Tamer Çilingir
Hüzün vardı, yarım hikayelerden artakalan sevdalar vardı,
inci damlası yaşlar vardı gözlerinde ölüm yürüyüşçüsü Pontoslu Rumların…Onları
doğup büyüdükleri yerlerden başka bir yere doğru yürümeye zorlayan atlılar, son
kişi bu ölüm yolculuğunda düşünceye dek, kırbaçları ile işkence ettiler.
Düşenlerin, ölenlerin oracıkta bırakılmasını emrettiler, yürüyüşü devam
ettirdiler. Gece ölmek iyiydi, üzerine bir avuç da olsa toprak serilebilir,
gündüz akbabalara yem olunmayabilirdi… Çetelerin saldırıları olmadan tamamlanan yürüyüşler de,
“ecel” ile ölmeye değer sayılabilirdi hatta; kurşun ya da süngü darbeleriyle ve
tecavüze uğramadan ölmek…
Ondokuz mayıs bindokuzyüzondokuzdan, bindokuzyüzyirmiüçe
kadar böyle öldü onbinlerce Pontoslu Rum, sessiz sedasız…
İki metropolitin iki dudağı arasına sıkışmış olan
kaderlerini, bağırlarından çıkan yiğit partizanlar da değiştiremedi.
İttihatçı paşalar vermişti haklarındaki hükmü daha on yıl
öncesinden. Şimdi Kemalist çeteler infazını yerine getiriyordu bu hükmün.
Hüküm, tek bir Pontoslu Rum kalmayıncaya, geçmişten tek
bir iz kalmayıncaya dek taş üstünde taş bırakmamaktı.
Öyle de yaptılar.
BÖYLE ÖLDÜ, PONTOSLU RUMLAR
Ölüm yürüyüşlerinden hiçkimse sağ dönemedi.
İstiklal Mahkemelerinin kararlarıyla asıldı, öğretmenler,
öğrenciler, gazeteciler…
Merzifon Koleji’nin futbol takımınının bütün oyuncuları
darağacında idam edildi…
Dağlara çıkan partizanların geride bıraktıkları
köylerinde tek bir canlı bırakmadılar…
Gemilerin kazanlarında diri diri yaktılar, direnişçileri…
Mağaralara, kiliselere, okullara doldurup yakarak ve
boğarak öldürdüler binlerce insanı…
Utandı Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize,
Gümüşhane…
Utandı Karadeniz
Utandı Pontos…
Tek bir köy kalmadı Pontoslu Rumların kanlarıyla
sulanmadığı…
Karadeniz’in bütün dereleri kırmızı aktı yıllarca…
HER ŞEY BÜTÜN DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE OLDU
Kimileri “nesnel koşullar“dan dem vurup izledi olan biteni,
kimileri avuçlarını ovuşturdu dökülen her Pontoslu Rum partizanın, kadının,
yaşlı ve çocuğun canı alındıkça…
Kimi emperyalist tehditten, kimi sosyalist tehditten
sözedip, kurulacak bu eli kanlı devleti desteklediler, 353 bin Pontoslu Rum’u
katledilirken; bindokuzyüzondokuzdan bindokuzyüzyirmiüçe kadar…
1 milyon 250 bin
Rum 1923 yılından itibaren sürgün edildi.
Eli kanlı katiller madalyalarla ödüllendirildi, canlarını
aldıkları insanların malları mülkleri onlara verildi, zengin oldular…
Ve kuruldu adına cumhuriyet dedikleri, sana düşman, bana
düşman, insan olana, güzel olana düşman devlet, bindokuzyüzyirmiüçün yirmi
dokuz ekiminde…
Geride kalanlara ”Ne mutlu Türküm diyene”,
”elhamdüllillah Müslümanım” deme ”şerefini” bahşettiler…
ADALET İSTİYOR TARİH
Şimdi sesler geliyor tarihin derinliklerinden duyuyor
musunuz?
Nebyan‘dan partizanların sesi geliyor.
Anton Paşa‘nın sesini duymuyor musunuz?
Eleni Çavuşların, ölüm yürüyüşlerinde analarının
kucağında ölen Mariaların sesleri geliyor…
PONTOS‘tan sesler geliyor…
Mezarsız 353 bin canın sesi geliyor…
Sürgündeki milyonların sesi geliyor…
Dilleri, dinleri değiştirilip, yalan tarihle
büyütülenlerin sesleri geliyor…
Adalet istiyor tarih
Adalet istiyor Pontos
Adalet istiyor insanlık…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.