Ümit-Kurt / umit105@gmail.com
Talat Paşa'nın düzeltilmiş rakamlarına göre, 1914 ile 1917
arasında, 1.150.000 (toplam Ermeni nüfusunun %77'si) dolayında Osmanlı Ermenisi
yok olmuştur. Bu yazıda Ermeni Soykırımı’nın kısa bir bilançosunu
çıkarmaya çalışacağım. Bunu yaparken çeşitli eserlere ve kaynaklara atıfta
bulunacağım. Kévorkian-Paboudjian'ın (Les Arméniens Dans L’Empire ottoman a la
veille du génocide, Paris: Arhis, 1992, s. 53-7) verilerine göre--ki bu
verileri yazarlar Ermeni Patrikanesi'nin nüfus istatistiklerine
dayandırmaktadır—1914’te Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki Ermeni nüfusu:
1.915.873'tür. Bu veriler, Katolik ve Protestanlar da dahil tüm Ermeni
nüfusunun vilayetlere göre dağılımını, Ermeni nüfusunda meskun köy, kilise ve
okul istatistiklerini vermektedir.
1914'teki resmi Osmanlı nüfus verilerine göre ise
Ermenilerin miktarı: 1.251.785’dir. (Fuat Dündar, Modern Türkiye'nin Şifresi,
İstanbul: İletişim Yayınları, 2008, s. 335). Talat Paşa'nın evrak-ı metrukesine
göre savaş öncesi Osmanlı Ermeni nüfusu yaklaşık 1.5 milyondur (Murat Bardakçı,
Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi: Sadrazam Talat Paşa'nın özel arşivinde bulunan Ermeni tehciri konusundaki belgeler
ve hususi yazışmalar, İstanbul: Everest Yayınları, 2008, s. 109). Söz konusu
1.5 milyon ifadesine, tehcir edilen ve kalan Ermeni nüfusun belirtildiği
tabloda yer verilmiştir.
Yine Talat Paşa'nın "Evrak-ı Metrukesi"ndeki
verilere göre 1917'de imparatorluğun 23 vilayet--Hüdavendigar hariç-- ve
mutasarrıflığında kalmış olan, her mezhepten Ermeni varlığı ise 350.000-400.000
kadar olduğu tahmin edilir (Murat Bardakçı, Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi,
s. 109).
Fuat Dündar ise sağ kalan Ermeni nüfusunu 3 kategoriye
ayırır: i) Anadolu'da bırakılanlar: 281.000, ii) tehcir edildikleri bölgelerde
hayatta kalanlar: 300.000, iii) Osmanlı sınırları dışına kaçarak canını
kurtaranlar: 255.000. Buna göre toplamda 836.000 Ermeni’nin, yani 1914'teki 1.5
milyon nüfustan %55'inin sağ kaldığı söylenebilir (Fuat Dündar, Kahir
Ekseriyet: Ermeni Nüfus Meselesi (1878-1923), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2012,
s. 167-68).
Raymond Kévorkian'a göre ise sürgün edilenlerden hayatta
kalanların sayısı: 115.000’dir. Talat Paşa 1916 Bahar aylarında resmi bir
açıklama yaparak, tehcir edilen Ermenilerin 800.000 kayıpların da 300.000
olduğunu belirtmiştir. Yusuf Halaçoğlu’nun hesaplamalarına göre ise Ermeni
kayıplarının miktarı: 56.612’dir (Yusuf Halaçoğlu, Facts on the Relocation of
Armenians (1914-1918), Ankara: TTK)
Talat Paşa'nın düzeltilmiş rakamlarına göre, 1914 ile 1917
arasında, 1.150.000 (toplam Ermeni nüfusunun %77'si) dolayında Osmanlı Ermenisi
yok olmuştur. (Murat Bardakçı, Talat Paşa'nın Evrak-ı Metrukesi, s. 109). Talat
Paşa'nın 1917 raporunda gösterdiği üzere, 1 milyonu aşkın Ermeni tehcir
edilmiştir.
1918 Kasım’ında, İttihatçıların yerine göreve gelen yeni
Osmanlı Hükümeti, Ermeni kayıpları ile ilgili bir komisyon kurar. Bu komisyon
Mayıs 1919’da elde ettiği sonuçları açıklar. Buna göre, hayatını kaybeden
Ermenilerin sayısı 800,000’dir. 1928 yılında Türk Genel Kurmay Başkanlığı,
Birinci Cihan Harbinde kayıplar üzerine bir kitap yayınlar. Genel Kurmayın
verdiği sayılara göre, Birinci Cihan Harbi sırasında, “800.000 Ermeni ve
200.000 Rum katli ve tehcir yüzünden veya amele tabularında ölmüştür.” denir.
Bu ölümlere 1918 sonrası açlık, hastalık ve katliamlar sonucu Kafkasya’da
hayatlarını kaybedenler dâhil değildir. Tüm rakamlar eklendiğinde 1.000.000’un
üzerinde bir kayıp sayısına ulaşılır (Bu bilgiler ve veriler için bkz. Taner
Akçam’ın Türkçe ve İngilizce yayımlanmış muhtelif kitaplarına bakılabilir).
Peki Ermeniler nasıl imha edildi? Ermeniler esas itibariyle
çeşitli yöntem, teknik ve stratejilerle imha edilmiştir. Örneğin Karadeniz
bölgesinde mukim Ermenilerin kayıklar bindirilmek suretiyle deniz dökülerek
öldürülmüşlerdir. Birinci Cihan Harbi sonrası İttihatçıları yargılamak üzere
kurulan divan-ı harbi örfilerden 1919’da görülen Trabzon davasında bu durum
açıkça tanıkların ifadelerine dayandırılarak ortaya çıkarılmıştır.
Yine bazı bölgelerde Ermeniler—ki bu daha çok Ermenilerin
yoğun olarak yaşadığı Vilayet-i Sitte dediğimiz altı vilayette vuku
bulmuştur—sürgüne gönderilmeden bulundukları kasaba, nahiye ve köylerde
öldürülmüşlerdir. 1916 yılı sonrası Üçüncü Ordu Komutanı olan Vehip Paşa,
yazılı bir ifadesinde Bitlis ve Muş bölgesinde tanık olduğu bu imhalara
örnekler verir.
Ha keza düzensiz paramiliter birlikler olarak da
tanımlayabileceğimiz Teşkilat-ı Mahsusa birlikleri, Kürt, Çerkez ve Çeçenlerden
müteşekkil başıbozuklar ve Kürt aşiretleri de tehcir yollarındaki Ermeni
kafilelerine saldırılar düzenlemiş ve Ermenilerin varını yoğunu talan
etmişlerdir.
İlaveten, Ermenilerin sürgün edildikleri Suriye ve Irak’taki
çöl bölgelerinde Ermeniler imha edilmiştir. Suriye vilayetine bağlı Der Zor
Ermeniler için adeta bir ölüm kampına çevrilmiştir. 1916’da Der-Zor çöllerinde
katledilenlerin sayısının 200,000 civarında olduğu söylenir. Burada bir
noktanın altını da çizmek gerekir ki ölümler büyük çoğunluğunu açlık, kıtlık,
susuzluk ve salgın hastalıklardan dolayı husule gelmiştir. Ancak burada
sorumluluk tehcirin bu şekilde sonuçlanacağını zaten bilen İttihat ve Terakki
idarecilerindedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.