Etyen Mahçupyan
Atfettiğimiz anlamıyla bu laiklik, hem bizi ‘ayrı ve üstün’
kılarak ‘eğitici’ rolüne soyunduruyor, hem de malum geniş kitlenin ‘evrensel’
açıdan eğitilebilir olmasını sağlıyordu. Nihayet toplumsal gelişmenin
stratejisi ‘bizim’ kimliksel laikliğimiz üzerine bina edildiği ölçüde, hedef de
‘doğal’ olarak dışımızdaki malum yığının kimliksel ideolojisi, yani
Müslümanlığıydı… Bunlar defalarca yazıldı, örneklendi ve kanıtlandı. Ama garip
olan bir durum var. Söz konusu tespitleri yapıp, kendince bilinçlenme yaşayarak
‘bizim’ tür laikliğe mesafe alan laik kesim aydınları, şimdi bu tarihsel
dönemin sonunun gelmesine bir türlü razı olamıyorlar. Sanki ‘bizler’ için ideal
durum, eski rejimin devam etmesi ve ‘bizlerin’ o rejimi eleştirerek
saygınlığımızı garanti altına almamızmış gibi… Şaşırtıcı gelebilir ama meğerse
‘bizim’ kesim aydınlar hiçbir zaman entelektüel olamamışlar.
***
‘Bizlerin’ zihniyeti modernliğin içinde üretildi ve
oryantalizmi apaçık gerçeklik karşısında son derece ‘doğal’ ve rasyonel bir
tepki olarak içselleştirdik. Gerçeklik, eğitimsiz ve görgüsüz bir köylü
yığınının cumhuriyet rejiminde kaçınılmaz olarak ‘halk’ vasfına yükseltilmek
zorunda kalınmasıydı. Doğal tepkimiz bu insanların tercihan rızaları alınarak,
ama aksi halde devlet gücünün yarattığı sınırlamalar sayesinde terbiye
edilmeleriydi. Var olan gerçeklik ile ulaşılması gereken hedef arasındaki
yöntemsel dinamiğin meşruiyetini ise ‘bizim’ ideolojik kimliğimiz, yani laiklik
dolduruyordu. Atfettiğimiz anlamıyla bu laiklik, hem bizi ‘ayrı ve üstün’
kılarak ‘eğitici’ rolüne soyunduruyor, hem de malum geniş kitlenin ‘evrensel’
açıdan eğitilebilir olmasını sağlıyordu. Nihayet toplumsal gelişmenin
stratejisi ‘bizim’ kimliksel laikliğimiz üzerine bina edildiği ölçüde, hedef de
‘doğal’ olarak dışımızdaki malum yığının kimliksel ideolojisi, yani
Müslümanlığıydı…
* * *
Bunlar defalarca yazıldı, örneklendi ve kanıtlandı. Ama
garip olan bir durum var. Söz konusu tespitleri yapıp, kendince bilinçlenme
yaşayarak ‘bizim’ tür laikliğe mesafe alan laik kesim aydınları, şimdi bu
tarihsel dönemin sonunun gelmesine bir türlü razı olamıyorlar. Sanki ‘bizler’
için ideal durum, eski rejimin devam etmesi ve ‘bizlerin’ o rejimi eleştirerek
saygınlığımızı garanti altına almamızmış gibi… Şaşırtıcı gelebilir ama meğerse
‘bizim’ kesim aydınlar hiçbir zaman entelektüel olamamışlar. Anlaşılan
kendilerine ideolojik kimlik veren cemaatin dışına çıkarak ayakları üzerinde
durmaya hazır değillermiş. Tarihsel analizler, tarih kendi kulvarında gittiği
ve ‘bizi’ imtiyazlı kıldığı sürece güvenli bir ortama denk geliyormuş.
Çoğumuzun kişiliği alkışa muhtaç olmayan bir düşünce faaliyetini yadırgıyormuş…
Oysa geçmişte yapmış olduğumuz tespitlerin doğal ve belki de
kaçınılmaz sonuçları vardı. Küresel ortamın zihniyeti ve koşulları uygun hale
geldiğinde, yıllardır sürdürülen oryantalizmin ‘geri tepmesi’ ile
karşılaşılacağı açıktı. Laik aydından beklenen güvenli sularda yüzmeyi bırakıp,
bütün topluma hitap edebilen entelektüel bir duruş sergilemesiydi. Toplumsal
barış ancak böyle olabilir, demokrasiye yumuşak geçiş böyle sağlanabilir ve
‘bizlerin’ kimliği de fazla zedelenmeden dönüşüm geçirerek ayakta kalabilirdi.
Ne yazık ki laik kesimin aydınları bu sınavı geçemedi. Enerjilerini
Müslümanları ‘oryantalize’ etmeye hasrettiler. Yanlışlara işaret ederken adil
ve nesnel olmadılar. Kendi hoşlanmadıklarını ötekinin yanlışı olarak sunmayı
tercih ettiler. Entelektüel olabilirlerdi… Ancak onlar literati oldular. Devletin
söyleminin değil, ama kendi kimliksel cemaatlerinin ‘yüksek’ ideolojisinin
uzantılarına dönüştüler.
Onlara kötü bir haberim var. Bu ülkede Müslümanlar bir süre
kafalarına göre takılacaklar. Entelektüel zeminin oluşmadığı bir toplumda
entelektüel enerjiyi kendi zihin dünyalarında aramak zorundalar. Eğer bu çabayı
üretirken kendi dışlarına açılabilirler ve ‘öteki’ ile buluşmalarını sağlayacak
bir kalite yakalarlarsa ne ala… Aksi halde onlar da diğer cemaat gibi literati
haline gelecekler.
1 yorum:
Entellektuel zemini asil ogretmenler hazirlar. Ama demokrasinin ringde 10 seneden fazla dayanamadigi diyarlarda bu mumkun olmaz. Onlarin yerini kendilerine "kanaat onderi" gozuyle bakilmasindan hoslananlar alir ve "clear as a mud " (camur gibi berrak) dusuncelerle cahil-okumus kim varsa o saat aydinlativeriler.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.