HDP'nin İmralı Heyeti ve Abdullah Öcalan arasında 2013 yılında İmralı’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin notların yer aldığı "Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa" kitabından önemli ayrıntılar çıkmaya devam ediyor: ..“ Ben biraz buradaki tarihsel gerçeğe dikkat çekiyorum. Ermenilere soykırıma kadar giden uygulamaların zeminini oluşturan işte biraz da bu Taşnak milliyetçiliktir. Bunlar İttihat Terakki’nin kuruluşunda bile yer aldılar, biliyorsunuz. Ben bu konularda kitap yazacağım zaten. Bu süreçte Ermenilere de yol açıyoruz. Akıllı bir Ermeni olsaydı bunlar olmazdı. Yaralarını kendilerinin deşifre etmesi gerekir. Mahçupyanı’da ben önerdim. Ermeni karşıtı değilim. Milliyetçilikle Ortadoğu’da ne devlet kurulur ne başka bir şey yapılır. Buna izin vermezler.”
***
Öcalan Hz. Muhammed hakkında bakın neler söylüyor...
HDP'nin İmralı Heyeti ve Abdullah Öcalan arasında 2013
yılında İmralı’da gerçekleşen görüşmelere ilişkin notların yer aldığı
"Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa" kitabından önemli
ayrıntılar çıkmaya devam ediyor:
Öcalan: ( S. 50) : Biz bu süreci solun da önünü açmak
için yürütüyoruz. Sol dirilecek, bastırılan solun önünü açıyoruz. Onların da
legalleşmesi gerekiyor. Burjuvazi zor ile bastırdığı için biz illegaliteyi
seçmek zorunda kaldık. Yoksa normal olan legalitedir. AKP muhafazakardır.
Diğerleri milliyetçi. Ulusalcı. Arada muazzam bir boşluk var. Sol bunu
doldurabilir. Mustafa Suphiler’den bu yana sola yapılanların hesabını
soracağız. Ben sol gelenekten geliyorum. Ama sosyalizmi bilimsel ele alıyorum.
S. Demirtaş: Nevruz’da okunan mesajınız güçlü etkiler
yarattı. Tartışmaları izlemişsiniz. Özellike İslam bayrağı adı altında yaşama
dair yaptığınız tespitleri bir gelecek vizyonu olarak dar yorumlayanlar konuyu
başka şekilde ele aldılar.
Öcalan: Evet, bunu istismar edenler oluyor tabii.
S. S. Önder: Siz Alevileri bir kültür olarak
tanımladınız, ama bu çok iyi anlaşılmadı.
ALEVİLERE SÜNNİLERDEN DAHA FAZLA SAYGIMIZ VAR
Öcalan: Ben İslamı bir kültür, mezhepleri de bu külltürün
bir parçası olarak alıyorum. Bilimsel olarak yaklaşıyorum. İslam’ı yaşayan biri
değilim ama kaba anti- dinci de değilim. Son dokuz yüzyıldır mezhep
farklılıklarımıza rağmen birlikte yaşıyoruz. Kapitalist modernite son
dönemlerde korkunç bir düşmanlık yarattı bu çevreler arasında. Cumhuriyet
kadroları da bunu yaptı. Elbette Alevileri anlıyorum. Korkmuşlar, yeri gelmiş
dağlara sığınmışlar. Alevilere sünnilerden daha fazla saygımız var. Ama biz
Alevicilik yapamayız. Kürtçülük de yapamayız, Türkçülük de. Hepsi sonuçta
faşizmi besler, yoksa ırkçı oluruz.
MAHÇUPYAN’I BEN ÖNERDİM
Ben biraz buradaki tarihsel gerçeğe dikkat çekiyorum.
Ermenilere soykırıma kadar giden uygulamaların zeminini oluşturan işte biraz da
bu Taşnak milliyetçiliktir. Bunlar İttihat Terakki’nin kuruluşunda bile yer aldılar,
biliyorsunuz. Ben bu konularda kitap yazacağım zaten. Bu süreçte Ermenilere de
yol açıyoruz. Akıllı bir Ermeni olsaydı bunlar olmazdı. Yaralarını kendilerinin
deşifre etmesi gerekir. Mahçupyanı’da ben önerdim. Ermeni karşıtı değilim.
Milliyetçilikle Ortadoğu’da ne devlet kurulur ne başka bir şey yapılır. Buna
izin vermezler. Alevilerin durumu acıdır. Dağılmışlar, sol etrafında onlar da
parçalanmışlar. Avrupa’ya oradan oraya gitmişler. Biz Aleviliğin de halkımızın
bir kültürü olduğunu biliyoruz, bunun farkındayız.
Yetkili: Alevilerin çok fazla bir tepkisi olmadı sanki.
Sadece Tunceli İl Başkanımızın bir tavrı oldu.
S. S. Önder: İşin ilginç tarafı, bu itiraz eden Ermeniler
de Aleviler de bize bugüne kadar bir tek oy vermediler. Ermeniler AKP’ye,
Aleviler ise CHP’ye oy verdiler. Bir tür Stockolm sendromu gibi.
Öcalan: Önümüzdeki günlerde Suriye’deki duruma dair
heyetle konuşacağız. Bazı kararlar alacağız herhalde. Yeni oluşacak Suriye’de
bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bçlgeler olur. Kürtler,
Aleviler, hatta Araplar için de özerk bölgeler olacak gibi. İsviçre’deki gibi
özerk bölgeler.
HZ. MUHAMMED ORTADA KALMIŞ KADINLARI ALMIŞ YANINA
S. S. Önder: ( S. 54) Sayın Başkanım, İslam öncesi Mekke
dokuz ailenin tekelindedir. Kuran onlardan ‘bahçe sahipleri’ diye bahseder.
Bunların izni olmadan kimse bir iş kuramaz ve hep bunlara borçlandırılır.
Borcunu ödemeyenlerin kızları Mekke kerhanesinde sermaye yapılır. Kız
çocuklarının öldürülmesi bundandır. Muhammed buna itiraz eder.
Öcalan: Hz. Muhammed enteresan bir devrimcidir. Çok
evlilik yapmış diyorlar ya, aslında çok evlilik değil, ortada kalmış olan
kadınları alıyor yanına. Belki bir tür kendi örgütü gibi yaklaşıyor bu
kadınlara. Yoksa sırf cinsellik olarak değerlendirmek yanlış olur.
....
S. Demirtaş: ( S. 56) Adalet Bakanı ile bu konuyu
konuştuk. Sizin için daha geniş bir çalışma mekanı hazırlığı yapıyorlarmış.
Size yardımcı olacak birkaç mahkumu daha ilk edapta buraya almayı
düşünüyorlarmış.
Öcalan: Tamam, kendisine selam söyleyin, açıklamalarını
ve çalışmalarını beğeniyorum. Ben üst solunum yollarından rahatsız olan
biriyim. Daracık hücrede yoğun çalışma temposu içinde çat diye düştüm diyelim.
Sağlık ekibi chek-up yapabilecek donanımda olursa iyi olur. Güvenlik için bir
şey demiyorum. Ben bazı arkadaşları buraya isteyebilirim. Dört kadın dört erkek
ismi hazırlasınlar, kimler olabilir diye bana getirirsiniz. Yaratıcı, çalışkan,
biraz bana yardımcı olabilecek kişiler olabilir.
...
S. Demirtaş: ( S. 80) Sebahat Tuncel’in selamları vardı.
Seçimlere Batıda HDP ile girmek iyi olur mu diye bir tartışma yürütmek istiyor.
Öcalan: Yok, Doğusu Batısı yok. Birleşik olmalı. Şimdi
bakın, Türkiye’de siyasette bir kırılma yaşanıyor. Ulusalcılar da kendilerine
çekmek istiyorlar. Kürtler yıllarca yeterince uyandılar. Şimdi Türkler de
Batıda uyanıyor. HDP’yi tam da bu dönemde aktifleştirmek gerekmekz mi acaba?
Sadece Doğu’nun partisi olarak seçimlere girmek BDP’de sıkıntı yaratabilir.
S. Demirtaş: Açıkçası biz HDP yeterince hazır ve örgütlü
olmadığı, bir parti haline gelmediği için biraz riskli gördük. Bu nedenle BDP
ile girelim dedik.
Öcalan: Yıllarca neden örgütleyemediniz? Sabahat, Sırrı,
Ertuğrul neden örgütleyemediler? Emekçiler, Alevileri örgütlemek gerekirdi.
Kürt kitlesini kazanabileceğimiz kadar kazandık. Biraz da Türk kitlesi
kazanılırsa politik öngörüme göre yüzde 15’i geçebilir. Sırrı gelseydi
kendisini eleştirecektim. Geçenlerde Fatih Altaylı’ya siyaseten emekli
olacağını söylüyor. Olmaz öyle, olacağı varsa da insan politik davranır,
söylemez açıkça.
...
ESAD İLE DE ANLAŞIRIM
Öcalan: ( S. 84) Kandil için üzülüyorum. Sayın Başbakan
‘Fikir savaşı yapalım’ dedi. Tamam, yapalım. Nevruz bildirisinde var işte, ben
de uygun gördüm, yazdım. Şiddet olmasın diyor. Olmasın, tamam. Yerine
demokratik siyaseti ikame edelim diyor. Edildi mi? Hayır. Yasalar halen engel.
Örgüt olarak siz de hazırlıklı değilsiniz. Daha çok hazırlanmalısınız.
Yarın Suriye’de Kürtler kendilerini nasıl savunacaklar?
Gücün olmazsa katliam yaparlar. Erdoğan’a söyledim. Esad etrafını sarar, sen de
kapıları açıp devlet olarak yardım etmezsen, geçici bir ittifak ile Esad’la da
anlaşırım. Kendimi nasıl koruyacaksam öyle korurum tabii.
Öyle karakol, yeni korucu alımı falan olursa biter. (
Yetkiliye) hükümete söyleyin bunu. Türk ordusu bünyesinde bir Kürt birimi niye
olmasın? Geçmişte vardı, bazı kolordular Kürtlerden oluşuyordu. 19. yüzyıla
kadar Kürtler kendilerini böyle koruyorlar. Devletle bütün bunları
tartışacağım. Evet, çatışmazlık devam edecek. Ama AKP öyle mal bulmuş mağribi gibi
davranmamalı.
...
S. Demirtaş: ( S. 98) Kürt basının selamları vardı.
Röportajı Özgür Gündem’le yaptık. Televizyondakilerin, gazetedekilerin
selamları vardı.
Öcalan: Siz de basındakilere selam söyleyin. Özgür
Gündem, Gün TV başta olmak üzere daha güçlü bir hazırlıkla sürece girsinler.
HAKAN FİDAN SAMİMİ GELİYOR BANA
Hakan Bey ( Fidan) samimi geliyor bana. Ne diyorsunuz?
Öyle mi?
S. Demirtaş: Evet, Hakan Bey devlet memuru gibi
yaklaşmıyor, güven veriyor, bu sorunu içten bir yaklaşımla çözmek için gayret
ediyor. Ancak hükümette aynı ağırlık ve ciddiyet yok. Sorun da budur zaten.
...
ÖZAL, ECEVİT, ERBAKAN BENİMLE İLŞKİDE OLANLARDI
S. Demirtaş: Başkanım, yeriniz değişti mi? Biraz da
sağlık sorunlarınızla direkt ilişkilidir çünkü.
Öcalan: ( S. 105) Hayır, değişmedi henüz, bayramda
olabilir. İnşaat bitmiş diyorlar. Evet, sağlık meselesini biraz açalım. Özal,
Ecevit, Erbakan sağlık sorunları nedeniyle süreçlerden tasfiye oldular. Bunlar
benimle ilişkide olanlardı. Şu anda gördüğünüz gibi ayaktayım. Ama bu benim
sağlık sorunum yok anlamına gelmez. Uzman hekimler geldiler, yine olabilir
tabii bunlar. Ama asıl önemli olan benim burda güvenliğimdir. Gladio bile bana
yönelebilir. Ben İmralı’da ölmem, öldürülürüm. Burada geçen on yıldan sonra bu
artık bir öldürüm olur. Aniden nefesim durdu diyelim, işte bu öldürümdür.
Doktorlar gelip gidiyor. Üst solunum yolları sorunları var tabii. Yaşlanmaya
bağlı doğal sorunlar bunlar. Açıkçası bir Özal, Ecevit , Erbakan hadisesi
olmamalı. Bunu Beşir Bey ile de konuşun, bir çözüm bulunsun. On beş yıl rehine
mi olur? Bu devlet için de bir sorundur.
ABD’nin beni teslim etmedeki amacı provokasyondu. Ecevit
bile söyledi. ‘Niye teslim ettiklerini anlamadım’ dedi. Apo çıkarsa Türkler
karşı çıkar deniyor. Oysa doğru anlatılırsa Türk halkının da çıkarlarını en iyi
benim savunduğum görülür. Beşir Bey ‘Apo çıkarsa oy oranımız düşer’ diyormuş.
Beşir Bey bu durumu neden anlamıyor?
...
TAYYİP BEY’E YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞTIM
Öcalan: ( S. 107) Bu paralel devlet denen şeyi biraz
açayım. Türkiye’nin NATO’ya alınmasından bu yana üç lobi üzerinden
politikalarını oluşturup hayata geçiriyorlar. Menderes’ten beri öyledir. Sürekli
komplo imal ediyorlar. Türkeş bile gitti, eğitimini aldı. 90’lı yılların
başında Doğan Güreş Londra’ya gitti. Dönünce ‘Bize yeşil ışık yaktılar’ dedi.
Kürt tasfiyesi ondan sonra başladı. Bunlar hep lobilerin kararıdır. Tayyip Beyi
de bu Londra politikaları üzerinden etkiliyorlar. Ben biraz Tayyip Bey’e
yardımcı olmaya, demokratik bir parti olmalarını sağlamaya çalışıyorum.
Çatışmaları bitirdik diye öyle bittik, çaresizdik anlamına gelmez. Ama bu
geçmişte çok anlaşılmadı. Bunu heyetle de tartıştık. 156 sayfalık yol haritası
hazırladım, ama kabul görmedi. Yeniden çatışmalar başladı, savaş lobileri
devreye girdi. Ordunun bizimle çözüme gitmek isteyen kesimi de Ergenekonla
birlikte tasfiye edildi. ABD yaptı bunları, yoksa Tayyip Bey bir onbaşıyı bile
tasfiye edemez. Cemaatin savcıları eliyle yaptılar. Sonra KCK operasyonlarını
da aynen yaptılar. Zaman gazetesi eliyle cemaat PKK’nin tasfiye olabileceğini
işliyor. Bunu Beşir Bey ile konuşun. Bunların amacı savaşmak. Bir kediyle bir
köpeği aynı torbaya koyup ağzını bağlamak istiyorlar.
...
Öcalan: ( S. 109) Ben çatışmasızlık ortamını 1 Eylül’e
kadar devam ettirmekten yanayım. 1 Eylül Dünya Barış Günüdür. Sonrasında Kandil
ve siz ne yapacağınıza karar verirsiniz. AKP seçim diyor. Olur mu, yüz yıllık
sorun seçime kurban edilir mi?
Gidiş ( çekiliş) kanunsuz ve gizli oldu, ama dönüş
kanunsuz olamaz. Gidiş kanunsuz ve silahlı oldu, gizli oldu. Çözüm olmazsa
dönüş de bçyle olur. Ben bir tek gerillayı bile tutamam.
Beşir Bey’e söyleyin. Tam beş proje oldu, hepsi boşa
çıktı. Sırf seçim hesabına bunlar feda edilemez. Emre Bey bile ‘Kanun çıkmazsa
ben de dağa çıkarım’ diyordu. Düzenleme yapmak vatana ihanettir diyorlar. Özal
da, askerler de kanun çıkaracağız diyorlardı. Lobiler bunları cesaretlendirip
tasfiyeye heveslendiriyorlar. Bir hez daha uyarıyorum. BU bir oyundur, ama bu
oyun 1 Eylül’e kadar bitecek.
Adamlar ‘AKP Kürtü’ yaratıyorlar. Şimdi de ‘Cemaat Kürtü’
oluşturuyorlar. Kozmik odalarda bunları planlayıp hayata geçiriyorlar. Ramak
kalmış ki boğaz boğaza birbirimize gireceğiz.
...
Öcalan ( S. 126) Özal’dan beri sekiz, dokuz ateşkes
geliştirdim, savaşın hızını düşürdük. En son sekiz, dokuz aydır da bu defaki
iyi gitti, en kapsamlısı oldu. Ama AKP halen şunu düşünüyor. Paralel devletin
tesfiye önerilerine kanıyor, çaresiz kaldığımıza inanıyor. Oysa askeri olarak
en güçlü olduğumuz dönemdir.
Sayın Beşir Bey’in bilmesi lazım, kendimizi asla tasfiyte
etmeyeceğimizi. Her çatışmanın bir barışı vardır. İstiklal Savaşı iki yıl
sürdü, şahadetleri bundan azdır. Aşiret kavgası değil bu. Mesele PKK meselesi
değil, yüğzyıllık çatışmayı sonlandırıyoruz. Tek çatı altında çözüm bulup,
bitiriyoruz. ‘Apo-PKK meşrulaşacak’ diye bundan kaçarsanız, devlete de en büyük
kötülüğü yapmış olursunuz. Özal, Erbakan, Eceviz bunları benden istedi. Paralel
devlet devreye girip bozuyor.
PKK içerde ve dışarda tarihin en büyük savaş
potansiyeline sahip. İran ve İsrail PKK’yı silahlandırır. Hatta paralel devlet
bile yapar. İçerde de genç potansiyeli daha fazladır. Bu bir tehdit değil, işin
doğası gereğidir. Anlamlı barış yasal ve anayasal değişimleolur. Ama basit bir
seçim barajına, eğitim meselesine bile kapı aranmıyorsa tasfiye peşindedir.
....
Öcalan: ( S. 129) Devlet beni on beş yıldır sınıyor.
Artık diyoruz ki, en Kürtleri böyle güdemezsin, biz de devleti böyle
taşıyamayız. Barışmak, normalleşmek. Son üç yüzyıllık hikayedir. Ben nasıl bu
işe girdim? Önderlik iddianız varsa, ki isteğiniz ve hevesiniz var, o halde
donanımlı olmalısınız. Çok ilginçti, o spiker size sorular soruyor. Şirin
Payzın hanım, Öcalan da sizi takip ediyor dersiniz. Bazı şeyleri merak
ediyorlar benimle ilgili olarak. Sizi ölçüp biçmeye, sizi sahneye çıkarmaya
çalışıyorlar. Sizin de buna hazırlıklı olmanız lazım, donanımlı olmanız lazım.
S. Demirtaş: Birkaç gündür aydınlar ve gazetecilerle
toplantılar yaptık. Sizlere selamları vardı. Sürecin güçlü pratik adımlarla
ilerlemeleri gerektiğini onlar da söylüyor. Mithat Sancar, Cengiz Çandar, Filiz
Koçali kendisi aynı zamanda eşbaşkan yardımcımızdır. Oral Çalışlar, Nuray Mert,
Osmana Kavala ile görüştük. Selamları vardı. Ayrıca Mithat Sancar uluslararası
müzakere deneyimleri konusunda uzmandır, o da bazı mekanizmalar öneriyor.
Barzani’nin ve Güney hükümetinin arabulucu olarak devresye girmesi iyi olur
diye onlarla da konuşmuş. Mesut beyin sizi burada ziyaret etmesi önemli
olabilir diyor.
Öcalan: Aydınlar İzleme Kuruluna dönüşebilirler aslında,
gelip burada benimle de görüşebilirler, isterim. Mithat Sancarla da görüşmek
isterim. Nazan Hoca da olabilir. Beşir beye bunu önerin, tartışın. Mesut beye
de işte eşbaşkanlık önerdim, Leyla ciddi olursa olabilir bunlar.
Öcalan : ( S. 237) Söyle Altan’a bu demokratik vurgusunu
anlat. Babasının hatırasını unutmaması gerekiyor. Ajanlarla yan yana durmamalı.
İslam ile ikiyüzlülerini birbirinden ayırmak için roy oynayacaktı. Halen de
bunu yapabilir. Ben de Müslümanım, sağduyulu bir Müslümanım. Bizim ki kültürel
bir İslam’dır. Bu El Kaide ABD’de kuruldu. Cemaat ABD’de kuruldu. Bush
Hristiyanlarca en büyük savaşını yapmak için Irak’a gitti. Bunlar iyice açığa
çıkmalı. İhsan Eliaçık ve antikapitalistler doğru okuyorlar. Yapay İslam
oluşturulmamalı. İslam’ı bunlardan kurtaracağız? Altan’a söyle, ben İslami
renge karşı değilim. Altan Tan’ın tedbiri nedir? Onların hepsi ajan güçlerdir.
Öcalan babanın anısı için bu ajanları teşhir etmeni bekliyor. Rantı, zalimi vb.
teşhir et deyin.
...
Öcalan: ( S. 238) Devlet heyeti kendi tedbirini kendisi
alsın. Erdoğan her şeyi yapabilir. Bombalarla katliam yapabilir. Paralel
devletle Sakineler gibi elli kişiyi katledebilir. Ben bunlara, beni
‘teröristbaşını’ hangi merkezlerde tartıştılar, hepsini anlatacağım. Tüm
bunları korkudan yapmadım, Türkiye’nin iyiliği Çin yaptım. Ama artık köşe
taşını çekeceğim. Tehdit olarak algılıyorlarsa da öyle algılasınlar. O kasetin
çıktığı adama da o zaman sen beni zırdeli olarak da göstersen PKK da, Kürt
halkı da bunu yutmaz demiştim. Doğu Perinçek CIA’nın Neocon’un darbesine en çok
hizmet eder, ama anti-Amerikancı görünür. ABD’nin en gerici darbe tezgahlarının
teorisyenidir. Beraberindeki generaller de öyledir. Bunlar kullanılıp köşeye
atılan adamlardır.
Erdoğan’ı da değiştirmek istiyorlar, Erdoğan direniyor.
Kasımpaşalı ya! Ama ne olacağı belli değildir. Türkiye’yi herkes kendine göre
yönetiyor. Mustafa Kemal’in de kendine has bir yönetimi vardı, kişiseşl
yönetimdi. Mekanizmaları yoktu. Erdopan da mekanizmaları, devletin güç
merkezlerini dengeleyemeyediği için diktaya gidiyor. Ama Atatürk’ün şahsi
otoritesi yetiyordu. Ben PKK’da bu mekanizmaları oluşturdum. PKK’nın içindeki
sistematiği ben kurdum. O nedenle kimse başına buyruk davranamıyor, kişisel
birşey yapamıyor.
Bu üretimden Erdoğan sağ çıkmaz. O yüzden denge
mekanizmalarını kurmalı. Bu mekanizmaya şimdi tarikatlar da dahil oldu. Erdoğan
bu haliyle gider. Darbe mekanizmalarını kırmak için demokrasi ve denge
sistemini hemen oluşturmalı. Oysa o ne yapıypor? Hüdapar’la görüşüyor.
KÜRTÇÜLÜĞÜ BDP’NİN TEKELİNE BIRAKMAYACAĞIM
A. Öcalan: Boşuna uğraşıyorlar. Ben Kürtçülüğü de BDP’nin
eline bırakmayacağım. Kürtçülüğü Barzani’ye de, Leyla’ya da bağlamaya
çalışmasınlar, tehlikelidir. Leyla kaldıramaz bu Kürtçülüğü. Birkaç daha
toplantı daha yapmam lazım ona Erdoğan’la bunların film çekmesine ne gerek
vardı. O bayraklar, düğün, fotoğraflar, Şivan, hepsi tiyatro gibiydi.
http://odatv.com/odatv-imrali-notlarini-yayinlamaya-devam-ediyor-0602161200.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.