Leyla Poyraz
Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın başlamasıyla
birlikte Osmanlı’nın seferberlik emrine ilk karşı çıkış Samsun’un Bafra ilçesinden
gelir. Savaşmayacakladır Osmanlı için… Osmanlı’nın kendi devletleri olmadığını
düşünmektedirler… Savaşlardan yılmıştır Karadeniz insanı, üstelik bu savaşlar
saltanatın ya da Osmanlı’nın işbirliği içinde olduğu emperyalist devletlerin
çıkarları için sürdürülmekte ancak bu savaşlarda ölenler yoksul halk çocukları
olmakta ve savaşların ekonomik bedeli de yine yoksul halk kitlelerine
ödetilmektedir.
Bu emperyalist savaşa dahil olmak istemedikleri gibi,
Osmanlı’nın zulmünden kurtulmak isteyen Pontos Rumları, Pontos’da yaşayan diğer
uluslardan (Laz, Gürcü, Ermeni, Türk) yoksul köylülerle birlikte bağımsızlık
düşüncelerini tartışmaya başlar bu yıllarda. Bafra’nın Nebyan bölgesi,
seferberlik emrine karşı çıktıkları için Osmanlı’nın operasyonlarına maruz kalır
yıllarca…
Ve artık NEBYAN, Osmanlı’ya karşı isyan ederek silahlanan
Pontos Rumları’nın direniş merkezi haline dönüşür.
PONTOS’UN KALBİ NEBYAN
Canik dağlarının uzantısı olan Nebyan dağı 1224 metre
yüksekliktedir. Zirvesinin bulunduğu yerin denize uzaklığı sadece 20
kilometredir. Bafra’dan, Alaçam’a, güneyde Vezirköprü, Kavak ve Tekkeköy’e
kadar uzanan dağların içinde kalan bölgeye genel olarak ”nebiyan bölgesi”
denir. Nebyan’ın zirvesinin içinde olduğu ve en yoğun çatışmaların yaşandığı
sahile yakın bölgesi, daha sonra Kemalistlerce ilçe yapılmış ve adı da 19 Mayıs
konmuştur.
Nebyan salt bir bölgesel direniş mevzisi değil, tüm
Karadeniz’i etkisi altına alan özelliklere sahipti. Teşkilat-ı Mahsusa’nın
çeteler aracılığıyla Pontos Rum köylerine yönelik saldırıları karşısında
Nebyan’da bulunan Pontos Savaşçıları hızlı yer değiştirmelerle misilleme
eylemleri yaparak bir yandan direnen köylülere moral olurken, Teşkilat-ı
Mahsusa’nın manevra alanını azaltan bir işleve sahiptir. Nebyan bölgesinde tek
bir çete (Teşkilat-ı Mahsusa) örgütlenmesi yoktur. Rum, Türk, Ermeni, Çerkes ve
Laz milliyetlerinden köylüler 1914’den itibaren, kendi yaşam alanlarını
kendileri örgütlemektedir. Müslümanlar ve Hristiyanlar birlikte, içiçe
yaşamakta ve Osmanlı’nın zulmüne birlikte direnmektedirler. Dönem dönem Osmanlı
askeri, bölgeye operasyonlar düzenlese de, kayıplar vererek geri çekilmek
zorunda kalmıştır. Nebyan Pontos’un umududur.
KENDİ DIŞINDAKİ GÜÇLERE BEL BAĞLAMANIN AĞIR BEDELİ
Genel olarak Pontos bağımsızlık hareketinin bir merkezi
örgütlenmeye sahip olmadığı söylenebilir. Batıda Amasya metropoliti (Germanos
Karavangelis), doğuda Trabzon metropoliti (Hrisantos) resmi tarihçilerce Pontos
bağımsız hareketinin liderleri gibi gösterilse de, bu iki metropolit genel
olarak otonom gerilla hareketlerini tasvip etmeyen ve başta Yunanistan olmak
üzere, Rusya ve İngilizlerle görüşmeler yaparak bir federatif yapılanmadan
yanadırlar. Özellikle Trabzon metropoliti Osmanlı ile ve daha sonrasında
Kemalistlerle iyi ilişkiler içinde olmuş ve Anadolu’da kurulacak bir Türk
devleti ile Rumların pekala birlikte yaşayabileceklerini düşünmüştür. Otonom
hareket eden gerilla grupları da, geniş halk kitleleri nezdinde saygınlığı olan
bu kişilerin karşısında yeralmadıkları gibi, merkezi örgütlenmeleri
olmamasından kaynaklı olarak bir yığın sıkıntılar yaşamakta ve yıllar süren çatışmaların
sonucunu almak yerine, açlık, ilaçsızlık çekmektedirler. Yeterince giysileri
yoktur, dahası yeterince silahları yoktur, silahlarını da resmi tarihçilerin
iddia ettiği gibi Rusya’dan ya da Yunanistan’dan değil, Müslüman halktan satın
almaktadırlar.
Bu arada birçok Müslüman, Pontos gerillalarına yardım
ettiği gerekçesiyle İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıp, idam edilecek, ağır
cezalara çarptırılacaktır.
Tüm bu olumsuz şartlara rağmen Karadeniz dağlarında son
mermileri tükenene kadar direnen Pontoslu savaşçılar, 353 binle sonuçlanan
Pontos Rum Soykırımı’nın milyonlara ulaşmasını engellemişlerdir. Özellikle
NEBYAN direnişçilerinin eylemleri, Karadeniz’deki tüm gerilla birliklerine
moral olmuş ve direnişin sürdürülmesinde önemli bir rol oynamıştır.
RUM GERİLLAYA KARŞI ÇIKAMAYAN ÇETELER
Nebyan, Kemalistlerin önünde çok önemli bir engel olarak
durmaktadır. Çetelerin Rum köylerine yönelik saldırıları korku salmak yerine
direnişi daha da arttırmakta ve yoksul halkın gerillalara katılımını
hızlandırmaktadır. Çeteler, özellikle Nebyan’da örgütlü olan gerilla gruplarına
karşı savaşabilecek durumda değildir ancak köyleri basıp, savunmasız insanları
katledip, mallarını yağmalamaktadırlar.
10 Ocak 1921’de I. İnönü mevkiinde Yunan ordusunun geri
çekilmesiyle birlikte Ankara’nın eli güçlenir. 16 Mart 1921’de Bekir Sami
(Kunduh) Bey, Sovyet Rusya ve İngilizlerle anlaşmalar imzalayınca şimdi tüm
gücüyle Pontos hareketini imha kararı alır Kemalistler. Bu tarihten itibaren
Ankara Hükümeti Pontoslu Rumlara karşı saldırıları giderek sertleşir Şubat
ayında, Samsun ve Bafra eşrafından bir grup tutuklanır. Rum gençlerinin Amele
Taburları’na alınması için yasa çıkarılır ve 15 ile 50 yaş arasındaki erkekler
bu taburlara dahil edilir, katılmayanlar tutuklanır.
KOÇGİRİ KASABI NURETTİN PAŞA
Nisan ayında ise Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki
Merkez Ordusu, NEBYAN’a karşı ilk operasyonu başlatır. Haziran ayında Ankara,
bölgedeki tüm Rumların iç bölgelere sürülmesine karar verir ve Samsun, Bafra ve
Alaçam bölgelerinden ilk kafileler yola çıkar. Kafileler yolda Topal Osman’ın
ve çetecilerinin saldırıları altında büyük can kaybı verirler.
Ancak Harekâtın Komutanı Sakallı Nurettin Paşa, 1921
baharında patlak veren Koçgiri Kürt İsyanı’nı bastırırken “kanunsuz uygulamalar
yaptığı için” (Topal Osman’ın birlikleri burada da büyük katliamlar yapmıştır)
TBMM tarafından görevinden alınır. 8 Şubat 1922’de Merkez Ordusu da
lağvedildikten sonra Pontos Harekâtı’nı yürütme görevi Cemil Cahit Bey’in
komutanlığındaki 10. Fırka’ya verilir.
“MEMLEKETİMİZDEKİ RUMLAR BİR YILANDIR VE BU YILANLARIN
ZEHİRİ KADINLARDIR”
Nurettin Paşa’ya göre kadınlar, Pontusçuluk emeli güden
erkeklerine fikren, bedenen ve malca yardım etmişlerdir. Bunu da
“Memleketimizdeki Rumlar bir yılandır ve bu yılanların zehirleri kadınlardır”
sözleriyle ifade eder.
Ayrıca İstiklal Mahkemesi’ne verilenler arasında eşkıyaya
yataklık, cinayete teşvik ve muhbirlik yapmakla suçlanan kadınlar da vardır. Bu
yüzden kadınlara da erkeklerle aynı şeyi yaptıklarını belirtir Nurettin Paşa
(”Koçgiri Kasabı” olarak da bilinen Sakallı Nurettin Paşa, 1921’den sonra
NEBYAN’ı imha görevini, kadın, erkek, çocuk, ihtiyar, Pontoslulara yardım eden
Müslüman ayırdetmeksizin yerine getirecektir)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.