Soner Yalçın
Gelelim… Itri gibi değerli müzik adamlarımızın o dönem
yaptığı müziğe… Şu gerçek ki; dinciler, Osmanlı’yı idealleştirip
hayallerinin istediği oranda tarih yazıyor! Klasik Türk Musikisi’ne, Bizans
(Rum Ortodoks Hıristiyan) etkisini kabul edemiyorlar. Meraklanıp google’a girip
dinleseler, Bizans müziği ile Klasik Türk Musikisini ayırt edilemeyeceğini anlayacaklar.
Keza… Kiliseye gidip Rum Ortodoks ilahilerini dinleseler şaşırıp kalacaklar. Evet,
birçok kilise müziği Osmanlı makamına benzer. Rum kiliselerinde okunan Kirie
Ekekraksa Pros Se İsakuson Mu duasının bestesi bildiğiniz uşşak makamından
başka bir şey değildir. Kirie Ekekraksa duası hicaz, Fos İlarion Ayas Doksis
segahtır. “Cenazelerde çalınsın” diye Görmez’in önerdiği “Itri’nin Tekbir’i”
segah makamındadır ve bu makam Ortodoks kilise makamıdır! Osmanlı müziği
üzerine 18. yüzyılda inceleme yapan (bu nedenle yedi yıl İstanbul’da yaşayan)
Fransız Charles Fonton’dan, müzik kuramcısı Charles H. Blainville’e kadar
birçok yazar bu ilişkiyi ayrıntılı yazar: “Osmanlı’nın müziği eski Yunan
musikisinin kalıntılarından başka bir şey değildir.”
***
Atatürk, yaptığı müzik devrimini soran Almanya’nın
“Vossische Zeitung” gazetesi muhabirine şu yanıtı verdi:
“Montesquieu’nün ‘Bir ulusun müzik konusundaki eğilimine
önem verilmezse, o ulusu ilerletmek olanaksızdır’ sözünü okudum, onayladım. O
nedenle müzik konusuna pek çok özen gösterdiğimi görüyorsunuz.”
Alman gazeteci, “Biz Batılılara göre, Doğu’nun
anlayamadığımız bir sanatı varsa o da müziğidir” demesine Atatürk şu karşılığı
verdi:
“Bunlar hep Bizans’tan kalma şeylerdir. Bizim gerçek
müziğimiz Anadolu halkından dinlenebilir.”
Evet, konumuz budur: Klasik Türk Sanat Musikisi, Bizans
müziği midir?
Bu tartışma şart. Baksanıza…
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez diyor ki:
- “Cenaze törenlerinde Polonyalı müzisyenin Cenaze Marşı
adını verdiği bir müziğinin çalınması doğru değil.”
- “Bizim kendimize ait değerlerimiz, kültürümüz var.
Itri’nin Tekbir’i var ki, muhteşem bir bestesidir. Cenazenin İslam geleneğinde
adabı vardır, hele şehit cenazeleri hem hüzünle hem vakarla uğurlanıyor. O
esnada herkes dualarını yapıyor, hafızlar Kuran-ı Kerim okuyor. Onların
arasında; ülkemize, kültürümüze, geleneğimize yabancı böyle bir unsurun şehit
cenazesiyle buluşması doğru değil.”
Chopin’in “Opus 35, 2 numaralı Sibemol Minör Piyano
Sonatı” 1932 yılından bu yana protokol cenazelerinde çalınıyor.
Görmez buna karşı. Olabilir.
Peki… “Bizim kültürümüz” diye önerdiği ne kadar bizim
kültürümüz?
Atatürk’ün; Klasik Türk Musikisi’nin radyoda çalınmasına
neden karşı olduğunu ve neden Anadolu halk müziği araştırmaları yaptırdığını
bilmiyor.
Diyanet İşleri Başkanı “kültürden” habersiz.
Başlayabiliriz…
Segah kilise duası
Itri, mahlası idi.
Asıl adı, Buhurizade Mustafa (?-1712) idi.
Hayatı hakkında pek bilgi yok.
Esirciler kethüdalığı; yani, esir ticareti yapanların
başkanlığını yaptığı biliniyor.
Saray siyasetiyle içli dışlı olan Yenikapı
Mevlevihanesi’ne gidip geldiği biliniyor.
Ve kuşkusuz Enderun’da müzik öğretmenliği yaptığı
biliniyor.
Gelelim… Itri gibi değerli müzik adamlarımızın o dönem
yaptığı müziğe…
Şu gerçek ki; dinciler,
Osmanlı’yı idealleştirip hayallerinin istediği oranda
tarih yazıyor!
Klasik Türk Musikisi’ne,
Bizans (Rum Ortodoks Hıristiyan) etkisini kabul
edemiyorlar.
Meraklanıp google’a girip dinleseler, Bizans müziği ile
Klasik Türk Musikisini ayırt edilemeyeceğini anlayacaklar.
Keza… Kiliseye gidip Rum Ortodoks ilahilerini dinleseler
şaşırıp kalacaklar.
Evet, birçok kilise müziği Osmanlı makamına benzer. Rum
kiliselerinde okunan Kirie Ekekraksa Pros Se İsakuson Mu duasının bestesi
bildiğiniz uşşak makamından başka bir şey değildir.
Kirie Ekekraksa duası hicaz, Fos İlarion Ayas Doksis
segahtır.
“Cenazelerde çalınsın” diye Görmez’in önerdiği “Itri’nin
Tekbir’i” segah makamındadır ve bu makam Ortodoks kilise makamıdır!
Osmanlı müziği üzerine 18. yüzyılda inceleme yapan (bu
nedenle yedi yıl İstanbul’da yaşayan) Fransız Charles Fonton’dan, müzik
kuramcısı Charles H. Blainville’e kadar birçok yazar bu ilişkiyi ayrıntılı
yazar: “Osmanlı’nın müziği eski Yunan musikisinin kalıntılarından başka bir şey
değildir.”
Bilinmelidir ki, Osmanlı çok uluslu bir imparatorluktu.
Ve değişik kültürlerin birbirini etkilemesi çok doğaldı.
Şunu da eklemeliyim…
Itri hurafesi
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, Chopin için “Polonyalı bir
müzisyen” vurgusu yapıyor; yani “bizden değil” diyor! Ayıptır.
“Bizim kültürümüz” dediği Klasik Türk Musikisi’nin
tarihi, bir Polonyalı müzik adamı olmadan yazılabilir mi?
Adı, Wojciech Bobowski…
30 yaşında Osmanlı’ya esir düştü. “Ali Ufki” adını aldı.
Itri daha saraya gelmeden önce IV. Mehmet’in
tercümanlığını yapıyordu. 17 dil biliyordu. Keza…
Müzik adamıydı. Ve… Türk musikisi eserlerini ilk kez Batı
notasıyla kağıda döktü. Kitabı, “Mecmua-i Saz ü Söz”, British Museum’dadır.
Müzik araştırmanı Ruhi Ayangil, “Mecmua-i Saz ü Söz”
kitabından 12 ilahi eseri “Uyan Ey Gözlerim” adlı müzik albümünde topladı.
Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “bizim kültürümüz”
dediğinin ne olduğunu görsün! Itri’nin, Polonyalı üstadından nasıl
etkilendiğini anlasın.
Keza… Kökü yüzlerce yıllık geleneğe, kilise müziğine
dayanan bir sanatın temsilcileri Mugannilerin kim olduğunu öğrensin.
Atina’daki “İstanbul Bizans Korosu”nu veya İstanbul’daki
Terpnon Müzik Topluluğu’nu dinlemesini öneririm.
Şurası kesin ki…
Polonyalı Chopin’in sürgündeki akrabalarına (ve yakın
dostu Prens Adam Czartoryski’ye) ülkesinin topraklarını açıp Polonezköy’ü
kurduran Osmanlı, Diyanet Başkanı Görmez’den ileri noktadaydı!
Polonezköylü Alexandra Angela Minakovska’nın kızı büyük
opera sanatçımız, gururumuz Leyla Gencer de mi “bizim kültürümüz” değil?
Saçmalık. Müzik evrenseldir.
Niyetleri belli; Cumhuriyet’in hafızasını yani Atatürk’ü
yok etmek!
“Şikayetler var” demeleri koca bir yalan. Demek şehit
yakını yoksul halkımız Chopin’i bilecek müzik bilgisine sahip! Eğer öyleyse
Bizans kilise müziğini de biliyor demektir. Ki cenazelerini Bizans-kilise
müziğiyle uğurlamak istemezler herhalde.
Sonuçta…
Görmez’in sözlerinin neresini düzelteyim. Turpun büyüğünü
de sona sakladım:
Tekbir’in bestekarının Itri olduğu hurafedir!
Sakın… Polonyalı Wojciech Bobowski olmasın!
Dincilik, cahilliktir.
http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/soner-yalcin/diyanet-baskanidan-kilise-muzigi-onerisi-1194285/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.