Oral Çalışlar
Önemli bir bilim adamı olan Tosun Terzioğlu'nun dikkat
çekici özelliklerinden biri, Türkiye gibi bir ülkede, tutarlı bir demokrat
olmasıydı. Halil Berktay, 2000 yılında 1915 Ermeni Tehciri'ni bir tarihçi, bir
bilim insanı olarak "soykırım" diye tanımlayınca; ırkçıların,
militaristlerin hedefi oldu. Yalnız o değil, öğretim üyeliği yaptığı Sabancı
Üniversitesi de, suçlanmaların odağına yerleşti. "Atın Halil Berktay'ı
üniversiteden" başlıklı makaleler yazıldı. Üniversite topa tutuldu. O
dönemde, Sabancı Üniversitesi rektörü, Tosun Terzioğlu'ydu. O günleri Halil
Berktay şöyle anlatıyor: "Ermeni meselesi konusunda Radikal gazetesi
söyleşi yapmak istedi. Bunun üzerine ben Tosun Terzioğlu'na danıştım. Bu
konudaki fikirlerimi anlattım. Bir diyeceği olup olmadığını sordum. Gülümsedi,
'Konuşacaksın Halil, bu konularda sen konuşmazsan kim konuşacak. Yolun açık
olsun, iyi şanslar' dedi. Elini elimin üzerine koydu ve arkandayım anlamına
gelecek bir jest yaptı. Bunu şimdiye kadar kimse sormadı. Üniversite
yönetiminin haberi var mıydı? diyen olmadı Ben de anlatmadım."
***
Halil Berktay, onu, "O saf demokratlığın, tipik
müşahhas bir haliydi" diye tanımlıyor. Özgürlük konusunda John Stuart
Mill'i andıran mutlak ve evrenselci bir duruşu vardı Terzioğlu'nun...
12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrasında, Ankara'da,
Merkez Komutanlığı içindeki Ordu Dil ve İstihbarat Okulu'nda tutukluyduk.
Cuntanın baskısı herkesi yıldırmış, sessizlik egemen olmuştu.
Kulağımız dışarıdan gelen mesajlardaydı. Kim ne diyordu?
Yorumlar nasıldı? Bu mesajları avukatlardan alırdık... Bize dayanışma mesajı
yollayanlardan biri, Tosun Terzioğlu'ydu. Yanımızda olduğunu söylüyor,
'cunta'nın ömrünün uzun olmayacağını haber veriyordu.
O yıllarda, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim
üyesiydi, Fen Fakültesi'nin dekanlığını yapıyordu.
Tosun Terzioğlu, matematikçiydi. Ünlü bir matematikçi
olan ve İstanbul Üniversitesi rektörlüğü yapmış Prof. Nazım Terzioğlu'nun oğluydu. Matematik merakını babasından
devralmıştı.
Hayatına o kadar çok şey sığdırmıştı ki: ODTÜ Fen
Fakültesi Dekanlığı... TÜBİTAK Başkanlığı... Sabancı'da 12 yıl süren kurucu
rektörlük... Bilimsel dünyada en ağır sorumlulukları üstlenmekten geri
durmuyordu.
ERMENİ MESELESİ
Önemli bir bilim adamı olan Tosun Terzioğlu'nun dikkat
çekici özelliklerinden biri, Türkiye gibi bir ülkede, tutarlı bir demokrat
olmasıydı.
Halil Berktay, 2000 yılında 1915 Ermeni Tehciri'ni bir
tarihçi, bir bilim insanı olarak "soykırım" diye tanımlayınca;
ırkçıların, militaristlerin hedefi oldu. Yalnız o değil, öğretim üyeliği
yaptığı Sabancı Üniversitesi de, suçlanmaların odağına yerleşti. "Atın
Halil Berktay'ı üniversiteden" başlıklı makaleler yazıldı. Üniversite topa
tutuldu.
O dönemde, Sabancı Üniversitesi rektörü, Tosun
Terzioğlu'ydu. O günleri Halil Berktay şöyle anlatıyor: "Ermeni meselesi
konusunda Radikal gazetesi söyleşi yapmak istedi. Bunun üzerine ben Tosun
Terzioğlu'na danıştım. Bu konudaki fikirlerimi anlattım. Bir diyeceği olup
olmadığını sordum. Gülümsedi, 'Konuşacaksın Halil, bu konularda sen konuşmazsan
kim konuşacak. Yolun açık olsun, iyi şanslar' dedi. Elini elimin üzerine koydu
ve arkandayım anlamına gelecek bir jest yaptı. Bunu şimdiye kadar kimse
sormadı. Üniversite yönetiminin haberi var mıydı? diyen olmadı Ben de
anlatmadım."
İşte böylesine kritik bir dönüm noktasında, Sabancı
Üniversitesi, Halil Berktay'ın arkasında durdu. O tavrın gerisindeki isim,
Rektör Tosun Terzioğlu'ydu.
Halil Berktay, onu, "O saf demokratlığın, tipik
müşahhas bir haliydi" diye tanımlıyor. Özgürlük konusunda John Stuart Mill'i
andıran mutlak ve evrenselci bir duruşu vardı Terzioğlu'nun...
Can Paker, "Geriye Bakmak Yok" başlıklı
anılarında, Tosun Terzioğlu'nun Kemal Alemdaroğlu'na başörtüsü yasağı konusunda
nasıl direndiğini anlatmıştı. Terzioğlu'nun Ermeni Konferansı için çabalarını
ve dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün bu konudaki desteğini de Can
Paker'den öğrenmiştik.
Etkili ve tanınmış bir bilim insanıydı. Sakin bir
karakteri vardı, gösterişi sevmezdi. Zor zamanlarda neşeli öyküler anlatarak
ortalığı yumuşatırdı.
Kritik anlarda, kararlı siyasi duruşuyla da, bir bilim
insanının göstermesi gereken cesareti göstermekten geri durmazdı. Demokrasi,
fikir özgürlüğü, ifade özgürlüğü; olmazsa olmazlarıydı.
Yöneticiliğini yaptığı sivil toplum örgütlerinin
çeşitliliğine ve çokluğuna bakınca,
onun, zamanını, bilimsel etkinliklerin yanısıra, sosyal etkinliklere ve dernek yöneticiliğine
ayırdığını görebiliyoruz. Bunların bazıları, Hrant Dink Vakfı, Çağdaş Eğitim
Vakfı ve TESEV'di...
Terzioğlu, ülkemizin önemli bir aydınıydı. Onu genç
sayılacak bir yaşta yitirdik. Daha yapacağı çok şey vardı. Katkılarına hep
ihtiyacımız olacak.
Onu arayacağız ve özleyeceğiz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.