“Pakraduni”ler sorusunun kısaca anlatımı, dıştan Müslüman
görünen, bir alttaki ikinci kimlikleri ise Kripto Ermenilik olan en alttaki
gerçek kimlikleri de Yahudilik olan topluluk demektir. Peki bu “Pakraduni”ler
nereden çıkmıştır nasıl yayılmışlardır ve kripto “Pakraduni”ler kimlerdir?
Türkiye'de bulunduğu iddia edilen gizemli örgüt Pakraduniler
kimlerdir? Pakraduni nedir? Kimlere Pakraduni denir? Ermeniler'i yöneten Yahudiler Pakraduni
midir? Paradunui Hanedanı nedir? Osmanlıda Pakrudiniler ve günümüzdeki
uzantıları nelerdir? gibi birçok sorunun cevabı bu haber dosyasın dan
meydangazetesi.com tarafından cevaplandı.
Ermeniler'i yöneten Yahudiler (Aksiyon Dergisi)
Asırlarca Ermeni toplumunu yöneten Yahudi asıllı
'Pakraduniler'in hikâyesi günışığına çıkıyor...Selanikli Sabetaycılar, İspanyol
Maranolar ve İranlı Meşhedilerden sonra Ermeniler içinde de Yahudi orijinli bir
unsurun 2 bin 700 yıldır varlığını sürdürdüğü ortaya çıktı. Pakraduniler
(Bagratuni/Bagratids) adı verilen ve asırlarca Ermeni toplumunu yöneten
cemaatin hikâyesi M.Ö 730 yılında başlıyor ve günümüze kadar uzanıyor. İddianın
sahibi, araştırmacı-yazar Levon Panos Dabağyan. Yahudi asıllı Pakradunilerin
M.S. 1045 yılına kadar Ermenileri "acımasızca" yönettiğini ifade
ederken, iddialarına dayanak olarak dünyaca ünlü Yahudi tarihçilerinden Prof.
Dr. Abraham Galante'yi gösteriyor. Galante, "Pakraduniler veya Bir
Ermeni-Yahudi Tarikatı" adlı kitabında, "Pakraduniler, varlıklarını
Juda İmparatorluğu'nun sonlarından (M.Ö. 7. yüzyıl), 20'nci yüzyıla dek
sürdürmüş olan Ermeni-Yahudi karışımı bir kavimdir." diyor.
Bizans'ın krallıklarına son verdiği Pakraduniler,
Selçukluların hakimiyetine girdikten sonra yüzyılımıza kadar hayatiyetini
cemaat içinde devam ettiriyor.
Hikâye milattan önce 730 yılında başlıyor. O tarihte,
Ermeni Kralı Sannasar, Filistin'e yaptığı seferde İsrail Kralı Osee'yi
öldürerek, 10 Yahudi kabilesini esir alır. Sonra onları Fırat'ın ötesine, Güney
Ermenistan'a yerleştirir. M.Ö. 700'lerde, bu kez Babil Kralı Nabukadnezar,
Mısır Kralı Necho ile Kudüs Kralı Yoachim'e karşı bir sefer açar. Söz konusu
sefere, Doğu Ermenistan Kralı Hıraçya da büyük bir ordu ile katılır.
Hıraçya'nın bu savaşta gösterdiği olağanüstü başarı, Nabukadnezar'ı fazlasıyla
memnun eder ve esir aldığı 10 bin Yahudi'nin yarısını Kral Hıraçya'ya hediye
eder. Bu esirler arasında İsrailoğulları'nın önemli şahsiyetlerinden Prens
Şampat (Smbat/Shampat) da vardır. Şampat, kısa zamanda Hıraçya'nın takdirlerine
mazhar olur. Devlet hizmetine alınıp, önemli mevkilere yükselir.
ESİRLİKTEN SOYLULUĞA
M.Ö. l5O'lerde soyunun Hz. Davud'a (as) dayandığını iddia
eden ve adı "Pakarad Şampa" olan bir Yahudi, zamanın Ermenistan Kralı
Vağarşak'a başvurarak saray hizmetine girebilme talebinde bulunur. Dikkat çekme
ve kendini sevdirme açısından Prens Şampat'ı dahi gölgede bıraktığı kaydedilen
Pakarad Şampa, Kral Vağarşak'ın en yakın bendeleri mevkiine erişir. Sonunda
şaşırtıcı bir şekilde, Ermeni Kralları'na taç giydirme imtiyazı ile 10 bin
süvariye komuta etme hakkını elde eder. M.Ö. 90-36'larda Ermeni krallarına
Dikran II. (Büyük Dikran) İsrailoğullarına yönelik yeni bir sefer düzenler.
Bu sefer sırasında esir aldığı binlerce Yahudi'yi o da
ülkesine götürür. Esirler arasından seçtiği "Aşod" adında bir asil
Yahudi'yi özel hizmetine alır. Bu olaylar sonucunda Ermenistan'a yerleşen ve
zamanla nüfusları hızla artan esir Yahudiler, sürgün yıllarının sembol ismi
Prens Şampat'ın hatırasını kendilerine rehber edinerek, teşkilâtlanıp millî
varlıklarını koruyabilme mücadelesine girişirler. Zamanla Ermenilerin
yönetimini ele geçiren Pakraduniler M.S. 1045'e kadar Ermenistan'da saltanat
sürmeyi başarır.
26 YÜZYILDIR YAHUDİLİKLERİ DEVAM EDİYOR
"Kripto Yahudilik"konusunda uzman olan
Türkiyeli Yahudi Prof. Abraham Galante, "Les Pacradounis ou Une Secte
Armeno-Juive/ Pakraduniler veya Bir Ermeni-Yahudi Tarikatı / Baskı: 1933,
Fransızca İst." adlı eserinde bu konuda hayli enteresan bilgiler veriyor:
"Pakraduniler varlıklarını Juda İmparatorluğu'nun sonlarından (M.Ö. 7.
yüzyıl), 20'inci yüzyıla kadar sürdürmüş olan Ermeni-Yahudi karışımı bir
kavimdir. Eğin'de, 'Erzurum-Sivas arasında', Marmara Denizi'nin Avrupa
yakasında ve İstanbul Hasköy'de yaşamış oldukları bilinen Pakraduniler, 26
yüzyıldır Yahudi yönlerini sürdürmekte gösterdikleri kararlılık nedeniyle
Portekizli Marano'lar, Selanikli Dönmeler ve İranlı Meşhediler gibi Yahudi
kökenli topluluklar arasında sayılabilirler."
Dabağyan, Pakradunilerin kullandığıisimlerin Ermenilerden
farklı olabildiğini söyleyerek; Ermeni tarihçi Gatoğigos Ğorenazi'den şu
nakilde bulunuyor: "Simpat adını, 'Pakraduniler' oğullarına verirler. Bu
isim İbranice'den geliyor ve aslı 'Şampat'tır. Ermeniler arasında asırlarca pek
revaç görmüş olan 'Pakrat, Simpat, Aşot, Kakik, İsrael, Tavit' gibi isimlerin
Ermeni menşe'li olmadığı bariz şekilde meydana çıkmaktadır."
Dabağyan, Bizanslı tarihçi Pavstos'un, 3. Asır'da bölgede
iskan edilmiş ve kısmen Hıristiyan olmuş Yahudilerin miktarını 400 bin olarak
verdiğini de kaydediyor.
NASSİ: DOMUZ ETİ YEMEZLER
Sabetaycılık, Ladino ve Kripto Yahudi cemaatleri
konusunda uzman isimlerden araştırmacı-yazar Dr. Gad Nassi, Pakradunilerin 20.
yüzyılın ilk yarısına kadar özel gelenekleriyle Sivas/Divriği ile Erzincan/Eğin
(Yeni adı Kemaliye) arasındaki bölgede varlıklarını sürdürdüklerini belirtiyor.
Nassi'ye göre cemaatin yayılımı, Arapkir, Kapadokya ve Kilikya/Çukurova'ya
kadar uzanıyor.
Nassi, Pakraduni soyundan gelenlerin fiziki
görünüşlerinin Ermenilerden farklı olduğunu, kafa yapısı olarak Yahudiler gibi
Dolikosefal olduklarını kaydediyor. Bir Yahudi-Ermeni'nin evinde vefat
gerçekleştiğinde, evin içini tamamen değiştirdiklerini, evde asla su
kullanmadıklarını, çünkü ölüm meleğinin kılıcındaki kanı bu suyla temizlediğine
inandıklarını belirtiyor. 7 gün iş yapmayıp Yahudilerde olduğu gibi yas
tuttuklarını da kaydediyor. Nassi, Pakradunilerin asla domuz eti yemediklerini,
cumartesi günü çalışma yasağına uyduklarını, genelde cemaat içinden
evlendiklerini ve soyadlarının da Yahudi kökenlerini anlatacak şekilde olduğunu
ifade ediyor. Bunun da Ermeniler arasında "Yahudiliğin bir uzantısı"
olarak değerlendirildiğini söylüyor. Nassi, Pakradunilerin, ticaret ve finans
alanında çok becerikli olduklarını kaydederken, benzer bir grubun da
geleneklerini koruyarak 19'uncu yüzyıla kadar Gürcistan'da Gürcüler içinde
hayatiyetini devam ettirdiğini ifade ediyor.
RAFIZÎ ERMENİLER KİM?
Fransız Mareşali Horace Sebastiani, Türkiye Ermenileriyle
ilgili 1814 tarihli raporunda Ermenileri normal Ermeniler ve
"Rafiziyyun/Rafiziler" olarak ikiye ayırır. Dabağyan "Osmanlı
İmparatorluğunda Şer Akımlar" kitabında bu raporu değerlendirirken,
Fransızların Türkiye'deki etnik yapıya daha 1800'lü yılların başında bile ne
kadar hâkim olduklarının anlaşıldığını ifade ederek şöyle tepki veriyor:
"Selçuklular devrinde, Alparslan'ın saflarına
geçerek, Bizans'a karşı savaşan ve sonradan İslam dinini kabul eden Ermenilerin
büyük bir kısmı, bilâhere 'Alevi Mezhebi'ne geçmiş ve öyle kalmışlardır. (...)
Demek ki, Mareşal Horace Sebastiani, Fransa'nın Türkiye üzerinde taşıdığı gizli
emellerin tahakkuk sahasına aktarılacağı zaman, Osmanlı topraklarında yaşayan
bilumum unsurlardan istifade edebilmek için Anadolu topraklarında yaşayanları
da iyiden iyiye tetkik etmiş veya ettirmiş!"
Ermeni asıllı Türk vatandaşı yazar Torkom İstepanyan ise
Pakradunilerle ilgili şu değerlendirmede bulunuyor: "Türk-Ermeni
kardeşliğinin başlangıcı 11'inci yüzyıl ortalarına dayanır. 1064'te Pakraduni
Ermeni Krallığına Bizanslılar tarafından son verilince, Bizans zulmüne
dayanamayan Ermeniler Türklerin himayesine sığındılar. Bu devre onlar için
huzur oldu. Vatanlarına sımsıkı bağlandılar. Türkler tarafından bunlardan'
bazılarına 'Amiral'lik unvanı verildi. Böylece ilk Türk-Ermeni dostluğunun
temeli atılmış oldu. Bu kardeşliğin en güzel kanıtı da bugün dünyanın dört
bucağına serpilmiş olan Ermeni toplumunun günümüze dek varlığını sürdüren
Türkçe kökenli soyadlarıdır. Örneğin, Romanya doğumlu olduğu halde dünya
Ermenilerinin Ruhani Reisi Gatogigos Vazgen I'in soyadı 'Balcıyan'dır."
(Sorun olan Ermeniler / Suat Akgül, Ali Güler, Türkar Yay. İst. 2003. s: 402)
"ERMENİ İSYANLARININ ARKASINDALAR!"
Yazar Levon Panos Dabağyan, Ermeni meselesinin can
damarını teşkil eden "1. Zeytun İsyanı'nın" arkasında Fransa ve
Vatikan'ın bulunduğunu, isyanın düzenleyicilerinin Pakraduniler olduğunu ileri
sürüyor. Dabağyan, Zeytunluların kökeniyle ilgili olarak şöyle diyor: "Ani
Beldesi'nin Bizanslılara geçmesinden ve Bizanslıların Ermeni katliamından
sonra, Anadolu'nun muhtelif bölgelerine dağılan 'Pakraduni Hanedanı' mensupları
Haçin ve Zeytun havalisine yerleşmişlerdi. Dolayısıyla (Fransa'nın gönderdiği
Katolik Ermeni) maceracı Leon, Ermenileri isyana teşvik için gerçekten en
münasip bölgeleri seçmiş demekti. Zira, Pakraduni Hanedanı, zaten birtakım
entrikalara müsait ve gayri Ermeni bir unsur idi."
Dabağyan 1862 ve 1895'te iki kez denenen isyanın
Türkiye'ye sadık Gregoryan Ermenilerin destek vermemesi üzerine akámete
uğradığını kaydediyor. Pakradunilerin de hâlâ var olduğunu belirtiyor:
"Hâlâ varlar tabii; ama sayıları ne kadar, organizeler mi bilemem.
Sanmıyorum. Ancak, bizde birine 'Pakraduni!' dedin mi, bu hakaret için
kullanılırdı. Çocukken birine kızdığımızda, 'Pakradunisin ulan sen!' derdik.
Onların ırklarından gelen bir zekâları, müztehzi bir bakışları, hesapçı, işini
bilir bir yapıları vardır. Tarım ve zenaattan çok hep ticaretle, para/finans
işleriyle uğraşmışlardır."
Türkiye'de bulunduğu iddia edilen gizemli örgüt
Pakraduniler kimlerdir? Pakraduni nedir? Kimlere Pakraduni denir? Ermeniler'i yöneten Yahudiler Pakraduni
midir? Paradunui Hanedanı nedir? Osmanlıda Pakrudiniler ve günümüzdeki
uzantıları nelerdir? gibi birçok sorunun cevabı bu haber dosyasın dan
meydangazetesi.com tarafından cevaplandı.
Kim bu Pakraduniler ?
Son bir aylık kavga gürültü, toz duman, fitne fesat,
çatışma ile ilgili on binlerce haber, yorum, köşe yazısı yayınlandı. Bana
inanmazsanız, internete bakın, rakamın daha da büyük olduğunu göreceksiniz.
Çok şey yazıldı, çok tezler, senaryolar üretildi ama en
önemli kelime hiç kullanılmadı. Pakraduniler… Pakraduniler… Pakraduniler…
Üç kimlikli, sır içinde sır, gizli mi gizli, görünmez bir
grup.
Onların yanında Sabataycılar apaçık bir cemaattir.
Evet, son hadiselerin içindeki Pakraduniler kimlerdir? Ne
yapmak istiyorlar?
Bu memlekette ikili oynayanlar olduğunu biliyoruz…
Pakraduniler ise üçlü oynuyor.
Dıştan Müslüman görünüyorlar… Bir alttaki ikinci
kimlikleri Kripto Ermenilik… En alttaki Yahudilik…
Bendeniz bir Pakradunilik uzmanı mıyım? Hayır, bu konuda
çok az şey biliyorum. Hiç bilmeyenlerin yanında biraz bilmenin ayrıcalığına
sahibim.
Bu konuda ne istiyorum: Kafası çalışan Müslümanların bu
konuyu bilmesini istiyorum.
En azından Türkiyede Pakradunilerin olduğunun,
bazılarının mühim nüfuz ve tesire sahip olduğunun, önemli roller oynadıklarının
bilinmesi…
Pakradunilerin 2500 yıllık tarihi ve macerası hakkında
yabancı dillerde yazılmış birkaç araştırma kitabı var. Doğu Anadoluda bağımsız
devletler bile kurmuşlar.
Sonra izleri silinmiş… Dıştan Ermeni görünürken bir kısmı
Kürt ve Müslüman kimliğine bürünmüş. Kürtlükleri, Müslümanlıkları samimî midir?
Pakradunilerin, asıl Ermenilere çok işler ettiklerini
duydum. Aynı işleri şimdi Kürtlere, Müslümanlara etmesinler.
Bu konuları araştırmak tarihçilere düşer. Sadece
tarihçilere değil, istihbaratçılara…
Bendeniz bir gazeteci olarak konuyu gündeme getirebilirim
ancak.
Soru: Acaba şu anda hayatta ve sahnede olan
Pakradunilerin bir listesini veremez misin?
Cevap: Bu soruyu cevaplandırmak beni aşar.
Türk Tarih Kurumu, Pakrudunilerin hiç olmazsa eski
tarihini kitaplaştırmalıdır.
Belli başlı, ünlü, etkili, zengin, nüfuzlu Pakraduniler
kimlerdir? Bazısını bilsem bile yazmam doğru olmaz.
Bildiğim bir şey varsa, Pakradunileri bilmeden, tanımadan
bugünkü çalkantıların içyüzünün, mahiyetinin anlaşılamayacağıdır.
Yukarıdaki açıklamaların kaynağı: Mehmed Şevket Eygi,
Pakradunilerin Rolü Nedir ?, Milli Gazete, 25 Ocak 2014 Cumartesi
Almanya’daki dostlarımdan Emir Kayyumoğlu Bey’den, Berlin
Devlet Kütüphanesi’ndeki Pakrudunilerle ilgili kitapları incelemesini rica
etmiştim. Birkaç not göndermek lütfunda bulundu. Onların birini aşağıda
okuyacaksınız:
“Berlin Devlet Kütüphanesi’nde bulunan Pakrudunilerle
ilgili kitapların bibliyografik künyelerini içeren bir dosya hazırlamaya
çalıştım. Bulabildiğim eserlerin ekseriyeti Gürcü lisanındadır.
Yekûn olarak 22 eserin künyesi mevcut. Bu eserlerin
kıymet ve fâidesini Gürcü dilini bilmediğim için takdir etmekten âcizim.
Lâkin aralarında 3 eseri içeren Ermenice bir kitap var
ki, kütüphâne kataloğunda bu eserin Almanca’dan tercüme edildiği kayd edilmiş.
Eserin müellifi 1864 doğumlu Kafkasya tarihi, Ermeni
lisanı, eski Türk kitâbeleri, Slav dilleri ve dinleri üzerinde çalışmaları
bulunan Prof. Joseph Marquart nâmında bir Alman oryantalisttir. Katolik
ilâhiyatı tahsilinden sonra Şarkiyat mezunu olmuş ve Şark Lisanları üzerinde
derin uzmanlığa sahip olmuş. Bilhassa Ermenice ve Farsça üzerinde çalışmıştır.
Neşrettiği eserlerden mühim bir mütehassıs olduğu âşikârdır.
Edebî Ermeniceyi pek iyi bildiğinden, bazı Ermeni
aileleri, çocuklarını Ermeni lisan ve Edebiyatını öğrenmeleri için Marquart’in
yanına, Berlin’e gönderirlermiş.
Bu zat, “Die Herkunft der Bagratiden” (Pakradunilerin
Menşei), “Die Herkunft der georgischen Bagratiden” (Gürcü Pakradunilerin
Menşei) ve “Die Geneologie der (armenischen) Bagratiden” (Pakradunilerin
nesebi) nam risaleler/makaleler tahrir etmiş. Zikr ettiğim Ermenice eser bunların
tercümelerinden ibârettir.
Joseph (Josef) Marquart’in kütübhânesinde vasatî 70 çeşit
muhtelif şark lisan ve lehçelerinde eser mevcut imiş. Vefâtından sonra
kütübhânesini ve evrâkını Vatikan satın almış. Neşrolunmamış eser ve makaleleri
el’an Vatikan’da bulunuyormuş.
Pakradunilerin nesebi nam eseri “Caucasica” mecmuasında
1930 senesinde muhtemelen ikinci def’a neşr olunmuş. Daha evvel kitap olarak da
intişar etmiş.
Bu eseri Alman Kütüphane kataloglarında henüz bulamadım.
Yalnız Bern Üniversitesi kütübhânesi’nde bulunduğunu öğrendim.
“Die Herkunft der georgischen Bagratiden” nam 150 küsür
sâhifelik eserini Prusya Krâliyet Akademisi’nin himmetiyle 1903 senesinde
Leipzig’de yayınlanmış bir makale mecmuasında buldum.
Joseph Marquart’ın bu husustaki makalelerini ve istinsah
edilmiş suretlerini toplamaya çalışacağım.
Ermenice nüshayı da temin etmeye gayret edeceğim. E.
Kayyumoğlu”
Daha önce yazmıştım, 1933’te İstanbul’da Prof. Avram
Galanti’nin Pakraduniler’le ilgili Fransızca küçük bir kitabı yayınlanmış, maalesef
şu yirmi beş milyonluk mega şehrin kütüphanelerinde bu kitabın bir nüshasını
bulmak mümkün değil.
Pakraduniler bugünkü Türkiye’nin çok önemli
bilinmeyenlerindendir. Sabataycılar, Avdetiler, Selanik Dönmeleri az çok
biliniyordu da Pakraduniler hemen hemen hiç bilinmiyor.
Pakraduniler’in önemi nereden geliyor. Onlar eskiden
dıştan Ermeni görünen Yahudilermiş, şimdi Müslüman görünüyorlar. Rivayete göre
Türkiye’nin kilit noktalarında birkaç Pakraduni varmış.
Mış diyorum, çünkü Türkiye’nin tarihçileri, ilim adamları
bu konuyu araştırmamışlar, araştırmıyorlar
Pakradunilerin tarihi 2600 yıl öncesine gidiyor. Eski
tarihleri o kadar önemli değil ama bugün şayet iddia edildiği gibi köşe
başlarında, önemli noktalarda Pakraduni varsa, bunlar bilinmelidir.
Gizli cemaatler kendilerini araştıranlara hemen peşinen
paranoyak damgasını vururlar. İki kimlikli gizli bir cemaati araştırmak niçin
paranoya olsun?
Bilimsel metotlarla her konu incelenebilir,
araştırılabilir.
Pakraduniler iki kimlikli değil, üç kimlikli bir gizli
cemaat. Birinci gizli kimlikleri Yahudilik, ikinci gizli kimlikleri Ermenilik,
üçüncü açık kimlikleri Müslümanlık.
Asr-ı Saadet’te Arabistan’da Yahudiler yaşıyordu. Bunlar
Arap isimleri taşıyor, Arapça konuşuyor ama din olarak Museviliğe bağlıydılar.
Peygamberimiz (Salât ve selam olsun ona) İslamiyet’i tebliğe başlayınca onu
desteklemediler, düşmanlık yaptılar, müşriklerle birleştiler ve sonunda
Arabistan’dan sürüldüler. Bunların bir kısmının bugün Türkiye hudutları içinde
bulunan bir şehre göçtükleri iddia ediliyor.
İslam’dan önce Ermeniler tarafından esir alınıp, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’ya getirilen ve kısa zamanda Ermenilerin de üstüne çıkan
Yahudi-Ermeni camiasını daima göz önünde bulundurmak
gerekir.
Türkiye’de devletin bir Tarih Turumu var. Çok büyük
imkânlara sahip bu kurum niçin Pakraduniler hakkında mufassal, ilmî, tarihî bir
kitap yayınlamamıştır?
Bendeniz bu konunun uzmanı değilim. Tek kimlikli
Ermeniler’in Pakraduniler’i sevmediklerini duydum.
Sultan Abdülhamid zamanında patlak veren Ermeni
isyanlarını bu Pakradunilerin çıkarttığı söyleniyor.
Emir Bey’in Almanya’dan gönderdiği kitap isimlerine göre
Gürcistan’da da Pakraduniler varmış.
Türkiye’deki sayıları ne kadardır, hangi mevki ve
makamlarda Pakraduni vardır? Bu soruları sormak, cevaplarını araştırmak
herhalde ayıp ve suç değildir.
Denebilir ki, insanları dinî inançlarına ve gizli
kimliklerine göre değerlendirmek doğru değildir.
Bendeniz bu kanaatte değilim. Bir insan hem Yahudi hem
Müslüman… Hem Yahudi, hem Ermeni, hem Müslüman olamaz.
Ülkemizde yaşayan Musevi, Süryani, Gregoryen Ermeni,
Katolik Ermeni ve başka gayrimüslim vatandaşlarımla alıp vereceğim yoktur.
Lakin asıl kimliği Yahudi-Ermeni ama Müslüman postuna bürünmüş, işte bu normal
değildir.
Pakradunilerin tek kimlikli Ermeniler’e çok işler ettiği
söyleniyor. Sakın bize de onlara benzer işler etmesinler.
İslamî kesimde bir yığın üniversite var. Devlet kadar
zengin vakıflar, cemaatler var. Kültür işlerine yatırım yapan holdingler,
finans kurumları var. Bu müesseseler çok ciddi, çok kabiliyetli, çok
haysiyetleri araştırıcıları vazifelendirsinler, Pakraduniliğin bilhassa bugünkü
durumu hakkında ilmî eserler yazdırsınlar. Bu gibi araştırmalar destekle olur.
Ehliyetli bir tarihçi bulunur, bu zat Ermenice öğrenir, İngilizceyi çok iyi
bilir, Almanca da bilir. Önce Pakradunilikle ilgili bir bibliyografya ve kaynak
çalışması yapar. Bu konuda şimdiye kadar ne gibi kitaplar yayınlanmış?..
Bununla da iş bitmez, yayınlanmamış kaynaklara, arşivlere inilmesi gerekir.
İşin başka bir tarafı daha var ki, benim cesaretim ona
yetişmez. Bugünkü Türkiye’de güçlü, nüfuzlu, etkili, köşe başlarına geçmiş
Pakraduni var mıdır, varsa kimlerdir? Bunların da tamamen ilmî metotlarla ve
seviyeli bir üslupla araştırılması ve açıklanması gerekir.
Modern Türkiye’nin temel bilinmeyenleri üç beş değildir.
Bu ülkenin en az on beş büyük bilinmeyeni vardır. Pakraduniler bunlardan
biridir. Pakraduniliği ve Pakradunileri bilmeden bugünkü Türkiye’yi anlamak ve
çözmek mümkün değildir.
Sabataycılar için de öyledir.
Otuz yıla yakın devam eden PKK terörü hakkında şimdiye
kadar kitap, makale, rapor olarak çok şey yazıldı ama PKK’nın iç yüzü
aydınlatılamadı. Pakradunileri, Kripto Yahudileri ve Kripto Hristiyanları
bilmeden PKK anlaşılmaz ve çözülmez.
Yazık, çok yazık!.. Şu koskoca yetmiş beş milyonluk
Türkiye yakın tarihinin realitelerini, ilmî ve tarihi açıdan inceleyemiyor.
Bir takım konvansiyonel mitler, yalanlar, efsaneler,
düzmece tezler ve teoriler peşinde koşup duruyoruz…
1933’te İstanbul’da Profesör Abraham Galanté,
Pakraduniler hakkında bir kitap bastırıyor ve şehrin hiçbir kütüphanesinde bir
nüshası bile yok.
Yukarıdaki açıklamamarın kaynağı: Mehmed Şevket Eygi,
Yine Pakraduniler, Milli Gazete, 27 Ocak 2013 Pazar
Dipnotlar
1-) Mehmed Şevket Eygi, Pakradunilerin Rolü Nedir ?,
Milli Gazete, 25 Ocak 2014 Cumartesi
2-) Mehmed Şevket Eygi, Yine Pakraduniler, Milli Gazete,
27 Ocak 2013 Pazar
4-) Aksiyon Dergisi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.