Ferhat Arslan
Beşiri'de
Hristiyanların en eski mabedlerin olan ve döneminde üniversite görevi gören Mor
Kiryakus Manastırı (Dêra Qêre), "koruma" altına alındığı Batman Müze
Müdürlüğü tarafından İŞKUR çalışanlarınca "tarih araştırmasına" tabi
tutuluyor. Batman'ın Beşiri İlçesine bağlı Ayrancı köyünde bulunan
ve 3'üncü yüzyılda Hristiyanlığın ilk dönemlerinden kalan Mor Kiryakus
Manastırı (Dêra Qêre), her ne kadar Batman Müze Müdürlüğü tarafından
"koruma" altına alınsa da yapılmayan restorasyon ve gerekli özenin
gösterilmemesi nedeniyle yıkım ile yüz yüze.
Kürdistan'da yapılan Ermeni ile Seyfo soykırımları sonucu
bölgeden göç eden zorunda kalan Ermeni ve Süryanilerden sonra kaderine terk
edilen manastırın uzun yıllar boyunca ahır olarak kullanılması ise, inanç
mekanlarına ve tarihe karşı duyulan duyarsızlığın adeta aynası olarak karşımıza
çıkıyor. Batman Müze Müdürlüğü tarafından 2 yıl önce koruma altına alınan Mor
Kıryakos Manastırı'nın gelinen aşamada restore dilmesi beklenirken, müze
müdürlüğü tarafından İŞ- KUR işçilerine emanet edilmesi de yaşanan tarihi
varlıklar ve inançsal mekanlara karşı yaşanan duyarsızlığı gözler önüne
seriyor. Bir türlü onarımı yapılmayan ve 366 odadan oluşan tarihi manastırın,
günden güne yıkılmasına göz yumuluyor.
TARİHİ YAPIDA İŞKUR ÇALIŞANLARI 'TARİH ARAŞTIRMASI'
YAPIYOR
Binatlı Ovası'na hakim bir alanda inşa edilen ve Kêre
Dağı’nın siyah bazalt taşı ile yapılan manastır, Yukarı Mezopotamya’nın da ilk
eğitim mekanı olarak kullanılan ender bir yapı. Batman Müze Müdürlüğü
tarafından "koruma" altına alınan ve manastırda yapılan gelişi güzel
kazılar ile tarihi yapıdaki tahribatlar daha da artarken, restorasyon bekleyen
manastır son olarak geçici süreliğine İŞKUR üzerinden istihdam edilen işçilere
teslim edilerek, “tarih araştırması” yapılmaya başlandı.
Manastır’ın ahır olarak kullanıldığı haberlerinin basına
yansıması üzerine müze müdürlüğü tarafından manastırda konumlandırılan işçiler
tarafından içerisinde çekim yapılması izin verilmezken, aynı bekçilerin daha
önce manastırı ahır olarak kullanan köylüler olduğu ortaya çıktı. Manastırda
çekim yapmak istememize karşın engellemesiyle karşılaştığımız müze müdürlüğü
tarafından görevlendirilen bekçi, manastıra ilişkin çıkan haberlere de sitemde
bulunarak, “Ben de Ayrancı köyünde yaşıyorum. Manastırı samanlık ve ahır olarak
kullanmasaydık, şimdiye kadar tek bir odası dahi ayakta kalmayacaktı. Biz
hayvanlarımızı burada besledik, ama binanın çökmesini de engelledik! Buraya
gelen gazeteciler hiç bunu hesaba koymadılar. Sanki biz köylüler bu manastırı
boşaltıp zarar verdik izlenimi veriyorlar” diyerek yaşananları özetledi.
'MANASTIR YIKIM İLE KARŞI KARŞIYA'
Tarihçi, çevre ve doğa aktivisti olan Emin Bulut, tarihi
manastırın yıkılan tarihi duvar taşlarının köylüler tarafından çevre köylerdeki
evlerde kullandığını belirterek, manastırın son yüzyılda büyük bir tahribata
maruz kaldığını kaydetti. Mor Kiryakus Manastırı'nın Beşiri ilçesine bağlı
Ayrancı köyündeki Kıra Dağı'nın yamacında kurulan ve Binatlı Ovası'na nazır
muhteşem bir yapı olduğunu dile getiren Buluk, manastırın üç inanç ekolünden
geldiğini belirtti.
Manastırda hem paganizm hem Süryanilerin hem de
Ermenilerin izlerine rastlamanın mümkün olduğunu söyleyen Bulut, "Mor
Kiryakus Manastırı bir pagan tapınağı olarak ilk tarihte inşa edilmiş. 366
odasıyla mevcut 2 bin 500 dönüm arazi üzerinde inşa edilmiştir. Ama özünde
Ayrancı köyünün bütün alanı kapsayacak bir şekilde eyvanlarıyla, bağ ve
bahçeleriyle çok geniş bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. Şuan Batman Müzesi
Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Ancak manastır ciddi bir yıkım ile
karşı karşıya. Son yüzyıl içerisinde çok büyük bir tahribatla karşı karşıya
bırakılmış. Yıkılan manastırın taşları, çevre köyler tarafından götürülmüştür.
Manastırın inziva odaları vardır, eğitim görülen odalar, rahip ve rahibelerin
dinlendikleri odalar, aynı şekilde ayin yaptıkları ayrı ayrı özel bölümler de
mevcuttur. Mor Kryakos Manastırı, Hristiyanlığın en eski dönemine tekabül eden
bir inanç merkezidir. Bu manastır bir eğitim külliyesi olarak kullanılmıştır.
Kendi döneminde bir üniversite görevi görmüştür. Rahip ve rahibeler, buradan ta
Güney Mezopotamya’ya kadar eğitimleri verilip o şekilde Halep ve Şam’a kadar da
gidiliyordu. Yukarı Mezopotamya’nın da en büyük mabedidir. Bu manastırın
içerisinde rahip ve rahibelerinin mezar odaları bulunuyor” dedi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.