Topal Osman, 1. Dünya Savaşı öncesinde daha Türkiye savaşa katılmadan Rusya içlerinde karışıklık çıkartmak saldırılar, yağmalar ve soygunlar düzenlemek üzere Dr. Bahaeddin Şakir başkanlığında teşkil edilen Teşkilat-ı Mahsusa birliklerine katılan bir çete reisidir. 100 gönüllü ve Trabzon Cezaevinin kapılarını açarak topladığı 150 katil ve soyguncuyu ilave ederek oluşturduğu çetesi ile Teşkilat’a katılmıştır. Rusya içleri denilen bölgeler aslında Ermeni köyleridir. Başlangıçta köylülere karşı soygunlar, hırsızlıklar, Yağmalar ve cinayetlerde “başarı” elde ederler. Sıra cephe savaşına geldiğinde ise durum değişir. ilk cephe savaşlarının birinde kaçanların başında Osman bulunmaktadır. Osman yakalanır hapsedilir. Savaş mahkemesinde yargılanarak 50 sopa cezasına çarptırılır.
Sonrasını görgü
tanığından Okuyalım: Borçka’da artık divan-ı harp kararının infazı için
hazırlıklar yapılmağa başlanmıştı. Bütün Topal Osman efradıyla diğer çeteler
bir meydanda daire halinde toplanmışlardı. Bunun üzerine Topal Osman o dairenin
ortasına getirilmiş ve divan-ı harp kararı orada okunmuştu. Kararın okunması
bitince küçük zabit elinde tuttuğu değnekle gelip Osman’ın yanında durmuştu.
Sonra iki nefer Osman’ı yakalamışlar, ellerinden ve ayaklarından tutmuşlardı.
Bu suretle mahkûma dayak atılacak vaziyet verilince zabit birden başlı- yarak
elliye kadar devam etmek ve arada sırada kırılan değnekleri değiştirmek üzere
divan-ı harp kararını tamamıyla tatbik edip bitirmişti.
Zavallı Topal
Osman bu elli değnekten sonra berbat bir hale gelmişti. O topal olduğu için
zaten iyi yürüyemiyordu. Şimdi ise artık hiç yerinden kalkamayacak bir hale
gelmişti. Onun için biraz evvel ellerini, ayaklarını tutanlar koluna girerek
bir iki gün istirahat etmek üzere onu efrat kovuşuna götürmüşlerdi. İki gün
sonra Osman biraz kendisine gelebilmişti. Sonrasında doktora muayene
ettirilerek cepheden uzaklaştırılır.[i] Giresun’a dönen Topal Osman’ın gözü
artık bölgenin Hıristiyanlarının katledilmesindedir.
Mustafa Kemal, Ermeni Soykırımı suçlusu olarak aranan Topal
Osman ile 29 Mayıs 1919’da Havza’da gerçekleştirdikleri gizli buluşmada
tanışmıştı. Bu tarihten yaklaşık 1.5 yıl sonra da Mustafa Kemal, Topal Osman
Ağa’dan Giresun Laz uşaklarından oluşan kendisinin korumasında görev alacak
bir muhafız birliği oluşturmasını istemiş ve Ankara’ya getirilmesini rica
etmişti. Osman Ağa ve Mustafa Kemal’in muhafız birliğini oluşturacak “Kara
Zıpkalılar” Ankara’ya 10 Kasım 1920’de gelirler.[ii]
Osman kendisini belediye başkanı ilan eder savaş
koşullarında kimin gücü yetiyorsa iktidar o olduğundan Osman Pontos
sahillerinin tek hakimi olmuştu.
Ateşkesten sonra şikayet üzerine savaş mahkemesi yakalanarak istanbul’a
getirilmesine karar verir. Osman hakkındaki bu karardan dolayı saklanmaktadır.
M. Kemal ile görüşmesinden sonra bağışlanacak Giresun’a dönüp Belediye
başkanlığını devralır ve Giresun Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti
Başkanlığını da devralır. Osman Ağa dehşeti bu kez resmi olarak devam
edecektir. Dehşetin boyutu tarif edilmezdir. Biyografinin yazarı: “[Pontoslu]Çetecileri
gemi kazanlarında cayır cayır yaktırdığını hala yöredeki halk anlatıp
duruyor.”[iii] diye yazar.
İstanbul Hükümeti ’nin idam suçlusu olarak aradığı Topal
Osman’ın Belediye Başkanlığı ile ilgili olarak Mustafa Kemal ile aralarında şu
konuşma da geçer: “- Pontus belasının temizlenmesini tamamıyla senin tecrübeli
ellerine bırakıyorum. Osman Bey seninle durmadan muhabere edeceğiz. Belediye
Reisliği’ni bırakıp uzak- laşmamalıydm. Şimdi yine bu mevkii elde edebilir
misin? ” Topail Osman güler ve Mustafa Kemal’in bu istemine karşı şunu söyler:
“Ne demek Paşam? Çocuk oyuncağı bu. Siz arkamızda bulunduktan sonra evvel
Allah Giresun Belediyesi’ne gidip oturmamız artık gün meselesidir.”
Bu cevaptan sonra Mustafa Kemal da; “Madem ki Türk halkı
tamamıyla seni destekliyor hiç urma teşkilatım yap. Git reislik makamına otur.
Şehir bilfiil senin ve adamlarının işgalinde bulunsun. Sen kaçıp dağa
çekileceğine Pontuscular ve Rumlar kaçsın. Onlar bir kere kanunsuz yola adım
atar göründüler mi zamanla hepsini temizleriz.” der. Uzun süren görüşmeden
sonra Topal Osman da Mustafa Kemal’in bu yaklaşımına karşın şöyle der: “Siz
hiç merak etmeyin Paşam! Bu Pontus Rumlarına öyle bir tütsü vereceğim ki hepsi
mağaralarda eşek arıları gibi boğulup gidecek.”[iv]
Topal Osman Artık Pontos Kıyılarında hükümdar gibidir.
1920 Eylül’ünde Karsta Ermenilere karşı güç anlar yaşayan Kazım Karabekir’in
15. Kolordusunun yardımına da Osman Ağa birlikleri yetişmiştir. O artık Rütbe
de takmış Bir milis Yarbayıdır. Öncülüğünde 42. ve 47. Alaylar oluşturulur. 47.
Alay Koçgiri ayaklanmasını acımasızca bastırır. Dersime doğru yönelen Osman
birlikleri burada tutunamaz ve geri püskürtülür. Alay, Ümraniye,
Koyulhisar,Reşadiye, Niksar, Erbaa geri dönüş yolunda Ermeniler ve Pontos Rumları
üzerinde koçgiride olduğu gibi büyük bir
katliama girişmiştir. Uygulamaları Ankara’daki muhalif mebusların tepkisini
çekerek harekete geçirir. Lakin M. Kemal
arkasındadır. Ankara’ya çağrılır
Merzifon’dan geçerken Hıristiyan katliamı yapar. Frunze, osman Ağa’nın milis
kuvvetleri kendine göre bir yol çizmiş ,
önlerine gelen tüm Rum köylerini yerle bir etmiş, içindekileri öldürmüştür.[v]
cümlesiyle Topal Osman ve birliğini tanımlar ve marifetlerini özetler.
Osman’a bir Ermeni mülkü olan Papazın Köşkü tahsis
edilmiştir. Topal Osman Ağa, Millet Meclisi’nde kendisine ayrılan özel kısımda
silahlı adamlarıyla oturur ve oturumları dikkatle izlerdi. Osman Ağa, meclisin
her şeyinin kendisinden sorulduğu kanaatindedir. [vi] Dönemin tanıklarında, Eşkiyalıktan gelme, fakat Trabzon
havâlisinde Pontusçulara karşı yaptığı şiddetli tenkil savaşıyla bütün
günahlarını unutturan Giresunlu Topal Osman, herkesin baş üstünde taşıdığı
millî bir kahramandı. Bu hizmetler günahlarına birer kefâret sayılmıştı. Topal
Osman’ın yüz elli neferi bulan çetesi, Çankaya’da resmî muhafız kıt’asının
teşekkülünden evvel, orada Mustafa Kemal Paşa’yı koruma vazifesini görüyordu.
Sonra bir muhâfız taburu teşekkül etti. Kumandanlığına da İsmâil Hakkı (Tekçe)
tâyin edildi. Onlar da Çankaya’nın diğer tarafında mevzi aldılar. Artık Osman
Ağa’nın çetesine lüzum kalmamıştı. Fakat kimse buna ses çıkarmaya cesâret
edemiyordu. Meclis’in polisi, komiseri bile tabancasını kapıda bırakmak
sûretiyle Meclis’e girebilirken, bu çete efradı, pürsilâh hatta küçük
bombalarıyla «sellemehüsselâm», yani hiç kimseden izin almak lüzûmunu
hissetmeden doğrudan doğruya Meclis’e giriyorlar ve toplantı salonunun kapısını
açıp içeriye birkaç kişi toplu hâlde bakabiliyorlardı. Bu çete, şehirde nizâm
ve intizâmı, hem de nizâmiye askerî kışlasında askerî disiplini bozacak
tavırlar takınmaya başladı. Elbette bu gayr-i tabiî hâl devam edemezdi. Galiba
«Bir taşla iki kuş vurulsun» diye Ali Şükrü Bey’in izâle-i vücût
[bedeninin ortadan kaldırılması] Topal
Osman’a havâle edildi.[vii] Trabzon mebusu Ali Şükrü’yü öldürmesi Osman’ın sonu olur. Muhafız Taburu tarafından öldürülür başı kesilerek gömülür.
Sonrasında Topal Osman Ağa’nın ölüsü;
“Gömüldüğü yerden çıkarılarak, TBMM binasının kapışma asılmış ve meclis adına
Trabzon’a başsağlığı telgrafı çekilmiştir.”[viii]
M. Kemal’in en yakınındaki ittihatçı ünlü gazeteci Falih
Rıfkı Atay’ın , Kemal’in hayatını anlattığı eserinde Osman’a güzelleme
vardır: Çeteler Kuvay-ı Milliyesi Yunan
tehlikesi ile batıda, Ermeni tehlikesi ile güneyde, Pontus tehlikesi ile
Karadeniz bölgesinde kendini göstermiştir. Bir ara Pontus Rum çeteleri altı –
yedi binden yirmi beş bine yükselmiştir. Bunlara karşı koymak için de Kel Oğlan
ve Topal Osman gibi halk kahramanları çıkmıştır. Topal Osman beş on kişi ile
harekete geçti. Bir Türk evine karşı üç Rum evi yakmak, mezarını kendine
kazdırıp diri diri adam gömmek, vapur kazanına kömür yerine canlı adam atmak
gibi zulüm ve işkenceleri ile tanınmıştır. Sonunda Pontus Rumluğunu iyice
yıldırdı idi.[ix]
Dipnotlar:
[i] Arif Cemil,
Birinci Dünya Savaşında Teşkilat-ı Mahsusa, Arma, s 170-174
[ii] Cemal Şener,
Topal Osman Olayı I, Cumhuriyet y. 2001. s31
[iii] Cemal Şener
Topal Osman Olayı I… 55
[iv] H. İ. Dinamo,
Kutsal İsyan 2. cilt, s. 113-133 Aktaran
Cemal Şener… s 57-58
[v] Ukraynalı
Devrimci Lider Frunze’nin Türkiye Anıları, Çev. Ahmet Ekeş, Cem Y. 1978 s 130
[vi] Cemal Şener,
Topal Osman Olayı I…
[vii] Mahir İz,
Yılların İzi, Kitabevi, 2003, s 114.
[viii] Mahmut
Goloğlu, Türkiye Cumhuriyeti c.5,c,166.
[ix] Falih Rıfkı
Atay, Çankaya, 1980, s.237.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.