"Die Zeit" gazetesi AB – Türkiye ilişkilerini
ele alıyor: "Şimdilerde tuhaf bir memnuniyetle Türkiye'nin Avrupa'dan
ziyade Ortadoğu'nun bir parçası olduğu söyleniyor. Bu ülkeyi kolaylıkla bir
kenara itenler, Türkiye'de her gün demokrasi mücadelesi verenlere haksızlık
ediyor. Hiç kimse, Avrupa'nın bir parçası olmaktan vazgeçen bir Türkiye
dilememeli. Aynayı aynı zamanda kendimize de çevirmeyi ihmal etmemeliyiz. Zira
Türkiye'de hemen tüm siyasi kesimler, Avrupa kıtasının başta mültecilere
yönelik muamele olmak üzere derin bir inandırıcılık krizinde olduğunu düşünüyor."
***
ABD'deki Başkanlık yarışı, Almanya'daki saldırılar, AB –
Türkiye ilişkileri ve Brüksel'in Varşova'ya verdiği ültimatom, Alman
gazetelerinin yorum sütunlarında ele alınan konular arasında yer alıyor. "Frankfurter
Allgemeine Zeitung", ABD'deki başkanlık yarışını yorum sütununda özetle
şöyle değerlendiriyor:
"Hillary Clinton, ABD Başkanlığı için iki büyük
partiden birinin adayı olarak yarışacak ilk kadın oldu. Bu, tarihi önem taşıyan
bir siyasi olay. Eski First Lady bundan 8 yıl önce Demokrat Parti içindeki
yarışı Barack Obama'ya kaybetmiş, Obama da başkanlık makamına seçilen ilk
siyahi olmuştu. Clinton'ın şimdi başkanlığa seçilen ilk kadın olarak Obama'nın halefi
olması mümkün görünüyor."
"Straubinger Tagblatt", Hillary Clinton'ın
başkanlık yarışındaki durumunu değerlendiriyor:
"Hillary Clinton, 8 Kasım'da yapılacak ABD Başkanlık
seçimlerinden zaferle çıkma şansı en yüksek aday. Ama bunun için azimle çalışmaya
devam etmesi gerekiyor. Trump'ın siyasi birikimi yetersiz olabilir. Ama
Cumhuriyetçi aday, Hillary'nin yapmakta zorlandığını başarıyor; birçok
Amerikalının duygularına tercüman oluyor. Trump'ı sollamayı gönülden istiyorsa
Clinton Philadelphia konuşmasında iradesini ortaya koymalı."
Münih'te çıkan "Süddeutsche Zeitung" gazetesi,
saldırılar karşısında Bavyera eyalet yönetiminin tavrını eleştiriyor:
"Aksiyonculuk, eyalet yönetiminin tehdidin yeni türü
karşısında ne kadar aciz kaldığını perdeleyemiyor. Dehşet saçmak ve ülkenize
sığınan binlerce kişiyi gözden düşürmek için bir balta ve bir miktar patlayıcı
yetiyor. Aslında Bavyera Başbakanı Horst Seehofer'in elinden de Hırıstiyan
değerlerini uygulamaktan başka bir şey gelmiyor. Dua edip uzun süre daha böyle
bir şeyin tekerrür etmemesini umut etmeli."
"Die Zeit" gazetesi AB – Türkiye ilişkilerini
ele alıyor:
"Şimdilerde tuhaf bir memnuniyetle Türkiye'nin
Avrupa'dan ziyade Ortadoğu'nun bir parçası olduğu söyleniyor. Bu ülkeyi
kolaylıkla bir kenara itenler, Türkiye'de her gün demokrasi mücadelesi
verenlere haksızlık ediyor. Hiç kimse, Avrupa'nın bir parçası olmaktan vazgeçen
bir Türkiye dilememeli. Aynayı aynı zamanda kendimize de çevirmeyi ihmal
etmemeliyiz. Zira Türkiye'de hemen tüm siyasi kesimler, Avrupa kıtasının başta
mültecilere yönelik muamele olmak üzere derin bir inandırıcılık krizinde
olduğunu düşünüyor."
"Badisches Tagblatt", Avrupa Birliği
Komisyonu'nun Polonya hükümetine 3 ay süre tanımasını yorumluyor:
"AB Komisyonu Polonya'da hukuk devletini koruma
prosedüründe geri adım atmıyor. Bu iyi bir şey. İktidardaki Hak ve Adalet
Partisi (PiS) gündemdeki başka krizlerin gölgesinde hukuk devletini tasfiye
etmeye devam edebileceğini düşündü. Ama bunda yanılıyor. Brüksel baskı yapmaya
devam ediyor. Polonya hükümeti şimdiye kadar yapılan uyarıları 'Brüksel zaten
buralardan uzaklarda' düşüncesiyle geçiştirdi. Varşova, AB Komisyonu'nun geri
adım atmasını umuyor. Umdukları çıkabilir. AB Komisyonu da Varşova'nın taviz
vermesini bekliyor."
© Deutsche Welle Türkçe

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.