Nevzat Onaran / nevzatonaran@gmail.com
Almanya Federal Meclisi kararı, her hangi bir ülke Meclis
kararı değildir. Almanya, Ermeni Soykırımı’nda doğrudan dahli olan bir ülkedir.
Almanya devleti, savaş sonrasında Hitler faşizminin Yahudi Soykırımı’yla
yüzleşti ve hesaplaştı. Almanya, Yahudi Soykırımı fiilinden devlet olarak
sorumluydu. Almanya özür diledi ve sadece özürle yani lafta kalmadı, devamını
da getirdi. Almanya’nın Hitler faşizmiyle hesaplaşması ve böyle bir tavır
alması, iki emperyalist dünya savaşının merkezi Avrupa’da barış için önemli bir
adımdı. Ebette hiçbir kimsenin ve toplumun ‘can ve mal kaybının’ karşılığı
rakamlaştırılamaz ve karşılanamaz, fakat hayatın devamlılığı zorunlu kılıyor. Almanya
devleti, ‘can ve mal kaybının’ telafisi amacıyla, maddi ve manevi tazminat da
ödedi ve Hitler faşizmin kanun ve kararlarıyla gasbedilen Yahudi malı ve
mülkünü iade etti. Almanya, özür, maddi ve manevi tazmin ve mülkün iadesinin
devamı olarak toplumsal bilinci geliştirme faaliyetini sürekli hale
getiriliyor. Yüzleşmenin ve hesaplaşmanın sözde kalmaması için Yahudi Soykırımı
eğitimde ve toplumsal hayatta bilinçlenmenin bir faaliyeti olarak işlendi ve
işlenmeye de devam ediliyor.
Demek ki Yahudi Soykırımı’yla yüzleşmek üç aşamalı bir
eylemlilikti:
1- Yahudi milletinden özür dilemek, acısını paylaşmak.
2- Maddi ve manevi tazminatla, yaraya merhem olmak ve
gasbedilen malı ve mülkü iade etmek.
3- Toplumsal bilinci geliştirmek amacıyla konuyu,
eğitimden, etkinliğe bir dizi faaliyetle sürekli işlemek.
Faşist Hitler rejiminin 1930’lar sonundan itibaren
Yahudilerin malına-mülküne el koyması sisteminin oluşmasında, 1915’teki İttihat
ve Terakki’nin Ermenilerin malına-mülküne el koymasından hayli öğrendiği de
tarihsel bir gerçek.
Yahudi Soykırımı’yla yüzleşme ve hesaplaşma deneyiminin
sahibi Almanya’nın Federal Meclisi, Ermeni soykırımıyla ilgili önemli bir karar
aldı.
Türkiye’de bildik koro harekete geçti. Her zamanki gibi
ırkçı ve şeytanlaştırma kampanyası zirve yaptı!
Almanya Federal Meclisinde Türkiye kökenli mebuslar
hakkında, devlet protokolünün zevatları tarafından ‘kan ve süt’ tahlili
yapıldı. Süt tahlili yapan da Türkiye’nin adaleti teslim edilmiş bir bakandı.
Hatta kan tahlili yapan zat, hatırlarsınız daha önce
Soma’da 301 madencinin ölümü sonrasındaki protestoda, markete sıkıştırdığı
gençle ilgili döl tahlili yapmış ve “İsrail dölü” demişti.
İnsanın aynı düzeyde sorası geliyor, hadi ‘kan ve süt
raporunu’ göster?
Tarihi bir konu hakkında bir başka ülke meclisinin karar
alması şuymuş-buymuş gibi; koroya AKP Mebusu Markar Esayan da katıldı,
katılmasa şaşardım!
Bu türden tartışmayı çok anlamlı bulmuyorum, vakayı geri
plana atmaya yönelik bir tür Ankara merkezi resmi faaliyettir.
Ayrıca Almanya Federal Meclisi kararı, her hangi bir ülke
Meclis kararı değildir. Almanya, her hangi bir ülke değil, Ermeni Soykırımı’nda
doğrudan dahli olan bir ülkedir ve bu ilişki, kararda aynen ifade edilmiştir.
Bu anlamda Almanya Federal Meclis kararı çok önemlidir.
Hatta çok de geç kalınmış bir karardır.
Meclis kararında 1915 Ermeni Soykırımı’yla ilgili önemli
tespitler ve Almanya İmparatorluğu’nun rolüne yönelik saptamalar yapıldı.
Bu makale kapsamında hem kararı özetleyerek aktaracağım
hem de Almanya’nın tarihsel sorumluluğuyla ilgili hatırlatmada bulunacağım ve
karardaki eksikliğe dikkat çekeceğim.
Almanya Federal Meclisinin kabul ettiği kararın
gerekçesini özetliyorum, maddeleştirdim:
* Ermenilerin binlerce yıllık tarihinin en büyük
felaketiydi ve bir milyonu aşkın Ermeni kurban edildi. Ermenilerin yaşadığı
soykırımdı.
* Federal Meclis, bu olayı güncel hatırlatma edimi
çerçevesinde ele almaktadır.
* Osmanlı İmparatorluğu’nun temel askeri müttefiki Alman
İmparatorluğu, Ermenilerin katlini bildiği halde, bir şey yapmadı.
* Federal Meclis, yüzleşmeyi teşvik etme sorumluluğunu
hissetmektedir.
* Türkiye, Osmanlı yönetimi arzusu dahilinde Ermenileri
sürgün, zulüm ve cinayetlerin planlı yapıldığını inkar etmektedir.
* 2009’da Ermenistan ve Türkiye bakanlarının imzaladığı
protokol parlamentolarda kabul edilmedi.
* Federal Meclis, Türkiye’de iki halkın barışmasına ve
katliamların araştırılmasına yönelik girişimlerin desteklenmesini memnuniyetle
karşılamaktadır.
* Osmanlı İmparatorluğu’nun başmüttefiki Alman
İmparatorluğu, bu sürece derinden dahildir ve baştan beri olanlar hakkında
bilgilidir.
* Protestan Din Adamı Dr. Johannes Lepsius’in, 5. Ekim
1915’te Almanya Parlamentosuna sunduğu rapor sansürlendi.
* Alman yönetimi, Osmanlı İmparatorluğu üzerinde etkili
bir baskı kurmadı.
* Osmanlı İmparatorluğu’nda görev yapmış Alman büyükelçi
ve konsolos raporlarına dayanan evraklar, katliam ve tehcirin planlı
uygulandığını belgelemektedir. Bu evrakların kopyası Ermenistan ve Türkiye’ye
verildi.
Almanya Federal Meclisi kararının gerekçesini üç madde
halinde özetlemek mümkün:
1- 1 milyonu aşkın Ermeni planlı bir devlet faaliyetiyle
kurban edildi.
2- Ermenilerin yaşadığı soykırımdır.
3- Osmanlı İmparatorluğu’nun başmüttefiki Almanya
İmparatorluğu, Ermeni Soykırım sürecine dahildir, sorumludur.
‘ALMANYA İMPARATORLUĞU SUÇ ORTAĞIDIR’
Gerekçesi böyle yazılan Almanya Federal Meclisi,
kararında ‘I. Almanya Federal Meclisi şu noktaları saptar’ başlığı altında bir
dizi tespitte bulundu. Bu kısmı özetleyerek maddeleştirdim ve alıntıladığım
kısmı tırnak içinde aktardım:
* Federal Meclis, Jöntürk yönetiminin Ermenilerin
neredeyse tamamen yok edilmesine sebebiyet veren eylemlerinin yasını tutar.
* Jöntürk yönetiminin emriyle 24 Nisan 1915’te bir
milyonu aşkın Ermeni’nin planlı sürgün ve yok ediliş süreci başladı. Bu,
“kitlesel imha, etnik temizlik, tehcir ve evet soykırımlar tarihi açısından
örnek teşkil” eder.
* Diğer Hristiyan azınlıklar Süryani ve Keldaniler de
benzer politikaların kurbanı oldu.
* Almanya’nın suçlu ve sorumlu olduğu Holokost’un
biricikliğinin de bilincindeyiz.
* Federal Meclis, Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri baş
müttefiki Alman İmparatorluğu, Ermenilerin organize bir şekilde yok edilmesi
hakkında bilgilendiği halde “Bu cürmü durdurmaya çalışmayarak oynadığı yüz
kızartıcı rolden ötürü” üzgündür.
* 24 Nisan 2015’de yapılan 100. yıl anmasında, Almanya
Cumhurbaşkanı, Almanya Federal Meclisi, bütün parti konuşmacıları Ermeni
Soykırımı’nı lanetlemiş ve kurbanları anmıştır.
* “Alman İmparatorluğu’nun da bu olaylarda suç ortaklığı
vardır.”
* “Federal Meclis, Almanya’nın özel tarihi sorumluluğunu
kabul eder.” Türklerin ve Ermenilerin barışmasını desteklemek bu sorumluluğun
bir parçasıdır.
* Almanya Federal Meclisi, o dönemde Ermeni kadın, çocuk
ve erkeklerin kurtarılması için mücadele eden insanları da saygıyla anar.
* Almanya’nın eğitim sistemi ders programına Ermeni
sürgün ve yok edilişi dahil edilmelidir.
* Federal Meclis, Türkiye’de Ermeni-Türk barışmasını
hedefleyen bütün girişim ve katkıyı memnuniyetle karşılamaktadır.
* Federal Meclis, kendi hükümetini Ermenilere yönelik
tehcir ve katliamların araştırılmasını konusuna dikkatini yöneltmeye teşvik
eder ve sorunun çözümüne yardım ve destek sağlayan her türlü girişimi
memnunlukla karşılar.
* Faillerin suçları ile bugün yaşayanların sorumluluğu arasında
ayrım yapmak gerekir.
* Almanya, Ermenistan ve Türkiye yakınlaşmasını
desteklemelidir.
Almanya Federal Meclisinin kararında ‘I. Almanya Federal
Meclisi şu noktaları saptar’ başlığı altında yaptığı saptamaları beş madde
halinde özetlemek mümkündür:
1- Ermenilerin planlı sürgün ve yok edilişi, diğer bir
ifadeyle Ermeni soykırımı, “kitlesel imha, etnik temizlik” tarihinde örnek bir
vakadır.
2- Diğer Hıristiyan azınlıklar Süryaniler ve Keldaniler
de benzer politikanın kurbanı oldu.
3- Osmanlı İmparatorluğu’nun başmüttefiki Alman
İmparatorluğu’nun “bu olaylarda suç ortaklığı” vardır.
4- Federal Meclis, “Almanya’nın özel tarihi sorumluluğunu
kabul eder.” 1915’te Almanya, Ermenilere ne yapıldığını biliyordu.
5- Federal Meclis, Türkiye’de Ermeni-Türk barışmasını
hedefleyen bütün girişim ve katkıyı memnuniyetle karşılamaktadır. Ayrıca
Almanya, Ermenistan ve Türkiye yakınlaşmasını desteklemektedir.
Almanya Federal Meclisinin tespitiyle, İttihat ve
Terakki’nin planlı devlet faaliyeti 1915’te Ermeni Soykırımı’nda Almanya
İmparatorluğu suç ortağıdır ve özel tarihi sorumluluğu vardır.
Soykırımın planlı bir cürüm olması, kasıt unsurunu da
içerir. Bu halde, kasıtlı olarak soykırım yapmaktan Almanya ve Osmanlı
devletleri birlikte sorumludur.
‘TÜRKİYE’Yİ BARIŞA TEŞVİK ETMELİYİZ’
Almanya Federal Meclisi, kararında ‘II. Federal Meclis,
hükümeti şu noktalarda göreve çağırmaktadır’ başlığı altında Alman hükümetini
görevlendirdi, özetliyorum:
* Alman İmparatorluğu’nun rolü konusunda geniş ve kamuya
açık bir yüzleşmeye katkı sağlamak.
* Türkiye tarafını yüzleşmeye teşvik etmek.
* Türkler ve Ermeniler arasında yakınlaşma ve barışma
konusunda çalışmak.
* Türkiye ve Ermenistan’daki etkinlikleri desteklemek ve
katkı sağlamaya devam etmek.
* Tarihi olaylarla yüzleşmeyi aktif bir şekilde
desteklemek ve bunun için bilim insanlarına burs sağlamak.
* Türkiye ile Ermenistan’ı, ilişkinin normalleşmesi ve
sınırın açılması konusunda teşvik etmek.
* Almanya’da yüzleşmeyi konu eden girişim ve projeleri
mali imkânlar çerçevesinde desteklemeye devam etmek.
Almanya Federal Meclisinin kararında ‘II. Federal Meclis,
hükümeti şu noktalarda göreve çağırmaktadır’ başlığı altında yaptığı
görevlendirmeyi, esas olarak Türkiye’nin yüzleşmesi üzerinde yoğunlaştırdı.
İki emperyalist kampın Birinci Paylaşım Savaşı’nda bir
kampın lideri Almanya İmparatorluğu ve onun güdümündeki müttefiki Osmanlı
İmparatorluğu idi. Bu ilişkiye atıf yapılan Federal Meclis kararında, Almanya
İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri başmüttefiki olarak tanımlandı.
İlişki bu kadar netleştirilince, devamında da, Ermeni
Soykırımı’nda ve diğer Hıristiyan azınlıkların Keldanilerin ve Süryanilerin
benzer politikayla kurban edilmesinde, “Alman İmparatorluğu’nun da bu olaylarda
suç ortaklığı” ve “özel tarihi sorumluluğu” vardır tespiti yapıldı.
İki sonuç çıkartabiliriz:
Bir, ortada bir planlı cürüm, yani bir suç var; bu,
Ermeni Soykırımı.
İki, kasıt içeren bu fiilin iki faili, yani iki suçlusu
var; biri Osmanlı İmparatorluğu ve diğeri Almanya İmparatorluğu.
Özetle, Almanya İmparatorluğu, Osmanlı’nın Ermeni
Soykırımı fiilinde suç ortağıdır.
Gerek iki emperyalist kampın Birinci Paylaşım Savaşı
gerekse Ermeni Soykırımı özelinde Almanya ve Osmanlı ilişkisi hep sıradan iki
müttefik ülke ilişkisinin ötesinde olduğuna yönelik tespitin kararda yer alması
önemlidir, dönemin mevcut gerçekliğine işaret edilmiştir.
Aslında Osmanlı, Almanya güdümündeydi. O kadar ki
Başkumandan Vekili Enver, Alman-Osmanlı İttifak Antlaşmasının imzalanmasında,
Osmanlı’da seferberlik ilanında, Alman iki savaş gemisi Breslav ve Goben’in
Çanakkale’den girmesinde, bu gemilerin Karadeniz’de Rusya’yı vurmasında,
Bulgaristan’ın Osmanlı-Alman safında savaşması için Osmanlı’nın Dimetoka
vilayetinin hibe edilmesinde tam bir Alman subayı gibi davranmıştı. İlişki bu
düzeydeydi; Osmanlı’ya Enverland denmesi boşuna değildi.
Enver’in Almancı olmasından gayrı, aslında Osmanlı ordusu
Alman generaline/subayına teslim edilmişti. Osmanlı Genelkurmay Başkanının
Alman Tuğgeneral Bronzart von Chellendraffe olup, Osmanlı’nın merkezi karargahı
yönetimi de Alman subayların kontrolündedir. Karargahta 2. İstihbarat Şube
Müdürü Binbaşı Kâzım Karabekir ve 1. Harekat Şubesi Müdür Yardımcısı Binbaşı
İsmet (İnönü) anıları, Alman subayların rolü hakkında hayli bilgilendiricidir.
İlişki o kadar ki, Alman subaylar Teşkilât-ı Mahsusa’da da görevlidir. Bir
tanesini biliyoruz, Kafkas Cephesinde Alman Subay Yüzbaşı Stange’nin kod adı
İbrahim’dir. İki ordu ilişki bu düzeydedir. Bunun için boşa söylenmedi,
“Osmanlı cihadı, Alman patentlidir” diye.
Diğer bir ifadeyle, Osmanlı ordusu Alman subaylarına
teslimdi.
Osmanlı maliyesi de Alman markına teslimdi. Maliye Nazırı
Cavit, 21 Şubat 1918’de Meclisi Mebusan’da yaptığı konuşmada, Osmanlı’da harbin
finansmanı hakkında bilgi verdi. Buna göre, 1854-1914 döneminde sadece 155
milyon lira olan Osmanlı dış borcu, Şubat 1918’de 356 milyon lirayı aştı. Yani
1914-Şubat 1918 döneminde Osmanlı, yaklaşık 202 milyon lira borçlandı, bunun 2
milyonu Avusturya’dan 200 milyonu da Almanya’dan idi. Savaşın ardından bu
borcun Almanya’ya ödendiği hakkında her hangi bir kayıttan bahis yok, niye?
Osmanlı ordusu ve maliyesi bu denli Almanya’ya teslimdi.
Alman Federal Meclisin ifadesi de bu gerçekliğin
tespitidir.
Bunun için Federal Meclis, İttihat ve Terakki hükümetinin
Ermenileri planlı yok edişi fiilinde suç ortağı Alman İmparatorluğu’nun rolünü,
sadece ‘kurbanların yasını tutmakla’ diğer ifadeyle bir tür özürle
geçiştiremez, Holokost’ta gösterdiği tavırda, yani tam yüzleşmenin gereğini
yapmalıdır!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.