1918 yılında
Yakubi Süryani metropoliti, Diyarbakır Süryani Yakubi patrik vekilliği hizmetine
getirilir. Urfa asıllı metropolit Abdunnur 16 yıl başarı ile cemaatine hizmet
eder. Devletine sadık ve bağlılığı olan bir vatandaştı. Devlet dairelerinde
hatırı sayılır, aynı zamanda Diyarbakır il idare meclis üyesidir. Türklüğe ve
Türk dostu olmakla övünür, Ermenileri hiç sevmezdi.
Abdunnur efendi
Süryanice ve Türkçeye vakif ve ilmi açıdan da pek iyi derecede bilgiye sahipti.
Ermeniceyi sevmediği gibi Ermenice konuşan tokatlar ve şiddetle cezalandırırdı.
Metropolit görevi sırasında Diyarbakır, Elazığ ve Harput’ta başarılı bir
eğitmen olarak pek çok Türk gencini de yetiştirmiştir.
Metropolit
Abdunnur’un vefatından sonra Yakubi Süryani kilisesine bir çok elyazma
kitaplar, altın ve gümüş haçlar ve kilise ayin törenine ait giysi ve eşyalar da
bırakmıştır. Bugün bu mallardan Abdunnur efendiye ait diye sözedilir.
Abdunnur efendi
sinirli ve mücadeleci bir karaktere sahipti. Öyle ki hayvan beslemeyi sever
sürülerle ilgilenirdi. Diğer yandan kendi cemaati içinde Ermenice konuşan ve
Ermeni kültürüyle ilgilenenlere karşı oldukça sert tavır alır, affetmezdi.
Süryaniler,
Midyat hariç Diyarbakır, Elazığ, Harput, Malatya, Adıyaman, Urfa ve
bulundukları tüm bölgelerde Ermenice ve Türkçe konuşurlardı. Bir bölümü de
Arapça konuşurdu. Abdunnur efendinin 1915’ten 1933’e ölümüne kadar olan dönemde
Ermenice konuşanlarla olan mücadelerinde hiç de başarılı olmadı. (Türk Süryani
Tarihi, Aziz Günel, s. 192 - 195)
1918 yılında
Yakubi Süryani metropoliti piskopos (mıtran) Abdunnur görev bölgesindeki Ermeni
yetimlerin isimlerinin, Süryani halkından da Ermeni ismi olanların düşmanıydı.
Urfa asıllı
metropolit Ermenice isimlerin cebir ve şiddet göstererek değiştirilmesini
emrettiği gibi, aralarında Ermenice konuşmalarını da yasaklamıştır.
Metropolit bu
sert ve acımasız tutumu Ermenice isimlerin Süryanileştirilmesini ve Ermeni
kültürünün yaşatılmamasını cemaat içinde ikilik doğmasına sebep olmuştur.
O yıllarda
Diyarbakır, Urfa, Elazığ, Malatya ve Adıyaman gibi şehirlerde yaşayan Yakubi
Süryaniler Ermenice konuşur, Ermeni kültürü ile yaşarlardı. Ermeni
yetimhanelerdeki Ermeni çocuklar isimleri ve konuştukları Ermeniceden dolayı
dayak yer azar işitirlerdi. Bu tür faaliyetler metropolitin en büyük çalışması
olmuştur.
Bunlara bir
örnek vermek gerekirse;
Harput Ermeni okul müdürü ve öğretmeni Agop ve Kevork
Tumacan (Tanoğlu) kardeşler, Urfa asıllı Yakubi Süryani metropolit Abdunnur’un
cebir ve şiddet dolu baskısı sonucu mahkeme kararı ile Agop-Yakup ve Kevork-
Cercis isimleri almaya zorlanırlar.( Bu örnek Agop Tumaian’ın kızı Işmune
Papahar ( Özsezer) şehadeti ile bir itiraf olarak kaleme alınmıştır.
Yakup ve Cercis
kardeşler eski Rum ayazması olan bugünkü Mevlana kapı Yakubi Süryani
mezarlığına defnedilmiştir.
26.12.1992’de bu itiraf gerçekleşmiştir.
Süryani Yakubi
papaz Aziz Günel, “Türk Süryaniler Tarihi” adlı hitabında fanatik ruhani
Abdunnur’un bu özelliklerini iftiharla yazmıştır.
Metropolitin fanatik faaliyetleri pek de başarılı olmaz.
Yakubi
Süryaniler çocuklarına Ermeni ismi vermeye devam ederler. Bugün bile Süryani
mezarlıklarında Ermenice isimleri mezar taşlarında görmek mümkündür. Dikran,
Kirkor, Melkon, Nıvart, Bedros, Aznif, Varteni, Bağdasar gibi…
Fanatik ruhaninin tüm yasaklarına rağmen Yakubi
Süryaniler aralarında Ermenice konuşmaya ve dua etmeye devam ederler.
İstanbul’a gelince çocuklarını Ermeni okullarında okuturlar.
Abdunnur efendi
20 Temmuz 1933yılında Diyarbakır’da vefat etti. Naaşı Mardin yakınında Der
Zafaran manastırının patrikler ve metropolitler bölümüne defnedilir. Der
Zafaran manastırındaki bu bölüm birinci katta olup asırlarca Güneş oğulları
(Arevortik, Şemsiler) mabedi olmuştur.
Allah Abdunnur efendinin günahlarını affetsin.
TOMAS ÇERME

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.