Emek Karakaş /gazeteistanbul34@gmail.com
Ben kongre öncesinde yaşanan ve Canpolat'ın kazanmasıyla
biraz daha alevlenen CHP içindeki 'Alevilik' tartışmalarına takıldım, bir Alevi
olarak da alınmadım desem yalan olur. Her fırsatta ırk, din ve cinsiyet
ayrımcılığının lanetleyen CHP'de her defasında Alevi üye, Alevi delege, Alevi
başkan tartışmasının yaşanıyor olması akıl alır gibi değil; daha da ötesi artık
fazlasıyla yaralayıcı. Sebebi her ne olursa olsun; 'Alevi başkan olursa bazı
çevreler bize oy vermez, iktidar olamayız' gibi masummuş gibi gözüken bir nedenden
olsa dahi kendini solda gören, sosyal demokrat sayan bir partide insanların
dini, ırkı, memleketi üzerine tartışmaların yapıldığını görmek akıllara sadece
ve sadece 'bu nasıl sol' sorusunu getiriyor. Canpolat'ın adaylığını
açıklamasıyla 'ama o Alevi' söylemlerini yükselten CHP'lilere sormak gerek;
sizin 'afedersiniz Ermeni' diyenle ne farkınız var?
***
Çocukken yaramazlık yaptığımda rahmetli annem bana 'ömür
törpüsü' diye kızardı. Yaramazlıklarımla kadını artık nasıl canından
bezdirdiysem böyle orijinal bir laf bulmuştu benim için. Nerden aklıma geldi
derseniz, aslında bu tabir CHP'ye cuk diye oturuyor. Bir türlü suların
durulmadığı CHP'de bazen öyle garip durumlar yaşanıyor ki ne akıl alıyor, ne
mantık ne de vicdan...
Dünden itibaren CHP İstanbul’da yine parti içi
tartışmalar, çekişmeler, sorunlar başladı. Gelenek haline gelen bu kısır
döngüsüyle CHP, ömür törpülemeye devam ediyor.
Ama o Alevi!
İki gün süren il başkanlığı kongresinde ipi göğüsleyen
isim Cemal Canpolat oldu. Canpolat iyi bir il başkanı olur mu, bilgisi
birikimiyle partiyi ileri taşır mı, CHP'yi 2019 seçimlerine hazırlayabilir mi,
vizyonu buna yeter mi bilemem.. Bunları konuşmak için çok erken. Zaten ben bu
sorunların cevabında da değilim. Ben kongre öncesinde yaşanan ve Canpolat'ın
kazanmasıyla biraz daha alevlenen CHP içindeki 'Alevilik' tartışmalarına
takıldım, bir Alevi olarak da alınmadım desem yalan olur. Her fırsatta ırk, din
ve cinsiyet ayrımcılığının lanetleyen CHP'de her defasında Alevi üye, Alevi
delege, Alevi başkan tartışmasının yaşanıyor olması akıl alır gibi değil; daha
da ötesi artık fazlasıyla yaralayıcı. Sebebi her ne olursa olsun; 'Alevi başkan
olursa bazı çevreler bize oy vermez, iktidar olamayız' gibi masummuş gibi
gözüken bir nedenden olsa dahi kendini solda gören, sosyal demokrat sayan bir
partide insanların dini, ırkı, memleketi üzerine tartışmaların yapıldığını
görmek akıllara sadece ve sadece 'bu nasıl sol' sorusunu getiriyor. Canpolat'ın
adaylığını açıklamasıyla 'ama o Alevi' söylemlerini yükselten CHP'lilere sormak
gerek; sizin 'afedersiniz Ermeni' diyenle ne farkınız var? Ya da 'biliyorsunuz
Alevi o Alevi' diye miting meydanlarında bağıran zihniyetle aynı kefede değil
misiniz? Bir insanı sırf dini kimliğinden ötürü yargılayıp, talip olduğu göreve
liyakatını buna bağlıyorsanız 'af edersiniz Ermeni' diyenle hiçbir farkınızın
olmadığını ortaya koyarsınız. Öte yandan ülkemizde yaklaşık 20 milyon Alevi
olduğu söylenir. Bunların büyük bir çoğunluğu da CHP'ye oy verir. Hatta ben
daha iddialı bir tezi savunurum ki, bana göre günümüzde CHP'yi ayakta tutan,
baraj üstüne çıkaran da bu Alevi oylarıdır. Tüm bunlara rağmen hala
kendilerinden bir isim bir yerlere aday olduğunda bu kadar tantana
çıkartılması, en basit ifadeyle Alevilere yapılan büyük ayıptır. Ki il
kongresinin sonuçlarını da etkiye tepki olarak yorumlayabiliriz de.
Kılıçdaroğlu'nun destek verdiği iddia edilen, kurultay delege listesinde 8
belediye başkanıyla birlikte birçok ilçe başkanı bulunan, Sarıyer Belediyesi'nde
ve İBB Meclisi'nde etkin isimlerinden Gökan Zeybek bu kongrenin
favorisi olarak gösteriliyordu. Ancak Cemal Canpolat'ın dini kimliği ile ilgili
o kadar tartışma yaşandı ki Alevi delegelerin 'madem öyle, madem ayrım
yapılıyor; ben de kendi adamımı tutarım' diyerek Canpolat'a oy verdiğini ve onu
başkanlığa taşıdığını düşünmüyor değilim.
Başkanlar bir titresin hele...
Bu kongrenin kazananı Cemal Canpolat'sa kaybedeni Gökan
Zeybek'ten çok onu destekleyen belediye başkanlarıdır. Silivri, Çatalca,
Büyükçekmece, Beylikdüzü, Sarıyer, Kartal, Kadıköy ve Adalar belediye
başkanları artık adımlarını atarken bir kez daha düşünmeli. 8 başkanın delege
üzerinde ağırlıkları olmadığı desteklediği adayın kazanmamasından ortaya çıktı.
Bu başkanların 2019'daki yerel seçimlerle ilgili planları varsa ki olmaması
eşyanın tabiatına aykırı, o zaman örgütle iyi geçinmekten başka çareleri yok
demektir. Öte yandan öyle ya da böyle 12 belediye başkanının ismini
kurtultay delegesi listelerinde gördük. Bakırköy Belediye Başkanı Bülent
Kerimoğlu kendi isteğiyle çekilirken ortada olmayan tek bir isim vardı:
Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar... Mustafa Sarıgül'ün prenslerinden
biri olan Hazinedar'ın partiyle yıldızının barışmadığı biliniyordu. Bu kongrede
hiçbir listede adının olmamasını üzerinin çizildiğinin de işareti
sayabiliriz. Bugünden itibaren CHP İstanbul'da yeni bir dönem
başlıyor. Ne olacağını, nasıl olacağını ve sonuçlarını bekleyip göreceğiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.