Yaşar Yakış / y.yakis@zaman.com.tr
8 Ocak 2016 günü Fransa Anayasa Konseyi (Mahkemesi), Ermeni
aktivistlerini hayal kırıklığına uğratan bir karar daha verdi. Konsey, ‘Ermeni
soykırımı' ile Yahudi soykırımının birbirlerinden farklı şeyler olduğuna
hükmetti. Olay şöyle gelişti: Vincent Reynouard adında Yahudi soykırımı redcisi
bir Fransız vatandaşı, 1990 tarihli bir Fransız yasası (Gayssot yasası)'nın
hükümlerini ihlal ettiği için mahkûm olmuştu. Söz konusu yasa, soykırım gibi
insanlığa karşı işlenmiş suçları inkâr edenlerin cezalandırılmasını
öngörüyordu.
Reynouard bu hükmün, Fransa Anayasası'ndaki ifade özgürlüğünü
ihlal ettiğini ileri sürerek mahkeme kararını temyiz etti. Reynouard ayrıca bu
kararın, anayasa mahkemesinin 2012 tarihinde aldığı bir karara da aykırı
olduğunu ileri sürüyordu. Söz konusu karar, Bouches-du Rhône milletvekili
Valérie Boyer'in önerisiyle kabul edilen bir yasa ile ilgiliydi. Anayasa
Konseyi, bu yasayı, ifade özgürlüğünü ihlal etmesi nedeniyle iptal etmişti.
Reynouard şunu demek istiyordu: Mademki Anayasa Konseyi Boyer yasasını, ifade
özgürlüğünü ihlal ettiği için iptal etmiştir, öyleyse, kendisini mahkûm eden
Gayssot yasasının da ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini kabul etmelidir.
Fransa'daki Ermeni cemaatine mensup bazı aktivistler de bu
durumu fırsat bilerek davaya müdahil oldular. Ama onların amacı
Reynouard'ınkinden farklı idi. Onlar, Reynouard hakkında işlem başlatan
savcının yanında yer alıyorlar ve Gayssot yasasının ifade özgürlüğünü
kısıtlamadığını savunuyorlardı. Hatta onunla da yetinmeyerek Gayssot yasasının
Ermeni soykırımını inkâr etmeyi de cezalandırılacak şekilde genişletilmesini
istiyorlardı.
Anayasa Konseyi, verdiği kararda, Gayssot yasasının Yahudi
soykırımını inkâr edenleri cezalandırdığını, çünkü Yahudi soykırımının Nürnberg
askeri mahkemesi tarafından bir soykırım olarak kabul edilmiş olduğunu
belirtti. Anayasa Konseyi, öte yandan, Ermenilerin kendilerine soykırım
yapıldığı yolundaki iddiaların henüz hiçbir yetkili ulusal veya uluslararası
mahkeme tarafından karara bağlanmış olmadığını, bu nedenle Ermeni soykırımını
inkâr etmenin, Yahudi soykırımını inkâr etmekle aynı şey olmadığına hükmetti.
Ermeni aktivistleri geçmişte de buna benzer işgüzarlıklar
yapmışlar ancak açtıkları veya kendi aleyhlerine açılan davaları kaybettikleri
için bu girişimler artık kendilerine zarar vermeye başlamıştır:
Bunlardan birincisi 2001 yılında Fransız parlamentosunun
kabul ettiği tek cümlelik şu metindir: “Fransa 1915 Ermeni soykırımını tanır”.
Hiçbir yaptırım içermeyen bu metne yasa demek de zordur. Ama Ermeni
aktivistleri, bu metni daha sonra çıkarmaya çalışacakları yasalar için bir
zemin olarak düşünmüşlerdi. Nitekim 2006 yılında “Fransa tarafından soykırım
olarak tanınmış eylemleri inkâr edenlerin cezalandırılmasını” öngören bir yasa
tasarısı sundular. Bu tasarı, Türkiye'nin girişimleri üzerine, Fransız hükümeti
tarafından geri çekildi.
İkincisi, bu gelişmeden yılmayan Ermeni aktivistleri bu kez
Sarkozy'nin seçim kampanyası döneminde Ermeni cemaatine verdiği vaadi tutmak
için yukarıda değindiğim Boyer yasasını çıkarttılar, ama onu da Anayasa Konseyi
iptal etti.
Üçüncüsü, Türk asıllı bir Fransız vatandaşı olan Sırma
Oran-Martz 2008 yılında Lyon-Villeurbane Belediye Meclisi üyeliği için aday
olmak istemişti. Belediye Başkanı Bret, ancak Ermeni soykırımını tanıması
şartıyla aday olabileceğini söyleyince Sırma da adaylıktan vazgeçmişti. Bunun
üzerine Laurent Leylekyan adında bir Ermeni aktivist France-Arménie dergisinde
bir makale yayımlayarak “Ermeni soykırımını kabul etmeyen tüm Türklerin
insanlığın utancı olduğunu ve toplumdan ayıklanması gerektiğini” savunmuştu.
Sırma, bu yazı için açtığı davada Leylekyan'ı mahkûm ettirdi.
Böylelikle Ermenilerin soykırıma maruz kalmadıklarını beyan
etmenin suç olmadığı artık Batı ülkelerinde yargı hükmüne bağlanmış oldu. Yani
Ermeni aktivistleri soykırım olmadığını savunanları artık tehdit edemeyecek.
Bu, Ermeni iddiaları açısından önemli bir gerilemedir.
19 Ocak 2016, Salı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.