Mustafa Sütlaş
Toşikyan: “Senin için bestelediğim bu oratoryo kayda
geçecek ve bugünden itibaren kim bilir belki de yüzyıllar boyunca dinlenecek…” Tarih, 24 Nisan 2015, Cuma, Saat, 20:00, Yer, Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyumu Tribünlerin tamamı dolu. Şeref Tribününde Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan ve Ermeni meslektaşı Serj Sarkisyan yan yana oturuyorlar.
İki taraflarında, bu aksam orada sergilenecek olan Hrant Dink Çağdaş
Oratoryosu'nun söz ve müziğini yazan iki sanatçı, Bercuhi Berberyan'la, Majak Toşikyan,
Türkiye'de bilinen adıyla Cenk Taşkan var. Onların hemen yanında ise Hrant
Dink'in eşiyle kızı oturuyor. Onların diğer yanlarında ise iki cumhurbaşkanının
eşleri var.
İki başkan şu anda çevirmenleri aracılığıyla konuşuyorlar
ve tribünlerin arkasındaki dev ekranda da bu anlar yakın çekim olarak
gösteriliyor.
Bu akşam Türkiye ve Ermenistan Ulusal Televizyon
kanalları ortak yayındalar. Bu yayın iki ülkenin tarihinde de bir ilki
oluşturuyor. Aynı zamanda Avrupa Yayın Birliği'ne bağlı otuzu aşkın TV kanalıyla,
dünya ölçeğinde yayın yapan CNN, BBC, Al Jezira gibi kanallar da bu tarihi
olayı abone ve izleyicilerine canlı olarak duyuruyorlar.
Bu arada bir başka tarihi olay da Ermenistan'ın başkenti
Erivan'da yaşanıyor: Ermenistan'ın
başkenti Erivan'ın büyük devlet stadyumunda kurulan bir sahnede bu akşamki
konser "hologram" yöntemiyle eş zamanlı canlı yayınla üç boyutlu
olarak sergilenecek. Bu stadyuma gelen altmış bin kişi, Şükrü Saraçoğlu
Stadı'ndaki izleyicilerle birlikte bu konseri canlı olarak izleyecekler.
Konserin başlamasına çok az zaman var. Programda konser
öncesi her iki ülke başkanlarının kısa birer konuşma yapacağı yazılı.
Şimdi Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan
ayağa kalktı, sanırım konuşmasını yapacak. Dev ekrana bu anın yansımasıyla
stadyumda bir sessizlik oluştu. Erdoğan'ı dinliyoruz şu anda:
Yaşananların yanlışlığı konusunda hemfikiriz
"Sevgili Türk ve Ermeni kardeşlerim, sizleri saygı
ve sevgiyle selamlıyorum. Birazdan hep birlikte bir tarihi olaya tanık
olacağız, dahası ‘bir tarih yazacağız’. Etle tırnak birbirinden ayrılır mı hiç!
Biz de birbirimizden ayrılamayız. Tarihimiz bizim bugünkü duygularımızdan
farklı olarak bir takım acılarla dolu olabilir, ama biz bugün bu acıları
yüreğimizin derinliklerinde hissederek geni bir sayfa açmak üzere bu alanda
toplanmış bulunmaktayız. Buna hem Ermenistan'taki sevgili kardeşlerim, hem de
dünya şu anda tanıklık ediyor. Osmanlı İmparatorluğunun son döneminde ve
maalesef Türkiye Cumhuriyeti'nin de ilk yıllarında, dünyada o zaman egemen olan
düşüncelerin bir yansıması olarak bazı yanlışlar yapıldı. O günlerin zorlu
koşullarında bu yanlışlar çok derin ve geniş acılara yol açtı, daha kötüsü,
sonrasında da bunların yanlış olduğu görmezden gelindi. Ama hiç bir yanlış
sonsuza kadar varlığını sürdüremez. Nitekim 100 yıl sonra bugün hem bizler, hem
de dünya bu yapılanların ve yaşananların yanlış olduğu noktasında hemfikiriz.
Dahası o yanlışlardan dönme ve onların hâlâ yüreklerde yaşanan acısını
olanaklar ölçüsünde giderecek şekilde tazmin ederek dostluğumuzu ve
kardeşliğimizi pekiştirmek arzusundayız.
Sevgili Hrant Dink bu konuda en çok çaba gösterenler
arasındaydı. Sevgili Hrant’ı hem yeterince anlayamadık, daha da kötüsü onu
koruyamadık. Ne yazık ki hepimiz insanız ve hatalar yapabiliyoruz. Bu konudaki
eksiklikleri en azından bu yıl içinde gidereceğiz ve hatalarımızı düzelteceğiz.
Onu ölümsüzleştirmek için bu akşam izleyeceğimiz bu yapıtı yaratan sevgili
kardeşlerim Bercuhi ve Majak’a çok teşekkür ediyorum. Bizim önümüzü açtılar ve
bir anlamda da yolumuzu çizdiler. Onlar bu ülkenin çok değerli sanatçıları.
Ülkemizin bu güzide evlatlarına kez de sizlerin huzurunda şükranlarımı sunuyor,
günün birinde Türkiye Ermenistan Kardeşliği üzerine de bir “eser” yaratmalarını
diliyor ve istiyorum. Böyle bir yapıt, bir anlamda iki toplumun yeniden bir
arada yaşamasının da bir kültürel garantisi olacak. Sağ olsunlar, var olsunlar.
Eminim ki dünyada ilk kez seslendirilecek olan bu yapıtları bizi daha çok
birleştirecek ve daha güçlü kılacak. Bu yapıt barış ve kardeşliğimizin dünyaya
duyurulmasının da kalıcı ve ölümsüz bir fırsatı. Şu anda yaklaşık 1 milyar
insan muhtemelen bizleri izliyor, onlar da bu sözlerimize tanık olsunlar. Bu
vesileyle ataları bu topraklarda yaşamış, dünyanın her yerindeki tüm Ermeni
kardeşlerimi yurtlarına dönerek bu kardeşliği gerçek kılmaya davet ediyorum.
Yüz yıl önceki halleriyle olmasa da, o zaman sahip oldukları her şeyin sahibi
yine onlardır. Aradaki farkı tamamlamaya bu ülkenin gücü yeterlidir, onların bu
davete uymaları yalnız onların haklarını kazanmaları anlamına gelmeyecektir,
aynı zamanda bizlerin geçmişimizle yüzleşmemizi de sağlamış olacaktır. İşte tüm
bu nedenlerle sevgili sanatçılarımıza ve bizleri izleyen milyonlarca insana
bize bu imkânı tanıdıkları için teşekkür ediyorum."
"Hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz"
Sayın cumhurbaşkanının anında Ermeniceye ve İngilizceye
çevrilen bu sözleri üzerine stadyumu dolduran binlerce insan es zamanlı olarak,
"Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeni'yiz" yazılı dövizleri havaya
kaldırıp, aynı anda da bu sözleri Türkçe ve Ermenice olarak bağırmaya
başladılar.
Sevgili izleyiciler böyle bir an bu dünyada daha önce
yaşanmamıştır diye düşünüyorum. Şimdi monitörden Erivan'daki stadyumdan yakın
çekim görüntüler ekranlara yansıyor. Ermeni kardeşlerimiz birbirlerine sarılıp
ağlıyorlar. Bu görüntüler şimdi buradaki dev ekrana da yansıtıldı, bir dakika
sayın izleyiciler, burada da aynı görüntüler yaşanıyor… Sayın Ermenistan
cumhurbaşkanı, sayın Erdoğan'ı kucakladı, onun da göz yaşlarını tutamadığını
tüm dünya izliyor...
Sevgili izleyiciler, sizlerden özür diliyorum, sunuculuk
profesyonel bir iş bunu biliyorum, sunucular duygularını izleyicilere
yansıtmamalılar, bunu da biliyorum ama başka türlüsü elimden gelmiyor. Bu yüz
yılın birikimi belki de ve o zamandan bu yana ağlamamız gerektiği halde bu güne
kadar ağlamamamızın bir sonucu… Lütfen beni bağışlayın...
(Tam bu noktada yayının sesi kesildi. Ses yeniden
geldiğinde) Mikrofonda Ermenistan Cumhurbaşkanı sayın Sarkisyan konuşuyordu, o
da şunları söyledi:
"Sayın Erdoğan'a teşekkür ediyorum, kardeşlik budur
ve barış ancak böyle mümkün olur. Kendisi bu sözleriyle ne kadar büyük bir
devlet adamı olduğunu, belki öncüllerinden bile büyük bir devlet adamı olduğunu
tüm dünyanın gözünün önünde ortaya koymuştur. Benim bunlara ekleyecek tek sözüm
onun dileğini ve çağrısını yinelemek olabilir: Diasporadaki tüm kardeşlerime
sesleniyorum, yuvalarınıza toprağınıza geri dönün ve bu kardeşliği gerçek
kılın, dünyaya örnek olun, gerçek barış ancak böyle gelir. Sağ olun sevgili
Kardeşim Erdoğan, sağ olun sevgili Türk kardeşlerim... "
Sevgili izleyiciler, gördüğünüz üzere simdi de Sayın
Erdoğan Ermeni meslektaşını az önce onun kucakladığı gibi kucaklıyor.
İzlediğiniz gibi yine az önce kaldırılan dövizler yine ellerde ve tribündeki
izleyiciler yine aynı şekilde bağırıyorlar: "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz
Ermeni'yiz"
Hepsi yalan…
Tabii ki bunların hiç biri olmadı. Hepsi yalan.
Olmadığını bu satırları okuyan ve üzerinde yaşadığımız dünyada olan bitenleri
izleyen herkes bunları biliyor. Olmadı ama olabilirdi. En azından bu yapıtın
varlığından haberdar olduğum gün böyle bir düş kurmuştum.
Sevgili Majak Toşikyan başkaları gibi beni de aramış,
yapıtının dünya prömiyerinin 2015’te bu topraklarda gerçekleşmesini istemişti.
O ana kadar ne Cenk Taskan'ı, ne de Majak Toşikyan'ı tanıyordum. Onun meramını
anlayınca, bu konuda bir şeyler yapabileceğini düşündüğüm, en azından aracı
olabilecek insanlarla ve aynı konuda bir şeyler yapmaya niyetli olduklarını
bildiğim kişilerle bağlantı kurmuş, ama bu düşü gerçek kılamamıştık. Düş 24
Eylül 2015’de Erivan’da gerçekleşti ve dünya prömiyeri orada yapıldı. Bunu
duyunca içim acıdı ve “keşke” dedim bir
kez daha. Sevgili Hrant’ın anısı önünde boynum bir kez daha büküldü. Bir kez
daha sözler boğazımda tıkandı kaldı. İşte o tıkanan sözler burada yeniden
yazılı olarak çıkıyor. Çünkü Sevgili majak Toşikyan’ın yapıtının Türkiye galası
24 Ocak 2016 Pazar gecesi İstanbul Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi
Sarayında yapıldı.
Muhtemelen bu satırları okuyanların çoğunun bilmediği, en
azından tanık olmadığı bu gerçeği yaşayan ve tanık olan şanslı insanlardan
birisi de bendim.
Daha önce Erivan'da sergilenen oratoryoyu bu kez, bu topraklarda yaşayan Ermenilerin
çoğunluğunu oluşturduğu yaklaşık bin kişi büyük bir mutlulukla izledi. Yanımda
oturan arkadaşıma
o sırada söylediğimi burada yinelemeliyim: "tek
kelimeyle ‘muhteşem’di"
Yukarıda anlattığım düşüm gerçekleşmese de yaşadığımız
her anlamda muhteşem bir olaydı. Tarihi
bir akşamdı, sahnedeki yüzü aşkın sanatçı bu anın ve yaptıklarının değer ve
öneminin bilincindeydiler.
Seyirciler de öyle; salonun tüm koltukları doluydu. Ön
sıralarda da onur konuğu sevgili Rakel Dink dahil, bu olayın gerçekleşmesinde
emeği geçen herkes oradaydı.
Her ne kadar sevgili Rakel Dink'in yanındaki koltukta
oturmasa da, bence sevgili Hrant da oralarda bir yerlerdeydi ve öyle olduğunu
salondaki herkes içinde ve yüreğinde hissetti.
Pangaltı Lisesi’nin 70. yıl etkinliği
Oratoryoya ev sahipliğini kuruluşunun 70. Yılını yaşayan
Pangaltı Lisesinden Yetişenler Derneği yapıyordu. İstanbul Belediyesi’nin
danışmanı Nadya Taşel ve bu olayın gerçekleşmesi için maddi manevi imkânlarını
seferber eden Dikran Gülmezgil düşün gerçekleşmesinde en önemli katkıları
sağlayan kişilerdi.
Sahnede ise 87. Yıldır etkinliklerini sürdüren Lusavoriç
Korosu ve Senfonik Orkestrası vardı. Koro ve orkestrayı yöneten Hagop
Mamigonyan 25 yıldır onların başında çok sayıda etkinliğe imzasını atmış bu
topraklardan çıkan bir Ermeni sanatçıydı. Koro ve orkestranın önünde sahne alan
üç güzel insan, Boğos Yeğyazar, Sercan Gazeroğlu ve Karin Çubukçiyan Bozkurt da
sesleriyle oratoryonun bizlere ulaşmasını sağlayanlardı.
Tümü Ermenice sunulan oratoryonun öncesinde yine Majak
Toşikyan’ın bestelediği üç şarkı dinledik. “Komidas”, “Ko Hayenik” ve Desnem
Anin” adındaki bu üç şarkıdan sonra tümü 11 parçadan oluşan “Hrant Dink Çağdaş
Oratoryosu”nu izledik.
Oratoryo Sevgili Hrant’ın yaptıklarını, düşündüklerini,
ona reva görülenleri, sevenlerinin onun için söylediklerini ve başarılarını
anlatıyordu. Müzikal yapısı olarak olan bitenleri seslerle, notalarla bir kez
daha yüreğimizde hissettik. Bazen heyecanlandık, bazen düşündük, bazen içimiz
umut doldu ama çoğu zaman hüzünlendik. Bazen güvercin kanatlarının sesini,
bazen onun ardından yürüyen yüzbinlerin ayak seslerini duyduk notaların
kulaklarımıza getirdiği seslerde. Ermenice olduğu için sözlerinin anlamlarını
sonradan okuyup anladığım şarkıların Türkçe adları ve içlerindeki kimi sözler
şöyleydi:
“Sırtımdan Vurdular Beni”: … al bir leke kaldırımda,
yüreklerde derin yaralar / düşlerimin arkasından ne kaldı ki geriye…
“Yıkıldı Çınar”: … unutulanı hatırlamalı / sevgi yeniden
galip gelmeli …
“Gerçek Nerede”: … yüzyıllar boyunca, biz bu topraklarda
/ kök salıp büyüdük ve parçası olduk …
“Anadolu Sevdam”: … giden her bir turna, güneşli günlere
aşkla geri dönecek / o gün geldiğinde, yürekler gülecek ve sevgi galip gelecek”
“Aşk Olsun”: …
bilmezler mi, zaten bütün renkler, iç içe geçerek, iyice karışırsa / karlar
gibi, tertemiz dupduru, ve her renge hakim, parlak bir beyaz olur / bembeyaz
bir barış… (olur)
“Biz Kaybettik”: … dünyanın dört bir yanına saçıldı
çocuklarımız, biz kaybettik / o yabancı topraklarda filizlenip büyüdüler, hep
özlemle …
“Çutag”: … nerdesin can yoldaşım, nerdesin tek arkadaşım
/ gururla taşımaktayım adını, ama yalnızım …
“Bir Çocuk Büyordu”: … sevgiyle birleşerek, bütün
engelleri aşmak mümkün olur, görüyor / dikenli yollarını aşkla geçebilmek
kardeş olabilmek istiyor …
“Seslerin Son Perdesi ve Sari Gyalin”: … kalbimize biz
gömerek bu acıyı eski günlerdeki gibi / sessiz suskun ve umutlu / yeni baştan
yeşertebilecek miyiz sevgileri …
“Toprak”: … her birimiz senin kadar bu toprağa bağlıyız /
bir gün herkes anlayacak biz sabırla bekleriz …
“Aşk – İsyan”: … aşk yeter aşk yeter / aşk, suya toprağa
/ vatana, insana / aşk, sana tanrıya / aşk, aşk, aşk, aşk
Bu sözlerin hepsi, amatör tiyatrocu, kostüm sahne
tasarımcısı, yazar, ressam, öğretmen, her şeyiyle kocaman yürekli bir insana,
sevgili Bercuhi Berberyan’a aitti. O ortağı olduğu bu yapıtı “yürek avuçta
yapılan işler” olarak nitelendiriyordu programda yer alan şu sözlerinde:
“Yürek avuçta yapılan işler”
“Hrant gibi acıları daima sevgiyle onarmayı öğütleyen
insanların ‘anı’sını yaşatmaksa amaç, her iş ‘yürek avuçta’ yapılmalıdır.
Ortaya çıkan şey yüreklere de dokunabilirse eğer, o ‘anı’ ölümsüzleşip
sonsuzluğa emanet edilmiş olur.”
Bu sözlere katılmamak olanaksız, ama bir oratoryoyu
yalnızca yazıyla anlatmak da çok zor, hattâ olanaksız. Oratoryo bundan sonra 16
Nisan 2016’da Amerika Birleşik Devletleri’nde Los Angeles’te sergilenecek. Bu
topraklarda sonraki konser ne zaman nasıl gerçekleşir bilmiyorum ama böyle bir
etkinliği haber alanlar mutlaka peşine düşüp izlemeli, bu imkândan yoksun
olanlar ise bir süre sonra piyasaya da çıkacağı söylenen albümü
edinebilecekler.
Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ama özel
teşekkürüm sevgili Majak Toşikyan’a… Haberdar ettiği, davet ettiği için. Bir de
“özür”: Daha çoğunu yapamadığım için beni affet!...
Sen de Sevgili Hrant! (HS/HK)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.