Oral Çalışlar
Cinayetin tam anlamıyla aydınlatılması, devlet içindeki
cinayet şebekelerinin ortaya çıkarılması; demokrasiye ulaşmamız, insan
haklarına saygılı bir sistem kurabilmemiz ve Hrant'a borcumuzu ödeyebilmemiz
için şart. Devlet güçlerinin, Paralel Yapı'nın ve siyasi iradenin Hrant Dink
cinayetindeki rolleri, sorumlulukları, hesapları ya da ihmalleri aydınlanıyor…Bir
kolektif sorumluluk ortaya çıktı: Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olan Paralel
Yapı'ın kilit adamlarından Ramazan Akyürek'in kayıtları silmesi, dikkat çekici
noktalardan biri. Yapılan araştırmaya
göre; İstanbul ve Trabzon Jandarma Komutanlıkları’nın cinayetten haberdar
oldukları, cinayeti yerinde izlettirdikleri belirlenmiş durumda.
***
Cinayetin tam anlamıyla aydınlatılması, devlet içindeki
cinayet şebekelerinin ortaya çıkarılması; demokrasiye ulaşmamız, insan
haklarına saygılı bir sistem kurabilmemiz ve Hrant'a borcumuzu ödeyebilmemiz
için şart.
Devlet güçlerinin, Paralel Yapı'nın ve siyasi iradenin
Hrant Dink cinayetindeki rolleri, sorumlulukları, hesapları ya da ihmalleri
aydınlanıyor.
Aradan 8 yıldan fazla bir süre geçti. Milliyet’ten Tolga
Şardan'ın yeni ulaştığı bilgiler, Dink cinayetinin tam anlamıyla bir devlet
cinayeti olduğunu doğruluyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, yeniden açılan
dosya, bu gerçeği yüzümüze çarpıyor.
Yeni bilgiler
Tolga Şardan'ın haberini özetlersek, ortaya çıkan
bilgiler şöyle: Olay yeri çevresinde konuşlu olan ve cep telefonlarının
çalışmasını sağlayan baz istasyonlarının yerinin olaydan bir süre sonra
değiştirildiği saptandı. Ancak savcılığın olayın üzerine yeniden gitmesiyle,
sonunda telefon kayıtları TİB’ten elde edilebildi.
Bu kayıtlar şu gerçekleri netleştirdi: Hrant'ın
öldürülmesinden hemen önce cinayetin işlendiği çevrede, 6 kamu görevlisinin
bulunduğu anlaşıldı. Bunlardan ikisi İstanbul ve Trabzon İl Jandarma
Komutanlığı’nda görev yapıyor. İstanbul Jandarması adına orada bulunan
astsubayın kimliği saptandı.
Ayrıca, bu kayıtların ışığında Trabzon Emniyet İstihbarat
Şubesi’nin eleman olarak kullanılmasına son verdiğini iddia ettiği Erhan Tuncel
ile temasın cinayet anında da sürdüğü anlaşıldı. Tuncel’in elemanlıktan
çıkarıldığı iddia edilen tarih ile Dink’in öldürüldüğü gün, Trabzon İstihbaratı
ile Tuncel arasında 34 telefon görüşmesinin gerçekleştiği günyüzüne çıktı.
Silinen kayıtlar bulundu
İstanbul Cumhuriyet Savcısı Gökalp Kökçü tarafından
yürütülen ve iddianamesi tamamlanma aşamasına gelen soruşturmada deliller
yeniden incelendi. Bu incelemeler sırasında bazı eksiklikleri tespit eden
savcılık yeni bir ekip oluşturup, kamera
görüntüleri ve telefon HTS kayıtlarını detaylı incelemeye aldı.
Darbeciler, Paralel Yapı
Bir kolektif sorumluluk ortaya çıktı: Emniyet İstihbarat
Daire Başkanı olan Paralel Yapı'ın kilit adamlarından Ramazan Akyürek'in
kayıtları silmesi, dikkat çekici noktalardan biri. Yapılan araştırmaya göre; İstanbul ve Trabzon
Jandarma Komutanlıkları’nın cinayetten haberdar oldukları, cinayeti yerinde izlettirdikleri
belirlenmiş durumda. İddianameyle birlikte İstanbul ve Trabzon Emniyeti’nin
katkılarını daha ayrıntılı bir şekilde görebileceğimiz anlaşılıyor.
Gerçekle yüzleşmek, hesap sormak
İddianame önümüzdeki günlerde sanırım mahkemenin onayına
sunulacak. O zaman bilgileri daha ayrıntılı değerlendirme imkanını bulacağız.
Şu anki bilgilerimizin çok ötesinde bağlantılarla da karşılaşmamız mümkün.
2007 yılında Hrant Dink'in öldürülmesinin ardından,
dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a şöyle bir soru yöneltmiştim:
"Ortaya çıkan bilgi ve belgeleri değerlendirdiğimde, arkadaşım,
meslektaşım Hrant Dink'i devlet içindeki güçler öldürdü. Bu konuda sizin nasıl
bir değerlendirme yaptığınızı merak ediyorum." Erdoğan'ın cevabı da
ilginçti: "Beni de aynı güçler hedef alıyorlar."
İktidarın sorumluluğu
Tayyip Erdoğan'ın o günkü cevabı, dönemin gerçeği olarak
anlaşılabilir. Artık koşullar ve güç dengesi değişti. Darbeci Özel Harpçilerin,
Paralel Yapı'nın ordu, polis ve yargı içindeki hegemonyası büyük ölçüde
kırıldı.
Şimdi artık bu cinayette kimin ne sorumluluğu varsa,
ortaya çıkarılmasını bekliyoruz. 8 yıl önce, herkesin gözü önünde işlenen ve
Türkiye'yi bir kargaşaya sokmayı amaçlayan cinayetin, bu iktidar tarafından
aydınlatılmasını talep ediyoruz.
Sevgili Hrant Dink, Cumhurbaşkanlığı seçiminin olduğu
2007 yılının, bir hesaplaşma yılı olduğunu darbecilerin harekete geçebileceğini
görmüş ve bunu dile getirmişti.
Artık siyasi sorumluluk siyasi iradede. Görev ise
yargıda. Paralel Yapı'nın bu olaylardaki parmağı ortaya çıkarılmalı.
Darbecilerin, nasıl cinayeti adım adım izledikleri, bu tezgahın bizzat
örgütleyicisi oldukları konusundaki bulgular, bütün ayrıntılarıyla
aydınlatılmalı. Arkalarındaki güçlere uzanacak ciddi bir irade gösterilmeli.
Tabii, burada şimdi hala sorumlu mevkilerde bulunanların
da iktidarın kayırmasına neden olmadan hesap vermeleri gerekiyor.
Demokrasi için, gelecek için
Artık Hrant Dink'i geri getirmek mümkün değil. Onun
acısıyla yaşamaya devam edeceğiz.
Katillerinin ve azmettiricilerinin gereken cezaya
çarptırılması, cinayet tezgahçılarının bir daha böyle cinayetlere
kalkışamayacağı bir sonuç elde edilebilmesi Hrant'a karşı borcumuzdur.
Kendi gazetecisini öldüren, ülkeyi bir kargaşa içine
sokmayı hedefleyenler kimse, hepsinin üzerine gidilmesi gerekiyor.
Cinayetin tam anlamıyla aydınlatılması, devlet içindeki
cinayet şebekelerinin ortaya çıkarılması; demokrasiye ulaşmamız, insan
haklarına saygılı bir sistem kurabilmemiz ve Hrant'a borcumuzu ödeyebilmemiz
için şart.
Hrant Dink dosyası, devlet içinde hala ciddi bir
hesaplaşmayı önümüze koyuyor.
1 yorum:
Aydınlanma için 8 yıl kadar geç kalmışız.Olacak o kadar bu aşamaya gelmemiz için Cemaat-hükümet kavgası çıkması gerekiyormuş.Yoksa kara kaşımıza kara gözümüze değil yapılanlar kimse yanlış anlamasın.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.