Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü’nün (Europa Nostra)
Lefkoşa Surlariçi Arabahmet bölgesindeki Ermeni Kilisesi ve Manastırı’nın
restorasyonu çalışmasına verilmesi nedeniyle bu akşam kutlama töreni
düzenlendi. Ermeni Kilisesi ve Manastırı’nda yer alan törende Europa
Nostra ödülü de tanıtıldı.
Törene Lefkoşa Türk Belediye Başkan Mehmet Harmancı,
Lefkoşa Rum Belediye Başkanı Konstantinos Yorgacis, Avrupa Komisyonu Kıbrıs
Temsilciliği Başkanı George Markopouliotis, Europa Nostra Genel Sekreteri
Sneška Quaedvlieg-Mihailović, restorasyon projesinden sorumlu mimar Paolo
Vitti, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı – Kıbrıs’ta İşbirliği ve Güven
için Eylem Program Yöneticilerinden Christopher Louise ve ABD Lefkoşa Büyükelçisi Kathleen Ann Doherty de katıldı.
Restorasyonun finansmanı Uluslararası Kalkınma Ajansı
(USAID) tarafından sağlandı.
Europa Nostra ödülü, 11 Haziran’da Norveç’in Oslo
şehrinde düzenlenen törenle Mimar Paolo Vitti’ye takdim edilmişti.
Çevre duvarıyla örülü, üç Ermeni okul binası, Piskoposluk binası ve bir konaktan oluşan;
orijinali 14’üncü yüzyıla ait Ermeni Kilisesi ve Manastırı’nda freskler,
oymalar, sütun başlıkları, vitraylara ait kafes oymalar ve metal öğeler
bulunuyor.
Ermeni Kilisesi ve Manastırı’ndaki ek binalar ve iç bahçe
alanı, uygun amaçlarla kullanılmak üzere geleneksel materyaller, teknikler ve
uygun peyzaj yöntemleri kullanılarak restore edildi.
MARKOPOULİOTİS
Törende konuşan Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği
Başkanı George Markopouliotis, Europa Nostra ödülünün, kültürel mirasın
korunması yönünde güzel bir uygulama olduğunu anlattı.
Markopouliotis, “Lefkoşa’ya, tüm Kıbrıslılara, adanın
tarihini simgeleyen çok kültürlülüğü hatırlatan bir eseri kazandırmayı
başardık” dedi.
MİHAİLOVİĆ
Europa Nostra Genel Sekreteri Sneška
Quaedvlieg-Mihailović de, ödülün
eserler yanında, kültürel mirasların
korunması için üstün çalışma sergileyen şahıslara da verildiğini anımsattı ve
ödül alanlar arasında Mustafa Akıncı’nın da bulunduğunu anlattı.
Mihailović, “Bu çalışmalar, Kıbrıslıların siyasi ve
ekonomik sorunlara rağmen ortak kültüre ve pek çok tarihi binaya, kimliğine
önem verdiğini gösteriyor” dedi.
Europa Nostra ödülünün Ermeni Kilise ve Manastırı’nın
restorasyonuna verildiği açıklanırken törenin yer aldığı salonda büyük alkışla
karşılandığını anlatan Mihailović, “Bu projenin Lefkoşa, Kıbrıs ve Avrupa için
çok özel sembolik değeri vardır. Bu proje adada yaşayan tüm toplumlara umut
veriyor. Geçmişteki karanlık sayfaların işbirliği ve birlikte çalışma ile
aşılabileceğini gösteren bir umut” diye konuştu.
Kültürler arası projelere AB’nin yatırım yapmaya devam
etmesi gerektiğini belirten Mihailović, “Çok uzun ve çok kültürlü bir geçmişe
sahip olan Kıbrıs, çok özel rol oynayabilir ve oynamalıdır da” dedi.
Ara bölgedeki tarihi binalara da değinen Mihailović,
bunların kültürel miras açısından çok değerli olduğunu, bu binaların uzun bir
süredir kabustan uyandırılmayı beklediğini kaydetti.
Mihailović, “Ara bölge, 2013’de Europa Nostra ve Avrupa
Yatırım Bankası Enstitüsü tarafından en çok tehlikede olan 7 tarihi bölge
arasında gösterildi” dedi.
LOUİSE
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı – Kıbrıs’ta
İşbirliği ve Güven için Eylem (UNDP – ACT) Program Yöneticilerinden Christopher
Louise de, göreve başladığında kültürel
mirasın toplumlar arası uzlaşı üzerindeki etkisi konusunda şüpheleri
bulunduğunu, tarihi binalar üzerinde işbirliğinin ancak zaman içinde taraflar
arasındaki etkisini gördüğünü kaydetti.
Louise, kasım ayında Kıbrıs’ta İşbirliği ve Güven için
eylem programının sona ereceğini de dile getirdi.
DOHERTY
ABD’nin Lefkoşa Büyükelçisi Kathleen Ann Doherty de,
kültürel mirasın özel ve yerine yenisi konulamaz bir özelliğe sahip olduğunu,
dolayısıyla bugünkü kültürel mirasların korunmasında herkese görevler düştüğünü
kaydetti.
Projeyi finanse etmekten mutluluk duyduklarını kaydeden
Doherty, sitede bulunan her binanın birer “hazine” olduğunu kaydetti.
Doherty, “Bu siteyi koruma çalışması, ortak bir hedef,
birleştirici bir güç, tüm Kıbrıslıların daha güzel bir gelecek inşa edeceği bir
örnek oldu” dedi.
VİTTİ
Restorasyon projesinden sorumlu mimar Paolo Vitti ise,
çalışmada karşılaştıkları en büyük engelin binanın özelliklerini tespit etme
olduğunu, Kilise üzerinde çalışmaya başladıklarında 700 yıl içerisinde bina
üzerinde yapılan değişikliklerden dolayı
tarihi geçmişini ortaya çıkarma konusunda çok zorlandıklarını anlattı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.