Prof. Dr. Çağrı Erhan
Türk milletinin kendilerine
olan güvenini sarsacağı ve iki ülke arasında soğukluk yaşanmasına yol açacağı
belli olan böyle bir kararın alınmasının başlıca iki sebebi var. Birincisi, Afrika’nın
doğusundaki Namibya’da 20. Yüzyılın başında gerçekleştirdiği soykırımdan sonra
İkinci Dünya Savaşı’nda da 6 milyon insanı yok eden Almanlar, bu vahşetlerini
gölgeleyecek başka “soykırımları” öne çıkarma gayretini uzun süredir sergiliyorlar.
Şayet Almanya Parlamentosu’ndaki kararın siyasi partilerin bir teşebbüsü
olduğunu zanneder ve ona göre tavır alırsak yanılırız. Almanya’da ne siyasi
partilerin oy devşireceği bir Ermeni lobisi var ne de Almanya’nın Ermenistan’da
devasa ekonomik çıkarları. “Soykırım” kararı, Almanya’daki siyasi partilerin
değil, Alman devletinin stratejik bir hamlesidir. Son 20 yıldır Alman devleti
–ki buna bazıları “Alman derin devleti” demeyi tercih ediyor- iktidarda kim
olursa olsun, 1915’in “soykırım” olarak tanınması için çok yönlü bir stratejiyi
başarıyla uyguluyor. (Nedense Almanya'nın inkar yerine suçunu kabul etmesinin dürüstlüğün, özsaygının gereği olduğu görülemiyor. HYETERT)
***
1915 olaylarını
“soykırım” olarak tanıyan bir kararı parlamentosunda alan Almanya’nın, neden
böyle bir işe kalkıştığını sorgulamak gerekir. Her şeyden önce Almanya, daha
önce benzer kararları alanlardan çok farklı bir özellikleri olan bir ülke.
Türkiye’nin en fazla ticaret hacmine sahip olduğu ülkelerin başında Almanya
geliyor. Türkiye’deki doğrudan yabancı sermaye yatırımlarında Almanya başı
çekiyor. Ülkede 3 milyondan fazla Türkiye kökenli yaşıyor. Bunların yaklaşık
1,5 milyonu Almanya vatandaşlığını almış durumdalar. Türkiye’ye gelen turist
sayısı açısından da birincilik Almanya’da. Türkiye ve Almanya NATO ittifakının
iki üyesi. Savunma sanayiinden, eğitime, kültürden, enerji sektörüne kadar
birçok alanda çok üst düzey bir iş birliği söz konusu.
Türkiye’nin Avrupa
Birliği (AB) ile ilişkilerinde kilit bir rol oynayan Almanya, aynı zamanda geri
kabul ve vize muafiyeti rejimine ilişkin görüşmeleri AB adına Türkiye’yle
yürüten ülke. 2016 başından bu yana hiçbir yabancı ülke lideri Almanya
Başbakanı Angela Merkel kadar Türkiye’yi ziyaret etmedi.
Bütün bunlar göz önüne
alındığında Almanya’nın kararının Türkiye’de, daha önceki kararların tümünden
daha büyük bir hayal kırıklığına sebep olduğu açık.
Türk milletinin kendilerine
olan güvenini sarsacağı ve iki ülke arasında soğukluk yaşanmasına yol açacağı
belli olan böyle bir kararın alınmasının başlıca iki sebebi var.
Birincisi, Afrika’nın
doğusundaki Namibya’da 20. Yüzyılın başında gerçekleştirdiği soykırımdan sonra
İkinci Dünya Savaşı’nda da 6 milyon insanı yok eden Almanlar, bu vahşetlerini
gölgeleyecek başka “soykırımları” öne çıkarma gayretini uzun süredir sergiliyorlar.
Şayet Almanya Parlamentosu’ndaki kararın siyasi partilerin bir teşebbüsü
olduğunu zanneder ve ona göre tavır alırsak yanılırız.
Almanya’da ne siyasi
partilerin oy devşireceği bir Ermeni lobisi var ne de Almanya’nın Ermenistan’da
devasa ekonomik çıkarları. “Soykırım” kararı, Almanya’daki siyasi partilerin
değil, Alman devletinin stratejik bir hamlesidir. Son 20 yıldır Alman devleti
–ki buna bazıları “Alman derin devleti” demeyi tercih ediyor- iktidarda kim
olursa olsun, 1915’in “soykırım” olarak tanınması için çok yönlü bir stratejiyi
başarıyla uyguluyor. Yaptıklarından bazılarını sayayım:
1-Alman
araştırmacıların 1915’i soykırım olarak gösterecek her türlü çalışmasına devlet
desteği verildi. Çok sayıda proje bizzat devlet tarafından ya da devletin yönlendirmesiyle
sivil toplum örgütlerince desteklendi.
2-Türkiye kökenli bazı
araştırmacılara, Ermeni tezlerini destekleyecek araştırmaları yapabilmeleri
için proje desteği görüntüsü altında maaş bağlandı. “1915 soykırımdır” diyenin
Türk olmasının daha büyük etki doğurabileceğini, hesaplayarak, Türkçe Ermeni
soykırımı literatürü oluşturmaya önem verdiler.
3-Akla hayale
sığmayacak bazı iddiaları, sanki tarihî belgelere dayanıyormuş görüntüsü
altında dünya çapında yaygınlaştırdılar. Bunlardan en meşhuru, Hitler’in
1939’da Polonya’nın işgaliyle ilgili konuşurken, generallerine “Bugün
Ermenilerin yok edilişini hatırlayan var mı?” dediği iddiasıdır. İddia ilk kez
İngiltere’nin The Times gazetesinde yer alan bir propaganda haberinde
geçmiştir. Kaynağının, Hitler muhalifi bir Alman subayı olması bile bu cümleyi
şüpheli hâle getirmektedir. Ama böyle bir sözü Hitler’in etmiş olduğunu farz
etseniz bile, canice yöntemlerde Yahudileri, Polonyalıları, Çingeneleri,
Komünistleri, engellileri ve muhaliflerini yok eden bir diktatörün “Türklerden
esinlenmiş” olduğunu söyleyebilmek için akıl fukarası olmak gerekir. Bu iddiayı
yaygınlaştıranların yapmak istediği de tam budur. Yani, “aslında Almanlar
soykırımı Türklerden öğrendi” demek istiyorlar.
Kararın alınmasının
ikinci sebebi ise, Türkiye’yi Avrupa’ya tamamen yabancılaştırmak. Almanya’daki
tüm partiler yükselen aşırı sağ söylemin şu veya bu şekilde etkisine girmiş
durumdalar. En solda olanlar bile Türkiye’nin Avrupa ile bağlarını
kuvvetlendirecek, Türklerin özgürce Avrupa’da dolaşmalarına imkân verebilecek
düzenlemelere sıcak bakmadıklarını gösteriyorlar. Bu kararın partiler arası
ittifakla çıkması aslında Türkiye’ye, “sizi Avrupa’da istemiyoruz” demenin bir
başka yolu. Almanya, Türkiye’nin güvenini sarsarak çok yanlış bir yola girmiş
gözüküyor.
Son olarak, Türkiye
kökenli milletvekillerinin bu karara kabul oyu vermeleri üzerinden hareketle
Almanya’daki Türk toplumunun birlik ve beraberliğini bozmaya dönük çok
tehlikeli bir oyun oynamak da belli ki, bazı Türkiye düşmanlarının aklına
gelmiş. Almanya’daki Türkler’in bu oyuna gelmeyecek kadar bilinç sahibi
olduklarını bilmek içimizi rahatlatıyor.
1 yorum:
Parlamentolar "amac" beslemezler, toplumsal beklentileri yansitirlar. Tabii ki bir asir sonra henuz kendi "Hitler"leriyle hesaplasamamis olanlar bunu dogru anlamakta zorlanirlar.
Yazinin neresi "akademik perspektif" acaba diye dusunup duruken son paragraf imdada yetisip nah iste burasi dedirtiyor insana!.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.