“Suudi Arabistan'ın kendi Şii azınlığına karşı kanlı bir güç
gösterisi amacıyla Şeyh Nimr el Nimr'i idam etmesi, Sünnilerle Şiiler arasında
tamir edilemez bir yıkımla sonuçlanabilir. Brüksel, Paris, Berlin ve
Washington'da alarm zillerinin çalmasında şaşılacak bir şey yok. Geçen yıl,
Ortadoğu'daki çöküşün Batı dünyasını da bir girdaba sürüklediğini herkese
gösterdi. Sünni Vahhabi Krallığı ile Şii İslam Cumhuriyeti İran arasında
tırmanan gerilim, iki inatçı din devletinin uzaklarda didişmesi olarak
algılanamaz. Bu, Avrupa'yı da etkileyen ve zihniyet değişikliğine zorlayan bir
dram.”… “Washington'un iktidar oyunları
Irak ve Suriye'yi kaosa sürükledi ve IŞİD'i yarattı.
***
Suudi Arabistan’ın nüfuzlu Şii din adamı Nimr el Nimr ve
46 kişiyi idam etmesiyle Körfez'de başlayan gerilim tırmanıyor. Körfezdeki
gerilim Alman basınında da ağırlıklı yorum konusu.
Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerginliği Kölner
Stadt-Anzeiger gazetesi şöyle yorumluyor:
“Suudi Arabistan'ın kendi Şii azınlığına karşı kanlı bir
güç gösterisi amacıyla Şeyh Nimr el Nimr'i idam etmesi, Sünnilerle Şiiler
arasında tamir edilemez bir yıkımla sonuçlanabilir. Brüksel, Paris, Berlin ve
Washington'da alarm zillerinin çalmasında şaşılacak bir şey yok. Geçen yıl,
Ortadoğu'daki çöküşün Batı dünyasını da bir girdaba sürüklediğini herkese
gösterdi. Sünni Vahhabi Krallığı ile Şii İslam Cumhuriyeti İran arasında
tırmanan gerilim, iki inatçı din devletinin uzaklarda didişmesi olarak
algılanamaz. Bu, Avrupa'yı da etkileyen ve zihniyet değişikliğine zorlayan bir
dram.”
Almanya'nın bu durumda nasıl bir siyaset izlemesi gerektiği
konusunda Nürnberger Nachrichten şunları yazıyor:
“Washington'un iktidar oyunları Irak ve Suriye'yi kaosa
sürükledi ve IŞİD'i yarattı. Bu sırada Suudi Arabistan istekli bir partnerdi.
Şimdi sihirbaz çağırdığı ruhlar üzerindeki kontrolünü yitirmiş görünüyor. Bunun
sonuçlarını ise Almanya, hemen hemen hiç sığınmacı almayan ABD'ye nazaran çok
daha güçlü bir biçimde hissediyor. Burada bir iyileşme sağlamak isteyen, Riyad
ile Washington'a fısıldamakla yetinemez, dobra dobra konuşmak gerekir.”
Almanya ile Suudi Arabistan arasındaki silah ticareti de
tekrar bir tartışma başlığı gündemde. Almanya'nın prestijli ekonomi gazetesi
Handelsblatt'ın yorumu şöyle:
“Riyad gibi böyle söz dinlemez rejimlerle hiçbir sorun
yokmuş gibi ticaret yapılabilir mi, Almanların ve birçok Batılı devletin
yaptığı üzere tekrar tekrar politik ziyaretlerle bu rejimlerin itibarı
yükseltilebilir mi? Dış ticari politik ilişkilerin, böyle sorunlu rejimlerle ne
ölçüde geliştirilebileceği hususunda basit bir çözüm yok. Hiç kuşkusuz dünyada
Alman devletinin istediklerini yapmaya yanaşmayan herkese yaptırım uygulamak
yanlış olacaktır. Ama ticaretin otomatikman değişim getireceği iyimserliğiyle
kârlı işler için insan hakları sorunlarını görmezden gelmek de aynı şekilde
yanlıştır.”
Hof'ta yayımlanan Frankenpost Sünni-Şii gerilimini
düşürmek için Batı'nın elinden çok fazla şey gelmeyeceği görüşünde:
“Bölgesel çatışmanın keskinleşmesiyle birlikte Batı'nın
daha fazla etkili olmasını talep edenlerin sayısı giderek artıyor. Ve sadece
Almanya'da değil. Avrupa ve ABD'den itidali sağlaması isteniyor. Bunu
yapabilirler mi peki? Yapamazlar, hem de hiç. İran siyaseti üzerinde, Batı'nın
on yıllardır herhangi bir etkisi yok, Suudi Arabistan üzerinde ise Batı'nın
sözünün gücü ölçüsüz bir biçimde abartılıyor.”
Reutlinger General-Anzeiger gerilimin tırmanmasının
arkasında Suudi Arabistan'ın başka planları olduğunu vurguluyor:
“Suudi Arabistan İran ile gerilimde ateşle oynuyor. IŞİD
terör milisinin başına bundan daha iyi bir şey gelemez. IŞİD giderek köşeye
sıkışırken Sünni Vahhabi Krallığı terör milisine karşı ittifakı Körfez'deki
provokasyonlarıyla bölüyor.”
©Deutsche Welle Türkçe
DW / EC, BK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.