Yazısında "Oportünistlerin" özelliklerini yazan
Mahçupyan, "bir yandan kendi gerçek niyetini gizlemeye çalışırken,
çevresini ve olayları da kendi çıkarı doğrultusunda şekillendirme peşinde"
olanlara "oportünist" denildiğini belirten Mahçupyan,
"Oportünistlerin peşinde oldukları şey bir güçlü kişinin ardına gizlenerek
dizginleri elde tutma isteği oluyor… Pek azı da bizzat birinci adam mertebesine
kadar çıkabiliyorlar. Korktukları şey ise afişe olmak, gerçek niyetleriyle
tanınmak…" ifadelerini kullandı. Sözlerinin devamında ise Erdoğan'a
göndermede bulunan Mahçupyan, oportünistlerin ataerkil olan kurumsal yapılarda
hızla yükseldiğini belirterek "Çünkü buradaki yöneticiler saygı ve övgüye
daha kolay tav olabiliyorlar." dedi.
***
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Yiğit Bulut ile
Akşam gazetesi yazarı ve Ahmet Davutoğlu'nun fahri danışmanı Etyen Mahçupyan
arasında başlayan atışma devam ediyor.
Bugünkü köşe yazısında isim vermeden Yiğit Bulut ve
Tayyip Erdoğan'a göndermede bulunan Mahçupyan, "oportünistlerin
özelliklerinden söz ederek "rakiplerini oyun dışına itmek için yalan
söyleyebiliyor, fitne sokabiliyor ve manipülasyon yapabiliyor. ‘Üstleri’ ile
muhatap olduğunda ise yaltaklanıyor, ‘ne kadar müthişsiniz beyefendi’ klişesi
çevresinde bir edebiyat üretiyor" diye yazdı.
Bir süredir Yiğit Bulut'un "faiz"
açıklamalarını eleştiren Etyen Mahçupyan ile Yiğit Bulut arasında atışma
yaşanıyordu. Mahçupyan'ın kendisini eleştiren sözlerine TRT'de sert yanıt veren
Yiğit Bulut, Mahçupyan'ın "Sızdırılmış kişi" olduğunu söyleyerek
"Boşuna kim olduğunuzu iyice deşifre edip ortalığa çıkmayın. Birileri sizi
besliyor, köşenizde duruyorsunuz, besleme konumunuzda yolunuza devam
edin." ifadelerini kullanmıştı.
Daha sonra ise Akşam yazarı Gülay Göktürk kavgaya dahil
olarak Mahçupyan'ı desteklemiş, ancak hemen ardından gazeteden kovulmuştu.
KAVGA DEVAM EDİYOR
Etyen Mahçupyan, Akşam gazetesinde kaleme aldığı
"Oportünist" başlıklı bugünkü köşe yazısında, Cumhurbaşkanı Tayyip
Erdoğan'ı ve başdanışmanı Yiğit Bulut'u kızdıracak göndermelerde bulundu.
Yazısında "Oportünistlerin" özelliklerini yazan
Mahçupyan, "bir yandan kendi gerçek niyetini gizlemeye çalışırken,
çevresini ve olayları da kendi çıkarı doğrultusunda şekillendirme peşinde"
olanlara "oportünist" denildiğini belirten Mahçupyan,
"Oportünistlerin peşinde oldukları şey bir güçlü kişinin ardına gizlenerek
dizginleri elde tutma isteği oluyor… Pek azı da bizzat birinci adam mertebesine
kadar çıkabiliyorlar. Korktukları şey ise afişe olmak, gerçek niyetleriyle
tanınmak…" ifadelerini kullandı.
Sözlerinin devamında ise Erdoğan'a göndermede bulunan
Mahçupyan, oportünistlerin ataerkil olan kurumsal yapılarda hızla yükseldiğini
belirterek "Çünkü buradaki yöneticiler saygı ve övgüye daha kolay tav
olabiliyorlar." dedi.
İşte Mahçupyan'ın yazısının ilgili bölümü:
"(...)Karşısındakine nasıl davranacağı tamamen
kendisi ile o kişi arasındaki güç dengesi üzerine oturuyor. Eğer bir şekilde
‘astı’ ile muhatapsa otoriter bir yöntem tutturuyor, gücünü her fırsatta
gösteriyor ama örneğin eksik bilgi vererek karşısındaki kişinin kendisine
bağımlı hale gelmesini sağlıyor. Eş düzeyli kişilerle muhatap olduğunda ne
kazanıp ne kaybedeceği muhasebesi yapıyor, karşılıksız bir şey vermemeye
çalışıyor, rakiplerini oyun dışına itmek için yalan söyleyebiliyor, fitne
sokabiliyor ve manipülasyon yapabiliyor. ‘Üstleri’ ile muhatap olduğunda ise
yaltaklanıyor, ‘ne kadar müthişsiniz beyefendi’ klişesi çevresinde bir edebiyat
üretiyor, pohpohlamalarını kendisini küçültecek raddeye kadar sürdürmekten
gocunmuyor. Giderek müptezelleşmeyi bir zül olarak değil, stratejik bir
kazancın gereği olarak sahneye koyuyor.
Oportünistlerin peşinde oldukları şey bir güçlü kişinin
ardına gizlenerek dizginleri elde tutma isteği oluyor… Pek azı da bizzat
birinci adam mertebesine kadar çıkabiliyorlar. Korktukları şey ise afişe olmak,
gerçek niyetleriyle tanınmak… Birçok oportünist niyetlerini saklı tutmayı
becerdiğini sanarak yaşıyor. Bunu beceremediğini hissettiğinde ise sinip
gizlenmekle daha ‘cesur’ olmak arasında gidip geliyor.
Bu kişiliklerin en hızlı yükseldiği kurumsal yapılar
ataerkil zihniyette olanlar. Çünkü buradaki yöneticiler saygı ve övgüye daha
kolay tav olabiliyorlar. Türkiye de esas olarak ataerkil bir toplum. O nedenle
içimizde çok sayıda oportünist var. Aralarında kişisel rekabet olmayacak kadar
mesafe olduğunda, bu oportünistlerin birleşip ‘takım’ oluşturmasına, siyasetten
pay kapmaya çalışmasına da tanık oluyoruz. Bu safha çoğu zaman karşılıklı
dolduruşa gelerek saldırganlaşmayı ama aynı zamanda ne derece gülünç olunduğunu
fark etmeyecek kadar ahmaklaşmayı da getiriyor. İronik olan şu ki, kazançlı
çıkmak için sahnede daha fazla yer almaları gerekiyor, ama sahnede olduklarında
da toplum onları daha apaçık biçimde tanıyor…"
Odatv.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.