu sene Temmuz ayında Katar Prensi'ne 100 milyon avroya
satıldı. Sultan Hamid, ağabeyi Burhaneddin Efendi'yi çok sevdiği için en
sevdiği oğluna da onun ismini vermişti. 'Burhaniye' semtinin ismi de Burhaneddin
Efendi'den gelir. Bahçesindeki iki köşkünden başka yalıda balo salonu, yüzme
havuzu, kayıkhane, Türk hamamı, müştemilat binası, çamaşırhane, dev bir
yemekhane, spor salonları ve 64 odası mevcut. En eski yalı Amcazade Hüseyin
Paşa Yalısı da 1697'de inşa edilmiştir. Anadolu Hisarı'nda bulunan 3 asırlık bu
yalının şu anda günümüze tek bir odası gelebildi. 24 odadan oluşan,
haremliğiyle selamlığıyla muhteşem bir yalıydı. Bu yalıyı yaptıran Amcazade
Hüseyin Paşa bir dönem sadrazam, bir dönem de kaptan-ı derya olarak görev
yapmıştı. Boğazı en iyi bilenlerden biriydi, onu bilerek konuşlanıyordu o
mekana. Günümüze sadece selamlık kısmının divanhanesi kalmış. Şu anda restore
ediliyor. En büyük yalı ise şu an Mısır Konsolosluğu elçilik binası olarak
kullanılan Emine Valide Paşa Yalısı'dır. 48 odalı yalının rıhtımı 76 metre
uzunluğundadır."
Hikayeleri ilginç yalılar arasında Emine Valide Paşa
Yalısı'nın da bulunduğuna dikkati çeken Şimşek, "Mısır Hıdivi Abbas Hilmi
Paşa'nın annesi Emine Valide Paşa, Osmanlı'da 'Paşa' unvanını alan tek kadındı.
Cumhuriyet döneminde, yalısını Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne bağışlamak
istedi. Fakat devir teslim sırasındaki resmi yazışmalarda 'Paşa' unvanının
kullanılmamasına kızan Emine Valide Paşa, yalısını bağışlamaktan vazgeçti"
diye konuştu.
Said Halim Paşa Yalısı'nın önemini anlatan yazar Şimşek,
adını, Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın torunu ve eski Osmanlı
Sadrazamı Said Halim Paşa'dan alan yalının, 19. yüzyılın son çeyreğinde
Yeniköy'de inşa edildiğini hatırlattı. Şimşek, şunları söyledi:
"Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na girmesine
sebep olan 1915 Türk-Alman ittifakı da bu yalıda yağmurlu bir günde
imzalanmıştı. Bahçesindeki iki aslan heykeli sebebiyle 'Aslanlı Yalı' ismiyle
de bilinir. Said Halim Paşa'nın vefatıyla, iki oğlu Halim ve Ömer kısa bir süre
bu yalıda oturdular. Daha sonra Araplara yazlık olarak kiraya verilen yalıda
Kral Faysal uzun süre kiracı olarak kalmıştı. Şu an caddede bulunan birçok
dükkan bir zamanlar yalının mutfaklarıydı. Bu mutfakların kapısına şöyle
yazdırmıştı Said Halim Paşa: 'Aç olan buyursun'. Said Halim Paşa Yalısı
günümüzde düğün, toplantı ve davetlerin vazgeçilmez adreslerinden biri
olmuş."
Yalıların fiyatlarının 8 milyon dolardan başladığını
anlatan Şimşek, Afif Paşa Yalısı, Said Halim Paşa Yalısı, Mabeynci Faik Bey
Yalısı, Bahai Efendi Yalısı ve Abud Efendi Yalısı'nda bazı dizilerin
çekildiğini de belirtti.
Şimşek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tarihi yalılar, Osmanlı'dan bütün bir devletin
ailesinin minyatürünün günümüze kadar gelebilmiş halidir. Günümüze kadar bu
tarihi yalıların renklerinin bile değişmeden aynen korunabilmesi çok önemli.
Örneğin dışına klima takılması bu yapıları ne kadar çirkin gösteriyor. Gemi
kazaları... Maalesef devasa bir geminin yalılara çarpması söz konusu oldu. Bu
kazalara karşı mutlaka önlem alınması gerekiyor."
AA

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.