Prof. Dr. Beril Dedeoğlu
Minsk grubu içindeki
ülkelerin büyük kısmı ikilem içinde kalıyor. Önce 2006’da Sırbistan’dan ayrılan
Karadağ, ardından 2008’de Kosova’da ayrılma referandumları yapıp
bağımsızlıklarını ilan etmişler ve batı tarafından tanınıp NATO’ya davet
edilmişlerdi. Rusya, bu gelişmenin rövanşını 2014’de Kırım referandumu ile
yapmış; bağımsız Kırım’ı ise kendisine katılmaya davet etmişti. Minsk Grubu’nun
batılı üyeleri doğrudan Karabağ’ın bağımsızlığını talep edemiyorlar; ortada
Kırım örneği var; Kosova yüzünden de tersini savunamıyorlar. İşin bir yanı bu.
Öte yandan Rusya’nın Kafkasya’da kendi dışındaki oyunculara göz açtırmayacağı
da açık.
***
Bir hafta önce, vesayet
savaşlarının sadece terör örgütleri üzerinden değil devletler üzerinden de
yapıldığını belirterek Azerbaycan Ermenistan arasında artan gerginliğin
tırmanacağına dikkat çekmiştik.
Ne yazık ki öngörümüz
doğru çıktı. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki silahlı çatışma, adeta
devletler arası bir savaşa dönüştü. 1991-1993 arasında Azerbaycan’a ait Dağlık
Karabağ bölgesinin Ermenistan tarafından işgaliyle sonuçlanan bir savaş
yaşanmış, 1994’deki ateşkes sonrasında da bu bölgede ara sıra çatışmalar
sürmüştü. Bu arada 1992 yılında Helsinki’de AGİT bünyesinde ABD, Rusya ve
Fransa’nın eş başkanlığını yaptığı, içinde Almanya, Portekiz, İtalya, Hollanda,
İsveç, Finlandiya, Bela Rusya ve Türkiye ile Ermenistan ve Azerbaycan’ın yer
aldığı Minsk Grubu oluşturulmuştu.
Portekiz’in Ermenistan ile
Azerbaycan arasındaki kronikleşmiş bu sorunun çözümüne ne türden bir katkı
sağlayabileceği hiç anlaşılamamış, ancak esas tartışma Ermenistan konusunda pek
de tarafsız olmayan Fransa’nın neden eş başkan olduğu üzerinden yapılmıştı.
Etkisiz eleman Minsk Grubu
Yirmi yılı aşkın süredir
konu üzerine çalışan Minsk Grubu, ne ateşkes bozulduğunda bir yaptırımda
bulunabildi, ne Ermenistan’ı işgalden vazgeçirebildi, ne de en azından Dağlık
Karabağ’ın silahlardan arındırılması konusunda başarı kaydetti. Grup, genel
olarak önce Azerbaycan’a dönüp “çok haklısınız, topraklarınız işgal altında”,
sonra Ermenistan’a dönüp, “çok haklısınız bölgedekiler nasıl yaşamak
istediklerine kendileri karar vermeliler” dedi.
Mesele, büyük ölçüde bir
toprak mülkiyeti meselesi ve esasen Minsk Grubu’nun konuyu uluslararası hukuk
kapsamında ele alması ve mahkeme süreçlerini harekete geçirmesi gerekirdi.
Ancak Rusya’nın yeni bağımsızlığını kazandığı ve uluslararası sistemde zayıf
olduğu dönemde bile bu yapılamadı; bugün hiç yapılamaz. Üstelik bugün konu daha
çok bölgede yaşayan insanların kendi geleceklerini tayin hakları konusu
üzerinden ele alınıyor. Diğer bir ifadeyle sanki Ermenistan’ın ülkesel bir
genişleme derdi yokmuş da, Dağlık Karabağ bağımsızlık istiyormuş gibi bir zemin
söz konusu.
Etkili eleman Rusya
Hal böyle olunca Minsk
grubu içindeki ülkelerin büyük kısmı ikilem içinde kalıyor. Önce 2006’da
Sırbistan’dan ayrılan Karadağ, ardından 2008’de Kosova’da ayrılma
referandumları yapıp bağımsızlıklarını ilan etmişler ve batı tarafından tanınıp
NATO’ya davet edilmişlerdi. Rusya, bu gelişmenin rövanşını 2014’de Kırım
referandumu ile yapmış; bağımsız Kırım’ı ise kendisine katılmaya davet etmişti.
Minsk Grubu’nun batılı
üyeleri doğrudan Karabağ’ın bağımsızlığını talep edemiyorlar; ortada Kırım
örneği var; Kosova yüzünden de tersini savunamıyorlar. İşin bir yanı bu. Öte
yandan Rusya’nın Kafkasya’da kendi dışındaki oyunculara göz açtırmayacağı da
açık.
Muhtemelen Rusya tırmanan
bu gerginlik yoluyla esas uyarıyı Azerbaycan’a yapıyor. Azerbaycan’ın ne zaman
batılı ülkelerle ilişkilerinde bir hareketlenme olsa, Azerbaycan-Ermenistan
cephe hattında da hareketlilik oluyor. Gerginlik yükselince Rusya çok üzülüyor
ve iki devletin arasında derhal bir “arabuluculuk” yapıyor.
Gerginlik büyümesin diye
mecburen (!) araya giren Rusya, bu yolla diğer oyuncuları bölgeden uzak tutmayı
başarırken askeri ve stratejik konularda bu iki ülkenin hareket imkanlarını
neredeyse yok ediyor. Anlaşılan o ki, Avrupa ülkeleri Ortadoğu’daki kayıplarını
Kafkasya’da telafi etmeye yönelmişler ve Rusya buna izin vermiyor. ABD’nin bu
politikaya bir itirazı olmayacağına göre, durumun Rusya denetimli bir kriz
olduğu söylenebilir.
http://akademikperspektif.com/2016/04/07/azerbaycan-ermenistan-hattinda-yuksek-gerilim/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.