Bilindiği gibi, Henry Morgethau dönemin ABD başkanı Wilson tarafından Osmanlı imparatorluğuna büyükelçi olarak atanmış ve Kasım 1913′ten Şubat 1916′ya kadar, imparatorluğun en çalkantılı döneminde İstanbul’da görev yapmıştır…O tarihlerde ABD Dışişleri bakanı lansing’e hitaben “kişiye özel ve gizli” damgasıyla gönderdiği bir raporda şöyle yazar ittihatçılar hakkında: “Daha önceki Ermeni katliamlarının bir nedeni de maalesef büyük devletlerin failleri cezalandırmamasıdır; bu adamlar daha önce görmezden gelinmiş bir suçun muhtemelen yine göz ardı edileceğine inanıyorlar… Bu ve benzeri tecrübeler, şimdi, büyük devletlerden dördünün kendileriyle savaştığı ve ülkelerine girmeyi becerememiş olduğu ve diğer ikisinin de kendi müttefikleri olduğu bir ortamda, Ermenilerin soyunu kazıma planlarını hayata geçirme ve böylece Avrupa’nın Türklerin iç işlerine müdahalesi saydıkları ermeni reformu meselesini kökünden çözme fırsatı yarattığını düşünmelerine yol açıyordu.”
***
Bilindiği gibi, Henry Morgethau dönemin ABD başkanı Wilson
tarafından Osmanlı imparatorluğuna büyükelçi olarak atanmış ve Kasım 1913′ten Şubat
1916′ya kadar, imparatorluğun en çalkantılı döneminde İstanbul’da görev
yapmıştır.
a.aM.n
Başta Talat paşa, Enver paşa olmak üzere hükümet
üyeleriyle, alman büyükelçisi wangenheim ile sürekli görüşmüş; Çanakkale
cephesini ziyaret etmiştir. Talat ve Enver paşalarla evlerini ziyaret edecek
denli samimiyet kurmuştur. Tehcir sırasında başta İstanbul olmak üzere, en
azından batıdaki ve Katolik Ermenileri tehcirden kurtarmak üzere çok
çabalamıştır.
O tarihlerde a.b.d. dışişleri bakanı lansing’e hitaben
“kişiye özel ve gizli” damgasıyla gönderdiği bir raporda şöyle yazar
ittihatçılar hakkında:
“daha önceki ermeni katliamlarının bir nedeni de maalesef
büyük devletlerin failleri cezalandırmamasıdır; bu adamlar daha önce görmezden
gelinmiş bir suçun muhtemelen yine göz ardı edileceğine inanıyorlar… Bu ve
benzeri tecrübeler, şimdi, büyük devletlerden dördünün kendileriyle savaştığı
ve ülkelerine girmeyi becerememiş olduğu ve diğer ikisinin de kendi
müttefikleri olduğu bir ortamda, Ermenilerin soyunu kazıma planlarını hayata
geçirme ve böylece Avrupa’nın Türklerin iç işlerine müdahalesi saydıkları
ermeni reformu meselesini kökünden çözme fırsatı yarattığını düşünmelerine yol
açıyordu.”
morgenthau ülkesine döndükten sonra da günlüğünü
düzenleyip kitap haline getirmiştir. Bundan birkaç yıl önce çevirdiğim ve
büyükelçi morgenthau’nun öyküsü adıyla belge Yayınevi’nde yayımladığımız bu
kitabın orijinali günümüzde bile ermeni soykırımının en önemli kaynaklarından
sayılır.
Hayli detay veriyor morgenthau:
“jön Türkler bir hükümet değildiler; aslında sorumsuz bir
cemiyettiler, bir tür gizli topluluktular; devlet dairelerinin büyük bir
kısmını entrikayla, tehditlerle ve suikastlarla ele geçirmişlerdi. (…) Türk
otoriteleri bu tehcirler için emir çıkarttıklarında koca bir ırk için ölüm
ilanı vermiş oluyorlardı; bunu da gayet iyi biliyorlardı ve benimle yaptıkları
sohbetlerde gerçeği saklamak gibi bir gayrete girmeye de çalışmıyorlardı.”
a.aa37
“Türkler yüzlerce çocuğu süngüyle delik deşik edip Fırat’a
atmışlardı; kadın ve erkekleri anadan doğma soyup, hepsini birbirlerine
bağlıyor, ardından da ırmağa atıyorlardı. Irmağın Erzincan civarındaki
kıvrımında biriken binlerce ceset Fırat’ın yatağını yaklaşık yüz metre kadar
değiştirmesine yol açacak bir bariyer oluşturmuştu. Bu ermeni erkek ve
kadınlarının kurbanı oldukları sadistlikleri tam olarak anlatmaya kalksam
bunları hiçbir Amerikan gazetesi yayımlayamazdı. İnsan zekâsının en karanlık
noktalarından türeyebilecek kadar kötü fiillerle, insan havsalasının
alamayacağı incelikte zulüm ve haksızlıkla karşılaşmak bu fedakâr halkın kaderi
olmuştu. İnsan ırkının tarihinde bunun kadar korkunç olaylar yaşanmadığına
eminim. Geçmişte yaşanmış büyük katliamlar ve zulümler Ermenilerin 1915’de
karşılaştıkları acılarla kıyaslandığında önemini kaybeder. Geçmişin bütün
acıları en az 1.000,000 Ermeni’nin katledildiği olaylarla karşılaştırıldığında
sıradanlaşıyor.”
dolayısıyla bizim resmî tarihçilerin mongenthau’ya özel bir
husumet beslemelerinde haklılık payı var.
oykırımı…
Attila Tuygan :Amerikan Büyükelçisi Morgenthau’nun
anılarında Ermeni soykırımı…
■Yazarlar■Attila Tuygan■Genel■Kültür-Sanat■Manşet
Turnusol - Nis 24, 2016
0 367
bilindiği gibi, Henry morgethau dönemin ABD başkanı Wilson
tarafından Osmanlı imparatorluğuna büyükelçi olarak atanmış ve Kasım 1913′ten Şubat
1916′ya kadar, imparatorluğun en çalkantılı döneminde İstanbul’da görev
yapmıştır.
a.aM.n
başta Talat paşa, Enver paşa olmak üzere hükümet
üyeleriyle, alman büyükelçisi wangenheim ile sürekli görüşmüş; Çanakkale
cephesini ziyaret etmiştir. Talat ve Enver paşalarla evlerini ziyaret edecek
denli samimiyet kurmuştur. tehcir sırasında başta İstanbul olmak üzere, en
azından batıdaki ve Katolik Ermenileri tehcirden kurtarmak üzere çok
çabalamıştır.
O tarihlerde a.b.d. dışişleri bakanı lansing’e hitaben
“kişiye özel ve gizli” damgasıyla gönderdiği bir raporda şöyle yazar
ittihatçılar hakkında:
“daha önceki ermeni katliamlarının bir nedeni de maalesef
büyük devletlerin failleri cezalandırmamasıdır; bu adamlar daha önce görmezden
gelinmiş bir suçun muhtemelen yine göz ardı edileceğine inanıyorlar… Bu ve
benzeri tecrübeler, şimdi, büyük devletlerden dördünün kendileriyle savaştığı
ve ülkelerine girmeyi becerememiş olduğu ve diğer ikisinin de kendi
müttefikleri olduğu bir ortamda, Ermenilerin soyunu kazıma planlarını hayata
geçirme ve böylece Avrupa’nın Türklerin iç işlerine müdahalesi saydıkları
ermeni reformu meselesini kökünden çözme fırsatı yarattığını düşünmelerine yol
açıyordu.”
morgenthau ülkesine döndükten sonra da günlüğünü
düzenleyip kitap haline getirmiştir. Bundan birkaç yıl önce çevirdiğim ve
büyükelçi morgenthau’nun öyküsü adıyla belge Yayınevi’nde yayımladığımız bu
kitabın orijinali günümüzde bile ermeni soykırımının en önemli kaynaklarından
sayılır.
hayli detay veriyor morgenthau:
“jön türkler bir hükümet değildiler; aslında sorumsuz bir
cemiyettiler, bir tür gizli topluluktular; devlet dairelerinin büyük bir
kısmını entrikayla, tehditlerle ve suikastlarla ele geçirmişlerdi. (…) Türk
otoriteleri bu tehcirler için emir çıkarttıklarında koca bir ırk için ölüm
ilanı vermiş oluyorlardı; bunu da gayet iyi biliyorlardı ve benimle yaptıkları
sohbetlerde gerçeği saklamak gibi bir gayrete girmeye de çalışmıyorlardı.”
a.aa37
“Türkler yüzlerce çocuğu süngüyle delik deşik edip Fırat’a
atmışlardı; kadın ve erkekleri anadan doğma soyup, hepsini birbirlerine
bağlıyor, ardından da ırmağa atıyorlardı. Irmağın Erzincan civarındaki
kıvrımında biriken binlerce ceset Fırat’ın yatağını yaklaşık yüz metre kadar
değiştirmesine yol açacak bir bariyer oluşturmuştu. Bu ermeni erkek ve
kadınlarının kurbanı oldukları sadistlikleri tam olarak anlatmaya kalksam
bunları hiçbir Amerikan gazetesi yayımlayamazdı. İnsan zekâsının en karanlık
noktalarından türeyebilecek kadar kötü fiillerle, insan havsalasının alamayacağı
incelikte zulüm ve haksızlıkla karşılaşmak bu fedakâr halkın kaderi olmuştu. İnsan
ırkının tarihinde bunun kadar korkunç olaylar yaşanmadığına eminim. Geçmişte
yaşanmış büyük katliamlar ve zulümler Ermenilerin 1915’de karşılaştıkları
acılarla kıyaslandığında önemini kaybeder. Geçmişin bütün acıları en az
1.000,000 Ermeni’nin katledildiği olaylarla karşılaştırıldığında
sıradanlaşıyor.”
dolayısıyla bizim resmî tarihçilerin mongenthau’ya özel
bir husumet beslemelerinde haklılık payı var.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.