Würzburg’da 18 Temmuz Pazartesi günü düzenlenen
saldırıda, 17 yaşındaki bir mülteci banliyö treninde elindeki baltayla beş
kişinin ağır yaralanmasına neden oldu. Afganistan veya Pakistan kökenli olduğu
tahmin edilen saldırgan, kaçmaya çalışırken polis tarafından vurularak
öldürüldü. IŞİD saldırıyı üstlendi. Münih’te 22 Temmuz Cuma günü düzenlenen
saldırıda, 18 yaşında İran asıllı bir Alman vatandaşı elindeki silahla ateş
ederek, dokuz kişiyi öldürdü ve intihar etti. Psikolojik tedavi gördüğü
belirlenen failin cinnet geçirdiği tahmin ediliyor. Reutlingen’de 24 Temmuz
Pazar günü, 21 yaşındaki bir Suriyeli Polonyalı iş arkadaşını bıçaklayarak,
ölümüne yol açtı. Olayın faili kaçarken beş kişiyi daha yaraladı. Saldırganın
psikolojik sorunları olduğu tahmin ediliyor, ancak cinayetin nedeni henüz
bilinmiyor. Ansbach’ta 24 Temmuz Pazar günü 27 yaşındaki bir Suriyeli’nin müzik
festivali sırasında sırt çantasındaki bombayı patlatması sonucunda 12 kişi
yaralandı, saldırgan ise öldü. IŞİD, saldırganın kendi
"askerlerinden" biri olduğunu duyurdu. Birbirinden farklı bu dört
saldırı halkın terör ve cinnet eylemlerinden nasıl korunabileceği sorusuna dair
bir tartışma başlattı. Yasa dışı silah ticaretine karşı ne yapılabilir?
***
Almanya son bir haftada Würzburg, Münih, Reutlingen ve
Ansbach’daki saldırılarla sarsıldı.Farklı nedenleri olan bu saldırılar,
Almanya’da beş farklı konuda tartışma yarattı.
Würzburg’da 18 Temmuz Pazartesi günü düzenlenen
saldırıda, 17 yaşındaki bir mülteci banliyö treninde elindeki baltayla beş
kişinin ağır yaralanmasına neden oldu. Afganistan veya Pakistan kökenli olduğu
tahmin edilen saldırgan, kaçmaya çalışırken polis tarafından vurularak
öldürüldü. IŞİD saldırıyı üstlendi.
Münih’te 22 Temmuz Cuma günü düzenlenen saldırıda, 18
yaşında İran asıllı bir Alman vatandaşı elindeki silahla ateş ederek, dokuz
kişiyi öldürdü ve intihar etti. Psikolojik tedavi gördüğü belirlenen failin
cinnet geçirdiği tahmin ediliyor.
Reutlingen’de 24 Temmuz Pazar günü, 21 yaşındaki bir
Suriyeli Polonyalı iş arkadaşını bıçaklayarak, ölümüne yol açtı. Olayın faili
kaçarken beş kişiyi daha yaraladı. Saldırganın psikolojik sorunları olduğu
tahmin ediliyor, ancak cinayetin nedeni henüz bilinmiyor.
Ansbach’ta 24 Temmuz Pazar günü 27 yaşındaki bir
Suriyeli’nin müzik festivali sırasında sırt çantasındaki bombayı patlatması
sonucunda 12 kişi yaralandı, saldırgan ise öldü. IŞİD, saldırganın kendi
"askerlerinden" biri olduğunu duyurdu.
Birbirinden farklı bu dört saldırı halkın terör ve cinnet
eylemlerinden nasıl korunabileceği sorusuna dair bir tartışma başlattı.
Yasa dışı silah ticaretine karşı ne yapılabilir?
Münih’teki saldırganın Glock 17 tipindeki tabancayı
internetin karanlık yüzü olarak bilinen Darknet üzerinden edindiği tahmin
ediliyor. Emniyet ve güvenlik birimleri Darknet üzerinden silah ticaretinin
engellenmesi için arama imkânlarının genişletilmesini istiyor. Ancak bu konuda
yasada değişiklik yapılması beklenmiyor. 2002 yılında Erfurt’taki ve 2009
yılında Winnenden’daki şiddet eylemlerinin sonrasında Almanya’da silah
bulundurma yasası sertleştirildi. Ayrıca AB yönetmelikleri doğrultusunda yeni
bir tasarı üzerinde de çalışmalar sürdürülüyor.
Bilgisayar oyunları yasaklanabilir mi?
Almanya’da şiddet içeren bilgisayar oyunlarının
yasaklanması Erfurt ve Winnenden’deki saldırılar sonrasında da tartışılmıştı.
Münih’teki saldırganın “Counter-Strike” adı verilen ve şiddet içeren bilgisayar
oyununu oynadığının tespit edilmesi, bu tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maizière, internette şiddetin “dayanılmaz
boyutlarda” yüceltildiğini ifade etti. Ancak yasağın yararlı olmayacağına
inanan İçişleri Bakanı, bu konuda toplumda bir tartışmanın başlatılmasını
istediğini dile getirdi.
Federal ordu iç güvenlikten sorumlu olabilir mi?
Almanya’da federal ordunun ülke içinde güvenliği
sağlaması konusu zaman zaman tartışmaya neden oluyor. Özellikle Hristiyan
Birlik (CDU/CSU) partilerinden muhafazakâr politikacılar, ordunun gerektiğinde
ülke içinde de görev yapabilmesi için anayasada değişiklik yapılmasını talep
ediyor. Ancak Sosyal Demokrat Parti (SPD) bu talebe karşı çıkıyor. Geçen
haftalarda kabul edilen ve güvenlik politikasına dair bilgiler içeren Beyaz
Kitap adlı raporda, büyük terör saldırısı halinde yasa değişikliği yapılmadan
askerlerin polise destek için görevlendirilmesi konusunda hükümet ortakları
anlaştı. Münih’teki saldırı sonrasında 100 askerî inzibat ile sağlık ekibi
göreve hazır hale getirildi, eğer saldırının boyutları daha büyük olsaydı Cuma
akşamı görev yapacaklardı. Ancak bu konudaki tartışmalar sona ermedi.
Güvenlik kamerası ile izleme olanakları artırılmalı mı?
Würzburg’daki baltalı saldırıdan sonra bu soru yine
gündeme geldi. Güvenlik kameralarının artırılmasını isteyenler, bunun olası
saldırılarda caydırıcı olacağı ve saldırı halinde de soruşturmanın kameralar
sayesinde daha kolay yürütüleceği görüşünde. Ancak güvenlik kameralarının
artırılmasına karşı çıkanlar, devletin her şeyi gözetler ve izler hale
gelmesinden kaygı duyuyor.
Daha fazla polise ihtiyaç var mı?
Emniyet birimlerinde personel sayısının artırılması
siyasetçiler arasında tartışma yaratmayan belki de tek konu. Münih'teki saldırı
sırasında Almanya'nın her yerinden 2 bin 300 güvenlik görevlisi iş başındaydı.
Operasyon büyük övgü aldı. Hristiyan Birlik partileri polisin güçlendirilmesini
istiyor. Sosyal Demokrat Parti ise 3 bin ek polisin göreve alınmasının mümkün
olduğu görüşünde. Dolayısıyla bu saldırılar sonrasında polisin güçlendirilmesi
mümkün görünüyor.
© Deutsche Welle Türkçe
dpa/AFP/JD/BÖ

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.