Oral Çalışlar
Kilikya Katalikosluğu'nun avukatı Cem Sofuoğlu, Adana'nın
Kozan ilçesindeki mülklerini geri alabilmek amacıyla Anayasa Makhemesi'ne
başvurduklarını açıkladı. Bu yurtdışında bulunan bir Ermeni dini merkez
tarafından açılan ilk dava."Yalnızca duvarları kalmış" diye başladı
anlatmaya. Mekanın eski fotoğrafı olarak ellerinde bir tane bulunduğunu
söyledi. 1915 yılı öncesi fotoğrafta görkemli bir manastır yapılanması
görülüyor. Yeni fotoğrafta ise, duvarlar, kilise kalıntıları yer alıyor.
Beyrut'taki Ermeni Katalikosluğu adına avukat Cem
Sofuoğlu, 1915 Ermeni Tehciri'nden tam 100 yıl sonra Anayasa Mahkemesi'ne
başvuruda bulunduğunu belirtti. Katalikos, 1915 yılına kadar içinde
yaşadıkları, ibadet ettikleri Sis(Kozan) ya da Kilikya Ermeni Katalikosluğunun
600 yıldan fazla üzerinde yaşadıkları mekanı istiyordu. Manastırın duvarları,
binaların yalnızca yıkıntıları kalmış.
Kilikya deyince bir bölgeden söz ediyoruz. Mersin'den
Maraş'a kadar uzanan geniş bir bölge. Bu bölgede üç yüz yıla yakın bir süre
Kilikya Ermeni devleti egemen olmuş. Kilikya Ermeni Krallığı, 1080-1199 arası
Beylik ve 1199-1375 arası krallık olan Çukurova bölgesinde bulunan bir
devletti.
Kilikya Ermeni Katalikosluğu'nun tarihçesi ise daha
değişik ve daha uzun. Sis ya da bugünkü adıyla Kozan'da yer alan Kilikya Ermeni
Katalikosluğu, 1293 yılında kurulmuş, 1915'e kadar orada varlığını sürdürmüş.
1915'LE BAŞLAYAN SÜRGÜN
Katalikosluğun 1915 yılında başlayan yolculuğu, değişik
inişler ve çıkışların sonunda Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta son buldu.
1915 Tehcir Kanunu uyarınca, Sis Katolikosluğu'nun içinde
yer aldığı Ayasofya Manastırı boşaltıldı. Herkesin Halep'e gitmesi emredildi.
13 Eylül 1915 çıkarılan Emval-i Metruke Kanunu'yla manastıra el kondu.
Halep'e sürülen Kilikya Katolikosluğu 1915 Tehciri sonrasında
Halep’te tehcir edilmiş Ermenilerin yaralarının sarılması, kampların idaresi,
yardım faaliyetlerinin organize edilmesi gibi konularda bir merkezi idare
kurumu gibi davrandı.
O dönemin Katalikosu Sahak, Kilikya'dan ayrıldıktan sonra
önce Halep'e, sonra Kudüs'e gitti. Orada Osmanlı İmparatorluğu tarafından
birleştirilen Ermeni kiliselerinin başına getirildi.1917'de Kudüs'ün İngiltere
tarafından ele geçirilmesi üzerine Sahak'la birlikte din görevlileri Şam'a
geçtiler.
1918: GERİYE DÖNÜŞ
1918'de Osmanlı İmparatorluğu 1.Dünya Savaşından yenik
çıkınca koşullar yeniden değişti. Mondros Ateşkes Antlaşması uyarınca, Tehcir
kararı kaldırıldı, Ermeniler topraklarına yeniden dönme hakkını elde
ettiler.
Katalikos Sahak, Adana'ya, oradan da Sis'teki makamına döndü.
1921 yılında bölgeyi işgal eden Fransa, Çukurova'yı terk
etmeye karar verdi. Kendileri geri çekilirken 31 Mayıs 1921'de Sis'teki
Ermenilerin de bölgeyi terk etmelerini istedi. Sahak da aynı yıl diğer dini
görevlilerle birlikte Halep'e döndü.
Katalikosluk, 1921-1930 arasında
Halep-Beyrut-Şam-Zahle-Halep şehirleri arasında yer değiştirdi. O dönemde
yönetimi elinde bulunduran Fransız Hükümetine başvurarak 1924 yılından itibaren
Beyrut'a yerleşti. O günden beri Beyrut'un Antilyas semtinde faaliyetlerini sürdürüyor.
YURTDIŞINDAN İLK BAŞVURU
Kilikya Katalikosluğu'nun avukatı Cem Sofuoğlu, Adana'nın
Kozan ilçesindeki mülklerini geri alabilmek amacıyla Anayasa Makhemesi'ne 27
Nisan 2015 tarihinde başvurduklarını açıkladı. "Bu yurtdışında bulunan bir
Ermeni dini merkez tarafından açılan ilk dava" dedi.
Katalikos'un, sorunun Türkiye'nin hukuk sistemi içinde
halledilmesinden yana olduğunu dile getirdi.
Neden Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını ise, şu
gerekçelerle açıkladı: "Gerek geçmişteki yargı kararları, gerek
doktrindeki yaygın görüşler ve gerekse yayınlanan genelgeler dolayısıyla, tapu
kayıtları hakkında bilgi almanın olanaksız olduğu dikkate alınarak, Kilikya
Katolikosluğu'nun eski adıyla Sis bugünkü adıyla Kozan'da bulanan manastır,
kilise ve müştemilatın arazisinin mülkiyetini, iç hukuk yollarını tüketerek,
talep etme hakkına yönelik etkili ve başarı şansı olan bir kanun yolu
olmadığından, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuş bulunmaktayız."
Avukat Sofuoğlu, dava ettikleri sözkonusu gayrımenkulün;
tarihi, dini ve hukuki özellikleri nedeniyle SİT alanı ilan edilmiş olduğunu
ifade etti: "Mülkiyet, muhtemelen Hazineye ait iken Belediye'ye intikal
etmiş olmalı" diyen Sofuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:"Muhtemelen
diyoruz, çünkü tapu kayıtlarını incelemek için yaptığımız yazılı başvuru, söz
konusu gayrımenkulle ilişkimiz olmadığı gerekçesiyle reddedildi. 600 yıl burada
yaşadıktan sonra, bu gayrımenkul ile ilişkiniz yok demek, aslında işin ironik
ve acı tarafı."
Anayasa Mahkemesi nasıl bir karar verecek bilemeyiz. Ancak,
kendi yakın tarihimizle bir kez daha yüzleşmek açısından, bu davanın anlamlı
olduğunu söyleyebiliriz.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.