AK Parti MKYK'ya seçilen Türkiye Ermeni Cemaati mensubu
Markar Esayan, üçüncü yılında Gezi olaylarını değerlendirdi. Eseyan,
"Seçilmiş lideri onursuzlaştırmak istediler" dedi. AK Parti'nin beyin
takımında yer alan Markar Esayan Sabah'tan İsa Tatlıcan'a Türkiye'de azınlık
olmak, muhalefetin dili ve AK Parti'nin geleceğine ilişkin çarpıcı
açıklamalarda bulundu: Kamuoyu pek bilmez; 27 Mayıs 1960 darbesinde sadece
Başbakan Menderes, Bakan Zorlu ve Polatkan'ı idam etmediler. İşkenceyle
öldürülen başka Demokrat Partililer de vardı. Onlardan birisi de DP'nin
İstanbul milletvekili Dr. Zakar Tarver'di. Yassıada'dan cenazesi çıkmıştı. Kalp
krizi dendi ama ağır şekilde dövülerek öldürüldü.
***
AK Parti MKYK'ya seçilen Türkiye Ermeni Cemaati mensubu
Markar Esayan, üçüncü yılında Gezi olaylarını değerlendirdi. Eseyan,
"Seçilmiş lideri onursuzlaştırmak istediler" dedi. AK Parti'nin beyin
takımında yer alan Markar Esayan Sabah'tan İsa Tatlıcan'a Türkiye'de azınlık
olmak, muhalefetin dili ve AK Parti'nin geleceğine ilişkin çarpıcı
açıklamalarda bulundu:
56 YIL SONRA BİR ERMENİ PARTİ YÖNETİMİNDE
-AK Parti MKYK'ya seçilmeniz Ermeni cemaati tarafından
nasıl karşılandı?
Kamuoyu pek bilmez; 27 Mayıs 1960 darbesinde sadece
Başbakan Menderes, Bakan Zorlu ve Polatkan'ı idam etmediler. İşkenceyle
öldürülen başka Demokrat Partililer de vardı. Onlardan birisi de DP'nin
İstanbul milletvekili Dr. Zakar Tarver'di. Yassıada'dan cenazesi çıkmıştı. Kalp
krizi dendi ama ağır şekilde dövülerek öldürüldü.
O tarihlerden sonra TBMM'ye Hıristiyan/Musevi
vatandaşlardan bir istisna dışında giren olmadı. Nitekim 7 Haziran ve 1 Kasım
seçimlerinde bu hasret bitti. Meclis'e Hıristiyan, Ezidi, ve Romanlar girdi.
Ermeniler de nüfuslarına oranla oldukça pozitif bir oranla üç vekil ile ilk
sırada yer aldılar.
Tabii AK Parti'nin Merkez Karar Yönetim Kurulu'na seçilmiş
olmak büyük bir onur. AK Parti sıradan bir parti değil. Ülkeyi son 15 yılda
adeta ak ile kara arasındaki fark kadar değiştirmiş, ülkedeki devlet
zihniyetini radikal biçimde reformdan geçirmiştir. AK Parti sadece ona oy
verenlerin değil, tüm vatandaşların önünü açan şekilde sivil siyasete itibar
kazandırdı. Tabii böyle önemli, güçlü bir hareketin beyin takımında olmak çok
önemli bir gelişme. Bu AK Parti'nin toplumun her kesimine ne kadar açık,
aslında halkın tamamının partisi olduğunu da gösteriyor. Ermeni vatandaşlar da
bu durumun önemini gayet yakından takip etti. Hem Ermeniler hem de diğer tüm
halklarımızdan olağanüstü derecede çok tebrik aldım. Telefonlarımın susmadığını
ifade etmeliyim.
-Siyasete girmek, AK Parti MKYK'da yer almak kariyer
hedefleriniz arasında var mıydı? Aktif siyasete nasıl karar verdiniz?
SİYASETE GİRMEK AKLIMIZDAN BİLE GEÇMİYORDU
Ben AK Parti'yi 2002 yılından beri net biçimde
destekliyorum. Agos gazetesinde yazılarımda, AK Parti'nin dışlayıcı
vatandaşlıktan mustarip tüm ötekileri merkeze taşıyan değerli bir hareket
olduğunu hep ifade ettim. Bu hareketin yaptığı reformlar sayesinde insanlar hem
dindar hem vatandaş, hem Kürt hem vatandaş hem Ermeni hem vatandaş olma hakkını
ilk kez elde etti.
Siyasete girme planım var mıydı? Nasıl olabilirdi ki!
Şundan 15 sene önce bir Ermeni'nin bu ülkede bürokrasi, yerel yönetimler ve
siyasette görev alması hayal bile edilemezdi. Bırakın bunu, Ermeni sözcüğü
yasaklı, küfür yerine geçen bir sözdü. İsimlerimizi saklamak zorunda kalırdık.
Vakıflarımızın mallarına devlet tarafından el konurdu. AK Parti tüm bu zihniyet
ve pratikleri öyle kökten reddetti ki, şimdi bunların geçmişte yaşandığına ben
bile inanamıyorum. Ama yaşandı, hem de ağır bedeller ödenerek.
Benim, bir insan olarak onurlu ve insanca yaşama davam ve
AK Parti'nin davası örtüştü, kaderimiz çakıştı. Teklif gelince de bunu onur
sayarak kabul ettim. Çünkü AK Parti vitrine bir Ermeni koymak için değil, bu
davanın medyada kavgasını en önde verenlerden, fikir üretenlerden birisi
olduğum için beni çağırmıştı.
HRANT'IN BİR ÖĞRENCİSİ OLARAK ÇABA GÖSTERİYORUM
-HDP milletvekili Garo Paylan etnik kökenini sık sık
siyasi malzeme olarak kullandığını görüyoruz. Türkiye'de böyle bir ayrımcılık
hissediyor musunuz?
Türkiye'de ayrımcılığın, inkârın, asimilasyonun kurumsal
anlamda bittiği bir dönemde yaşıyoruz. Şahıs hakkında konuşmak istemiyorum;
çünkü HDP'yi siyasi parti, muhatap olarak kabul etmiyorum. Şiddet varsa siyaset
yoktur. Ben Dink'in bir öğrencisi olarak halklar arasındaki köprüleri onarmak,
önyargıları yıkmak için naçizane çaba gösteriyorum. Bu tür insanlar tarihi,
günümüzdeki olayları çarpıtarak, mağduriyetleri kışkırtarak, kötümserlik
yayarak önyargıları canlı tutmaya çalışıyorlar. HDP bu kişileri kendi ajandası
için kullanıyor. Halkımız bunlara teveccüh etmiyor ve etmeyecek. Her gün gerçek
yüzleri biraz daha ortaya çıkıyor.
-Eski bir Taraf yazarı olarak Ahmet Altan'ın son
dönemdeki savrulmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Allah herkese düzgün yaşlanmayı nasip etsin.
PARALELİN TELİF DAĞITTIĞI LİBERALLER!
-Liberaller AK Parti ile yollarını ayırdı söylemi çok sık
kullanılıyor. Sizce liberal seçmen AK Parti ile yollarını gerçekten ayırdı mı?
Bu bir efsane; suni bir söylem. Liberalizme zaten ciddi
eleştirilerim var ama, bunlar liberal bile değil, eski rejimin liberal/solcu
görünümlü komiserleri. Olur da milli bir irade ortaya çıkmasın diye bu ülkenin
siyasetinde, medya, STK ve ekonomi alanında tarlaları sürmüşler. Bunun seçmenle
ilgisi yok, bir simülasyon. AK Parti tarihi oy oranlarında şu an. Yüzde 55'leri
gördük son araştırmalarda. Vatandaş kimin kim olduğunu gayet iyi biliyor. Sizin
bahsettiğiniz; üst elit yapılar. Üniversiteler dahil kültür medya STK'lar dahil
tüm alanları parsellemişler. "Liberal" denen şahıslar da bu kliğin
önemli bir parçası. Paralelin telif dağıttığı kişiler. Darbe sektirmiyorlar. Bu
nasıl liberallik, nasıl solculuk! Alakası yok.
BAZI "ENDİŞELİLER!" MİDESİNDEN KONUŞUYOR
- Bu kavram çok sık kullanılmaya başlandı. Sizce AK
Parti'nin bir "fabrika ayarı"sorunu var mı?
Bu da başka bir simülasyon. Seçmenimizin gündeminde böyle
bir konu yok bile. Tabanımızın ve tabii ki 79 milyon vatandaşımızın talepleri
var; şüphesiz şikâyetleri de olacaktır. İş yapan hata da yapar, ama düzeltmek
şarttır. Son seçimde ve şu anki oy oranımızdan da görüyoruz ki, halkımız bu
talepleri karşılayacak tek partinin yine AK Parti olduğunu biliyorlar. Bir de
bu endişe neymiş belli değil. Midelerinden konuşan bir takım kalemler var ve
bunun toplumda karşılığı olduğu izlenimi yaratmak istiyorlar.
ERDOĞANSIZ AK PARTİ PROJESİ TOPLUMDAN KARŞILIK BULMADI
-Bir de toplumda karşılık bulmayan "Erdoğansız AK
Parti" söylemi için ne diyeceksiniz?
Bu davanın, bu büyük hikâyenin bugünkü temsilcisi
bellidir. Hareketimizin olmazsa olmaz üç unsuru vardır: Halkımız, liderimiz
Recep Tayyip Erdoğan ve partimiz. Açık darbe girişimleri, paralel devlet
müdahalesi, PKK kalkışması bu sürece engel olamadığı için tabii ki bu hareketin
üçlü yapısını bozmaya yöneldiler. Bu "endişeli AKP'liler" meselesi de
bu yönde bir tür taktik. AK Parti ve tabanıyla ilgisi yok. Hedefleri Erdoğan
dönemini kapatmak. Bu olursa üçlü sacayağını bozacaklarını, başarılı
olacaklarını düşünüyorlar. Bunu açık yüreklilikle yapamayacakları için, şüphe,
kuşku yaratarak yapma gayretindeler. Ama iyot gibi ortaya çıktılar. Kimse
milletimizin birlik ve beraberliğini tefrikada başarılı olamaz.
FİİLİ OLARAK BAŞKANLIK SÜRECİ BAŞLADI
-Siyasi yorumcular Türkiye 22 Mayıs kongresi ile fiilen
Başkanlık sistemine geçtiğinin altını çiziyor. Bu AK Parti'nin geleceğini nasıl
etkiler?
Etkiledi bile... Biz 2007 yılında cumhurbaşkanını halkın
seçmesine dönük anayasa değişikliğinin yarattığı süreci yaşıyoruz. Bu konu
şahıs meselesi değildir. Bu milletin talebidir. Oluşan çift başlılığı düzeltmek
ve fiili durumu anayasamıza işlemek durumundayız. 2007 yılında halkın bir
vesayet makamı olarak kurgulanan Cumhurbaşkanlığı makamında oturacak kişiyi
seçme hakkından geri adım atılamaz. Dolayısıyla, oluşan bu fiili durumu
anayasamıza tahakkuk ettirmekten daha doğal ne olabilir? Türkiye bir daha koalisyonlara
mahkûm olmamalı. Bir daha başbakanlar asılmamalı. Yasama yürütme şu anda iç içe
geçmiş durumda, net biçimde ayrılmalı. Şu anki sistem dün gladyo, bugün paralel
gibi kliklerin ele geçirmesine uygun şekilde özellikle formatlanmış. Bir tür
deli, vesayet gömleği. Bunu düzeltmeyi, sorunsuz bir yapıyı tesis etmeyi
çocuklarımıza borçluyuz.
ERDOĞAN İLE UYUMLU OLAN HERKES BAŞIMIZIN TACIDIR
-Binali Yıldırım dönemi AK Parti'de ve seçmende nasıl
karşılandı?
Seçmen için AK Parti'nin lideri Sayın Erdoğan'dır. Sayın
Erdoğan ile senkronize olan, bu davaya hizmet eden herkes baş tacıdır. Sayın
Başbakanımız Binali Yıldırım zaten icraatları ile bu hareketin kendini
ispatlamış bir önde gelenidir. Artık başbakandır ve teşkilatımız bundan son
derece memnundur. AK Parti bir kitle hareketidir. Kadroları bu kitle
hareketinin hizmetindedir. Lideri Sayın Erdoğan'dır. Güçlü yanımız bu olduğu
için en çok saldırı da bu cenaha oluyor. Normaldir. Ama kimse bizden bu ayak
oyunlarına karşı mücadele etmememizi beklemesin. AK Parti CHP gibi komplolarla
ele geçirilecek bir vesayet kulübü değil. Ben de bu vesileyle Sayın
Başbakanımızı bir kez daha kutluyor, verdiği hizmetlerden ötürü Sayın
Davutoğlu'na da teşekkür ediyorum.
BAŞKANLIK SİSTEMİ ÖNÜ ALINMAZ TOPLUMSAL BİR TALEP
-Başkanlık sistemi Türkiye'nin gündeminden düşmüyor. AK
Parti bu konuda nasıl bir strateji izleyecek?
Demek ki bu önü alınamaz bir toplumsal talep. Stratejimiz
halkın taleplerine karşılık vermektir. Hızla sistem değişikliğini içeren yeni
anayasa teklifimizi Meclis'e indireceğiz. Bu teklifi zaten halktan topladığımız
tekliflerle oluşturuyoruz. Bu taslağı halkın müzakeresine sunacağız ve
halkımızın görüşlerini metne yansıttıktan sonra son halini Meclis'e
indireceğiz. Her şey halkın denetiminde olacak. Anayasayı halka yazdırıyoruz.
Süreç nasıl olursa olsun nihai kararı yine referandumla halk verecek. Bundan
daha demokratik bir yöntem henüz keşfedilmiş değil. Halkın istemediği hiçbir
şey de olmayacak.
GEZİ PROVAKASYONUNUN HEDEFİ ERDOĞAN'DI
-FETÖ ve PKK medyası Türkiye'de diktatörlük rejimi var
algısı yaratmaya çalışıyor? Bu algı operasyonu hakkında ne söylemek istersiniz?
Yenildiler. Deşifre oldular. İhanetleri halkımızın birlik
ve beraberlik bilincine çarptı, tuzla buz oldu. MGK'da FETÖ ile alınan karar
Bakanlar Kurulu'ndan geçtikten sonra mücadele daha da hız kazanacak. Eski
Türkiye, vesayet altına alınırken, üst yapılar yukarıda anlattığım gibi ele
geçirilmişti. Halkın nüfuz etmemesi için devleti oksitlemişler. Toplum
angaryadan başını kaldırıp da siyasi bir hareket yaratamasın diye de PKK,
paralel gibi yapıları birer mayın gibi içimize yerleştirmişler. İşte Gezi'nin
3. yıldönümündeyiz. Türkiye en parlak döneminde Brezilya, Mısır ve Ukrayna ile
birlikte büyük bir ihanete uğradı. Bunu bu yapılar üzerinden, medyayı kullanarak
ve seçilmiş lideri karakter suikastlarıyla tabanı karşısında itibarsızlaştırmak
üzere yaptılar. Halkın kafasını karıştırmak, arada el çabukluğuyla seçilmiş
lideri devirmek istediler. Yurt dışından destekli geniş bir konsorsiyum vardı.
Hepsi birden Erdoğan'a yüklendiler. Buna karşı çıkan bizleri de linç etmeye
kalktılar. Sonra da ikinci adım 17/25 Aralık geldi. Bugün hala CHP ve HDP bunu
diriltme peşindeler.
KİMSE TERÖRLE MÜCADELEDE BU KADAR CESUR ADIMLAR ATMADI
-Bölgeden gelen son haberler terör örgütünün şehirlerde
büyük yenilgiye uğradığını gösteriyor. Türkiye bu kez terörle mücadelesinde
başarıya ulaşacak mı?
Ne merhum Özal, ne de merhum Erbakan'ın başaramadığı şeye
Sayın Erdoğan tevessül etti. Üç tane süreç açıldı. Neden bu risk alındı? Neden Demirel
alamadı mesela? Çünkü başına gelecekleri görüyordu ve müesses nizamla uzlaşma
yoluna gitti. O yüzden halk-lider-parti üçlemesinin önemine çok vurgu
yapıyorum. Ülkeyi zincirlerinden kurtarmaya niyetliyseniz, halkı arkanıza almak
tek doğru yoldur. Halktan uzaklaşanı kurtlar kapar. Sayın Erdoğan analar
ağlamasın, çocuklarımız ölmesin diye bu imkânı yaratmaya çalıştı ve kefenini
giydi. O yüzden bu ihanetleri affetmek mümkün değil. Süreç aslında başarılı
olmuştu. Ancak Suriye iç savaşındaki gelişmeler PKK'ya yeni alanlar açtı.
Türkiye'nin içsavaşa sürüklenmesi üzerinden bir anlaşma yaptılar. Ben burada
tüm asker, polis, korucu şehitlerimize, Dürümlü'de , Mardin'de arabasında PKK
tarafından yakılan muhtarımızda olduğu gibi ülkesine sahip çıkan tüm şehitlerimize
Allah'tan rahmet, gazilerimize acil şifa diliyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.