“Bir ülkeyi yenmek
o ülkeyi yakıp yıkmakla değil, iradesini teslim almakla mümkündür…” Osmanlı
Devleti, kelimenin tam anlamı ile yerle bir edilmiştir; ama iradesini teslim
etmeyen güçler, bir Anka Kuşu gibi, devletin yıkılmış küllerinden yeni bir
devlet yaratmışlardır. Yıkılmış ülkelerin bağrında, Mustafa Kemal gibi,
iradesini teslim etmeyen insanları örgütleyen önderler çıkabilir… Konumuz Rusya
idi. Rusya tarihi boyunca cepheden gelen bütün saldırılara karşı koymuş,
direnmiş ve varlığını sürdürmüştür. Rusya’yı fethetmek isteyen birçok lider,
Rus Halkının Çarına veya önderine baş kaldıracağını düşünme gafletinde
bulunmuştur. Peki, bu güne kadar bütün bu koşulları aşarak Rusya’yı fetheden
var mıdır? Evet, vardır: İstanbul Patriği Metodius ve Kardeşi Kiril. M.S 9.
Yüzyılda yaşamış olan bu iki kardeşten büyüğü olan Metodius Ortodoks
Patriği’dir. Katolik Hıristiyanların dini önderi Papa ile Ortodoks
Hıristiyanların dini önderi Patrik’tir. Alfabeyle fethettiler.
***
Sizlerle paylaştığım bir sosyolojik tespit vardı.
Anımsayalım: “Bir ülkeyi yenmek o ülkeyi yakıp yıkmakla değil, iradesini teslim
almakla mümkündür…”
Osmanlı Devleti, kelimenin tam anlamı ile yerle bir
edilmiştir; ama iradesini teslim etmeyen güçler, bir Anka Kuşu gibi, devletin
yıkılmış küllerinden yeni bir devlet yaratmışlardır. Yıkılmış ülkelerin
bağrında, Mustafa Kemal gibi, iradesini teslim etmeyen insanları örgütleyen
önderler çıkabilir.
ÜLKEM YÖNETİCİLERDEN DEĞERLİDİR
Konumuz Rusya idi.
Rusya tarihi boyunca cepheden gelen bütün saldırılara
karşı koymuş, direnmiş ve varlığını sürdürmüştür. Rusya’yı fethetmek isteyen
bir çok lider, Rus Halkının Çarına veya önderine baş kaldıracağını düşünme
gafletinde bulunmuştur. Zaten bir çok ülke, saldırı anında, yöneticisini değil,
ülkesini koruma amacıyla savaşır. Milliyetçilik duygusunun ulviliği, yöneticiye
olan nefretten etkindir.
Benim ülkem, nefret ettiğim yöneticilerden çok daha
değerlidir.
Rusya’yı fethetmek isteyen her ülke, en az Rus
Milliyetçiliği ve Rus ordusu kadar güçlü olan Kış şartlarını hesaba katmak
zorundadır. Bunun örneklerini dünkü yazımızda vermiştim.
Peki, bu güne kadar bütün bu koşulları aşarak Rusya’yı
fetheden var mıdır?
Evet, vardır: İstanbul Patriği Metodius ve Kardeşi Kiril.
ALFABE İLE FETHETTİLER
M.S 9. Yüzyılda yaşamış olan bu iki kardeşten büyüğü olan
Metodius Ortodoks Patriği’dir. Katolik Hıristiyanların dini önderi Papa ile
Ortodoks Hıristiyanların dini önderi Patrik’tir.
Papalığın merkezi İtalya’da Vatikan, Patrikliğin Merkezi
ise İstanbul’dur. (Hala öyledir)
Hristiyanlığın yayılma dönemlerinde Kafkas ülkeleri ve
Asya’nın bir bölümü, misyonerlerin akınına uğramıştı. Çünkü din, siyasal
egemenliğin ve ekonomik sömürünün ilk adımı olarak ön görülüyordu. İstanbul
Merkezli Ortodoks Hıristiyanlar ile Vatikan Merkezli Katolik Hıristiyanlar
ülkeleri ele geçirmenin en iyi yolunun din olduğunu görmüşlerdir. Bunun sosyal
koşulları da vardı. Örneğin, Katolik İnancı, ayrıca siyasal bir birliği de temsil
ediyordu. Bir nevi Adı Konmamış Avrupa Birliği gibi. (AB’de ters olan şu, AB
siyasal bir birlik olduğu imajını vererek dinsel birlik olduğunu
gizlemektedir.)
Kendine has yapısı olan Kafkas halkları bu misyonerlere
bulaşmak istemezler. Ayrıca ufukta İslamiyet’in de ışığı yanmaktadır. Bir yanda
Ortodokslar, diğer yanda Katolikler ve Güneyde de Müslümanlar arasına sıkışan
Kafkas halklarından bazıları Yahudi olarak bu risklerden kurtulmaya
çalışmışlardır. Elbette aldıkları karar siyasi idi. Yoksa inanç temelli dinler
arasında yapılmış bir tercihin sonucu değildi.
İşte böyle bir ortamda, 862 yılında Moravya Prensi
Rastislav, İmparator III. Michael ve Patrik Metodius’a mesaj göndererek
yönetimindeki Slav halklarını Hristiyanlık dinine geçirecek misyonerler ister.
Esasında bu istek de siyasi bir tercihtir. Frankların sayesinde yönetime
getirilen Rastislav, bağımsız olmak istemektedir. Katolik misyonerleri
ülkesinden kovmuş, Frank birliğinden ayrılma kararı almış bu açıdan Bizans’ın
desteğine ihtiyaç duymaktadır.
Patrik Metodius, kardeşi Kiril’i Slav ülkesine gönderir.
Kiril’in yaptığı ilk iş İncil’i Eski Slavca’ya çevirmek
olur. Ancak Slavların büyük bir bölümü okuma yazma bilmemektedir. Kiril bunu
fark edince yeni bir Alfabe geliştirir. İncil’i bu geliştirdiği alfabenin
diline çevirir ve Slav halklarına İncil’i öğretmeye, dolayısıyla Ortodoks
inancını yaymaya başlar. (Şimdi bunu bir Müslüman yapsa, et kafalı, dar görüşlü
koca koca adamlar itiraz eder. Bu işi yapan din adamına kafir, zındık derler.
Derler mi? Bilmiyorum. Kendileri yanıt versin.)
HARFLER KURŞUNDAN ETKİLİDİR
Bugün Slav halklarının Ortodoks inancında olmalarının
temelinde Kiril’in oluşturduğu alfabe vardır. Ve günümüzde kullanılan ve adına
“Kiril” denilen alfabenin atası budur.
Rusya topraklarının orduları ve kış şartları silah ve
bombayla değil alfabe ile yenilmiştir.
Bu örnek bize göstermektedir ki;
Harfler kurşunlardan etkindir.
Bu gün Hıristiyan Din Adamları şunu tartışmaktadır;
Kiril, hangi İncil’i çevirmiştir? Çevirdiği İncil doğru mudur? vs…
Neyi tartışırlarsa tartışsınlar, sonuçta, Kiril ve
Metodius uyguladıkları yöntem ile Slav Halklarının Ortodoks olmalarını
sağlamışlardır.
Kiril ve Metodius, misyonerlik görevleri sayesinde Slav
halklarının kültürel gelişmelerini etkilemiş ve “Slavların Önderleri” unvanına
layık görülmüşlerdir. Glagolitik alfabeyi geliştirmişlerdir. Bu alfabe Eski
Slav dilinin yazılabilmesi için geliştirilen ilk alfabedir. Kiril alfabesi bu
alfabeyi temel almıştır ve bugün Slav dillerinde kullanılmaktadır. Ölümlerinden
sonra Slav halkları arasındaki çalışmalarına öğrencileri tarafından devam
edilmiştir. Ortodoks Kilisesince iki kardeş de “Havarilere denk” aziz ilan
edilmiştir. 1880 yılında Papa XIII. Leo kardeşlerin bayramını Roma Katolik
Kilisesi takvimine dahil etmiş, 1980 yılında ise Papa II. Jean Paul kardeşleri
Benedict ile birlikte Avrupa’nın koruyucuları ilan etmiştir.
Şimdi değerli okurlarım, yukarıda okuduğunuz son paragrafta,
Roma Katolik Kilisesi’nin Ortodoks din adamını “Aziz” ilan etmesi çok ciddi bir
konudur.
Bu kadar din adamı varken bu konuyu anlatmak bana düşmez
ama zorunlu olarak kısaca söz etmek istiyorum. (Maalesef din adamlarımızın bir
çoğu kıble olarak Mekke’ye dönerken, kalpleri Washington Doları için atıyor)
HAÇLI SEFERİ İTTİFAKI
1600’lü yıllara kadar “Haçlı Seferi” dendiğinde ”Katolik
Hıristiyanlar, Papa önderliğinde düşmanları olan Yahudi, Ortodoks ve
Hıristiyanlara karşı düzenledikleri yok etme savaşlarıdır.”
Dikkat edin tarih, Osmanlı Devleti’nin gerileme dönemine
denk gelmektedir. Bu tarihe kadar yapılan bütün haçlı seferleri, (Ortodoks
Hıristiyan, Müslüman ve Yahudileri) ortak tehdide karşı birleştirmiştir. Bu
nedenle bu tarihe kadar yapılan bütün Haçlı Seferleri’nde Haçlılar
yenilmişlerdir. Bu tarihten sonra “Augsburg Anlaşması” yapılmış ve Katolik
Hıristiyanlar, Müslüman tehdidi sona erinceye kadar, Ortodoks Hıristiyan ve
Yahudiler ile savaşmama kararı almışlardır. (Bu başka bir yazının konusu)
BOP BİR HAÇLI SEFERİDİR
Bu gün olan budur… Bu gün Papa makamında oturan kişi, 1963 yılında
Vatikan’da yapılan konsile katılmış ve “Asya’nın Fethedilmesi” kararının
altında imzası olan kardinal idi.
Bu gün BOP’un Bir Haçlı Seferi olduğu artık bir sır
değildir.
Bu Haçlı Seferi, 24 İslam Coğrafyasının haritasını
değiştirmeyi amaçlamaktadır. Neden İslam Ülkelerinin haritaları değiştirilsin
diye soracak İslam Devleti’nin liderlerine ihtiyaç vardır. BOP İçerisinde eş
başkanlık görevi üstlenmek, İslam’a karşı yapılmış Haçlı Seferi’nde görev
almaktır.
Alperen ve Ülkücülerin sokağa dökülmesine anlam
veremiyorum…
Elbette Türkmenler bombalanmasın; elbette hiçbir Türkmen
yok edilmesin…
Ama Tela Fer’i unutacak mıyız? Yerinden yurdundan edilen
Irak Türkmenlerini ne yapacağız. Bunu yapanların yanına kar mı kalacak?
Askerimin başına çuval geçirilmesinde Türk’ün hakkını koruyamayanlar için neden
sokaklarda değildik…
Iraklı, Afganlı, Libyalı, Suriyeli Müslümanlar Hıristiyan
kurşunları ve bombaları ile öldürülürken neredeydik?
AMAÇ RUSYAYI SAVUNMAK DEĞİLDİR
Sevgili kardeşlerim;
Gerçekten ülkem tehdit altında, ama düşmanımızın kim
olduğunu bilmemiz gerekir.
Bu yazı Rusya’yı savunma yazısı değildir. Bu yazı, gerçekleri tam olarak yorumlamadan
Rusya’ya karşı savaşın Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmayacağını anlatma
yazısıdır.
Bu yazı gerçek düşmanın, Haçlı Seferleri adı altında
birleşen ABD, İsrail, İngiltere’nin başını çektiği ittifaka cahil, kafasız,
bilgisiz ılımlı İslamcılar ile kötü niyetli 2. Cumhuriyetçilerin verdiği
desteğin ülkemize ne denli zararlı olduğunu uyarma yazısıdır.
Papa’nın gelip Patriği ziyaret etmesindeki anlamı
çözemeyen, çözse bile halka anlatmayan geceliği 600.000 TL fiyatında olan
ruhsuz din adamlarının fotoğrafını anlatma yazısıdır.
Şu an Haçlı tehdidi altında olan sadece Türkiye değildir.
Tehdit edilen İslam Coğrafyası ve anlayışıdır.
Adına BOP denen bu Haçlı Seferi’ne karşı koyacak gücün
“Asya Birliği” olduğunu görmek istemeyen veya göremeyenleri düşünmeye davet
etme yazısıdır.
Not: Kiril alfabesini kullanan ülkeler:Beyaz Rusya,
Ukrayna, Bulgaristan, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan,
Moğolistan.Ayrıca Başkurtistan, Yakutistan gibi birçok Özerk Türk yerlerinde de
Kiril harfleri kullanılmaktadır.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.