Ümit-Kurt / umit105@gmail.com
Ermenileri bir yerden bir yere taşımak istiyorsanız,
onlara ait mallar üzerindeki tasarruflarını kısıtlamazsınız ya da bunları başka
kişilere dağıtmazsınız. Dolayısıyla aslında Ermeniler, bulundukları mevkilerden
gönderildikleri andan itibaren İttihatçıların kafasında artık yoktu.1915 Ermeni
Soykırımı’nın ekonomi politiğini konuşurken, fiziksel şiddetin ekonomik
boyutuyla ilgili birkaç nokta oldukça önemli. Bu noktada öncelikle soykırım
kavramını yeniden düşünmek gerekiyor.
Soykırım kavramı
Soykırım kavramı, bildiğiniz hukuki bir kavram. 1948’de
Birleşmiş Milletler’in Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması
Sözleşmesi ile resmileşmiş ve Rafael Lemkin tarafından şekillendirilen bir
kavram. Ancak aslında 1948’deki tanımı Lemkin’in daha önce yazdığı kitaplarda
kavramsallaştırdığı çerçeveye çok da uymayan bir süreç sonunda resmileşmiş.
Burada aslında Lemkin’in soykırımla ilgili ve soykırımın tanımıyla ilgili ve
bunun arkeolojisini yaparken nasıl bir tarihsel arka plandan beslendiğini ve
nasıl bir çıkış noktası olduğunu iyi anlamak gerekiyor.
Bu anlamda Lemkin’in “Axis Rule in Occupied Europe”
kitabına atıfta bulunmak önemli. Bu eserinde Lemkin bize şunu anlatıyor;
kendisi neredeyse bütün ailesini Auschwitz’de kaybetmiş, bu kitabı yazmaya
başladığı sırada Nazilerin Yahudilere neler yaptığını çok iyi biliyor ancak bu
kitabında soykırım kavramını inşa ederken Nazilerin işgal ettiği 17 ülkede
çıkardığı kanunları, yönetmelikleri ve tüzükleri inceliyor. Bir soykırım
rejiminin bunlar yoluyla nasıl kurulduğunu anlatmaya çalışıyor. Bunu yaparken
hukuk kavramına başvuruyor ve hukukun çeşitli enstrümanlarının nasıl
kullanıldığını anlatmaya çalışıyor.
Lemkin bu minvalde soykırım kavramının derinlerine
inmemiz için hukuk araçlarına dikkat etmemiz gerektiğini söylüyor. Soykırım
dediğimiz olgu sadece fiziksel imhadan ibaret bir süreç değildir. Tabii ki
fiziksel imha soykırımın tanımlayıcı unsurlarından biridir ve hayati bir öneme
haizdir. Ancak bir grubu topyekûn ortadan kaldırmak ya da imha etmek için ille
de fiziksel şiddet uygulamanız gerekmeyebilir diyordu Lemkin.
“Topyekun imha”
Buradan Emval-i Metruke Kanunlarına gelmek istiyorum. 27
Mayıs 1915’te Osmanlı İmparatorluğu’nu yöneten İttihat ve Terakki Hükümeti,
resmi olarak Ermenilerin kendilerince “sevkiyat” ya da “başka bir yere
nakledilme”si –ben buna tehcir diyeceğim- kararını aldıktan sonra büyük bir
hızla, büyük bir titizlikle, inanılmaz bir devlet aklıyla, pozitivist hukukun
bütün araçlarını, Weberyen bürokrasinin bütün inceliklerini kullanılarak bir
takım hukuk metinlerden müteşekkil bir kanunlar manzumesi hazırladılar ve bunun
adına da Emval-i Metruke Kanunları dediler.
Bunlar tehcire tâbi tutulan –bunun altını çiziyorum
sadece tehcire tâbi tutulan- Osmanlı Ermenilerinin taşınır ve taşınmaz
mallarının ve mülklerinin Emval-i Metruke Kanunlarıyla aslında idare edilmesi,
güvence altına alınması şeklinde kodlandığını görüyoruz. Ancak bu kanunların
içeriğine baktığımızda ve bu kanunların arkasında yatan aklı ve büyük planı
görmeye çalıştığımızda aslında bu kanunların en temelde Ermenilerin
maddi-ekonomik temellerinin ortadan kaldırılması süreci olduğunu görüyoruz.
Emval-i Metruke kanunları neden önemli? Soykırım
tartışmalarında sürekli, meseleye eleştirel yaklaşan tarihçilerimiz bile,
soykırımın tanımında “niyet” denilen bir olgunun olmadığından bahsediyor. Ancak
Emval-i Metruke Kanunları'nın kendisi tek tek incelendiğinde, içeriğine
bakıldığında Ermenilerin mallarının ve mülklerinin nasıl ele geçirildiği ve
dolayısıyla Ermenilerin varlık durumunda yokluk durumuna nasıl düşürüldüğünü
görmek mümkün. Emval-i Metruke Kanunları Talat Paşa’nın ifadesiyle “Ermenin
sorununun topyekûn çözülmesi”nin -ve Ermenilerin topyekûn imhasının- nasıl
sistemli bir şekilde yapıldığının açıklayıcı arka planını teşkil eder.
Çünkü siz Ermenileri bir yerden bir yere taşımak
istiyorsanız, onlara ait mallar üzerindeki tasarruflarını kısıtlamazsınız ya da
bunları başka kişilere dağıtmazsınız. Dolayısıyla aslında Ermeniler,
bulundukları mevkilerden gönderildikleri andan itibaren İttihatçıların
kafasında artık yoktu. Dolayısıyla olmayan herhangi bir nesne ya da özne için
istediğiniz hukuki uygulamayı çıkartabilirsiniz. Ermenilerin maddi olarak
yoksunlaştırılması bu kanunlar yoluyla yapıldı. Dolayısıyla Emval-i Metruke
Kanunlarını da düşündüğümüzde bir Soykırım Rejimi’nden bahsediyoruz.
Peki bu kanunlar nasıl uygulanıyordu? Bununla ilgili
elimizdeki veriler Ermenice belgeler ya da anılar. Zira Emval-i Metruke
komisyonları olarak vücut bulan ve daha sonra tasfiye komisyonlarına evrilen
kurumların tuttukları özel notlar, defterler ve kayıtlar var. Bunların Osmanlı
arşivlerinde olduğu kanısındayım ancak araştırmacılara kapalı. Bunlar tıpkı
tapu kayıtları, tapu-kadastro arşivleri gibi kapalı olduğu için Adana’da ya da
Halep’te kurulan Emval-İ Metruke Komisyonu Riyasetinin kayıtlarını görmek
istediğinizde aldığınız cevap böyle bir kaydın bulunmadığıdır. Dolayısıyla biz
bunların bilgilerine şu anda ulaşamıyoruz. İttihatçılar bu tasfiye kanunları
hazırlarken aslan payını devlete bırakmış olsalar da yerelde yaşanan kayırma,
yağma ya da el koyma gibi şeyle uygulamaların önüne geçememiştir. Yani bu
kanunlar açısından “hukuki” boyut ve yerelde nasıl uygulandığı ya da
uygulanamadığı şeklinde iki önemli husus var.
Soykırımın sosyo-politiği
Bunun yanında soykırımın bir de sosyo-politik bir boyutu
var. Bu kadar büyük bir planı İstanbul’da planlayıp uygulamak mümkün değildir.
Yerellerde, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşayan Türk ya da gayri Türk
Müslümanların rızasını almanız gerekiyor. Bu boyutu gözden kaçırmamak gerekir.
İttihat ve Terakki merkezde ve yerelde önemli isimleri ve bu rıza
mekanizmalarını kullanarak bu süreci gerçekleştirmiştir.
İttihatçılar bu rızayı Ermeni mallarını katliamlara
iştirak eden kişilere verme vaadiyle tahkim etmiştir. Burada bir suçu tabana
yayma olgusu söz konusudur. Bu neredeyse bu kitlesel imhalarda be soykırımlarda
görülen bir örüntüdür. Daha da önemlisi yeni kurulan Cumhuriyet rejimi
Ermenilere tek bir kıymık bile vermemek için İttihatçıların Emval-i Metruke
kanunlarının devamcısı olmuştur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.