Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) yeni oyunları
‘Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamleti’nde, merkeze Muhsin Ertuğrul’un
Hamlet’le ilişkisini alıp, Ertuğrul’u iki ‘hayaletin’ peşine katarak, tiyatro
tarihimizin ‘çürümüş’ köşelerini açıyor. Ve sormakta bir asır kadar geç
kaldığımız bir soruyu soruyor: Kim var orada? ‘Orada’ tiyatro tarihimizin
görülmeyen, unutturulan, yer yer bizzat Muhsin Ertuğrul tarafından da ‘yok
sayılan’ (Zaman zaman yok saymaya mecbur bırakıldığı) ‘eksik parçası’ var.
Vahram Papazyanlar, Arusyak Hanımlar, Mınakyan Ustalar, Elize Binemeciyanlar
var…Oyun, 18 aralık 20.30’da Levent'teki Terakki Vakfı Kültür Merkezi’nde, 12 Ocak 20.30’da Moda Sahnesi’nde izlenebilir.
***
BGST'nin yeni oyunu 'Kim Var Orada? Muhsin Bey'in Son
Hamleti', sormakta bir asır geç kaldığımız soruyu soruyor. Merkezine Muhsin
Ertuğrul'u ve onun Ermeni tiyatrocu yol arkadaşlarını alan, çok iyi bir
yüzleşme oyunu...
Çürümüş bir şeyler var tiyatro tarihimizde
“Kim var orada?” Bu replikle başlar, ‘Hamlet’. Bir hayaletin
(ya da belki de bir sanrının) peşine düşen Prens Hamlet’in ‘maceralarını’
anlatırken, Danimarka Sarayı’ndaki çürümüşlüğü gözümüzün önüne serer.
Türkiye’de tiyatronun ‘kurucu adamı’ kabul edilen Muhsin Ertuğrul’un gözünde de
büyüktür ‘Hamlet’in kıymeti. 1911’de, oyunun adını ömründe ilk duyduğu anda
çarpar onu ‘Hamlet’ ve bu büyüleyici etki, Ertuğrul’un tüm hayatı boyunca
sürer.
Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu (BGST) yeni oyunları
‘Kim Var Orada? Muhsin Bey’in Son Hamleti’nde, merkeze Muhsin Ertuğrul’un
Hamlet’le ilişkisini alıp, Ertuğrul’u iki ‘hayaletin’ peşine katarak, tiyatro
tarihimizin ‘çürümüş’ köşelerini açıyor. Ve sormakta bir asır kadar geç
kaldığımız bir soruyu soruyor: Kim var orada?
‘Orada’ tiyatro tarihimizin görülmeyen, unutturulan, yer yer
bizzat Muhsin Ertuğrul tarafından da ‘yok sayılan’ (Zaman zaman yok saymaya
mecbur bırakıldığı) ‘eksik parçası’ var. Vahram Papazyanlar, Arusyak Hanımlar,
Mınakyan Ustalar, Elize Binemeciyanlar var…
MUHSİN ERTUĞRUL’A İNCE BİR SİTEM
‘Muhsin Bey’in Son Hamlet’i, cumhuriyetin ilanının ardından
modern Türk tiyatrosu inşa edilirken adeta hasır altı edilen koca bir tarihle
karşılaştırıyor bizi. Üstelik bunu, Muhsin Ertuğrul’a özel bir
‘yüzleşme-hesaplaşma fırsatı’ kurgulayarak yapıyor. Muhsin Ertuğrul’a; ilk
yıllarından iki esaslı yol arkadaşı, dönemin önemli oyuncularından Vahram
Papazyan ve ismini bile bilmediğimiz bir kadın oyuncu ile ‘hayali bir
karşılaşma’ yaşatıyor oyun. Bize de 1915 itibariyle ‘inceleme seyahatine’ çıkan
tüm Ermeni tiyatrocuları anımsamak düşüyor! Tiyatromuzun temelini oluşturan
Ermeni tiyatrocuların ortadan kaybolmasına nasıl göz yumulduğunu zarif bir dille
anlatan sıkı bir iş var karşımızda. Kadın oyuncuların sahne yolculuğunu,
dönemin sansürcü zihniyeti, gerici baskıları ve Muhsin Ertuğrul’un bu durumlar
karşısındaki duruşunu, git gellerini tarihsel gerçeklere dayanarak kurguluyor,
oyun.
Çok net bir matematikle yazılmış, dilinin ve rejisinin
temposu sürekli yukarılarda seyreden oyunun metin ve rejisi, ekip çalışması
ürünü. (BGST son yıllarda çeşitli yayınlar ve panellerle, geç Osmanlı
döneminden Ermeni tiyatrocuların tarihimizdeki yerine, dönemin çok kültürlü
tiyatro dünyasına ciddi şekilde kafa yoruyor zaten.) Üç oyuncu da (Cüneyt
Yalaz, Banu Açıkdeniz ve İlker Yasin Keskin) çok iyi ama Cüneyt Yalaz’ın enfes
bir beden-ses-mimik performansıyla izlenmeye doyulmayan bir iş çıkardığını
ayrıca not etmek şart. Yer yer kullanılan dans figürlerinin bütünle tam
anlamıyla organik bir bağ kuramadığını düşünsem de toplamda son derece akıcı
bir rejiye sahip, oyun. Bilhassa oyunun ana aksı boyunca süren tarih-mekân
geçişleri çok akıllıca kurgulanmış.
Sitemini, Muhsin Ertuğrul’un emeğine saygısızlık etmeden
yapan, hayli eğlenceli bir kıvamda süren, Vahram Papazyan’ın, Muhsin Ertuğrul’a
yazdığı (1964 tarihli) son mektubuyla ise içimize kocaman bir ağırlık bırakan,
çok etkileyici bir yüzleşme oyunu bu. Son sahnede Vahram’ın mektubunu dinleyen
(Muhsin Bey rolündeki) Cüneyt Yalaz’ın gözlerinde beliren o çaresizlik, o geç
kalınmışlık ifadesi, oyunun kuvvetli etkisiyledir ki, seyirciye de geçiyor.
Evet, bir sürü şey için artık gerçekten çok geç. Yine de yutkunmaktan başka
yapabileceğimiz şeyler var. Bize öğretilen 'yok sayma' alışkanlığımızı bırakıp,
hakikati öğrenip anlatmaya hemen şimdi başlamak mümkün. İşe, ‘Kim Var Orada?
Muhsin Bey’in Son Hamleti’ni izleyerek koyulmanızı tavsiye ederim.
* Osmanlının geç dönem tiyatro tarihine alternatif ve
gerçekçi bir gözle bakmak isteyenler, BGST yayınlarından çıkan şu iki kitaptan
faydalanabilir:
- Türkiye Ermeni Sahnesi ve Çalışanları, Şarasan (Sarkis
Tütüncüyan), 1914.
- Vartovyan Kumpanyası ve Yeni Osmanlılar, Fırat Güllü, 2008
Oyun, 18 aralık 20.30’da Levent'teki Terakki Vakfı Kültür
Merkezi’nde, 12 Ocak 20.30’da Moda Sahnesi’nde izlenebilir.
http://www.radikal.com.tr/yazarlar/bahar-cuhadar/curumus-bir-seyler-var-tiyatro-tarihimizde-1490247/

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.