Meryem Gayberi
Geçmişte, Amerika
ve İngiliz laiklik anlayışı yerine Fransa'nın, kara Avrupa'sının katı laiklik
anlayışı tercih edildi. Düğme o zamandan yanlış iliklendiği için de laiklik bir
mühendislik projesi deli gömleği gibi topluma giydirilmek istendi. Anayasalar
toplumsal sözleşmelerdir. Herkesin söz hakkı vardır, olmalıdır. Müslüman'ın,
Hıristiyan'ın, Musevi'nin, Alevi'nin, Sünni'nin, her türden etnik kökenden
insanların yani özetle "Milletin" üzerinde anlaşacağı ortak bir metin
üzerinde uzlaşacağız inşallah…
***
Meclis Başkanı İsmail Kahraman'ın tam olarak öyle
söylemese de Anayasa konusundaki sözleri, özellikle CHP'de ve 'ben laikim'
diyen çevrelerde 'ateşleme' etkisi yaptı.
Laikliğin anayasadan çıkacağı düşüncesine köpüren laikçi
yazarlar açıkça küfürler etti. Bazı CHP'li vekiller, yeni bir 'kurtuluş savaşı'
mücadelesi vereceklerini söyledi.
TBMM Başkanı bireysel olarak bir görüş belirtmiş. Beğen
ya da beğenme. Dayatmada bulunmamış, şiddeti övmemiş, hakaret etmemiş.
Yani tam da düşünce özgürlüğü kapsamında
değerlendirilecek bir durum. Ona gerekli yanıtını ver, en sert şekilde eleştir
ama bu küfür-kıyamet, bu faşizm-şiddet nedir?
***
Mesela, PKK'nın çukur terörüne ses etmeyip sadece
"Katil devlettir" diyen akademisyenler söz konusu olduğunda
"Düşünce özgürlüğü" diyordu bazıları.
'Katil devlet'e bile müsamaha gösteren özgürlükçü ve
demokrat(!) tiplerin, İsmail Kahraman'ın sözlerine kustuğu öfke ve nefret,
herkesin gerçek yüzünü ortaya çıkardı.
Olayı bu kadar rayından çıkarıp, saptırıp, küfür etmeye
vardıranların ikiyüzlülüğünü bir kez daha göstermesi açısından belki de hayırlı
oldu bu tartışma.
İsmail Kahraman'ın açıklamasına katılmasam da bence bu
bir açıdan daha hayırlı oldu. O da en azından CHP'lilerin her meselede sadece
'hayır' demek yerine yeni anayasanın ne kadar önemli olduğunun farkına vararak
potaya girmesini sağladı.
Ve yine CHP mal bulmuş mağribi gibi "laiklik"
tartışmalarına sarıp çarpıtılmış cümleler üzerinden yeni bir gerilim
yaratacağına laikliği bu kadar önemsiyorsa en başta Paralel yapının peşini
bırakmalıdır.
***
Bu ülkede Laiklik, dindarlara baskı aracı olarak
kullanıldığı için laikliğin maalesef çok kötü bir geçmişi var hafızalarımızda.
Geçmişte Atatürk ismi ve Laiklik araçsallaştırılarak
dindarlara bu kadar eziyet edilmeseydi bugün laiklik bu kadar tartışılmazdı.
Dindar ya da kara laikçi bir anayasa değil; insan haklarına,
inanca, düşünceye, saygılı demokrat bir anayasa gerekiyor bize.
Mesela bir başörtülü bir daha asla ama asla
ötekileştirilmemeli. Din ve vicdan hürriyeti, Anayasa ile garanti altına
alınmalı.
***
Geçmişte; solculara, Ülkücülere, dindarlara, Alevilere,
Kürtlere, Gayrımüslimlere eziyet edildi. Bir daha asla olmasın diye sivil bir
anayasaya ihtiyacımız var
Dindar kesim, iktidarını demokrasiye borçlu. Bu yüzden de
zerre kadar endişe taşımıyorum demokrasi ve laiklik konusunda.
Zaten Cumhurbaşkanı'ndan Başbakan'a, bakanlardan
milletvekillerine kadar eskiden beri AK Parti'nin laiklikle ilgili meselesi
biliniyor ve toplum bu yönde hiç de manipüle edilemeyecek kadar meselenin
farkında.
Paralel yapının devleti içeriden ele geçirip meşru
hükümeti devirmeye kalktığı günlerde defalarca yazdım; "Gözünü seveyim
Laikliğin" diye. Çünkü laikliğin gerçek anlamda uygulandığı bir ülkede
dini kisve altında hiçbir yapı devleti ele geçirmeyi aklından bile geçiremez.
Tartışmalardaki bir diğer yanlışlık ise "Ben
laikim" diyenlerin aşırı tepkisi. Halbuki, kişi laik olamaz zaten. Laiklik
kavramı devletlere aittir. Din ve devletin alanını birbirinden ayırmayı
önceleyen bir kavramın bireyle ne ilgisi olur?
Ve bir not. Akıllı her devlet, din ve vicdan özgürlüğü
noktasında olabildiğince özgürlük tanır insanlara…
***
Geçmişte, Amerika ve İngiliz laiklik anlayışı yerine
Fransa'nın, kara Avrupa'sının katı laiklik anlayışı tercih edildi. Düğme o
zamandan yanlış iliklendiği için de laiklik bir mühendislik projesi deli
gömleği gibi topluma giydirilmek istendi.
Anayasalar toplumsal sözleşmelerdir.
Herkesin söz hakkı vardır, olmalıdır.
Müslüman'ın, Hıristiyan'ın, Musevi'nin, Alevi'nin,
Sünni'nin, her türden etnik kökenden insanların yani özetle
"Milletin" üzerinde anlaşacağı ortak bir metin üzerinde uzlaşacağız
inşallah…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.