Ömer Engin Lütem
Büyük Daire kararının gerekçesinde soykırım iddiaları
zayıflatan veya sorgulayan bir ifadenin yer almasını önlemeye çalışmaktı. Bu
sağlanmış bulunmaktadır. Ancak bu çapraşık hesabın neye yarayacağı belli
değildir. Zira artık, Ermenileri aşağılamamak kaydıyla, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine
taraf ülkelerde 1915 olaylarının soykırım olmadığını söylemek, savunmak ve bu
konuda yayın yapmak mümkündür. Böyle yapılabildiği takdirde de, bir süre sonra,
soykırım iddiaları zaten sorgulanır hale gelecektir… Sonuç olarak, yukarıda da
belirttiğimiz gibi, AİHM’nin kararına
göre Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf ülkelerde, Ermenileri aşağılamamak
kaydıyla soykırım iddialarının doğru olmadığı söylemek artık mümkündür. Diğer
yandan inkârcılığın önlenmesi konusunda yeni mevzuat kabul etmek isteyen
ülkeler de AİHM Kararını dikkate almak zorundadır.
***
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AIHM) Doğu Perinçek’i
beraat ettiren 15 Ekim 2015 tarihli kararının soykırım inkârcılığına ilişkin
bazı Avrupa ülkelerinde mevcut ve bazılarında da kabulü düşünülen mevzuat
üzerinde belirleyici bir etkisi olacak olmakla beraber yabancı medyaya az
tartışıldığı görülmektedir. Aynı durum Türkiye ve Ermenistan için de
geçerlidir.
Ermenistan için bunun nedeni söz konusu kararın kamuoyu
tarafından bir tür yenilgi olarak algılanması olasılığıdır. AİHM’nin bu davaya
ilk önce bakan İkinci Dairesinin 17 Aralık 2013 tarihli kararı Perinçek’i
beraat ettirdiğine göre, İsviçre’nin davayı götürdüğü bir üst mahkeme olan
“Büyük Daire’nin de bu kararı onaylaması bekleniyordu. Böyle bir kararın
Ermenistan Hükümetinin başarısızlığı olarak görülmesinin önüne geçmek üzere
izlenen taktik, dava sırasında 1915 olaylarının soykırım olduğunu vurgulamak
suretiyle, İkinci Daire kararının gerekçesinin aksine, Büyük Daire kararının gerekçesinde
soykırım iddiaları zayıflatan veya sorgulayan bir ifadenin yer almasını
önlemeye çalışmaktı. Bu sağlanmış bulunmaktadır. Ancak bu çapraşık hesabın neye
yarayacağı belli değildir. Zira artık, Ermenileri aşağılamamak kaydıyla, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesine taraf ülkelerde 1915 olaylarının soykırım olmadığını
söylemek, savunmak ve bu konuda yayın yapmak mümkündür. Böyle yapılabildiği
takdirde de, bir süre sonra, soykırım iddiaları zaten sorgulanır hale
gelecektir.
Ermenistan’da duyulan memnuniyetin aksine Diaspora’nın
tepkileri çok farklıdır. Diaspora örgütleri Büyük Daire’nin kararı için üzüntü
ifadesinden kınamaya kadar giden nitelendirmeler yapmış, insan haysiyetinin dikkate alınmadığı,
adaletin yerine gelmediği gibi ithamlarda bulunmuştur. Diğer bir deyimle söz
konusu örgütler bu kararı soykırım iddialarının geleceği için tehlikeli olarak
görmüş ve bu açıdan Ermenistan hükümetine göre daha gerçekçi bir tutum
sergilemişlerdir.
Türkiye’ye gelince bu davanın kazanılması için büyük çaba
harcamış olan Dışişleri Bakanlığı bu konuda yaptığı açıklamada Karardan duyulan
memnuniyeti dile getirilmiş, bu kararın soykırım iddiasını tek ve mutlak gerçek
olarak kabul ettirme gayretlerine, bu iddianın sorgulanmasını dahi yasaklayan
girişimlere karşı çok güçlü bir uyarı olduğu belirtilmiş, 1915’te yaşananların
Holokost ile karşılaştırılmasının mümkün olmadığı, parlamentoların aldıkları
kararlarla tarihe hakemlik yapamayacakları ifade edilmiş ve en önemlisi bu
Kararın benzer vakalar için emsal oluşturacağı vurgulanmıştır.
AİHM’nin kararı ülkemizde, Dışişlerinin söz konusu
açıklaması dışında, başka resmi bir tepki veya görüşe konu teşkil etmemiştir.
Bunu şu anda Türkiye’nin çok yüklü (DAİŞ ve PKK Terörleri, Parlamento
seçimleri, Suriyeli mülteciler v.b.) bir gündemi olmasıyla açıklamak mümkündür.
Türkiye’de çok büyük bir çoğunluk 1915 olaylarının
soykırım olmadığını düşünmekte içlerinden bazıları da bu konudaki iddiaları bir
tür hakaret olarak kabul etmektedir. Durum böyle iken bu kitleye hitap eden
ülkenin büyük gazete ve TV kanallarında AIHM Kararı, birkaç istisna dışında,
yeterince ele alınmamış ve irdelenmemiştir. Bu durumu da ilgisizlikten ziyade
yukarıda değindiğimiz yüklü gündem ile açıklamak mümkündür.
Bir kamuoyu araştırmasına göre[1] Türkiye’de 1915
olaylarını soykırım olarak kabul edenlerin oranı % 9,1’dır. Bunlar arasında Ermeni Diasporası
doğrultusunda soykırım iddialarını hararetle savunan eski solcu yeni liberal
bir aydın kesim bulunmaktadır. Genelde çok yazan ve çok konuşan bu kesimin
büyük çoğunluğu, “sükût ikrardan gelir” deyimini anımsatacak bir şekilde AIHM
kararı konusunda sessiz kalmayı tercih etmişlerdir.
Bize yöneltilen bazı sorulardan kamuoyunun bir kısmının “
Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” diyen Doğu Perinçek beraat ettiğine
göre, sözlerinin doğru olduğu, diğer bir deyimle bu Kararın 1915 olaylarının
soykırım olmadığını teyit ettiğini düşündükleri görülmektedir. Böylelikle
Türkiye’de soykırım savını ret eden kesimin, AİHM Kararı ile daha da güçlenmekte
olduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, yukarıda da belirttiğimiz gibi, AİHM’nin kararına göre Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesine taraf ülkelerde, Ermenileri aşağılamamak kaydıyla soykırım
iddialarının doğru olmadığı söylemek artık mümkündür. Diğer yandan inkârcılığın
önlenmesi konusunda yeni mevzuat kabul etmek isteyen ülkeler de AİHM Kararını
dikkate almak zorundadır. Bu durum, Ermeni sorunun ana konusu olan soykırım
iddialarına karşı çıkmak ve hatta aksini savunmak için yeni bir fırsat ve imkân
yaratmış bulunmaktadır.
[1] Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi’nin
Türkiye’nin Ermeni Konusundaki Olası Politikaları” başlıklı, Kasım-Aralık 2014
tarihinde yapmış olduğu kamuoyu araştırması ( Hürriyet 25 Aralık 2014)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.