ABD liderliğindeki Batı koalisyonu ile İran ve İran
destekli Hizbullah'ın Suriye'de yürüttüğü askeri operasyonlara Rusya'nın da
dahil olması üzerine Rus Ortodoks Kilisesi'nden çarpıcı bir yorum geldi. Rus
Ortodoks Kilisesi yetkilisi Başrahip Vsevolod Chaplin, Rusya'nın Suriye'de başlattığı
askeri operasyonlara yönelik, bunun “kutsal bir mücadele”, “kutsal bir savaş”
olduğunu, zira bölgede yaşayan Hıristiyanların ve diğer azınlık halkların yok
edilmesine Rusya'nın kayıtsız kalamayacağını açıkladı. Böylelikle ABD
öncülüğündeki Batılı güçlerin Irak'ta yürüttükleri savaşla ilgili zamanın ABD
başkanı Bush ve evanjelik Hıristiyanların, bunu, yeni bir “Haçlı Seferi”
şeklinde tanımlamaları sonrası, Batı tarafından Suriye'de (ve kuvvetle muhtemel
yine Irak'ta) Batılı güçlerce yürütülen bir diğer askeri operasyon Hıristiyan
tarihi ve teolojisinde önemli yer tutan bir kavramla, “kutsal savaş” kavramıyla
tanımlandı; böylelikle başvurulan şiddet batılı zihinlerde meşrulaştırılma
yoluna gidildi. (Bu mantığa göre Müslüman İran ve Hizbullah da bu Haçlı
seferinin parçası. Sayın yazar epeyce uçmuş. Kaldı ki, Batıdan müdahale
edilmesini isteyenler de başta Türkiye olmak üzere Müslüman ülkeler. Özellikle Hıristiyanların ve azınlıkların zarar gördüğü de bir gerçek.HYETERT)
***
Prof. Dr. Şinasi Gündüz 'Suriye'de yeni Haçlı Seferi'
adlı makalesinde Rusya'nın Suriye üzerinde başlattığı operasyonların perde
arkasını ve yankılarını ele alıyor.
Prof. Dr. Şinasi Gündüz,
Rusya'nın Suriye'deki operasyonlara dahil olmasının bazı çevrelerce
'kutsal savaş' olarak yorumlandığını ve batılı şiddetin nasıl
meşrulaştırıldığını kaleme alıyor.
İşte Prof. Dr. Şinasi Gündüz'ün 'Suriye'de yeni Haçlı
Seferi' adlı makalesi;
ABD liderliğindeki Batı koalisyonu ile İran ve İran
destekli Hizbullah'ın Suriye'de yürüttüğü askeri operasyonlara Rusya'nın da
dahil olması üzerine Rus Ortodoks Kilisesi'nden çarpıcı bir yorum geldi. Rus
Ortodoks Kilisesi yetkilisi Başrahip Vsevolod Chaplin, Rusya'nın Suriye'de başlattığı
askeri operasyonlara yönelik, bunun “kutsal bir mücadele”, “kutsal bir savaş”
olduğunu, zira bölgede yaşayan Hıristiyanların ve diğer azınlık halkların yok
edilmesine Rusya'nın kayıtsız kalamayacağını açıkladı. Böylelikle ABD
öncülüğündeki Batılı güçlerin Irak'ta yürüttükleri savaşla ilgili zamanın ABD
başkanı Bush ve evanjelik Hıristiyanların, bunu, yeni bir “Haçlı Seferi”
şeklinde tanımlamaları sonrası, Batı tarafından Suriye'de (ve kuvvetle muhtemel
yine Irak'ta) Batılı güçlerce yürütülen bir diğer askeri operasyon Hıristiyan
tarihi ve teolojisinde önemli yer tutan bir kavramla, “kutsal savaş” kavramıyla
tanımlandı; böylelikle başvurulan şiddet batılı zihinlerde meşrulaştırılma
yoluna gidildi.
Kutsal savaş, ya da haklı savaş, Hıristiyan dünyanın Ortaçağlardan
itibaren başvurduğu şiddet eylemlerini meşrulaştırma konusunda sıklıkla
kullandığı bir kavramdır. Hıristiyan ilahiyatında geliştirilen bu kavramla
tarihte Hıristiyan güçlerce yürütülen “Haçlı Seferleri” arasında yakın bir
ilişki vardır. Zira Haçlı Seferleri Hıristiyan Batı dünyasına bir bakıma meydan
okuyan İslam güçlerinin durdurulmasına, yok edilmesine ve Hıristiyan
otoritesinin yeniden tahkim edilmesine yönelik bir kutsal savaş olarak
tanımlanmış ve bu seferlere iştirak eden Batılı güçler ve askerler kilise
tarafından takdis edilmiştir. Tıpkı bugün kutsal savaşa çıkan Rus silahlı
güçlerinin Rus Ortodoks Kilisesi tarafından kilise temsilcisinin yaptığı bu
beyanatla takdis edilmesi gibi…
Kutsal savaşın hedefi her zaman Hıristiyan güçlere meydan
okuyan Hıristiyanlık dışı unsurlar olmamıştır. Nitekim Ortaçağda kilise,
yalnızca oluşturduğu sosyal-siyasal otoriteye meydan okuyan ya da kendi
otoritesine karşı tehdit unsuru olarak görülen Hıristiyanlık dışı güçlere ve
akımlara karşı değil, kendi din yorumunun dışındaki diğer yorumları benimseyen
Hıristiyan gruplara karşı da yürüttüğü şiddeti meşrulaştırmaya yönelik kutsal
savaş ve haklı savaş kavramlarını kullanmıştır. Örneğin Ortaçağda farklı din
yorumuyla dikkati çeken Donatusçulara ve Aryüsçülere yönelik uygulanan şiddet
ve zulüm Hıristiyan kilise yetkilileri ve ilahiyatçılarca haklı savaş olarak
nitelenmiş, yine yüzlerce yıl süren Haçlı Seferlerinde yalnızca Müslümanlara
yönelik değil, farklı Hıristiyan gruplara yönelik şiddet ve zulüm de kutsal savaş
kavramıyla meşrulaştırılma yoluna gidilmiştir.
Bugün Batılı hegemonyal güçlerin demokrasiyi getirme,
insanları özgürleştirme ve diktatörleri işbaşından uzaklaştırma gibi nispeten
modern ve seküler söylemleriyle Hıristiyan bilinçaltındaki kutsal savaş
söyleminin örtüşmesi ilginçtir. İslamda Allah için ve Allah yolunda yürütülen
her mücadeleyi ve zulme ve haksızlığa karşı yapılan her çabayı tanımlayan cihad
kavramını Batılı zihinlerde mahkum eden Batı medyasının ve entelijansiyasının,
İslam dünyasına yönelik Batılı operasyonlarla yıkım faaliyetlerini kilise
çevrelerinin “kutsal savaş” kavramıyla meşrulaştırmasına verdikleri onay ve
destek, İslam dünyasında yürütülen bu operasyonların gerçek nedeni hakkında
ipuçları vermektedir. Yürütülen bu operasyonların aslında Haçlı Seferlerinden
beri İslam dünyasına yönelik Batılı hegemonyal projelerin bir parçası olduğu ve
gerek Katolik-protestan-evanjelik ağırlıklı ABD ve müttefikleri gerekse
Ortodoks Rusya olsun bugün askeri, ekonomik ve siyasal gücü elinde bulunduran
güçlerin İslam dünyasında kendi oluşturdukları fiili duruma karşı muhtemel
yapılanmaları önlemeye ve yok etmeye yönelik olduğu aşikârdır. Bu konuda
yalnızca askeri operasyonlar yürütmekle kalınmamakla dini terminolojide mevcut
birtakım değer ve kavramlar üzerinden de gerekli operasyonlar yapılmaktadır. Nitekim
bu doğrultuda her türlü zulme karşı çıkma ve başkaldırı ile Allah yolunda
Allah'ın rızasına yönelik yapılan her çabayı ifade eden ve İslami
terminolojinin önemli bir değeri olan cihad kavramı adeta şeytanlaştırılırken
geçmişte ve günümüzde Hıristiyan güçlerce yapılan şiddet ve zulüm eylemlerini
meşrulaştırmada kullanılan kutsal ve haklı savaş kavramı kutsanmaktadır. Bu
nedenle bu kavram, dünyanın, özellikle de İslam dünyasının Batılı güçlerin
çıkar ve menfaatleri etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik yürütülen
şiddet içerikli faaliyetlerde güçlü bir referans olarak kullanılmayı
sürdürmektedir.
Suriye'de Batılı güçlerce yürütülen operasyonlarda,
yaptığı faaliyetlerle bu operasyonlara görünür bir zemin hazırlayan IŞİD ve
el-Kaide bağlantılı gruplar ile Batılı güçlerle işbirliği içinde olan İran ve
Hizbullah'ın, bu “kutsal savaşta” birbiriyle kol kola girmiş taraflar oldukları
dikkati çekmektedir. Devrimden itibaren Batı emperyalizmine karşı İslami
değerler etrafında bir yapılanma iddiasını dile getiren ancak aradan geçen
yaklaşık 35 yıllık sürede yürüttüğü politikalarda İslam halkları arasında
Farisi ve Şii şövenizminden başka bir şey üretmediği görülen İran'ın ve İran
destekli Hizbullah'ın son tahlilde Rusya, ABD ve müttefikleriyle aynı çizgide birleşmesi
oldukça manidar ve bir o kadar da İran ve destekçilerinin İslam dünyasına
yönelik hedeflerinin anlaşılması açısından düşündürücüdür.
Geçmişte kutsal savaş iddiasıyla İslam dünyasına yönelik
yürütülen şiddet ve zulüm bazen belirli dönemlerde Hıristiyan Batı güçleri
lehine durumlar üretmiş olsa da son tahlilde kazanan zulme ve haksızlığa karşı
direnenler oldu. Öyle ki yüzlerce yıl süren Haçlı Seferlerinde Hıristiyan
hacıların hac yollarının güvenlik altına alınması ve İslam toplumlarında
yaşayan gayrimüslimlerin haklarının temini gibi söylemlerle savaşa çıkan ve
zaman zaman Kudüs'e kadar işgallerini genişleten Batılı güçler ve
işbirlikçileri sonunda mutlak bir hezimet yaşadı. Bugün de Batılı güçler ve
işbirlikçileri tarafından İslam dünyasına demokrasi ve özgürlük söylemiyle kaos
ve şiddet egemen kılınıp, kutsal ve haklı savaş söylemiyle zulüm ve baskı
perdelenirken, sonuçta kazananların bu planın farkına varan ve zulme ve baskıya
karşı çıkan mazlumlar olacağı mukadderdir.
Bu makale, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Dinler Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şinasi Gündüz tarafından
TIMETURK.COM için kaleme alınmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.