Gülenay Börekçi
Etyen Mahçupyan’ın
Akşam’da yayınlanan son makalesi bu oldu. Gelin görün ki 31 Ocak 2016 tarihinde
gazetenin internet sitesine eklenmesine rağmen, pek az kişi okuyabildi, çünkü
nasıl olduysa, birkaç dakika içinde yayından kaldırıldı. Bu yazı şimdi,
Mahçupyan’ın da izniyle, ilk kez Egoist Okur’da… (Sayın Mahçupyan'ı en kısa zamanda başka bir basın organında okumayı umuyor ve diliyoruz. HYETERT)
Etyen Mahçupyan’ın Akşam’da yayınlanmayan son yazısı
Başkanlık bu pespayeliği de ‘düzeltir’ mi?
Bu, Gülay Göktürk’ün gazeteden atılmasına neden olan
yazısının başlığıydı.
(http://www.aksam.com.tr/yazarlar/baskanlik-bu-pespayeligi-de-duzeltir-mi/haber-479216 HYETERT)
Olayın arka planı henüz çok taze ama biz yine de
hatırlayalım: Başkanlık sistemini savunmakta olan bazılarının yaptığı
yanlışlara değindiğim yazılarımdan biri, ekonomiye ilişkin sınanmamış ideolojik
hurafeleri retorik ambalajına sararak güç devşirmeye çalışanları konu ediyordu.
Basitçe söylersek, faizleri çeşitli reform ve politikalar yoluyla düşürmeye
çalışmanız tabii ki gerekir. Ama Merkez Bankası’nın faiz indirmesiyle nihai
faizin ve sonuçta enflasyonun düşeceğini önerecek kadar iktisat biliminden,
Türkiye koşullarından ve küresel dinamiklerden uzak olan bir yaklaşımın anayasa
ve başkanlık tartışmasına zarar verdiği açık. Bazıları kendi abes kanaatlerini
başkanlık sisteminin muhtemel getirisi ile bütünleştirme gayreti içindeler ve
bu garabet AKP içinde yeterli cevap bulmuyor.
Yazım, söz konusu çevrenin zihniyetiyle ilgiliydi.
Sonrasında bir Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ancak ‘müptezel’ kelimesini hak eden
bir söylemle, benim ne ajanlığımı, ne para yemişliğimi bıraktı. Yine ortada bir
fikir veya düşünce kırıntısı yoktu… Onun yerine benim ‘milli’ bir yaklaşımın
karşısında olduğum tezi işlenmeye çalışılıyordu. Ne var ki millilik,
beleşçilikle elde edilebilen bir nitelik değil… Emek sarf etmeniz, içini
doldurmanız, çoğulculuğu bu zeminde yeniden tanımlayıp oluşturabilmeniz lâzım.
Tehdit ve kavga mantığı içinde üretilen bir ‘millilik’, toplumu daha da
bölmekle kalmaz, kalitesizliğin derinleşmesine neden olur. Nitekim bugün AKP
çevresinde oluşan bir tür fırsatçılık, bu kalitesizliğin siyasi taşıyıcılığını
yapıyor; nitelikli bir anayasa ve başkanlık sistemi tartışmasını da engelliyor.
Gülay Göktürk söz konusu densizlik örneğini ele aldığı
yazısında şöyle diyordu: “En iyi malı bile şarlatan bir pazarlamacının eline
verdiğiniz zaman vitrinde kalmaya mahkûm etmiş olursunuz. Son zamanda bazı
şarlatanlar başkanlık sistemini her derde deva bir kocakarı ilacı gibi prezante
etmeye koyuldular. Kürt meselemiz mi var? Ancak başkanlık sistemi çözer… Orta
gelir tuzağına mı düştük, büyüme rakamları patinaj mı yapıyor? Başkanlık
sistemi gelince çözülür. Paralel yapıyı tasfiye etmemiz mi gerekiyor? Onu da
başkanlık sistemi çözer. Dış politikada sıkışıklık mı yaşıyoruz? Hele bir
başkanlık sistemi gelsin, bakın nasıl çözer… İşin acayip tarafı, bu söylemi
tutturanların, başkanlık sistemiyle sözünü ettikleri sorunların ne alakası
olduğu; başkanlık sisteminin bu sorunları hangi özelliği sayesinde çözeceği ya
da bu sorunların parlamenter sistemin hangi özelliğinden kaynaklandığı hakkında
tek laf etme gereği duymamaları…”
Bu meselenin AKP’liler tarafından konuşulup tartışılması ve
sonucun toplum tarafından görünür olması gerekiyor. Aksi halde ülkenin en
önemli reform adımı, birtakım oportünistlere rehin verilmiş olur ve yeterince
konuşma fırsatı bulamadığı için belki görmediği sanılan Türkiye toplumu da
önüne konulacak öneriye ‘evet’ demeyebilir. AKP sayesinde normlarını yükselten
bu toplumun, şimdi aynı parti adına ortaya konabilecek herhangi bir pespayeliğe
onay vermesi beklenemez.
Gülay Göktürk’ün işten çıkarılması çok farklı bir konu
değil… Gülay bu gazetenin en önemli ayrıcalığıydı. Onun kıymetini anlamaktan
uzak bazı kişilerin, dışarıdan aldıkları talimatla gazeteyi bizzat kendi
yazarlarına yönelik bir tetikçiye dönüştürecek noktaya sürüklemesi, yeterince
uyarıcı olmalı.
Gülay açıklamasında, yazmayı kastederek, ‘Bu defteri
kapatıyorum’ demişti… Ben henüz o noktada değilim. Burada söyleyeceklerim henüz
bitmedi.
Etyen Mahçupyan
31 Ocak 2016

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.