Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) ülkede 3 ay OHAL ilan edilmesi ve AİHS'in bu sürede askıya alınacağına ilişkin ortak açıklama yaptı... Türkiye’nin tamamını kapsayan ve 3 ay süreli OHAL ilanının antidemokratik ve toplumun tüm kesimlerini baskı altına alacak, otoriter uygulamaların kalıcı hale getirileceği bir yaklaşım olduğu belirtilen açıklamada, bu durumun Türkiye’de fiili başkanlık modelinin OHAL yasası ile birlikte kanuni bir şekil alacağı, parlamenter sistemin iyice zarar göreceği ve anlamsız hale getirileceği ifade edildi. Açıklamada temel hak ve özgürlüklerin ciddi olarak kısıtlanabileceği ortamın ise yeni gerilimlere ve toplumsal çatışmalara sebep olabileceğine dikkat çekildi.
***
“Tüm olağanüstü yönetim usullerine başvurulduğu dönemler,
insan hak ve özgürlüklerinin ihlallerinin yoğunlaştığı dönemler olarak
kayıtlara geçmiştir”
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları
Derneği (İHD) Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin (AİHS) askıya alındığı sözlerinin ardından ortak açıklama yaptı.
İnsan hakları örgütleri “Türkiye’nin geçmiş OHAL dönemlerinde meydana gelen hak
ihlallerinin Anayasa’nın 15. maddesinin 2. fıkrasındaki güvencelere
uyulmadığını gösterdi” dedi.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları
Derneği (İHD) ülkede 3 ay OHAL ilan edilmesi ve AİHS'in bu sürede askıya
alınacağına ilişkin ortak açıklama yaptı.
Yakın dönem tarihinde son sıkıyönetim uygulamasının kısmi
olarak Kasım 1978’de yaşamaya başlayan Türkiye’de bu uygulamanın, 12 Eylül
1980’de askeri darbesi ile kalıcılaşarak 19 Temmuz 1987’ye kadar devam ettiği
kaydedildi.
Bu tarihten sonra Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğusunda
birçok ili kapsayacak şekilde başlatılan olağanüstü hal uygulaması 46 kez
uzatıldığının altı çizilen açıklamada, OHAL'in 30 Kasım 2002 yılına kadar
sürdüğü kaydedildi.
Türkiye halkları 24 yıl boyunca zaman zaman ülkenin
tamamında ya da bir bölümünde ama kesintisiz olarak temel hak ve özgürlüklerin
sınırlandığı/kısıtlandığı sıkıyönetim/olağanüstü hal rejimi altında yaşadığı
belirtilen açıklamda, “Bu durum, dünya çapında eşine az rastlanır bir örnektir”
denildi.
DEMOKRASİ TAHRİBATI DERİNLEŞECEK
Açıklamada, askeri darbe girişimlerinin askeri darbe
döneminin zihniyeti ve kanunları ile ortadan kaldırılamayacağı belirtilerek
şöyle denildi:
* “Hiçbir yargı denetimine açık olmayan bir şekilde
Bakanlar Kurulunca kanun hükmünde kararnameler (KHK) çıkarılabilerek, zaten
önemli ölçüde işlevsizleştirilmiş olan yasama organı (TBMM) bütünüyle
işlevsizleştirilecek,
* Sokağa çıkma yasağa ilanı başta olmak üzere, seyahat,
eğitim, çalışma, haberleşme ve iletişim, konut dokunulmazlığı, özgürlük ve
güvenlik gibi temel hak ve özgürlüklerin kullanımı kısmen ya da tamamen
durdurulacak, güvenlik güçlerinin silah kullanımı yetkisi nerede ise sınırsız
hale gelecek,
* Zaten son dönemde mevcut siyasal iktidar tarafından yeterince
tahrip edilen hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı ve
insan haklarına saygı gibi demokrasi ilkelerinin maruz kaldığı tahribat daha da
derinleşecektir.”
YENİ GERİLİMLERE SEBEP OLABİLİR
Türkiye’nin tamamını kapsayan ve 3 ay süreli OHAL
ilanının antidemokratik ve toplumun tüm kesimlerini baskı altına alacak,
otoriter uygulamaların kalıcı hale getirileceği bir yaklaşım olduğu belirtilen
açıklamada, bu durumun Türkiye’de fiili başkanlık modelinin OHAL yasası ile
birlikte kanuni bir şekil alacağı, parlamenter sistemin iyice zarar göreceği ve
anlamsız hale getirileceği ifade edildi.
Açıklamda temel hak ve özgürlüklerin ciddi olarak
kısıtlanabileceği ortamın ise yeni gerilimlere ve toplumsal çatışmalara sebep
olabileceğine dikkat çekildi.
OHAL'LER HEP İNSAN HAKLARI İHLALLERİYLE HAYATA GEÇTİ
Türkiye’nin geçmiş OHAL dönemlerinde meydana gelen hak
ihlallerinin Anayasa’nın 15. maddesinin 2. fıkrasındaki güvencelere
uyulmadığını gösterdiği kaydedilen açıklamada, “Tüm olağanüstü yönetim
usullerine başvurulduğu dönemler, insan hak ve özgürlüklerinin ihlallerinin
yoğunlaştığı dönemler olarak kayıtlara geçmiştir.
“Bununla da sınırlı değil. Olağanüstü dönemler, çıkarılan
yasalar ve uygulama pratikleri ve oluşturduğu kültür ile-özellikle askeri ve
sivil kamu bürokrasisi üzerinde- olağan yönetim usullerine geçildiği söylenen
dönemleri de olumsuz yönde etkilemeye devam etmektedir.
“Her şart altında yaşam hakkının, maddi ve manevi
varlığın bütünlüğüne dokunulamayacağının yani işkence ve kötü muamele yasağının
sürmesi gerektiğini, din, vicdan ve düşünce özgürlüğünün güvence altında olması
gerektiğini, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceğini yani ölüm cezası
tartışmalarının bile anlamsız olduğunu ve masumiyet karinesinin mutlaka
korunması gerektiğinin hatırda tutulmalıdır.
“Siyasal iktidarın demokrasinin ilkelerini hayata
geçirmemesi, temel hak ve özgürlükleri ve hukukun üstünlüğünü tahrip edici
tutum içinde olması, askere ‘dokunulmazlık’ yasası gibi anti demokratik
yasaları yürürlüğe koyması, Kürt sorununu demokratik ve barışçıl yöntemlerle
çözmek yerine şiddete dayalı politikaları benimseyip Türkiye içinde ve dışında
savaş yürütmesi derin bir siyasi ve devlet krizine yol açmıştır” denildi.
Bu süreç içerisinde içeride ve dışarıda barış
politikalarının geliştirmesi, yeniden bir barış ve çözüm sürecinin inşa
edilmesi gerektiği ve demokratik siyasetin önünün açılarak Türkiye’nin kaostan
çıkabileceği ifade edilen açıklamada, OHAL’in en kısa sürede sona erdirilmesi
gerektiği vurgulandı. Açıklamada, uluslararası hukuktan kaynaklanan
yükümlülüklerle uyumlu biçimde olağanüstü durumlarla baş etme imkanını sağlayan
düzenlemelerin acil bir şeklide ele alınması gerektiğini belirtildi.
(Kaynak: Evrensel)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.