Etyen Mahçupyan / etyen.mahcupyan@aksam.com.tr
Her seçimde rakiplerini yenen, tek başına iktidar
olmasına rağmen yıpranmayan ve zaman içinde oyunu otuzlardan elliye çıkaran bir
partinin siyasetten anlamadığını iddia edecek halimiz yok… Ne var ki AKP’nin
siyasi tecrübesi ‘olağandışı’ bir dönemin çalkantılarıyla cebelleşerek ayakta
kalma ve kendisine asgari bir meşruiyet zemini yaratma sürecinde oluştu. AKP
bunda başarılı olurken, kurumsal kültürünü de söz konusu çatışma ortamının
gereklerine uygun olarak şekillendirdi. Dolayısıyla kavgaya alışık, rakipten
çekinmeyerek üstüne giden bir siyaset tarzı partiye hakim oldu. Ancak bu eğilim
‘yönetilemediği’ ölçüde bir süre sonra kavga arayan, birilerini düşman
bellemeden enerji üretemeyen bir yapıyı da ima etmeye başladı. Bu yaklaşımın
artık miadını doldurmakta olduğunu görmekte yarar var…
***
Her seçimde rakiplerini yenen, tek başına iktidar
olmasına rağmen yıpranmayan ve zaman içinde oyunu otuzlardan elliye çıkaran bir
partinin siyasetten anlamadığını iddia edecek halimiz yok. Muhakkak ki
toplumsal değişimi iyi takip eden, yeni taleplerin ve psikolojik ihtiyaçların
dilinden anlayıp onlara yanıt getirebilen bir iktidarla karşı karşıyayız. Ne
var ki AKP’nin siyasi tecrübesi ‘olağandışı’ bir dönemin çalkantılarıyla
cebelleşerek ayakta kalma ve kendisine asgari bir meşruiyet zemini yaratma
sürecinde oluştu. AKP bunda başarılı olurken, kurumsal kültürünü de söz konusu
çatışma ortamının gereklerine uygun olarak şekillendirdi. Dolayısıyla kavgaya
alışık, rakipten çekinmeyerek üstüne giden bir siyaset tarzı partiye hakim
oldu. Ancak bu eğilim ‘yönetilemediği’ ölçüde bir süre sonra kavga arayan,
birilerini düşman bellemeden enerji üretemeyen bir yapıyı da ima etmeye
başladı. Bu yaklaşımın artık miadını doldurmakta olduğunu görmekte yarar var…
Haziran ve Kasım seçimleri gerçek bir tehlike veya tehdit
olduğunda toplumsal desteğin üst noktalara çıktığını ortaya koydu. Ama aynı
zamanda inandırıcı olmayan veya zorlama tehlike ve tehditlerin tabanda ters
tepebileceğini de gösterdi. Buna ilaveten AKP siyasetinin dile, söyleme ve
tarza yansıyan ruh halinin seçmen davranışını etkilediğini de gördük.
İnandırıcı bir tehdit yokken agresif bir yaklaşımın kullanılması halinde
tabanda eli oy vermeye gitmeyenlerin sayısı hızla arttı. Buna karşılık gerçek
bir tehdidin varlığında, AKP’nin yumuşayan yaklaşımı toplumsal desteği
beklenmedik bir düzeye çıkardı.
Bu gözlemlerin tek bir anlamı var: Toplum ve özelde AKP
seçmeni, siyasi gerçekçiliğini korumakla birlikte artık normalleşmek istiyor.
Olağandışı dönemin başarılı siyasi aktörünün olağan dönemi de taşıyabileceğini
görmeyi arzuluyor. Bu kolay bir geçiş olmayabilir. İnsan doğal olarak zoru
başaran bir siyasi hareketin kolay olanı daha rahatlıkla başaracağını
düşünebilir… Ama öyle olmayabiliyor. Çünkü yukarda belirtildiği üzere her uyum
dinamiği ona uygun bir kurumsallaşma, karar mekanizması, hiyerarşi, delegasyon,
yani sonuçta bir kurum kültürü üretir. Olağandışı bir döneme adapte olmak
zorunda kalan ve bu yönde on üç yıl geçiren bir siyasi parti için, olağandışı
artık olağan olmuş demektir. Bu nedenle gerçekten de önüne olağan bir dönem
üretme, ülkeyi sakin sulara çıkarma fırsatı geçtiğinde bocalayabilir. Eski
alışkanlıklardan kurtulmakta zorlanabilir. Kuralsızlığı ve denetimsizliği bir
miktar anlaşılır ve hatta zorunlu kılan bir dönemin ortaya çıkardığı ‘kadrolar’
ve zihniyet yeni dönemde birer ayak bağı haline gelebilirler.
Eski dönemin esas hedefi ‘ayakta kalmaydı’… Askeri darbe
arayışlarından yargının silaha dönüştürülmesine, bu uğraşın yurt içi ve dışında
açıkça manipülatif amaçlarla desteklenmesine uzayan bir büyük kavganın içinden
geliniyor. Kim ne derse desin AKP, arkasına halkın desteğini alarak bu kavgayı
kazandı. Seçmen tabanının genişlemesi olayın sadece ‘İslami’ bir kimlikle
sınırlı olmadığını gösteriyor. Ancak önümüzdeki dönemde ‘ayakta kalmaya’
çalışma yeterli ve inandırıcı bir gerekçe olmayacak. Toplum zaten ayakta olan
bu partinin sıradan, olağan, normal bir dönemi de yönetebilip yönetemeyeceğini
görmek isteyecek. Bu ise kendisini baştan sonra değiştirmeye hazır ve açık bir
siyasi konumlanmayı ifade ediyor. Türkiye’yi ‘normal’ sulara taşıyıp ruh
sağlığını kazandırmak, öncelikle AKP’nin bu misyonun bilincinde olduğunu
gösterebilmesiyle, olağanlığın siyasetini temsil edebilmesiyle bağlantılı…
Not: ‘Yerel ve milli’ yazarlarımızdan Kayahan Uygur
benimle ilgili şöyle yazmış: “İtiraf edeyim, bugün yazdığı ‘Oportünist’
başlıklı yazıdan hiçbir şey anlamadım”… Doğrusu ben çok güldüm.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.