Raporda, eleştirilerin ağırlıklı olarak hukukun üstünlüğü
ve yargı sistemi ile ifade, toplanma ve basın özgürlükleri üzerinde
yoğunlaştığı görülmektedir. Raporda bu alanlarda yer alan bazı tespitlerin
ülkemizin reform çalışmalarını yeterince yansıtmadığı, haksız, hatta yer yer
ölçüsüz olduğu ve demokratik hukuk devletlerinde olması gereken
özgürlük-güvenlik dengesini göz ardı ettiği değerlendirilmektedir… Yargı süreci
devam eden davalara ilişkin olarak genellemelere dayalı yorum ve tespitlerde
bulunmanın en başta yargının bağımsızlığı ilkesine ters düşeceği açıktır… Ayrıca
ilk kez halkoyuyla doğrudan seçilen Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasa’nın
kendisine verdiği yetkileri kullanmasına ilişkin değerlendirmelerin kabul
edilmesi mümkün değildir… Raporun bazı bölümlerinde paralel yapıya atıf
yapıldığı görülmektedir. Türkiye, milli
güvenliğini tehdit eden, kamu düzenini bozan ve yargının iç bağımsızlığını
zedeleyen, iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten bu yapıya
karşı yürüttüğü mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir.
***
Avrupa Komisyonu bugün 2015 yılı Genişleme Paketini
açıklamıştır. Bu çerçevede Genişleme Strateji Belgesi ve Türkiye dâhil tüm aday
ve potansiyel aday ülkeler için İlerleme Raporları yayımlanmıştır. Türkiye
İlerleme Raporu, 1998 yılından bu yana ülkemiz için hazırlanan 18’inci İlerleme
Raporudur.
Son on yıllık dönemde çoklu krizlerle mücadele eden
Avrupa Birliği (AB), geçtiğimiz yıl, önce “Yunanistan ve Avro Bölgesi krizini”,
sonra da düzensiz göç krizini geç de olsa kontrol altına almaya çalışmıştır.
Göç krizi AB’nin bugüne kadar karşılaştığı en önemli sınamalardan birini teşkil
etmektedir. Bu dönemde üye ülkeler arasındaki farklılıkların su yüzüne çıktığı
ve zaman zaman AB’nin kurucu değerlerinden uzaklaşıldığı dahi görülmüştür. Öte
yandan, uluslararası alanda ve özellikle Ukrayna, Suriye ve Libya başta olmak
üzere AB’nin komşuluk coğrafyasında yaşanan krizler de AB’yi doğrudan
etkilemiştir.
Kritik bir coğrafyada, benzeri görülmemiş sınamalarla
karşı karşıya olan Türkiye ve AB’nin birlikteliğinin önemi son birkaç ayda açık
biçimde bir kez daha ortaya çıkmıştır. Tecrübelerimiz, karşı karşıya kaldığımız
sınamaları dayanışma içerisinde hareket ederek daha kolay aşabileceğimize
işaret etmektedir. Türkiye-AB ilişkilerinin kriz yönetiminin ötesinde vizyon
odaklı olmasının değeri artmıştır. AB’ye katılım sürecimizde yeni bir ivmenin
sağlanmasına olan ortak ihtiyaç daha belirgin olmuştur. Zamanın ruhu bizi
stratejik bir anlayışla bütünlük ve uyum içerisinde “birlikte” hareket etmeye
sevk etmektedir.
Nitekim son dönemde AB ile yoğunlaşan üst düzey temaslar,
Türkiye-AB ilişkilerinin ileriye taşınması konusunda her iki tarafta da var
olan siyasi iradenin güçlenerek devam ettiğini gözler önüne sermiş,
ilişkilerimizin tüm boyutlarıyla geliştirilmesi için elverişli bir zemin
yaratmıştır.
Türkiye-AB ortak gündeminin esasını teşkil eden katılım
müzakerelerinin ilerletilmesinin yanı sıra, Vize Serbestisi Diyaloğu, eskiden
olduğu gibi Türkiye’nin AB Zirvelerinde yer alması, Gümrük Birliği’nin
güncellenmesi, başta enerji olmak üzere stratejik alanlarda yakın işbirliği ve
son dönemde gündemimizin başına yerleşen düzensiz göçün yönetilmesi konularında
kararlı ve hızlı adımlar atılması, her iki taraf için de, her zamankinden daha
önemli hale gelmiştir.
2014 yılı sonunda göreve başlayan yeni Komisyonun
ülkemize ilişkin ilk değerlendirmesini de içeren 2015 yılı Genişleme Paketine
bakıldığında, İlerleme Raporlarının bu sene farklı bir yöntemle kaleme alındığı
görülmektedir. Yeni yöntem uyarınca, yalnızca son bir sene içerisinde
kaydedilen gelişmelere yer verilmemiş, aday ülkenin genel olarak her alanda
AB’ye uyum düzeyi değerlendirilmiştir. Türkiye, İlerleme Raporlarının daha
kapsayıcı olmasını ve evvelki yıllarda yapılan reformları da yansıtmasını
birçok kere önermişti. Bu yılki raporun söz konusu önerimizi de dikkate alan
bir anlayışla hazırlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz.
İlerleme Raporları doğası gereği eleştireldir ve aday
ülkelere değerlendirme yapma fırsatı sunar. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Raporun
içerisinde yer alan haklı ve makul eleştiriler dikkatle not edilecektir.
İlerleme Raporu Türkiye’nin AB sürecinin ve reform çalışmalarının ilerlemesinde
yapıcı bir unsur olarak kullanılacaktır. Ancak katılmadığımız ve haksız
olduğunu düşündüğümüz tespitler Komisyonun dikkatine getirilecektir.
Raporda, siyasi kriterler çerçevesinde son yıllarda
yapılan reformlardan genel olarak olumlu şekilde bahsedilirken, eleştirilerin
ağırlıklı olarak hukukun üstünlüğü ve yargı sistemi ile ifade, toplanma ve
basın özgürlükleri üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Raporda bu alanlarda
yer alan bazı tespitlerin ülkemizin reform çalışmalarını yeterince
yansıtmadığı, haksız, hatta yer yer ölçüsüz olduğu ve demokratik hukuk
devletlerinde olması gereken özgürlük-güvenlik dengesini göz ardı ettiği
değerlendirilmektedir. Yargı süreci devam eden davalara ilişkin olarak
genellemelere dayalı yorum ve tespitlerde bulunmanın en başta yargının
bağımsızlığı ilkesine ters düşeceği açıktır. Türkiye bağımsız ve tarafsız yargı
erkini ve ifade özgürlüğünü güçlendirmek için son yıllarda altı Yargı Reformu
Paketi çıkarmıştır. Bu sene güncellenen Yargı Reformu Stratejisi de bu
husustaki çalışmaların artarak devam edeceğinin en açık göstergesidir. Ayrıca
ilk kez halkoyuyla doğrudan seçilen Sayın Cumhurbaşkanımızın Anayasa’nın
kendisine verdiği yetkileri kullanmasına ilişkin değerlendirmelerin kabul
edilmesi mümkün değildir.
Raporun bazı bölümlerinde paralel yapıya atıf yapıldığı
görülmektedir. Türkiye, milli
güvenliğini tehdit eden, kamu düzenini bozan ve yargının iç bağımsızlığını
zedeleyen, iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten bu yapıya
karşı yürüttüğü mücadeleyi kararlılıkla
sürdürecektir. Bu itibarla AB’nin paralel yapı ile ilgili gerçekleri doğru
okumasını ve hukuk dışı bu yapıya ve faaliyetlerine karşı gerekli hassasiyeti
göstermesini bekliyoruz.
Ülkemiz siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar
alanında reform çalışmalarını sürdürecektir. 1 Kasım Genel Seçimleri
Türkiye’nin demokrasi kültürünün ne kadar köklü olduğunu bir kez daha
göstermiştir. Katılım oranının %90’lara yaklaştığı genel seçimler, güvenli ve
huzurlu bir ortamda gerçekleşmiş, milletin iradesi sandığa yansımıştır.
Önümüzdeki dönemde, ülkemizin dâhil olduğu uluslararası insan hakları
mekanizmalarının rehberliğinde, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğü
alanlarında daha yüksek standartlara ulaşılması için gerekli adımlar atılmaya
devam edilecektir.
Raporda, terörle mücadele alanında, PKK’nın terör örgütü
olduğunun AB tarafından vurgulanmış olması önemli olmakla birlikte, Türkiye’nin
PKK, DHKP-C, DAEŞ ve diğer terör örgütlerine karşı mücadelede ayırım
yapmaksızın attığı kararlı adımların AB tarafından yeterince anlaşılamadığı
görülmektedir. İnsanlığa karşı bir suç teşkil eden terörizm karşısında
vatandaşlarının can güvenliğini korumak devletlerin birincil görevidir. Raporda
ayrıca, ülkemizin DAEŞ’e karşı uluslararası koalisyona dahil olduğunun da altı
çizilmektedir.
Öte yandan, özellikle Suriye krizi bağlamında, daha önce
benzeri görülmemiş şekilde, 2 milyonu aşan Suriyeliye yönelik yürüttüğümüz
insani yardım çalışmaları ve göçmen akımının oluşturduğu baskıya da dikkat
çekilmektedir.
Kıbrıs konusunda, Raporda, Ada’da taraflar arasında BM
gözetiminde sürdürülmekte olan görüşmelere yönelik desteğimize atıfta
bulunulmakta, ancak Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm için çabaların yoğunlaştığı bir
dönemde AB beklentilerin aksine tek taraflı bir bakış açısı sergilemeye devam
etmektedir. Türkiye, Ada'da iki halkın siyasi eşitliği ve iki kesimlilik
temelinde kalıcı bir çözüme ulaşmasını desteklemektedir. AB'nin tek taraflı bu
bakış açısından vazgeçmesi Kıbrıs'ta kapsamlı çözüme ulaşılmasına yardımcı
olacaktır. AB'nin Kıbrıs sorunu ile ilgili değerlendirmelerini yaparken
Ada’daki gerçekleri dikkate alması,
tarafsız ve çözüm için teşvik edici
olması her şeyden önce kendi tutarlılığı ve inandırıcılığı açısından
gereklidir.
Ülkemiz iyi komşuluk ilişkileri hedefine olan bağlılığını
kararlılıkla sürdürmektedir. İstikşafi görüşmeler, rapor döneminde tarafımızdan
yapılan müteaddit tarih önerilerine rağmen Yunanistan’daki iç siyasi gelişmeler
nedeniyle gerçekleşememiştir. Dolayısıyla Türkiye’den kaynaklanan bir irade
eksikliği bulunmamaktadır. Ülkemiz, Ege Denizi bağlamındaki tüm sorunlara,
tarafların müştereken mutabık kalacakları, BM Şartında zikredilen
uyuşmazlıkların barışçıl çözüm
yöntemlerinden hiçbirini dışlamadan hakkaniyete uygun, kapsamlı ve kalıcı
çözümler bulunmasını arzulamakta ve bu yönde samimi çaba sarf etmektedir.
Raporda, ekonomik kriterler bağlamında, ülkemizle AB
arasında geçtiğimiz bir yıllık dönemde ticari ve ekonomik entegrasyonun yüksek
seviyede olduğu ve artarak devam ettiği belirtilmekte, Türkiye’nin işleyen bir
piyasa ekonomisine sahip olduğu vurgulanmakta, makroekonomik dengesizliklere
dikkat çekilmekle birlikte, rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş etme
kapasitesinin yüksek olduğu ifade edilmekte ve uzun vadeli büyüme için yapısal
reformların hızlandırılması tavsiyesinde bulunulmaktadır.
Gümrük Birliği’nden bu yana mevzuatını AB müktesebatı ile
uyumlaştıran ülkemizin pek çok alanda AB standartlarına uyum sağladığı gerçeği
Rapora yansımıştır. Son bir yıldaki uyum düzeyi bakımından ise, 33 faslın
27’sinde çeşitli seviyelerde ilerleme sağlandığı Avrupa Komisyonu tarafından
teyit edilmiştir. Önümüzdeki dönemde yeni fasılların müzakerelere açılması
yönünde AB tarafının göstereceği irade ülkemizin AB müktesebatına uyum
çalışmalarına daha da ivme kazandıracaktır.
Türkiye’nin AB’ye üyelik tercihi konjonktürel değil,
kalıcı ve stratejik bir yaklaşımın ürünüdür. Bu tercih, yüzyıllar içinde
şekillenen Avrupa Projesine güç kazandıran ve geniş bir coğrafyada istikrar,
refah ve huzura hizmet eden bir anlayışın sonucudur. Ülkemizin demokratikleşme
ve çağdaşlaşma seviyesi ile vatandaşlarımızın yaşam standartlarının daha da
yükseltilmesi açısından önemli olan AB’ye üyelik hedefi yönündeki reform
çalışmalarımız, Reform Eylem Grubu gibi mevcut mekanizmalar süratle işletilmek
suretiyle önümüzdeki dönemde daha da kararlı bir şekilde sürdürülecektir.
2015 Yılı Türkiye İlerleme Raporu (İngilizce)
Genişleme Strateji Belgesi (İngilizce)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.