Önder Elaldı
Axtamara Wan Film Günleri’ne katılan ‘Hay Way Zaman’ın
yönetmeni Nezahat Gündoğan yeni belgeseli ‘Vank’ın Çocukları ‘hakkında konuştu…
Yeni belgeseli “Vank’ın Çocukları” hakkında bilgi veren Gündoğan, belgeselin
ortaya çıkış sürecine ilişkin şunları söyledi: “Hikaye, Dersim’in Kayıp
Kızları” çalışması içinde yer alan Dersim’in Kayıp Ermeni Kızı hikayesi
üzerinden çıktı. Hikayede yer alan kadının başka akrabaları var mı, nerede var,
araştırdık. 38’ kadar Dersim’de Ermeni kimliği ve inancıyla yaşamış Vank Köyü
karşımıza çıktı. Köyü merak etmeye başladık. Köyde manastır da vardı.
Belgeselde köyde yaşayanlarla birlikte manastırı da konu alıyoruz. Vank,
Ermenice’de manastır demek. Manastırın çocukları anlamına geliyor. Ama biz
köyün adı olarak tasarladık. İkili anlamı var.
***
Axtamara Wan Film Günleri’ne katılan ‘Hay Way Zaman’ın
yönetmeni Nezahat Gündoğan yeni belgeseli ‘Vank’ın Çocukları ‘hakkında konuştu.
Belgeselde Dersim’deki Ermenileri konu aldıklarını belirten Gündoğan, üç ayrı
ulusa ait olan üç kardeşin hikayesinin soykırım gerçeğini ortaya koyduğunu
söyledi
WAN - 2. Axtamara
Wan Film Günleri kapsamında Dersim Soykırımı’ndan kurtulan Dersim’in kayıp kızı
Emoş Gülver’in hikayesini anlatan “Hay Way Zaman” belgeseli gösterildi. Nuda
Kültür ve Sanat Merkezi’ndeki gösterime yoğun bir ilgi vardı. Gösterim sonrası
konuştuğumuz Gündoğan, bugün Kürdistan’da halka büyük acılar yaşatan zihniyetin
köklerinin Dersim 38 Soykırımı’nı yapan zihniyette aranması gerektiğinin altını
çizdi. Yeni belgeseli “Vank’ın Çocukları” ile ilgili ilk defa gazetemize
konuşan Gündoğan, belgeselin Dersim’in kadim haklarından Ermenilerin yaşadığı
Vank Köyü’nü konu aldığını belirtti. Gündoğan ayrıca üç ayrı ulusa ve dine
sahip olan üç erkek kardeşin yaşadıklarının da belgeselde dikkat çeken hikayelerden
olduğunu söyledi.
Katliamcıların kökü 38
Gündoğan, belgeselin amacının geçmişte Dersim 38
Soykırımı’nın yaşattığı acıları göstererek devletin ve toplumun yaşananlarla
yüzleştirmek olduğunu belirtti. Bugün ortaya çıkan savaş halinin ve kutuplaşmanın
bu yüzleşme önünde bir sorun teşkil etse de her şeye rağmen gerçekleri toplumun
diğer kesimlerine gösterme konusunda ısrarcı olunması gerektiğini kaydetti.
Gündoğan, devletin katliam politikalarının köklerinin 38’e gittiğinin altını
çizdi.
‘Vank’ın Çocukları’
Yeni belgeseli “Vank’ın Çocukları” hakkında bilgi veren
Gündoğan, belgeselin ortaya çıkış sürecine ilişkin şunları söyledi: “Hikaye,
Dersim’in Kayıp Kızları” çalışması içinde yer alan Dersim’in Kayıp Ermeni Kızı
hikayesi üzerinden çıktı. Hikayede yer alan kadının başka akrabaları var mı,
nerede var, araştırdık. 38’ kadar Dersim’de Ermeni kimliği ve inancıyla yaşamış
Vank Köyü karşımıza çıktı. Köyü merak etmeye başladık. Köyde manastır da vardı.
Belgeselde köyde yaşayanlarla birlikte manastırı da konu alıyoruz. Vank,
Ermenice’de manastır demek. Manastırın çocukları anlamına geliyor. Ama biz
köyün adı olarak tasarladık. İkili anlamı var.
38’de bombalanan manastır
Belgeselin Dersim’in kozmopolit yapısını ve devletin
asimilasyoncu karakterini bir kez daha çarpıcı bir şekilde ortaya koyacağını
ifade eden Gündoğan, “Dersim’de yaşayan kadim halklar arasında Ermeniler de
var. Dersimlilerin birçoğu da bu gerçeğin farkında değil. Bizde yapım sürecinde
çok şey öğrendik. Köydeki manastırın tarihini işleyerek Ermenilerin burada
köklü bir geçmişi olduğunu gördük. 1911’deki manastırın fotoğrafı ile 37’de o
manastırın bombalanmış fotoğrafları yer alıyor. Vank’ta katledilenlerin bir
kısmının fotoğrafı da var” diye konuştu.
Herkes kendi dilinde dua etti
Belgeselin yapım sürecinde çok çarpıcı şeylerle karşı
karşıya kaldıklarına değinen Gündoğan, şunları söyledi: “3 yıldır bu çalışmayı
sürdürüyoruz. Köy sakinleri şimdi orada yaşamıyorlar. Türkiye ve dünyanın
çeşitli yerlerine dağılmışlar. Gezdik ve bulduk birçoğunu. Bazıları filme dahil
olmak istemedi. İlk defa akrabaları köyde buluşturduk. Yaşlı insanlar gelemedi,
onların kızlarını ikinci kuşağı buluşturduk. Ritüeller yaptılar dualarını
ettiler. Herkes kendi dilinde kimisi Türkçe kimi Kürtçe dua ediyor. Kimisi
Aleviydi kimi haç çıkardı” dedi.
Üç kardeş üç din
Belgeselde yer alan üç kardeşin hikayesinin ise bir
ailenin yaşadığı dramı bütün çıplaklığı ile ortaya koyduğunu belirten Gündoğan,
“Belgeselde üç erkek kardeşin hikayesi çok trajik. Üç kardeşten biri Kürt, biri
Türk, biri Ermeni. Biri Alevi, biri Sünni, biri Hıristiyan” dedi. Çekimlerin,
Dersim, İzmir ve İstanbul’da yapıldığını belirten Gündoğan, belgeselin 2016’nın
başında gösterileceğini belirtti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.