Dr. Ömer Uluçay / info@adanamedya.com
Etnik Grup-Devlet İlişkileri- Etnisite-ulus
kıyaslaması[13]
Etnik grupları uluslarla karıştırmamak gerekir. Ulus,
ortak bir kökeni paylaşan, kültürel, tarihsel ve teritoryal bağlara sahip
siyasal bir topluluktur. Kimi zaman etnik gruplarla uluslar arasında çakışma
görülse de, etnik gruplar bir ulusun sahip olduğu pek çok nitelikten
yoksundurlar. Etnisitede bir ülke ile olan bağ tarihsel ve sembolik
kalabilirken, ulusta bu bağ fiili olup siyasi nitelik taşır. Ayrıca etnik
gruplar, uluslar gibi ortak bir kamu kültürü, iş bölümü ya da ekonomik birlik
göstermezler, herkes için geçerli yasal kodlara da sahip değillerdir.5
Kısacası, ulus bir devletin fiili sınırlarına bağlı
sosyo-politik bir kategoriyken, etnik grup nesilden nesile geçen ve devlet
sınırlarına bağlı olmayan kültürel bir kategoridir. Etnik gruptan sayılabilmek
için doğuştan birtakım özellikleri taşımak gerekliyken, ulus için genellikle
böyle bir önşart yoktur. Bu haliyle etnik gruplar dışlayıcı, uluslar
kapsayıcıdırlar.
Etnik gruplar arasındaki çatışma-cepheleşme; müzmin sosyo-politik ve siyasi anlaşmazlıklar
nedeniyle olmaktadır. Çatışmanın nedeni sadece hâkim etnik grubun baskısı
değildir. Bunda ekalliyet etnik grubun savunması ve varolmak kaygusu vardır.
Etnik sorunlar; etnik kimliğin tanınması ve hakların
yasal statüye kavuşturulması, etnik grupların iktidarı paylaşmaları ve
sosyo-ekonomik şartlarının düzeltilmesinden kaynaklanmaktadır.
Modernleşme ve kalkınma; nimetlerin bölüşülmesi ve bunun
siyaset eliyle olması, etnik sorunları öne çıkarmıştır. Dünya coğrafyasında,
her taraf eşit şekilde modern ve kalkınmış, şehirleşmiş, endüstrileşmiş, eğitim
almış, mamur durumda değildir. Modernizasyon, aynı zamanda kırsal kesim
nüfusunu da merkezlere alarak sorunlara neden olmaktadır. Böylece modernite ve
piyasa ekonomisinin çarpık yapılanma sorunları da etnik faktörleri
tetiklemektedir. Nüfus yoğunlaşması, uluslaşmaya gitmektedir.
Devlete egemen etnik grup, zor kullanarak asimilasyon
yapmaktadır. İşte buna karşıt olarak etno-milliyetçilikler doğmaktadır.
Siyasallaşmış Etnisite- Ulus-Devlet
Bağımsızlık öncesinde, sömürgelerde siyasallaşan etnik
grup egemen güç olarak devlete sahip olmakta ve öğrendiği ulus-devlet modelini
gerçekleştirmeğe çalışmaktadır. Kendileri olmak için müstevliye karşı çıkanlar,
başarınca kendileri olmak ve kalmak yine de mümkün olmamış ve fakat bu defa
baskın etnik gruba asimile olmak zorunda bırakılmışlar ve bu da siyasal istekli
çatışmalara, iç-savaşlara dönüşmektedir. Bu durum, kimliğin kaybı, etnik
kimliğin çökmesi ya da parçalanmasıyla aynıdır.
Etnik sorunlar, milliyetçilik çağına özgü ve ulus-devlete
bağımlı bir olgudur. Ulus-devlet; ulusun devlet sınırlarına bağlı kalmasını,
ulusu oluşturan bireylerin kültür (hatta kimi zaman soy) bakımından türdeş
olmasını, sadakat ve aidiyetlerinin tüm ulusu kapsadığına inanılan tek ve tekil
bir kimliğe yönelmesini istemektedir. Bu kurgusal istek ve uygulama etnik
sorunlara zemin hazırlamaktadır.
Ulus-devlet; bağımsız, tek siyasal “birlik” ,türdeş ve tek kültürel
“kimlik” istemektedir.
Ulus-devletler, bu kurguyu gerçekleştirmek için asimilasyoncu
bir süreç olan ulus-inşa etmeğe çalışmaktadırlar. Ulus-devlet, bu uygulama ile toplumdaki
etno-kültürel farklılıkları en aza indirmeyi amaçlar. Yani, azınlığın etnik ve
kültürel kimliğini ulusal kimlik içinde eriterek, çoğunlukla kaynaşması istenir.
Ulus inşası, başta bağımsızlığın sağlanması, ulusal birlik temelinde meşru bir yönetim
kurulması, siyasal vatandaşlık, kültür standartlaştırması ile zenginlik ve
değerlerin yeniden paylaştırılması gibi aşamaları içermektedir. Eğitim,
askerlik ve siyasal katılım ulus inşasının başlıca araçlarıdır[14].
Ulus inşası projesinde başarının ölçütü, herkesin tek bir
bütün olduğuna inanması ya da Anderson[15]un ifadesiyle “hayal etmesi”, sadece
tek ulusal kimliğe sadakat göstermesidir. Ama ulus-devletin bu çabasına karşın,
alt kimlikler ulusal kimliklere katılmada her zaman çok istekli değillerdir.
Fakat asimilasyoncu çabalar etnik sorunları doğurur.
Milliyetçilik[16]; hem kurulu ulus-devletin ideolojisi
(birleştirici), hem de ulus-devlet kurmak isteyen etnik grupların ideolojisidir
(parçalayıcı). Milliyetçiliğin bu çelişkili karakteri, onun kurmayı planladığı
ulusun, etnik veya yurttaş temelli iki farklı tasarımından kaynaklanmaktadır.
Pek çok etnik çatışma, ulusun bu iki farklı biçimi arasındaki gerilimin yansımasıdır. .
Devlet; etnik
gruplara karşı asimilasyon, dışlama (baskı, soykırım, etnik temizlik vs.) ve
çoğulculuk (entegrasyon, özerklik, federalizm, azınlık statüsü) yaklaşımları
sergilemektedir. Etnik azınlık da;
devlet politikalarına boyun eğerek asimile-uyum sağlamak veya devlet
politikalarına direnerek özel haklar ve statü elde etmek, devlet içinde ayrı
yönetim kurmak (özerklik ya da federasyon) veya ayrılmak seçeneklerini sahip
kullanmaktadır[17].
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.