Özgür Şen
Dinselleşme bu önemsizleşme nedeniyle gerçek bir
sorundur. Siyasetin ve mücadelenin dinselleştirilmesi, fikirler dünyası ve
toplumsal hayatın dinselleştirilmesi ile el ele gider. Tüm referanslar dinden
yola çıkarak tanımlandığında, cihatçı katillerin baş düşman olarak görüldüğü
bir dünyada ABD meşrulaşmazsa Putin'in Rusyası meşrulaşır… İslamcı çeteler ve
genel olarak dinsel ideoloji, fikirler dünyasında düzenin etrafına örülmüş öyle
bir büyük engel ki, kimse bu engeli aşıp dışarı çıkamıyor. ABD'ye karşıysanız
İslamcı, İslamcılara karşıysanız Amerikancı olabiliyorsunuz. Her ikisine de
karşıysanız Putin'in Rusyası kucak açmış sizi bekliyor ve her durumda bu
düzenin sınırları içinde kalıyorsunuz. Bu karanlığı yaratan düzen, aynı
karanlığın arkasına saklanmayı başarıyor… Ezilen Müslüman, özgürlükçü Batı,
anti-emperyalist Putin... Bu saçmalıklardan çözüm çıkmayacağı artık somut
olarak da görüldü. Bu karanlıktan çıkmamız için etnik veya inanç temelli
kimliklerin siyasetten tamamen tasfiye edilmesi gerekiyor.
***
IŞİD ve benzeri cihatçı çetelerin eylemleri dünyayı
değiştirmeye devam ediyor. Bu tür eylemler öyle bir nitelik kazandı ki
eylemcinin örgütsel bağlantısının olup olmamasının dahi aslında bir önemi
kalmadı. Orlando'da bir bara saldırıp onlarca kişiyi katleden caninin IŞİD'le
bağlantısının düşünsel düzeyde olması bile yeterli artık. Obama'nın saldırının kişisel
bir eylem olduğu açıklaması ve Amerikan medyasının “yalnız teröristler”
döneminin açıldığını ilan etmesi Batı'da her Müslümanın potansiyel terörist
olarak görüleceği bir devrin açıldığını gösteriyor.
Zaten öyleydi denmesin. Bir Müslümanın örgüt bağlantısının
araştırılmasıyla düşünsel yönelimlerinin açığa çıkarılması arasında büyük fark
var. Batıda artık ikincisi yeterli görülecek ve düşünsel eğilimlerin üzerinde
daha fazla durulmaya başlanması insanların inançlara göre tasnif edilme
sürecini hızlandıracağı gibi inançların arasına inşa edilmiş duvarların
yükselmesine de neden olacaktır.
Farklı inanç ve inanışlara ya da kültürel kimliklere
saygı duymanın en saçma yolu olarak bir tür oyuna dönüşmüş politik doğruculuğun
bu duvara etkisi olamaz. Müslümanların Hıristiyan Batı ile bir arada
yaşamasının tek yolu var artık: Tam boy teslimiyet...
Yüzyılı aşkın bir süredir halkları ezen emperyalizmin
dünyayı getirdiği yer burası işte. İnanç ve kimliklerin çatıştığı bir dünyada
çıkış noktası da inanç ve kimlikler vesilesiyle tanımlanıyor. Uluslararası
tekellerin, sermaye çevrelerinin kimi nasıl sömürdüğü önemsizleşiyor.
Dinselleşme bu önemsizleşme nedeniyle gerçek bir
sorundur. Siyasetin ve mücadelenin dinselleştirilmesi, fikirler dünyası ve
toplumsal hayatın dinselleştirilmesi ile el ele gider. Tüm referanslar dinden
yola çıkarak tanımlandığında, cihatçı katillerin baş düşman olarak görüldüğü
bir dünyada ABD meşrulaşmazsa Putin'in Rusyası meşrulaşır.
IŞİD'in veya benzeri örgütlerin ABD ve müttefikleri ile
finansal ve askeri bağlantılarına dair her gün yeni bir kanıt ortaya çıkıyor.
Bu örgütlerin bölgede ne denli kullanışlı bir araca dönüşebildikleri somut
olarak da izlenebiliyor. Yalnızca askeri bir işlev üstlenmiyor, ideolojik
olarak da yalnızca bölgede değil tüm dünyada muazzam işler görüyorlar.
İslamcı çeteler ve genel olarak dinsel ideoloji, fikirler
dünyasında düzenin etrafına örülmüş öyle bir büyük engel ki, kimse bu engeli
aşıp dışarı çıkamıyor. ABD'ye karşıysanız İslamcı, İslamcılara karşıysanız
Amerikancı olabiliyorsunuz. Her ikisine de karşıysanız Putin'in Rusyası kucak
açmış sizi bekliyor ve her durumda bu düzenin sınırları içinde kalıyorsunuz. Bu
karanlığı yaratan düzen, aynı karanlığın arkasına saklanmayı başarıyor.
Hangi yolla olursa olsun dinsel kaynaklı şiddet
yükseldikçe, bu şiddet Ortadoğu'da, İstanbul'da veya Batı'nın kentlerinde
kendisini gösterdikçe batılı doğulu fark etmiyor, halklar ve insanlar kime el
uzatacaklarını şaşırıyorlar.
Dinselleşme yalnızca Türkiye'nin ve bölgenin değil tüm
dünyanın bir sorunu. İnanç ve kimliklerin problem olarak tarif edildiği bir
dünyaya, inanç ve kimlikler aracılığıyla bir çözüm getiremezsiniz. Bir
Müslüman, Müslüman olarak bir Hıristiyanla barışamaz artık. Tıpkı etnik
kimliklerin o kimlikler temelinde birbirleriyle barışamayacakları gibi...
Patronlar ve zenginlerin ezdiğini, işçiler ve yoksulların
ezildiğini söylediğinizde dünyada olan biten hiçbir şeyi, mesela etnik veya
dinsel çeşitliliği, bunlardan kaynaklı problemleri yok saymıyorsunuz. Tam
tersine, bunları açıklamak ve çözmek için önemli bir adım atıyorsunuz.
Ezilen Müslüman, özgürlükçü Batı, anti-emperyalist
Putin... Bu saçmalıklardan çözüm çıkmayacağı artık somut olarak da görüldü.
Bu karanlıktan çıkmamız için etnik veya inanç temelli
kimliklerin siyasetten tamamen tasfiye edilmesi gerekiyor. Etnik kimliklerin
tanınması veya dinsel inançlara saygı duyulmasının da tek yolu bu aslında. Ezen
ve ezilen, sömüren ve sömürülen ilişkisini dinsel ya da etnik zeminde değil,
sınıfsal bir temelde tanımlamadan bunu yapmanız ise imkansız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.