Aykan Sever
Erivan bir süre sonra fazlasıyla sıradanlaşan bir kent.
Kolay kolay değişen bir şey yok. Sıklıkla iflas eden ve yenisi açılan dükkanlar
dışında. İşin doğrusu Erivan bir süre sonra fazlasıyla sıradanlaşan bir kent.
Kolay kolay değişen bir şey yok. Sıklıkla iflas eden ve yenisi açılan dükkanlar
dışında. Ama kendi doğasına ait mucizeleri hepten de yok değil. Ağrı dağı
bunlardan biri. Sisin dumanın olmadığı havalarda karlı tepesi epey yakınınızda.
Bu günlerde denizin ortasında bir ada görünümünde.
Sıcak şimdiden bastırdı. Karşı faaliyet içinde olan
yerler de var. Ferahlık, serinlik veriyorlar. Erivan’ın tek camisinin avlusu,
arada kalmış bir kilisenin gölgelikleri gibi. Bu yerler, caddenin bütün
gürültüyle karışmış erimişliği üç beş adım ötenizde de olsa, ondan kopabilecek
kuytuluğu size sunuyor.
Gürültü neyse ne. Ama hava öyle mi? Ondan kaçmak kolay
mı? Geçenlerden bir kaç saatlik kapıyı bacayı zorlayan, ağaçların söken
cinsinden bir fırtına yaşandı. Hava raporları bu durumu ön görememişti. Bir
ahbapsa “Eskiden (yani “sosyalizm" zamanında) böyle miydi? Ne zaman ne
olacağını bilirdik, yağmur da, kar da yağacağı zamanı bilirdi, sıcaklar da bu
kadar olmazdı diye kendi kendine söyleniyordu.
Kendimce espri yapmaya kalktım “iktidar hava durumunu da
mı belirliyordu” cinsinden; ama ilk sözcüklerden sonra durdum. Sahiden küresel
ısınma son on, on beş yılda gaddar yüzünü göstermeye başlamamış mıydı?
Sonra? Yüksekçe yeni yapılmış bir kulenin gölgesinden
geçerken, aklınıza belki de kimlerin emeğiyle bu gösterişli binalar dikildi
sorusu geliyor. Yine belki bu ülkenin gerçek üreticileri köylüler, kışın
sırtına giyecek hırka bile bulamazken, bir başkası nasıl oluyor da burada ve
dünyanın sağında solunda birçok mülkün sahibi oluyor, acaba bu durum hangi
“mucize”nin eseri diye merak ediyorsunuz.
Sonra o uzun gölgeden kurtulunca, hakkını arayanların
öfkeli yüzleriyle karşılaşıyorsunuz. Bir grup çiftçinin bir yıl önce alınan
ürününün bedeli hala ödenmemiş, diğerlerininse bahçelerini suladığı bir
kaynağa, birileri el koymak istiyormuş.
Her şeye rağmen direniyorlar. Sosyalizm nostaljisi yapan
ahbabın deyişiyle “su için uğraşanlar şimdilik 1-0 önde”. Belki de bu ülkenin
asıl mucizesi bu.
Barış?
Belki bir mucize daha gerçekleşebilir. Diplomatlar Dağlık
Karabağ meselesinde her zamankinden daha çok çözüme yaklaşıldığı düşüncesinde.
Elbette şimdilik bu bir söylenti. Bizim memleket menşeli profesör unvanlarıyla
taltif edilmiş savaş kışkırtıcılığı yapmayı siyasi analistlik zanneden
şahısların bolluğunun var olduğu bir zeminde hem de.
Yine de barışçıl bir çözüm çok zor. Nedeni basit. Her iki
tarafta da Dubai kuleleri dikenler yoksul çocuklarının bir birini boğazlamasına
aldırmıyor. Ama hayattan umut kesilmez. Bakarsınız bir gün daha önce
savaşırken, mola verip, sohbet edip, değiş tokuş yapanlar, bu kez bu çarka
isyan eder. O zaman barış gelir. (AS/EKN)
Aykan Sever
Aykan Sever, gazeteci, Erivan'da yaşıyor.
AYKAN SEVER YAZDI
Erivan’ın Mucizeleri
Erivan bir süre sonra fazlasıyla sıradanlaşan bir kent.
Kolay kolay değişen bir şey yok. Sıklıkla iflas eden ve yenisi açılan dükkanlar
dışında.
Aykan Sever
Erivan - BİA Haber Merkezi
28 Mayıs 2016, Cumartesi 00:00

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.