Onur Kotan
Onur Kotan Van'da Erek dağı (Ermenice Adı Varaga Dağı) eteklerindeki
Yedi Kilise’yi yazdı… Van merkezden 10 dakika yolculukla bir köye vardık buradan
da, Yukarı Bakraçlı köyüne Erek dağı (Ermenice Adı Varaga Dağı)’nı tırmanarak
10 dakikalık bir yoldan sonra varmış olduk. Köyün hemen ortasında Yedi
Kilise’yi bulduk. Ancak kapısı kilitliydi. Köy adeta terk edilmiş gibiydi. Bir
teyze anahtarın bulunduğu evi işaret etmese belki buradan dönüp gidecektik.
Kapı açıldığında çok etkileyici bir yerle karşılaştığımızı fark ettik. Bölgenin
Ermeni Krallığı olan, daha sonra bağımsızlığını ilan eden Vaspurakan
Krallığı’ndan (Vaspourakan) 1003-1022 yıllarından kaldığını öğrendik.
***
Onur Kotan Van'da Erek dağı (Ermenice Adı Varaga Dağı) eteklerindeki
Yedi Kilise’yi yazdı.
Geçen ay öğretmen arkadaşımız Meral’i ziyaret için Van’a
gittik. Van’da gezilebilecek her yeri gezdikten sonra daha 5-6 saatimiz vardı
uçağımızın kalkmasına ama listemizde yakında olduğunu bildiğimiz bir yer yoktu.
Yoldan geçenlere sorduğumuzda Erek dağı eteklerinde Yedi Kilise’yi önerdiler.
Bizim de yeni rotamız belli oldu.
Van merkezden 10 dakika yolculukla bir köye vardık buradan
da, Yukarı Bakraçlı köyüne Erek dağı (Ermenice Adı Varaga Dağı)’nı tırmanarak
10 dakikalık bir yoldan sonra varmış olduk. Köyün hemen ortasında Yedi
Kilise’yi bulduk. Ancak kapısı kilitliydi. Köy adeta terk edilmiş gibiydi. Bir
teyze anahtarın bulunduğu evi işaret etmese belki buradan dönüp gidecektik.
Kapı açıldığında çok etkileyici bir yerle karşılaştığımızı fark ettik. Bölgenin
Ermeni Krallığı olan, daha sonra bağımsızlığını ilan eden Vaspurakan
Krallığı’ndan (Vaspourakan) 1003-1022 yıllarından kaldığını öğrendik. Ancak
aynı bölgede daha önce de yapılar olduğu ve bu alana eklenerek büyüdüğü de
söyleniyor. İçeri girdiğinizde dışarıdan gözükenden çok daha büyük ve mimari
olarak çok başarılı bir yapıda olduğunuzu hemen anlıyorsunuz. İlk girilen
kısımdan 4 ayrı bölüme geçiş yapabiliyorsunuz. Bir ibadet yeri olan Kutsal Seal
Şapeli tamamen yıkılmış. Aziz Sion Kilisesinin de çatı kısmı bulunmuyor.
Dışarıda 2 tane daha kilise (ya da farklı bir ibadet alanı) varmış ancak şu
anda sadece yıkılmış olan ve en eski yapılardan olan Azize Sofya Kilisesinin
bir duvar ve tavan kısmı bulunuyor. Zaten adını da burada bulunan 7 kiliseden
alıyor. Bazı tarihçiler aslında kilisenin sonradan yapılan ve Varagavank
Manastırına ek olan 2 parçasının Erek dağında olduğunu söylüyor, köylüler bu
kısımların defineciler tarafından tarumar edildiğini anlattı. Kilisenin
içindeki bazı kısımların yonca şeklinde olması ve sadece küçücük pencerelerden
giren güneş ışığı ile aydınlanan loş odalar bambaşka bir atmosfer yaratıyor.
Kilisenin tarihçesini araştırdığımızda şu bilgilere ulaşıyoruz:
VARAG KUTSAL HAÇI 2
3. yüzyılın sonlarında azizeler Gayane ve Hripsime’nin,
Ermenistan üzerinden geçerken İsa’nın Çarmıhı’nın bir parçasını Van’a
getirdikleri rivayet edilir. Vaspurakan’dan ayrıldıklarında bu kalıntının,
mucize eseri bir keşiş tarafından Varag Dağı’nda tekrar bulunduğu ve Varagavank
Manastırı olacak zaviyeye götürüldüğü 7. yüzyıla kadar kayıp bilinmiştir.
Kral Senekerim, krallığındaki en mukaddes kalıntısını
barındırması için mevcut kompleksi genişletip manastır yapmıştır. Krallığını
Bizans İmparatorluğu’na devrettiğinde Senekerim bu kalıntıyı alıp Sivas’ın
hemen dışındaki Surp Nişan Ermeni manastırına teslim etmiştir.
Bir süre sonra, Senekerim’in ölümünün ardından, bu emanet
Varagavank’a geri götürülmüştür. 1231’de, artık çok muhterem tutulan bu
kalıntı, kuzeydoğu Ermenistan’daki Norvaragvank’a (Yeni Varag Manastırı)
nakledilmiştir. Daha sonraki bir tarihte Van’a geri dönmüştür ve eski surlu
şehrin içindeki Surp Nişan Kilisesi’nde muhafaza edilmiştir. 1915 kuşatması ve
katliamı sırasında, ebediyen kaybolmuştur.
İçerideki 5 kilisenin duvarları da eski dönemlerden kalan
fresklerle dolu. Birçoğu silinmiş ve görünürlüğünü yitirmiş olsa da hâlâ dikkat
çekiyor. İçerideki hayvan ve saman kokusu insanın canını sıkıyor. Yedi
kilisenin hemen yanına yapılan camide kilisenin eski fotoğraflarına
baktığımızda anlıyoruz ki manastırın sınırlarını tahrip ederek yapılmış.
Buranın da yıkılacağına dair eski haberlerde 3 2012 yılında caminin
yıkılacağı yazıyor ama 2016’da hâlâ dimdik ayakta duruyor.
Kilisenin içinde bir de anı defteri var. Defterde her
dilde dilek ve temenniler var. Tabii ki en çok da Ermenice. Yılda 3 bin
civarında kişinin burayı ziyaret ettiği söyleniyor.
1915 Ermeni soykırımında buranın büyük hasar gördüğü ve
60’lı yıllarda da valilik tarafından bir kısmının yıkıldığı biliniyor, daha
sonra da 2011 Van depreminde ön kısmında yıkılmalar olduğu köylüler tarafından
söyleniyor.
MÜSLÜMAN KİLİSESİ: VARAGAVANK
İstanbul’a geldikten sonra buranın tarihini araştırmak
istedim, malum koca bir manastır ama tek bir Ermeni dahi yok ve hiçbir
restorasyon çalışması yapılmıyor. Biraz araştırınca hemen o garip haberi
buldum. Aslında Varagavank Manastırının ve hatta tüm köyün tapusu Fatih
Altaylı’nın üzerineymiş. Ona da ölen dedesinden miras kalmış. Buranın
restorasyon işlerinin yapımı tapuya kalınca ortaya çıkmış bu durum.4
Röportajda şöyle diyor Altaylı “Kilisenin tapusu bende. Dedeme aitti orası.
Dedemden babama kaldı, babam ölünce de bana kaldı. 40-50 yıl önce dedem oradaki
kiliseleri tamir ettirmişti yıkılmasın diye. Bir daha kimse ellemedi, öylece
kaldı. Köy de bize ait. Ama ne gidiyorum ne görüyorum, haberim yok. Van’a uzun
süredir gitmedim. Bu olaydan da sizin sayenizde haberim oldu.” Ne garip değil
mi bir kilise hatta bütün bir Ermeni köyü bir Müslüman-Türk’ün malı. Bu sadece
Van’ın bir köyündeki durum, bunu bütün bir memlekette düşününce neler geliyor
insanın aklına. Kocaman bir coğrafya, kaba tabirle ama bu tabir çok yakışıyor
ülkeyi yönetenlere ‘Kapanın elinde kalmış’.
Aslında tarihi biraz incelediğimizde bu tarz yapıların bir devlet politikası
olarak seçilerek paylaştırıldığını görüyoruz.
Bu sene yaşanan Kamp Armen’in durumu ortadayken,
memlekette binlerce Kamp Armen olduğu o kadar aşikar ki. Kültürü, turizmi,
binlerce yıllık tarihi, bulunan değerlerin üzerine bir bayrak direği koyarak
millileştirenler, buralardan maddi gelir elde edemediğinde ya da daha fazla
gelir elde edecek bir şey bulduğunda buraları (son kalan yerleri) teker teker
yıkacaklar. Buraların restore edilip gerçek sahiplerinin en azından gelip
gezmeleri, ibadet yerleriyse ibadet etmelerinin sağlamaları, hani o hiç ağızdan
düşmeyen ‘Anadolu misafirperliği’ var ya en azından onun için gereklidir. Yoksa
aslında mülk sahiplerine gelin ibadet yapın demek bile eksiktir, buralar gerçek
sahiplerine teslim edilmeli.
Varagavank’daki anı defterine de yazmıştım. Burası tarihin
bizlere “Bakın, okuduğunuz kitaplar, dinlediğiniz sohbetler ve hatta kutsal
kitaplar bile eksik bırakacak siz tamamlayın” dediği parça. Ermeniler varmış
burada, şu anda buradan torunlarının haberi var mı acaba? Bir sonraki
gelmemizde Ermenilerle birlikte gezmek ümidiyle.
* (1) İskoç bir papazın sözü
*2
http://www.virtualani.org/varagavank/turkish.htm
*3
https://web.archive.org/web/20141006060408/http://www.radikal.com.tr/turkiye/ermeni_kilisesi_icin_geri_sayim-1025870

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.