Adalet Bakanı Bozdağ'ın işkence iddialarını araştıracak
kurum olarak gösterdiği Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu bu yılın nisan
ayında Türkiye İnsan Hakları Kurumu'nun yerine kuruldu, ancak henüz faaliyete
geçmiş değil. Uluslararası Af Örgütü'nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası
gözaltılar sırasında işkence yapıldığı iddiası ve Türkiye İnsan Hakları
Kurumu'nun kaldırıldığı, dolayısıyla inceleme yapacak kurum olmadığı ifadesi
üzerine Adalet Bakanlığı iddiaları yalanlayarak Türkiye İnsan Hakları ve
Eşitlik Kurumu'nun varlığından söz etti. Şimdi faaliyette olup olmadığı tartışılan Türkiye İnsan
Hakları ve Eşitlik Kurumu'na giden yolda daha önce de çok tartışma olmuştu.
STÖ'lerin uyarıları
Mart 2016’da sivil toplum örgütleri (STÖ) ortak bir
bildiri yayınlayarak o sırada Meclis'te görüşülmesi planlanan Türkiye İnsan
Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun Tasarısı ile insan haklarının korunamayacağını
duyurdu.
“Bizler, Türkiye’de insan hakları, ayrımcılıkla mücadele
ve eşitlik için çalışan sivil toplum örgütleri olarak, TBMM Genel Kurulu’nda
görüşülecek Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu Tasarısı ile sunulan
yapının ve öngörülen çerçevenin, gerekçesinde belirtilen amaç ve işlevi
gerçekleştirme imkanı olmadığına dikkat çekiyoruz!”
STÖ’ler aynı bildiride, yasal düzenlemelerin, bu
alanlarda çalışan STÖ’lerin geniş çaplı katılımı ile Meclis komisyonlarında
yeniden ele alınması ve “ayrımcılık riski altında bulunan grupların
ihtiyaçlarına, Türkiye’nin yükümlülüklerine ve uluslararası standartlara uygun
hale getirilmesi” çağrısı yaptı.
STÖ’ler Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanun
Tasarısı’nı dört temel noktada eleştiriyor, eksik buluyordu.
* Tasarıda Türkiye’nin uluslararası taahhütlerinde yer
alan birçok ayrımcılık temeli dışarıda bırakılıyor (Toplumsal cinsiyet
eşitliği, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelinde ayrımcılık, sosyal statü
temelinde ayrımcılık, çoklu ayrımcılık, mültecilik ve sığınma statüsüne ilişkin
ayrımcılık).
* Tasarı STÖ’lerin görüşlerine yer vermiyor.
* Uluslararası standartlar tasarının sadece gerekçesinde
anılıyor. Kurum yapısı ve işlevi bu standartlara uymuyor. İnsan hakları ve
ayrımcılık konusunda Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan
yükümlülüklerinin gereklerine yer verilmiyor.
* Kurum insan hakları ihlalleri ile ilgili bireysel
başvuru almayacak.
Örgütler, tasarıdaki ayrımcılık tanımının ve ayrımcılığa
karşı getirilen önlemlerin de eksik olduğunun altını çiziyordu.
Bu ortak bildiriye şu STÖ’ler imza atmıştı: Ceza İnfaz
Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi, Cinsel
Şiddetle Mücadele Derneği, Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği, Engelli Kadın
Derneği, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Grup Genç Kahramanlar, Gündem Çocuk
Derneği, Hevi LGBTİ Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İstanbul Genç
Adımlar Derneği, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği, Kadının İnsan Hakları – Yeni
Çözümler Derneği, Kafkas Dernekleri Federasyonu, Kaos GL, Kırmızı Şemsiye
Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği, Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle
Dayanışma Derneği, Pembe Hayat LGBTT Derneği, Roman Hakları Derneği, Ruh
Sağlığında İnsan Hakları Girişimi-RUSİHAK, Sınır Tanımayan Avukatlar ve İnsan
Hakları Savunucuları Derneği, Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM),
Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği, SPOD, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar
Derneği, Türkiye Gençlik Birliği Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV),
Türkiye Kadınlar Birliği, Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı,
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi.
“Amacından uzak”
Şubat ayında da Helsinki Yurttaşlar Derneği, İnsan
Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İnsan Hakları Araştırmaları
Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği, Türkiye İnsan
Hakları Vakfı, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, İnsan Hakları ve Eşitlik
Kurumu Kanun Tasarısı hakkında yayınladıkları ortak açıklamada, tasarının
“insan haklarının korunması amacından uzaklaştığını” vurguluyordu.
“Mevcut Kanunda var olan Paris Prensipleriyle uyumsuzluğu
koruyan ve dahası bütünüyle insan haklarının korunması amacından uzaklaşan bu
tasarı hükümsüzdür.
“Bizler dahil hiçbir kesimle paylaşılmadan, kapalı
kapılar ardında hazırlanan, tüm itiraz ve eleştirileri değersizleştiren, üstüne
üstlük ulusal önleme mekanizması işlevini de yasaya dayalı gerçekleştiriyormuş
gibi davranarak, ev ödevini yerine getirdiği yanılsamasını yaratan bu tasarının
geri çekilmesi gerekmektedir.”
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
STÖ'lerin itirazlarına rağmen TİHEK Nisan 2016’da
yasalaştı
Tasarı 6 Nisan 2016’da TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi
ve ilgili yasa 20 Nisan 2016’da Resmi Gazete’de yayınlandı.
Kurul ve yapısı
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun (TİHEK) karar organı İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu. Yasaya göre
biri başkan, biri başkan yardımcısı olmak üzere 11 üyeden oluşacak kurulun
sekiz üyesi Bakanlar Kurulu, üç üyesi cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor.
Kurul üyelerinin görev süresi dört yıl.
Bakanlar Kurulu’nca seçilecek bir üye Yükseköğretim
Kurulu tarafından insan hakları alanında çalışmalar yapan öğretim üyelerinden
önerilecek iki aday arasından belirleniyor.
Diğer yedi üye ise insan hakları alanında çalışmalar
yapan sivil toplum kuruluşları, sendikalar, sosyal ve mesleki kuruluşlar,
akademisyenler, avukatlar, görsel ve yazılı basın mensupları ve alan
uzmanlarının göstereceği adaylar veya üyelik başvurusu yapanlar arasından
belirleniyor.
Kurula üye olabilmek için kurumun görev alanındaki konularda
bilgi ve deneyim sahibi olmak, herhangi bir siyasi partinin yönetim ve denetim
organlarında görevli veya yetkili bulunmamak, en az dört yıllık lisans
düzeyinde yükseköğrenim görmüş olmak, kamu kurum ve kuruluşlarında,
uluslararası kuruluşlarda, sivil toplum kuruluşlarında veya kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarında ya da özel sektörde toplamda en az 10 yıl
çalışmış olmak şartları aranıyor.
Kurulun başkanı ve üyeler için soruşturma yapılması,
başbakan veya görevlendireceği bakanın iznine tabi.
Kurula üyelik için başvuru duyurusu 2 Mayıs 2016’da
yapıldı ve 2 Haziran 2016’ya kadar süresi olduğu bildirildi. O zamandan beri
kurul üyelerinin atandığına ilişkin bir açıklama yapılmadı.
Türkiye İnsan Hakları Kurumu
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulmadan önce
Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK) vardı. Yeni kurulan kurum halen eski
kurumun adıyla açılan internet sitesini kullanıyor.
Sitedeki logonun altında yer alan “Türkiye İnsan Hakları
Kurumu” yazısı değişmiş değil.
Zaten sitede yer alan başkan, ikinci başkan ve üyelerin
bilgileri de haklarında yazılan "2013'te başkanlığa seçildi" gibi
ifadelerden anlaşılacağı gibi TİHK'e ait.
TİHK 21.06.2012 tarih ve 6332 sayılı kanunla kurulmuş,
aynı kanunun 2’inci maddesiyle de Başbakanlığa bağlı önceki birimlerin
varlığına son verilmişti.
“İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsanî veya Küçültücü
Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ne Ek İhtiyari
Protokol”ün Türkiye bakımından onaylanması süreci 27 Eylül 2011 tarihinde tamamlanmıştı.
Bu protokolle; her taraf devlet tarafından, ulusal düzeyde, işkence ve diğer
zalimane, gayriinsani veya küçültücü muamele veya cezanın önlenmesi için bir ya
da birden çok ulusal önleme mekanizması kurulması taahhüt ediliyordu.
Türkiye’de sözkonusu taahhüt kapsamında, 28 Ocak 2014
tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye İnsan
Hakları Kurumu ulusal önleme mekanizması olarak belirlenmişti.
TİHK’nin yapısı
Merkezi Ankara’da olan kurum Başbakanlıkla ilişkiliydi ve
yurtiçinde ve sayısı ikiyi geçmemek üzere yurtdışında büro açabilme yetkisi
vardı.
TİHK’nin görev ve yetkileri şöyle tanımlanıyordu:
“Kurum, insan haklarının korunmasına, geliştirilmesine ve
ihlallerin önlenmesine yönelik çalışmalar yapmak; işkence ve kötü muamele ile
mücadele etmek; şikâyet ve başvuruları incelemek ve bunların sonuçlarını takip
etmek; sorunların çözüme kavuşturulması doğrultusunda girişimlerde bulunmak; bu
amaçla eğitim faaliyetlerini yürütmek; insan hakları alanındaki gelişmeleri
izlemek ve değerlendirmek amacıyla araştırma ve incelemeler yapmakla görevli ve
yetkilidir.”
Kurumun karar organı İnsan Hakları Kurulu ile bir
başkanlıktan oluşuyordu. Kurul şimdiki gibi biri başkan biri ikinci başkan
olmak üzere toplam 11 üyeden oluşuyordu. Ancak üye yapısı yeni kuruldan
farklıydı: Yedi üye Bakanlar Kurulunca, iki üye cumhurbaşkanınca, bir üye YÖK
tarafından ve bir üye baro başkanlarınca seçiliyordu. Başkan ve ikinci başkan
da kurul üyeleri tarafından seçiliyordu.
Başkanlık ise; başkan yardımcısı, hizmet birimleri ve
çalışma gruplarından oluşuyordu.
Başkanlık, kurul kararlarını uygulamakla ve diğer
konularda başkana ve kurula yardımcı olmakla görevliydi. (YY)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.