PEN Türkiye Merkezi 2016 Dünya Şiir Günü Bildirisi
Bütün dünyayı saran kan, ölüm, sefalet kasırgası içinde,
belki bütün bunların temel nedeni olan sevgisizlik, bol söz tüketip hiçbir
iletişim kuramama karşısında sığınılacak, hayır, güç alınılacak, kuşanılıp
karşı durulacak ne var? Bu soruya “Şiir” diye karşılık veriyorum. Evet, “Şiir”.
Hani artık okunmadığı iddia edilip – bu, her şeyin sadece paraya dönüştüğü
çağımızda “para getirmiyor” diye de tanımlanabilir – eskidi, devrini tanımladı
diye nitelenen, itelenen şiir.
Oysa, bugün bütün bu safsata karşısında edebiyatın ve
hayatın sorulması gereken temel sorusu şu bence: Şiirin günümüzde bir işlevi
var mı? Bu soruya verilecek yanıt belirleyecektir şiirin ne durumda olduğunu.
Kaldı ki ben şiirin günümüzde sadece işlevi değil, görevleri olduğuna da
inanıyorum. Hatta işleviyle görevinin bir madalyonun iki yüzü gibi olduğuna da
inanıyorum.
Bana göre şiirin temel işlevi “dil”le ilgilidir. On
dokuzuncu yüzyılın hemen hemen ortalarında “Dil” Avrupa’dan başlayarak, ağır
ağır tüm dillere sıçrayarak kirlendiğine, Yirminci yüzyıldaysa adım adım
çürüdüğüne şahit oluyoruz. Artık hiçbir sözcük anlamını koruyamıyor günlük
dilde. Her sözcük çarpıtıldı. Bu çarpıklığa karşı sadece şiir var sözün
arılığını koruyan, koruma gizil gücüne sahip olan. Sevgi sözü sadece şiirde
gülünesi bir anlam taşımıyor kanımca. Yada öfke sözü, eline silah almadan
kızabiliyor, karşı durabiliyor haksızlığa, yanlışlığa.
Üzerinde durmak istediğim ikinci işlevi de gene dille
ilgili. Yukarıda belirttiğim tarih dilimi içinde iletişim araçları arttıkça,
yaygınlaştıkça şu Yirminci Yüzyıl’a bile rahmet okutan Yirmi Birinci
Yüzyıl’da yol aldıkça, “global”leştikçe ( bir canavarın
yüzündeki şirin bir maske bu sözcük, bütün dünyayı aynılaştırmak hedefi güden
bir canavarın maskesi) korkunç bir gürültüye yol açmıştır. Herkes konuşuyor,
kimse kimseye bir mesaj verme niyeti beslemiyor. Buna karşılık şiirde dil, en
kapalı şiirde olanı bile, okuru önünde kristal berraklığıyla duruyor. Binlerce
yıl ötesinden Gılgameş’i okuduğumuzda, Gılgameş’in dostunu yitirdiği anda
ettiği sözleri taa içimizde duyabiliyoruz. Her şiir, dün olduğu kadar bugün de
, dilin anlam aktarmak kadar duygu aktarmak da olan görevini yerine getiriyor.
Bir öz eleştiri yapmadan, eleştirdiğim noktalardan
kurtaramam şiiri: Şiirin de gücünü, işlevini kötüye kullandığını çok gördük.
Irkçlık yaptığını, savaş kışkırtıcılığı yaptığını, insanlar arasına düşmanlık
tohumları attığını çok gördük. Bunlarla gerçek savaşı gene şiir verdi.
Bir saptama daha: Şiirin ölümsüz olduğuna inanıyorum
çünkü şiir enerjidir bence. Dönüşür, ama asla yok olmaz.
Güven Turan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.