Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Son dönemde en hararetli konulardan biri AKP’nin değişimi…
Genel kanaat partinin bir miktar İslamileşmekle birlikte milliyetçi yöne de
kaydığı şeklinde… Dahası kendilerini milliyetçiliğe karşı gibi gösteren
(örneğin) solcu aydınlarınız, ilkeleri araçsallaştıran bir tutum sergileyerek,
saldırgan bir karşı milliyetçiliğin payandası olmanın peşine düşmüşse, buna
tepki olarak yükselecek toplumsal milliyetçiliğin de ‘resmi’ ve militan bir
nitelik arz etmesini önlemek kolay olmaz… Böyle bir ortamda AKP gibi partiler
garip bir ikilemle karşı karşıya kalırlar: Bir yandan toplumun hislerine
tercüman olan bir kitle partisi olma hasebiyle söz konusu tepkisel
milliyetçiliği kuşatmak zorundasınız… Ancak diğer yandan da milliyetçiliğe esir
düşmemek, ayrışmayı değil kaynaşmayı güçlendirecek bir tutum izlemek
durumundasınız. Aksi halde kitle partisi vasfınızı yitirip, ideolojik bir
marjinalleşmeye mahkûm kalabilirsiniz… Aynı anda hem milliyetçi olmak hem de
olmamak nasıl mümkün olabilir? Bu ihtimali yaratmak ideolojiyi farklı bir
zihniyetin içinde aramanızla bağlantılı…Ancak milliyetçiliği demokrat zihniyet
içinde de tasavvur etmek mümkün. Var olanın çeşitliliğinden, birlikteliğinden
ve paylaşımından sentezlenen bir milliliği, ‘bizler’ ne isek ona ait olanı
sahiplenen bir milliyetçilik. Dolayısıyla değişken, tarih karşısında mütevazı
ama yaşatma gücü olan bir bakış. Heterojenliği kuşatan, hiyerarşiyi kaldıran,
devleti toplumu anlama ve takip etme zorunda bırakan özgüvenli bir sivil
birlikteliğin ideolojisi.
***
Son dönemde en hararetli konulardan biri AKP’nin değişimi…
Genel kanaat partinin bir miktar İslamileşmekle birlikte milliyetçi yöne de
kaydığı şeklinde. Türkiye’de kültürel muhafazakârlığın aynı zamanda güçlü bir
milliyetçilikle hemzemin olduğu düşünüldüğünde, siyasi ortamın müsait hale
geldiği dönemlerde böyle kaymaların yaşanması şaşırtıcı değil. AKP karşıtlığı
arttıkça ve hele Erdoğan üzerinden adaletsiz ve kasti bir kara propaganda
yürütüldükçe, tabanda İslami dile sığınma refleksi de artıyor. Buna Kürt
meselesinde şiddetin egemenliğine dönülmesini ve söz konusu adımın açıkça PKK
tarafından atılmasını eklediğimizde, tabanın ruh dünyasının niçin
milliyetçiliğe kaydığını da anlayabiliriz.
Buraya kadar bir sorun yok. Dünyanın her yerinde kitle
partilerinin tabanı düzenin bozulmasına ve bunun ülke aleyhine operasyonel
amaçlarla kullanılmasına karşı kimliksel ve milliyetçi bir tepkiyle cevap
vermeye yatkındır. Mesele bunun nasıl bir milliyetçilik olduğu… Eğer bu
ideolojiye kategorik olarak karşı duranların sayısı zaten az ve toplum
milliyetçiliğin zararlı yönleri üzerinde yeterince tartışmamış ise önünüzde
tehlikeli bir alan bulunuyor demektir. Dahası kendilerini milliyetçiliğe karşı
gibi gösteren (örneğin) solcu aydınlarınız, ilkeleri araçsallaştıran bir tutum
sergileyerek, saldırgan bir karşı milliyetçiliğin payandası olmanın peşine
düşmüşse, buna tepki olarak yükselecek toplumsal milliyetçiliğin de ‘resmi’ ve
militan bir nitelik arz etmesini önlemek kolay olmaz.
Böyle bir ortamda AKP gibi partiler garip bir ikilemle karşı
karşıya kalırlar: Bir yandan toplumun hislerine tercüman olan bir kitle partisi
olma hasebiyle söz konusu tepkisel milliyetçiliği kuşatmak zorundasınız. Aksi
halde milliyetçilikten başka beslenecek yer bulamayan faşizan eğilimli
partilerin güçlenmesine neden olabilirsiniz. Ancak diğer yandan da
milliyetçiliğe esir düşmemek, ayrışmayı değil kaynaşmayı güçlendirecek bir
tutum izlemek durumundasınız. Aksi halde kitle partisi vasfınızı yitirip,
ideolojik bir marjinalleşmeye mahkûm kalabilirsiniz.
Aynı anda hem milliyetçi olmak hem de olmamak nasıl mümkün
olabilir? Bu ihtimali yaratmak ideolojiyi farklı bir zihniyetin içinde
aramanızla bağlantılı… Eski zihniyette tarih ebedi milletlerin savaşı, bir beka
mücadelesi olarak görülmekte. ‘Milli’ olan milliyetçilikten üretilerek homojen
bir kimliğin mutlak hegemonyası olarak tasavvur edilmekte… Böbürlenen, hamasi
ancak sürekli korku ve güvensizlik içinde olan bir milliyetçilik bu… O nedenle
korunmak, devletten beslenmek, kimlikler arası hiyerarşi oluşturmak zorunda.
Ancak milliyetçiliği demokrat zihniyet içinde de tasavvur
etmek mümkün. Var olanın çeşitliliğinden, birlikteliğinden ve paylaşımından
sentezlenen bir milliliği, ‘bizler’ ne isek ona ait olanı sahiplenen bir
milliyetçilik. Dolayısıyla değişken, tarih karşısında mütevazı ama yaşatma gücü
olan bir bakış. Heterojenliği kuşatan, hiyerarşiyi kaldıran, devleti toplumu
anlama ve takip etme zorunda bırakan özgüvenli bir sivil birlikteliğin
ideolojisi.
AKP bunu yapabilir… Eskinin milliyetçiliğini reddederken
yeni milliyetçiliğin taşıyıcısı olabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.