Tamer Çilingir
Cumhuriyetin kurucu sürecine neden demokratiklik sıfatını
yakıştırdığını, 1921’de (neden 1921?
Meclis 1920’de kuruldu oysa) Kürdü, Çerkezi, Alevisi ve Sünnisiyle halklar bir
araya gelmişler ve bir eşitlik hukuku kapısı açma fırsatı yakalamışlar
sözlerinden anlıyoruz. Görüldüğü üzere bu cümlede binlerce yıldır bu
topraklarda yaşamış olan Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve Keldaniler geçmiyor.
Yani onların bu Meclis’te olmamasına rağmen birinci meclis, demokrat payesini
alabiliyor Figen Yüksekdağ’dan. Peki Kürtler, Çerkesler, Alevisi ve Sünnisiyle
halklar diye tanımladıkları o kimlikleriyle mi meclisteler? Tabii ki kocaman
HAYIR!... ‘’Eğer bu topraklarda yaşayan bütün kadim halkların Ermenilerin,
Asurilerin, Süryanilerin ve Keldanilerin o meclis arkasında iradesi olmasaydı
bugün kutlayacakları bir başlangıç olmayacaktı… O katliamcı, soykırımcı
meclisin arkasında Ermenilerin, Asurilerin, Süryanilerin ve Keldanilerin
iradesinin olduğunu iddia etmek nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tek bir Ermeni,
Asuri, Süryani ve Keldani ismi versin Figen Yüksekdağ, o yıllarda
soykırımcıların meclisinin arkasında duran. Nereden uyduruyor anlaşılır gibi
değil. Resmi tarihçiler, AKP, CHP ve MHP bile edemez bu sözleri, o nasıl
ediyor? Kime ne için yaranmaya çalışıyor?
***
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman İl Başkanlığı
1. Olağanüstü İl Kongresi’ne katılan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ,
”Halkların Demokratik Partisi’ne karşı geliştirilen dokunulmazlığı kaldırma
darbesiyle meclisin itibarı da, meclisin fiili varlığı da tasfiye etmeye
yöneliktir” diye başladığı konuşmasında öyle cümleler kurdu ki AKP, CHP veya bir MHP temsilcisi de pekala aynı sözcüklerle
aynı cümleyi kurabilir ve izleyicilerince ayakta alkışlanabilirdi.
Cumhuriyetin ve meclisin ilk kurulduğu günkü ruhtan söz
ediyor Figen Yüksekdağ. ’’Yıllar önce
verdiğimiz mücadelenin esası, cumhuriyetin ve meclisin ilk kurulduğu dönemdeki
ruha yeniden dönmek üzeredir.’’ diye de ekliyor. Bu ruhtan uzaklaşılmışmış!
Sahi nedir bu cumhuriyetin ve meclisin ilk kurulduğu
günkü ruh?
Türkiye’de yeniden ‘demokratik’ kurucu bir süreci
başlatmak gerektiğini anlatan Yüksekdağ, şöyle anlatıyor:
“1921’de nasıl Kürdü, Çerkezi, Alevisi ve Sünnisiyle
halklar bir araya gelerek, bir eşitlik hukuku kapısı açma fırsatı yakaladılarsa
bugün bu zor günlerde işte böyle bir eşitlik hukukunu oluşturarak bir birleşme
pratiğini oluşturup çıkmayı başarabiliriz. Ablukayla, sıkıyönetimle sokağa
çıkma yasağı ilan ediliyor. Yakıp yıkma yoluyla 10 aydır çözüm üretemeyenler
hala bu yanlışta ısrar ediyor. Ama şuna emin olsunlar o yakıp yıktıkları
kentlerin, geride bıraktıkları enkazları var ya, kendileri ve kendi siyasetleri
o enkazların altında kalmıştır. Bugün Halkların Demokratik Partisine karşı
geliştirilen dokunulmazlığı kaldırma darbesiyle meclisin itibarı da, meclisin
fiili varlığı da tasfiye etmeye yöneliktir. Meclis hukukuna, geleneğine,
meclisin demokratik temsil anlayışına bağlı bir siyaset yoktur karşımızda.”
Cumhuriyetin kurucu sürecine neden demokratiklik sıfatını
yakıştırdığını, 1921’de (neden 1921?
Meclis 1920’de kuruldu oysa) Kürdü, Çerkezi, Alevisi ve Sünnisiyle halklar bir
araya gelmişler ve bir eşitlik hukuku kapısı açma fırsatı yakalamışlar
sözlerinden anlıyoruz.
Görüldüğü üzere bu cümlede binlerce yıldır bu topraklarda
yaşamış olan Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve Keldaniler geçmiyor. Yani onların
bu Meclis’te olmamasına rağmen birinci meclis, demokrat payesini alabiliyor
Figen Yüksekdağ’dan.
Peki Kürtler, Çerkesler, Alevisi ve Sünnisiyle halklar
diye tanımladıkları o kimlikleriyle mi meclisteler? Tabii ki kocaman HAYIR!
Kürt halkını (halk terimini kendisi kullanmış), Çerkes
halkını, Alevi ve Sünnisiyle diğer halkları temsilen mecliste yer alan isimleri
bize bir söylesin Figen Yüksekdağ?
Kimler bu halkların temsilcisi?
Bununla sınırlı değil Figen Yüksekdağ’ın sözleri.
Daha büyük sözler ediyor.
Diyor ki:
‘’Eğer bu topraklarda yaşayan bütün kadim halkların
Ermenilerin, Asurilerin, Süryanilerin ve Keldanilerin o meclis arkasında
iradesi olmasaydı bugün kutlayacakları bir başlangıç olmayacaktı. Bir siyasi
iktidar kendi çıktığı kaynağa eğer yabancılaşmışsa, bir devlet kendi doğduğu
güçten eğer kopmuşsa bugün meşruiyeti kalmamıştır. Bugünün devlet zihniyeti ve
iktidar anlayışı 1921’deki ilk meclis ruhundan kopmuştur. Bu karanlığın
içerisinden çıkmak istiyorsak, bütün Türkiye halkları olarak, bu sürecin
içerisinden çıkmak konusunda herkes samimiyse kaynak, yol çok nettir.”
O katliamcı, soykırımcı meclisin arkasında Ermenilerin,
Asurilerin, Süryanilerin ve Keldanilerin iradesinin olduğunu iddia etmek nasıl
bir akıl tutulmasıdır? Tek bir Ermeni, Asuri, Süryani ve Keldani ismi versin
Figen Yüksekdağ, o yıllarda soykırımcıların meclisinin arkasında duran.
Nereden uyduruyor anlaşılır gibi değil. Resmi tarihçiler,
AKP, CHP ve MHP bile edemez bu sözleri, o nasıl ediyor?
Kime ne için yaranmaya çalışıyor?
Bitmedi.
Tüm bu konuşmaların içinde Rumlar yok farkında mısınız?
Neden?
Çünkü o methettiği, güzellemeler yaptığı Meclis, o
sıralar başta Pontos’ta olmak üzere tam da onun bahsettiği 1921 yılında Rumlara
yönelik soykırımını yönetiyor.
1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal’in Pontoslu Rumlara
yönelik soykırımına evrilen katliam
sürecini (1919-1923) 1920’den itibaren Meclis yönetiyor.
TBMM Gizli Celse Tutanaklarını okusun Figen Yüksekdağ ve
görsün bakalım nasıl bir kurucu meclisle karşılaşacak?
Figen Yüksekdağ ya birinci meclis ve cumhuriyet ve dahi
Kemalizm hakkında hiçbir şey bilmiyor, ya kendisine dikte ettirilen bir
metinden okuyor bunları ya da Rum ve tabii ki diğer Hristiyan uluslara karşı
düşmanlık besliyor.
Kendisini demokratik, halkların özgürlük, adalet ve
eşitliği için mücadele eden yurtsever, devrimci sıfatlarla anan bir partinin
‘’Eş Genel Başkanı’’ sarf ediyor tüm sözleri.
Bu başta Pontoslu Rumlara yönelik büyük bir hakarettir.
Aynı zamanda diğer Hristiyanlar halklar hakkında uydurma beyanlarıyla da
Ermeni, Süryani, Asuri ve Keldani uluslarına da hakarettir.
Ve cumhuriyeti, kurucu meclisi bu güzellemelerle
‘demokrat’ yapmak, soykırımları ve soykırımcıları onaylamaktır.
Yakışmıyor hiç yakışmıyor Figen Yüksekdağ?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.