Cemal Toptancı
İnsanlar ne zamandan beridir ve neden yemin eder? Eski
çağlardan beri, Mezopotamya'da, antik Yunan'da, Mısır'da ve kabile
topluluklarında bile var yemin… Sonuç olarak burada üzerinde durulması ve
Türkiye'de bir kangren olan 1982 Anayasasının tam ve demokratik bir Türkiye'ye
yaraşır şekilde yeniden düzenlenmesi sorununu çözmek artık mutlaka kaçınılmaz hal
almıştır. Komşumuz Yunanistan'da bile kutsal kitaplar üzerinde yemin edilirken,
bizim Atatürk inkılâplarından sayılan ve bir bez parçasından mamul olan kılık
kıyafet ve şapka üzerinde yemin etme komikliğine düşmemiz oldukça gülünç
kalmaktadır. Zira bir bez parçası üzerine yemin eden tek ülkeyiz!..
***
İnsanlar ne zamandan beridir ve neden yemin eder?
Eski çağlardan beri, Mezopotamya'da, antik Yunan'da,
Mısır'da ve kabile topluluklarında bile var yemin.
Hemen her dilde, her kültürde yeminin olduğunu görürüz.
Peki, insanlar neden gerek görür yemin etmeyi ve yemin
için neyi kullanır?
İnandırıcı olmak ve kendisine güvenmeyi gerek gördüğü
zamanlarda ve kutsal bildiği değerler üzerine.
İşin aslına gelelim şimdi. Siyasi hayatımızla ilgili
yeminin tarihine ve niçin toplumumuzda gerek görüldüğüne bakalım isterseniz.
Tanzimat'la yani batılılaşma süreciyle başlar, yani
1876'da Osmanlının artık sona geldiği zaman diliminde, Islahat fermanıyla devam
eder.
O zamanlar ilk defa üç kıtada Basra''dan, Yanya'ya
Trablusgarp'tan Van'a kadar uzanan topraklar üzerinde yaşayan çeşitli ırklara,
dinlere ve mezheplere bağlı insanların temsilcileri bir araya gelerek
oluşturduğu ve ‘Birleşik Osmanlı Milletleri' adına seçtikleri 80 Müslim, 50'si
gayri Müslim 130 kişilik Meclis-i Mebusan'ın da milletvekilleri yemin ederler.
20 Mart 1877 günü Meclisi Umumide edilen yeminin metni
tam olarak şöyledir; "Zât-ı Hazret-i Padişahîye ve vatanıma sadakat ve
Kanun-i Esasi ahkâmına ve uhdeme tevdi olunan vazifeye riâyetle hilafından
mücanebet eyliyeceğime kasem ederim"
1921'de BMM'de yemin metnine yer verilmez.
1924 tarihinde ise yemin etmeye gerek görülür ve
Anayasasının 16 maddesinde şu yemin metnine yer verilir; "Vatan ve
Milletin saadet ve selâmetine ve milletin bilâ kaydü şart hâkimiyetine mugayir
bir gaye takip etmiyeceğime ve Cumhuriyet esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma
vallahi."
1928'de ise yemin metni değişikliğe uğrar, bu kez şöyle
bir metne yer verilir; "Vatan ve milletin saadet ve selâmetine ve milletin
bilâ kaydüşart hâkimiyetine mugayir bir gaye takip etmiyeceğime ve cumhuriyet
esaslarına sadakattan ayrılmıyacağıma namusum üzerine söz veririm." Dikkat
edilecek olursa bu metinde sadece “Vallahi” kelimesi çıkarılmıştır.
1960 Darbecilerinin getirttiği 1961 Anayasasının 77
maddesinde geçen ve milletvekillerince edilen yemin metni ise;” "Devletin
bağımsızlığını, vatanın ve milletin bütünlüğünü koruyacağıma; Milletin kayıtsız
şartsız egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalacağıma
ve halkın mutluluğu için çalışacağıma namusum üzerine söz veririm."
Şeklinde düzenlenmiştir.
1980 Faşist darbesinin ardında 1981 Anayasasında yemin
metni tekrar değişikliğe uğrar ve özellikle 1990'lı yıllardan günümüze kadar
gelen süreçte metnin TBMM okunuşuna yapılan itirazlar oldukça komik yazılan ve
milletle alay eden metnin muhtevası tartışmalara neden olur.
Tartışma konusu yemin metni ise; "Devletin varlığı
ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız
ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik
cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur
ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından
ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa'ya sadakatten
ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant
içerim." Şeklinde düzenlenmiştir.
Genel olarak dünya ülkelerinin parlamentolarında ve
devleti yönetme erkini ele geçiren siyasilere mahsus yemin metinlerine
rastlarız. Bu ülkelerden ABD, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsviçre, Arjantin, Avusturya, Belçika, Danimarka, Güney
Kore, Bangladeş, Malezya, Mozambik, Uruguay ve Zambiya gibi ülkelerde
seçilenler yemin etmek zorundadırlar.
Örnek olarak, ABD'de edilen yemini "Amerika Birleşik
Devletleri Anayasasını destekleyeceğime; iç ve düşmanlara karşı
koruyacağıma" diye başlar ve "Tanrı yardımcım olsun" diye biter.
Belçika'da Anayasal Monarşi'nin korunacağına dair yemin edilir. Yemin oldukça
kısa: "Anayasaya uyacağıma yemin ederim" Aslında değişik ülkelerde farklı uygulamaları
olsa da yeminlerin ana fikri ülkelerin
kuruluş ve yaşama felsefesini yansıtan anayasaya bağlılık temeline
oturtulmasını amaçlar.
Bir ülkenin Parlamentosu'na seçilen vekiller öncelikle o
ülkenin tam bağımsızlığı ve anayasası ile belirlenmiş sistemini koruyacağını
kabullenmesi anlamını taşır.
Yeminin seküler olması tartışmaları inanç sistemi ile
bağlantılı fakat önemli konulardan bir tanesi ise o yemin metninin o
devletin yasal dili ile yapılması önem
taşıyor. Çünkü dil vatandaşlar arasındaki bağı güçlendiren önemli bir olgudur.
Şimdi esas meselemize gelelim. Sadece Türkiye'de Leyla
Zana değil, zaman zaman başka ülkelerde de yemin törenlerinde metne itibar
etmeyen seçilmişler çıkmıştır. Mesela Yunan parlamentosunda hemde azınlık kabul
edilen 3 Batı Trakyalı Müslüman Türk dini ve seküler yemin töreninde ikiye
ayrılmış oldular. Geçen dönem de Syriza Partisinden milletvekili seçilen İskeçe
Milletvekili Hüseyin Zeybek, daha önceki dönemlerde Batı Trakya'dan
milletvekili seçilen azınlık temsilcileri gibi Kur'an-ı Kerim'e el basarak ve
İslam dini geleneklerine göre yemin etmişti.
Keza geçen dönem de Syriza'dan parlamentoda yer alan
Gümülçine Milletvekili Ayhan Karayusuf ve yine Syriza'dan Gümülcine
milletvekili seçilen Mustafa Mustafa ise seküler yemin törenine katıldı.
Yine mesela 2006 yılında ABD kongresine seçilen ilk
Müslüman milletvekili olan Minnesota Demokrat Parti milletvekili Keith
Ellison'ın, görevine başlaması için düzenlenecek yemin töreninde Kuran'a el
basmayı istemesi tartışmaya yol açmıştır.
Oysa Kongre üyeleri, İncil'e el basarak yemin ederken, Amerikan
basınında tarihten yer verilen örneklere göre, Tevrat'a elini koyarak yemin
eden bir Musevi milletvekili de bulunuyordu. Ancak Müslüman Ellison'ın bu
tercihinin tartışmaya yol açmasının bir nedeni de, kongre üyelerinin aslında
mutlaka bir dini kitaba elini koyarak yemin etmesinin gerekmemesinden idi.
Sonuç olarak burada üzerinde durulması ve Türkiye'de bir
kangren olan 1982 Anayasasının tam ve demokratik bir Türkiye'ye yaraşır şekilde
yeniden düzenlenmesi sorununu çözmek artık mutlaka kaçınılmaz hal almıştır.
Komşumuz Yunanistan'da bile kutsal kitaplar üzerinde
yemin edilirken, bizim Atatürk inkılâplarından sayılan ve bir bez parçasından
mamul olan kılık kıyafet ve şapka üzerinde yemin etme komikliğine düşmemiz
oldukça gülünç kalmaktadır.
Zira bir bez parçası üzerine yemin eden tek ülkeyiz!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.