TIME Dergisi Papa Francis'i 'Yılın Adamı' seçti. Papa, üçüncü Vatikan Konseyi sonrasında, kilisenin
geleceğini tartışmaya açarak, mevcut Katolik doktrin ve dogmaların yeniden
tanımladığını ifade etti. Açık söyleyelim Katolik Hristiyanlık bambaşka bir
“yenilenme” içinde. Papa; dinin doğrularının zamanla gelişip, değişeceğinden
söz ederek, “Tanrı da bizim gibi gelişiyor ve değişiyor, çünkü o içimizde ve
kalplerimizde yaşıyor. ‘İncil’ çok güzel bir kutsal kitap, fakat diğer tüm
büyük ve eski yapıtlar gibi onun da eskiyen bölümleri var” diyor ve devam ediyor: “Hatta bazı bölümler hoşgörüsüzlüğe ve yargılamaya
çağırıyor. Sevgi ve doğruluk mesajının aksine, bu mısraları sonradan eklemeler
olarak görmenin vakti geldi. Aksi takdirde bu fikirlerin kutsal kitaptan
çıktığı sanılacaktır” diyerek adeta vitesi yükseltiyor. En önemli vurgusu da Tanrı’nın bir Yargıç olmadığı,
insanların dostu ve affedicisi olduğu, şeklinde...
“Tanrı insanları dışlamaz, ancak ve ancak affeder, Adem
ve Havva’da olduğu gibi cehennem de bir araçtır ve yalnız kalmış ruhun
yansımasıdır. Bu ruh da tüm ruhlar gibi Tanrı’nın affedileceğine sığınacaktır.”
Bu tespitler sonrasında kilise ile ilgili bir özeleştiri
de yapan Papa, “Geçmişte kilise, ahlaksız ve günahkar olanlara çok sert
davrandı. Artık yargılamıyoruz, affedici bir baba gibi çocuklarımızı asla
dışlamıyoruz. Kilisemiz homoseksüeller ya da kürtaj yanlıları için de yeterince
büyük, kapımız komünistlere bile açık” diyerek, gelecekte “Kadın Papa” özlemini
ifade ederek konuşmasını tamamlıyor.
Bakın, dinler nereden gelip nerelere gidebiliyor.
Belki geçmişte en büyük acıları çektiren, zülümleri yapan
Katolik anlayış, nasıl bir “tevazu, vicdan ve dini bütünlük” anlayışı ile yeni
bir çerçeveye bürünüyor.
Esasında Papa’nın yaptığı, her dinin nüvesinde bulunan
“saflığa” dönüş çabası.
Böylesi bir arınma, silkelenme ve özeleştiri ihtiyacı
sadece Katolik mezhebi için geçerli değil kuşkusuz.
Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk bu konularda çok çabalamıştı.
Ancak, sınırlı sayıda ilahiyatçıların çabası yeterli
gelmiyor, yanı sıra başta Diyanet olmak üzere kurumları temsil edenlerin de her
türlü eleştiri riskini göğüsleyerek, dinin bazı dünyevi kurallarını,
yaşadığımız çağın doğrularına uyumlaştırma adımlarını atmaları gerekiyor.
-----
Ayıpsız hareket
İKİ hafta önce Kültürpark konusunda bir yazı yazmıştık.
Özetle, Büyükşehir Belediyesi’nin İzmir Enternasyonal
Fuarı’nı eski günlerine döndürmeyi hedefleyen bir anlayışla bir Kültür ve Sergi
Sarayı yapmayı planladığı ve bunun için “yeşili” büyük bir hassasiyetle
koruduğunu, anlatmaya çalışmıştık.
Nitekim daha sonra Başkan Aziz Kocaoğlu da detaylı
açıklamalar yaptı.
Bu konuya ilişkin olarak uzun zamandır sosyal medyada
“Kültürpark’ıma dokunma” başlığı altında bir kampanya yürütülüyor.
12 bin imzayı geçen kampanya, Kültürpark’ın “betona ve
ranta” teslim edilmesi endişesini taşıyor ve örneklerine ancak batı ülkelerinde
rastlayacağımız türden bir etkili duyarlılık oluşturuyor.
Açık söylemek gerekirse, bu neviden sorgulamalar
demokratik toplumlarda bir haktır.
Hele bugünün Türkiye’sinde ayrıca bir hoşluktur.
Ancak Aziz Kocaoğlu’na dair de bir fikrimiz var.
Büyükşehir Belediyesi’nin icraatlarını tabii ki
eleştireceğiz. Ama, Kültürpark örneğinde olduğu gibi, “beton ve rant”a teslim
olunacağını söylemek sanki biraz “eksik bilgi” intibaı veriyor.
Biz ilk yazımızda “rant” imasını “ayıp” diye
nitelemiştik.
Doğru kelime “ayıp” yerine, “haksızlık yapmayın”
olmalıydı.
Halisane duygularla hareket eden 12 bin imzacıya selam ve
sevgilerimizi iletiyoruz.
Size daha pek çok konuda ihtiyaç var, bilesiniz.
-----
Alaçatı
BU aralar Çeşme Alaçatı ve Bodrum Yalıkavak gibi yerleri
“parçalama” modası aldı başını gidiyor.
Yahu, özellikle bu iki yer; sıradan, huzur arayan,
mütevazi bütçelere sahip insanlara göre değil.
Yani memlekette gidecek başka yer mi yok.
Bu yerlere, mecbur değilsiniz, gitmeyin ve böylelikle
mutsuz olmayın.
Zaten burada mekan işletenler de sizi istemiyor,
hedeflemiyor.
Dünyanın her yerinde üst gelir grupları için oluşturulmuş
farklı ligler vardır. Buraları da böyle yerler.
“Ne münasebet, orası da vatanımın toprağıdır” demeyin.
Zira hakkınız yok...
Zira, bu kadar kıymetliydi de daha önce aklınız
neredeydi?
Sizin gibilerin “radarında” olmadığı için, “ahır” olarak
kullanılmak üzere terk edilmiş ve bu sayede korunmuş bir kasabaydı Alaçatı.
Akıllı gözler, siz uyurken onu keşfetti.
Daha sonra gelişmeler onları da aştı.
Binalar aslına uygun restore edildi.
Yeni binalar tarihi dokuya uyumlu inşa ediliyor.
Sörf öyküsü ile beldeye uluslararası nitelik
kazandırılıyor.
Gastronomi, “Aman Allahım”, uçtu gidiyor.
Önümüzdeki 10-15 yıl içinde, mevcut mesafesinin birkaç
katını daha alacağı aşikar bir tempoyla dünya zenginlerinin “vahası” olma
yolunda ilerliyor.
Efendim...
Çok kazık, çok kalabalık, esnaf çok terbiyesiz...
Tekrar vurguluyoruz.
Gitmeyin efendim.
Benim gibi yapın, “kusur” kalın.
1 yorum:
Eger bu haber dogruysa, (dogru oldugunu tahmin ediyorum, cunku Papa homoseksuellik konusunda da hiristiyanlikla bagdasmayan konusmalar yapti).Papa dinde hatta Incil'de "reform" yapmaya calisiyor, ki be kesinlikle kabul edilecek bir sey degil. Incil'de refrom olmaz. Ya oldugu gibi kabul edeceksin ya da kabul etmeyeceksin ve dolayisiyle hiristiyan olmadigini kabul edeceksin. Olay bu kadar basit.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.