Yurtdışına Göç Rehberi: Pes Edenler İçin 8 Alternatif Ülke. En çok soru aldığımız konuların bir listesini yapsak
“nasıl bu kadar geziyorsunuz?” ve “zengin misiniz” (evet gayet ciddiyiz)
sorusunun ardından “x’e nasıl taşınabilirim, yurtdışına göç meselesi nasıl
oluyor?” sorusunu koyardık. Hal böyle olunca daha fazla ertelemeden Türkiye’den
en çok göç edilmek istenen ülkelerin kendimizce bir listesini çıkarıp bu
sorunun cevabını da mümkün olduğunca vermeye çalıştık.
Aşağıda okuyacaklarınızı
söz konusu ülkelerin resmi sitelerinden ve oralarda yaşayan eşimiz dostumuzdan
topladığımız bilgiler üzerinden derledik. Tabii ki bu bilgiler güncellenebilir,
değişebilir ya da durum göre çok daha detaylandırılabilir ancak kaba taslak
haliyle durum bu. İşinize yarar diye umuyoruz.
*Başlamadan gelen not: Birçok yazımızda olduğu gibi bu
konunun da ucuz uçak bileti ya da konaklama seçeneği bulma sorularına
bağlanabileceğini tahmin ederek şu siteden söz etmeden de geçmeyelim. https://www.bonusway.net/?source=revshare&def=oitheblog
Kendisi
aracılığıyla birçok alanda yaptığımız harcamaların bir kısmını nakit olarak
geri alabiliyoruz, belki siz de bizim gibi kullanmak istersiniz.
1. Kanada Göçmenliği
Türkiye’den en çok göç edilmek istenen ülkelerden birisi
tartışmasız bir şekilde Kanada. Özellikle eğitim koşulları, refah seviyesi ve
dinginliği ile buradan bakınca adama “her şey güzel olacak” dedirtecek bir hali
olduğu aşikar. Eğer göç etmek için ilk tercihiniz Kanada ise öncelikli olarak
Fransızca ya da İngilizce dillerinden birine iyi şekilde hakim olmanız,
herhangi bir sabıkanız olmaması ve Kanada’da çalışabileceğiniz bir iş alanına
hakim olmanız gerekiyor. Şayet Kanada’ya göç etmek gibi bir niyetiniz varsa,
öncelikle şu sitedeki çeşitli soruları cevaplayarak, Kanada göçmenliği için
uygun olup olmadığınızı kontrol edebilirsiniz. Şayet uygun görünüyorsanız,
başvuru yapabileceğiniz şu gibi kategoriler var:
Eğer ailenizden birisi (anne, baba, kardeş, eş gibi) 18
yaşın üzerinde bir Kanada vatandaşı ise ya da oturma izni varsa, bu kişi size
başvuru yapmanız için aracı olabiliyor.
Eğer Kanada’da bir firma için çalışmaya başladıysanız ve
bu şekilde çalışma iznine sahip olduysanız, ülkede 2 sene tam zamanlı olarak
çalıştıktan sonra, oturma izni için başvurma hakkı kazanıyorsunuz.
Eğer Kanada’ya bir uluslararası öğrenci statüsünde
giderseniz ve mezun olduktan sonra orada yaşamak istiyorsanız yine diğer
göçmenlere kıyasla bir puan önde başlıyorsunuz. Okulunuzu bitirdikten sonra
Kanada’da tam zamanlı olarak çalışmaya devam ederseniz işiniz daha da
kolaylaşıyor. Bu noktada dikkat etmeniz gereken önemli detaylardan biri de,
bazı eyalet hükümetlerinin, başka eyaletlerdeki okulları resmi olarak
tanımayabiliyor olması.
Yukarıda da kısaca söz ettiğimiz gibi, eğer kalifiye işçi
sınıfına giriyorsanız yine göçmenlik başvurusunda bulunabiliyorsunuz. Örneğin
tıp, mimari, akademisyenlik, mühendislik, hukuk, yöneticilik, bilim gibi
alanlarda iş yapabilir durumdaysanız bu gibi alanlar için öncelik tanıyorlar ve
bu başvuru biçim “Express Entry” olarak adlandırılıyor. Ancak tabii ki kalifiye
işçi olma durumunun yalnızca yukarıda saydığımız alanlarla sınırlı olduğunu
düşünmeyin, önemli olan iş gücü sağlayabilmeniz. Örneğin X eyaletinde hayvancılık
alanında çalışacak işçiye ihtiyaç, Y eyaletinde madencilik konusunda çalışan
gerekiyor ve bu sebeplerle de yabancı işçilerin ülkeye girişine destek
verebiliyorlar.
Şayet Kanada’da yaşamak nasıl bir şeydir diye kafanız
karıştıysa şurada http://oitheblog.com/2015/07/30/kanadada-yasam-ve-gocmenlik/ ve şurada http://oitheblog.com/2014/11/30/roportaj-kanadada-yasamak-ve-montreal-uzerine/
Kanada’da yaşayan Türkler ile yapılmış ve
geçtikleri süreçleri anlatan iki adet röportajımız mevcut.
*Bu arada Quebec Eyaleti’nin göçmenlik süreçleri
diğerlerinden farklı, aklınızda bulunsun.
*Ben daha fazla bilgi istiyorum diyenler için şuradaki
resmi siteye tık tık. http://ottawa.emb.mfa.gov.tr/ShowInfoNotes.aspx?ID=183468
2. Amerika Göçmenliği
Amerika’ya göç edebilmek tahmin edeceğiniz üzere birçok
ülkeye kıyasla daha da zorlu ve daha uzun bir süreçten geçmenizi gerektiriyor.
Amerika’ya yerleşebilmek için ihtiyacınız olan şey pek çoğumuzun adını daha
önce duyduğu “Green Card”. Ancak Green Card için de öyle kafanıza göre, ben bi’
başvurayım diyerek başvuru yapamıyorsunuz. Yerine getirmenize gereken bazı
kriterler ya da Amerika’nın sizi Green Card başvurusunda bulunmaya uygun kişi
olarak nitelendirmesi için sağlamanız gereken bazı özellikler var. Bunları şu
şekilde listeleyebiliriz:
Çekirdek aileniz (anne, baba, çocuk, kardeş, eş şeklinde)
Amerikan vatandaşıysa bu kişiler size Green Card’a başvurabilmeniz için
kefil/aracı olabiliyor. Tabii ki bu çoğumuz için en düşük ihtimalli durum)
Ayrıca eğer vatandaş olan birinci derece akrabanızın veya eşinizin aracılığıyla
başvuracak olursanız süreç bir tık daha hızlı oluyor da diyebiliriz. (3. senenizde
başvuru yapabiliyorsunuz, normalde süre 5 yıl)
Eğer Amerika’da bir iş bulduysanız ve söz konusu şirket
ile X senelik bir anlaşmaya vardıysanız, Amerika’daki işvereniniz aynı şekilde
size kefil/aracı olabiliyor. Ancak büyük firmalar dışında, bu durum genellikle
çoğu işverenin tercih etmediği ve altına girmek istemediği bir sorumluluk. Aynı
şekilde, bir iş bulmamış olmanıza ya da aracı bir firma olmamasına rağmen, eğer
sıradışı ya da özellikli kabul edilebilecek bir yetkinliğiniz varsa ya da spor,
bilim, sanat gibi alanlarda Amerika’nın değerlendirmesine göre özellikli kabul
edilebilecek bir yetkinliğiniz varsa, yine göçmenlik başvurusunda
bulunabiliyorsunuz. Hayır arkadaşlar, amuda kalkmak ya pamuğun üzerinde fasulye
çimlendirmek sayılmaz. L
Amerika’nın “Özel İş Kategorileri” olarak adlandırdığı ve
Amerika’nın resmi göçmenlik bürosu USCIS’in web sitesinde ihtiyaçlara göre
güncellediği bir listesi mevcut. Bu listede yer alan işlerden herhangi birinin
kriterlerini yerine getirebiliyorsanız, nitelikli çalışan olarak ayrı bir
süreçten geçebiliyor ve göçmenlik için başvurabiliyorsunuz.
Gelelim Türkiye’de yaşayan bireyler olarak çoğumuzun
içine dahil olduğunu düşündüğü kategoriye “Sığınmacı Kategorisi”. Bu kategori
dahilinde eğer, din, ırk, politik görüş gibi konular sebebiyle ülkenizde
kalamayacağınızı kanıtlayabiliyorsanız, bu kategoriden bir başvuru yapabilme
imkanınız da var.
En masraflı seçeneklerden biri de yatırım yapmak. Eğer
kenarınızda köşenizde şöyle bir 500.000 – 1.000.000 dolarcığınız varsa ve yapacağınız
yatırım en az 10 kişiye iş sağlıyorsa, bu göçmenlik başvurusu kapsamında
Amerika’nın her sene kabul ettiği 10.000 kişiden biri olma şansını
yakalayabiliyorsunuz.
Şayet bir Amerikan vatandaşı ile evlenecek olursanız da
Green Card’a başvurabilme hakkınız var. Öyle ki bu durum şu anda Amerika’da bir
sektöre dönüşmüş durumda desek abartmış olmayız, bayağı ciddi ciddi para
karşılığı evlenen insanlardan falan bahsediyoruz. Artık o kadarına da
girişmezsiniz herhalde. Zaten şayet girişecek olursanız, bu gibi vatandaşlık
için sahte evlilikler yapılıyor olması nedeniyle Amerika devleti çok ciddi
soruşturmalar yapıyor. Yani o filmlerde gördüğünüz çat kapı eve gelip,
birbirinizi ne kadar tanıdığınızı sorgulamaya çalışan kişiler gerçekten var.
Bunun için aynı zamanda şöyle bir sistem de geliştirmişler; Eğer vatandaş olan
eşiniz üzerinden Greed Card başvurusu yapacaksanız, öncelikle size 1 senelik
geçici bir oturma izni veriyorlar. 1 sene sonunda hala evliyseniz ve kriterlere
uygunsanız, o zaman kalıcı bir Green Card sahibi oluyorsunuz.
Amerika’ya göç etmek için en çok tercih edilen
seçeneklerden biri de tabii ki Green Card çekilişi sistemi. Bu şekilde
özellikle Amerika’ya daha az göç aldıkları ülkeler arasından senede 50.000 kişi
Green Card kazanma hakkına sahip oluyor. Bu gibi bir başvuruda bulunabilmek ve
tarihleri takip edebilmek için şuraya göz atabilirsiniz. Size verdiğimiz link
dışında bir sayfaya güvenmemekte fayda var, çünkü bu şekilde insanları
dolandırmaya çalışıyorlar, aman dikkat.
Eğer bu süreçlerden geçip Green Card sahibi olursanız da
bu yüzde yüz paçayı kurtardığınız anlamına gelmiyor. Amerika Green Card’ı laf
olsun diye değil, ülkede ciddi ciddi yaşamayı düşünenler için veriyor. Çünkü
Green Card sahibi olmak, aslında bir nevi oy kullanmak dışında bir Amerikan
vatandaşının neredeyse tüm haklarına sahip olmak gibi bir şey. Size çalışma
izni bile tanıyor. Eğer Green Card’ı aldıktan sonra hemen Amerika’ya yerleşmek
gibi şansınız yoksa ancak bu hakkınızı kaybetmek de istemiyorsanız, Green
Card’ı aldıktan sonraki süreçte her sene en az 1 kez Amerika’ya gitmeniz
gerekiyor. Bu da size Green Card’ınızı elinizde tutmak için garanti vermiyor,
çünkü eğer ciddi olarak Amerika’da yaşama niyetiniz olmadığı şüphesine
düşerlerse, oturma izninizi iptal edebiliyorlar. Eğer gidip hemen Amerika’ya
yerleşmek gibi bir niyetiniz varsa, Amerika’da 5 sene yaşadıktan ya da 5 sene
içinde en az 40 ayınızı Amerika’da geçirdikten sonra Amerikan vatandaşlığı için
başvurmaya hak kazanıyorsunuz.
Eğer Amerika’da yaşamak konusunda şüpheleriniz varsa,
OitheBlog’un 8 sene boyunca Amerika’da yaşamış İdil’i ile yaptığımız ve
Amerika’daki yaşam koşullarını anlatan bir röportajımız mevcut.
3. Avustralya Göçmenliği
Göç konusundaki üç büyüklerin sonuncusu olan
Avustralya’ya göç edebilmek öncelikle biraz ekstra cesaret istiyor, çünkü
uzaklığı nedeniyle gidip gelmesi bile ayrı bir dert. Mesafe dediğin nedir ki
gülüm, biz zaten Türkiye’den kaçmaya çalışıyoruz diyenler için konuyu
açıklamadan geçmeyeceğiz tabii ki. Avustralya’da süreli veya kalıcı oturma izni
sağlayan birçok vize çeşidi var. Bunlardan bazıları;
Eğer Avustralya’ya öğrenci olarak gitmek istiyorsanız
bunun için öğrenci vizesine başvurmanız gerekiyor. Bu vizeyle birlikte, öğrenci
olduğunuz süre boyunca Avustralya’da kalmak ve varsa eşinizi veya 18 yaşından
küçük çocuklarınızın sizinle birlikte orada yaşaması için hak kazanmış
oluyorsunuz. Mezun olduktan sonra Avustralya’da yaşamaya ve çalışmaya devam
etmek isterseniz, Avustralya hükümetinin eğitim sonrası çalışmak isteyenler
için sunduğu özel bir vizeye başvurabiliyorsunuz. Bu başvuruda en önemli
kriterlerden biri, çalışmak istediğinizi alanı belirtmeniz ve bu alanın
okuduğunuz bölüm ile ilgili direkt ilişkili olması. Eğer değerlendirmeler
sonucu olumlu bir sonuç alırsanız, bu vize ile belirli bir süreliğine
Avustralya’da çalışma ve yaşama olanağınız oluyor.
Bahsettiğimiz diğer ülkelerde olduğu gibi, Avustralya’da
bir firmada çalışmaya başlarsanız, onların aracılığıyla çalışma ve oturma
iznine başvuru yapabiliyorsunuz. Ancak bu seçenek ile vizeye başvuru
yapabilmeniz için 50 yaş altı olmanız ve bu firmanın size aracı olması için bir
“sponsor” olarak uygun kriterlerde olması ve başvurusunun kabul edilmesi
gerekiyor. Bu süreçte firmanın size vereceği pozisyonun da, şuradan ulaşabileceğiniz,
CSOL olarak adlandırılan listeye dahil olması gerekiyor. Tabii aynı zamanda
yetkinliğiniz, deneyiminiz ve İngilizce seviyeniz gibi başka kriterlere da
bakarak değerlendirme yapıyorlar. Eğer başarılı sonuçlanırsa, ilk etapta 4
seneye kadar uzayabilen geçici bir vize almış oluyorsunuz. Aynı pozisyonda 2
sene çalıştıktan sonra eğer kriterlere uygun olursanız, işvereniniz kalıcı
oturma alabilmeniz için size aracı olabiliyor.
Eğer herhangi bir firmadan bağımsız olarak çalışma ve
oturma iznine başvurmak istiyorsanız, ülkenin istihdam ihtiyaçlarına yönelik
belirlenen SkillSelect programı üzerinden “nitelikli göçmen” olarak da başvuru
yapabilirsiniz. Bu seçenek için de öncelikle 50 yaşın altında olmanız ve
yeterli derecede İngilizce biliyor olmanız gerekiyor. Eğer bu kriterle
uyuyorsanız başvuru yapmadan önce ilk olarak, yetkinliğinizi değerlendirmek
adına oluşturdukları, şuradan ulaşabileceğiniz, EOI adlı bir form doldurmanız
gerekiyor. SkillSelect seçeneği üzerinden yapacağınız başvurular da vize tipine
göre SOL veya CSOL listelerinde belirlenen iş dallarına göre değerlendiriliyor.
SkillSelect üzerinden değerlendirebileceğiniz bir başka seçenek de, “bölgesel
istihdam” olarak adlandırdıkları, Avustralya’daki eyalet veya bölgelerin
ihtiyaçlarına yönelik belirlediği pozisyonlara başvurmak. Bu konu ile ilgili
daha fazla bilgi almak ve güncel iş pozisyonlarına bakmak için, tüm ve
eyaletlerin web sitelerinin listelendiği şu linke bir göz atabilirsiniz. Şu
anda Avustralya doktorlara çok ihtiyaç olduğundan bu alan için ayrıca bir vize
başvurusu alıyor, aranızda başka bir ülkeye göç etmek isteyen doktor varsa,
Avustralya sizin için mantıklı bir seçenek olabilir.
Eğer 18 yaşında büyük olan ve Avustralya’da oturma
izni/vatandaşlığı olan bir çocuğunuz, anneniz babanız, ya da eşiniz varsa
işiniz çok daha kolay. Çünkü bazı ana kriterlere uyduğunuz sürece bu kişiler
size oturma izni olmak için aracı olabiliyor. Aynı şekilde eğer yukarıda
bahsettiğimiz seçenekler biri üzerinden çalışma ve oturma izni aldıysanız, eşiniz,
18 yaşın altındaki çocuğunuz ve duruma göre anne ve babanıza da aracı olarak
oturma izni için başvuru yapabiliyorsunuz.
Eğer Avustralya’ya belirli bir iş alanında yatırım
yaparak gitmek niyetindeyseniz bu da süreli ve kalıcı şeklinde farklı vize
seçenekleri sunuluyor. Ancak bu da yatırım yapmak istediğiniz bölgeye ve
ülkenin o dönem koşulları itibarıyla destekleme ihtiyacı duyduğu sektöre göre
değişiyor. Dolayısıyla böyle bir yatırım için daha ciddi bir araştırma sürecine
girmek gerekiyor. Yine de şu bilgiyle bir başlangıç yapabilirsiniz; resmi
sitelerinde 1.500.000 ve üzerinde bütçelerden bahsediliyor.
Gelelim işin en son kısmına. Avustralya’da vatandaşlığa
hak kazanabilmeniz için öncelikli olarak şu kriterlere uygun olmanız gerekiyor;
geçerli bir Avustralya vizesi ile ülkede en az 4 yıl yaşamış olmanız,
başvurudan önceki son 12 ayda kalıcı bir oturma izniyle yaşamış olmanız, bu
süre boyunca ülke dışında toplamda 1 seneden fazla kalmamış olmanız, ve başvuru
yaptığınız tarihten önceki 12 ay içinde 90 günden fazla ülke dışında bulunmamış
olmanız, herhangi bir sabıkanızın olmaması, Avustralya’da yaşamaya devam etme
niyetiniz veya yakın bir ilişkiniz olacağını göstermeniz gerekiyor.
Avustralya’da yaşamak nedir ne değildir merak
ediyorsanız, Avustralya’ya göç etmiş Türklerin ülkeye bakış açısını çözebilmek
adına şuradaki ve şuradaki röportajlarımıza göz atabilirsiniz.
4. Almanya Göçmenliği
Eğer daha yakınlarına göz diktiyseniz oradaki Türk
popülasyonundan da mütevellit Almanya’yı öncelikli olarak değerlendiriyor
olabilirsiniz. (ya da tam olarak bu sebepten değerlendirmiyor da olabilirsiniz tabii,
neyse) Bu noktada şöyle bir süreç izlemeniz gerekiyor:
İlk başvurubileceğiniz seçenek oturma izni. Oturma
izninin süresi sınırlı ve bu izne başvurabilmek için Almanya’ya göç ediyor olma
sebeplerinizin Almanya hükümetinin beklentileriyle uyuşuyor olması gerekiyor.
Yani neden bahsediyoruz? Almanya’da eğitim almak, Almanya’da çalışmak, aile
bağlantılı olarak Almanya’ya göç etmek nedeniyle gidiyorsanız ya da Avrupa
Birliği’nin bir başka üye ülkesinde oturma iznine sahipseniz Almanya’da oturma
izni için başvurabiliyorsunuz. Oturma iznin süresi sınırlı olmasına rağmen
koşullara göre uzatılabiliyor.
İkinci seçeneğiniz yakın zamanda yürürlüğe giren Mavi
Kart uygulaması. Bu uygulama aslında nitelikli işçileri Almanya’ya çekmek için
oluşturulmuş bir sistem. Mavi Kart’a başvurabilmek için en önemli kriterlerden
biri eğitim seviyenizin yüksek okul ya da daha da üzerinde olması. Aynı zamanda
ek bir ön koşul olarak emeklilik sigorta primlerinizi Almanya kriterlerine
uygun olarak yatırmanız isteniyor. 33 ay boyunca düzenli olarak çalışıp
primlerinizi yatırırsanız süresiz oturma izni hakkına sahip oluyorsunuz. Eğer
B1 seviyesinde Almanca bildiğinizi kanıtlayabilirseniz oturma izninizi 21 ay
sonra da alabiliyorsunuz. Eğer eşinizle gittiyseniz, eşiniz de siz orada çalışmaya
başladığınız andan itibaren derhal çalışma iznine sahip oluyor.
Oturma iznini aldıktan sonra ya da Mavi Kart sahibiyseniz
yerleşim iznini almak için 5 yıl boyunca oturma izni sahibi olmanız gerekiyor.
Ancak bunun yanında tabii ki başka ön koşullar da istiyorlar. Örneğin kendinin
ve aile üyelerinin geçimini sağlayabilmek, yeterli Almanca bilgisi ya da
sabıkanızın olmaması gibi. Bu noktada Mavi Kartlılar oturma izni sahiplerine
kıyasla bir tık daha avantajlı. Çünkü yüksek nitelikli göçmen oldukları için 5
yıl süre önkoşulu olmadan da bir yerleşim izni alabilme şansları oluyor.
Tüm bu süreçlerin ardından sınırsız oturma hakkınız
varsa, eğer vatandaşlığa kabul testini geçtiyseniz, 8 yıldır Almanya’da yasal
olarak ikamet ediyorsanız, yeterince Almanca biliyorsanız, sabıkanız yoksa,
kendi geçiminizi sağlayabiliyorsanız ve Almanya anayasal düzenine inandığınızı
beyan ederseniz vatandaşlığa hak kazanıyorsunuz.
*Bu arada, hatırlatmakta fayda var, Almanya çifte
vatandaşlığı kabul etmeyen ülkeler listesinde. Bu sürece girmeden önce bu
durumu da göz önünde bulundurmakta fayda var.
5. İspanya Göçmenliği
İspanya’ya göçmenlik sürecinize de tıpkı diğer ülkelerde
olduğu gibi bulduğunuz bir iş ve işvereniniz aracılığıyla başlayabiliyorsunuz.
Ancak İspanya’nın göçmenlik konusunda ön plana çıkmasının asıl sebebi özellikle
gayrimenkul yatırımında bulunanlara oturma izni sağlıyor olması. Ancak tabii ki
öyle rastgele bir yatırımdan bahsetmiyoruz, minimum 500.000 Euro’luk bir
yatırım yapmanız gerekiyor. Eğer İspanya’ya aileniz ile birlikte gitmek
istiyorsanız, bu kişi başına yapmanız gereken bir yatırım değil. Yatırımı yapan
kişinin eşi ve çocukları da aynı şekilde oturma izni için başvurma şansına
sahip oluyorlar.
Eğer ülkeye gayrimenkul yatırımı yapmak için başvuruda
bulunursanız, size bu satın alma sürecini tamamlayabilmeniz için 1 sene boyunca
geçerli olacak bir “yatırımcı vizesi” veriyorlar. Bu bir senenin sonunda eğer
bir gayrimenkul almış olduğunuzu ispatlarsanız iki senelik oturma izni almaya
hak kazanmış oluyorsunuz. Oturma iznini almaya hak kazandıktan sonra eşiniz, 18
yaşın altındaki çocuğunuz veya 18 yaşından büyük olsa da size ekonomik açıdan
bağımlı olan çocuğunuz için de oturma izni başvurusunda bulunabiliyorsunuz. Bu
iki senenin sonunda ise, yatırımınızla ilgili gereken bütün yasal
zorunlulukları olması gerektiği şekilde yerine getirdiyseniz, 5 senelik oturma
izni hakkınız daha oluyor. 10 sene boyunca İspanya’da kalırsanız, İspanya
vatandaşı olmaya hak kazanıyorsunuz.
6. Malta Göçmenliği
Eğer aşağıda anlatacağımız durumdan haberdar değilseniz,
neden bunca ülkenin içinde Malta’yı niye bu listeye koydular ya da galiba
Malta’ya gidiyorum, acaba bir adaya düşsem yanıma alacağım 3 şey nedir gibi
düşüncelere kapılmış olabilirsiniz, birazdan sizi aydınlatacağız. Malta’ya
diğer pek çok ülkede olduğu gibi kriterleri yerine getirdiğiniz takdirde
çalışma izni vasıtasıyla gidebiliyorsunuz. Ayrıca yeterli geliriniz olduğunu
kanıtlayabilirseniz belirli bir süre için oturma iznine sahip olabiliyor ya da
eğer varsa Malta vatandaşı olan bir başka aile bireyi aracılığıyla yine oturma
izni için başvurabiliyorsunuz. Ancak bu seçenekler aracılığıyla bir oturma
iznine başvurursanız, uzun süreli ikamet izni için en az 5 sene ülkede
kesintisiz olarak yaşamanız gerekiyor.
Şimdi gelelim Malta’nın bunca ülke arasında ön plana
çıkmasının asıl sebebine. Malta, aşağıdakileri gerçekleştirdiğiniz takdirde,
size 12 ay gibi bir sürede direkt olarak Malta vatandaşı olma hakkı tanıyor.
Yatırımcı programı olarak adlandırdıkları seçenekte ilk
etapta Malta’nın ekonomisine katkıda bulunmanız adına devlete 650.000 Euro’luk
bir bağışta bulunmanız gerekiyor. Bunu sorun etmiyorsanız ve tabii ki 650.000
euro bağış yaparım beybisi ne olacak diyorsanız, küçük sürprizlerle şaşırtmaya
devam edeceğiz çünkü işler bu şekilde bitmiyor. Eğer yanınıza eşinizi ya da 18
yaşın altında çocuğunuzu götürmek istiyorsanız her ikisi için de +25.000 Euro,
maddi olarak desteklediğiniz ve 18 yaş üstü bir çocuğunuz varsa da 50.000 Euro daha
ödemeniz gerekiyor. Bunun üstüne ise, Malta’da en az 350.000 Euro değerinde bir
ev satın almanız ya da yıllık 16.000 Euro ve üzeri kira ödüyor olmanız
gerekiyor. Durun, daha bitmedi! Nereye gidiyorsunuz, bir şey anlatıyoruz. Tüm
bunları yaptıktan sonra yine Malta devletine bir katkıda daha bulunmanız
bekleniyor ki onda da hisse ve bono üzerinden 150.000 Euroluk bir yatırım daha
yapmanız gerekiyor. Bunun sonucunda da 12 gibi bir süre içinde Malta vatandaşı
olmaya hak kazanıyorsunuz.
Malta’da yaşamak nasıl bir şeydir merak edenler için
birkucukulke.com ile yaptığımız Malta’da yaşam röportajımıza göz atabilirsiniz.
7. Norveç Göçmenliği
Eğer siz de İskandinav ülkelerinin düzenine
vurulmuşlardansanız, Norveç’ göç etme seçeneğini değerlendiriyor olabilirsiniz.
Norveç’e tabii ki yakınınız (çekirdek aileniz) üzerinden başvuruda bulunmak en
net yöntem. Ancak tabii ki çoğumuz bu olanağa sahip değiliz. Dolayısıyla
aşağıda size sunacağımız seçeneklerden birini değerlendirmek gerekiyor.
Eğitim sisteminin ne kadar başarılı olduğunu göz önünde
bulunduracak olursak Norveç’te üniversite okumak ya da Norveç’te yüksek lisans
yapmak istiyor olabilirsiniz. Bu şekilde Norveç’e gidecek olursanız orada
okuduğunuz süre boyunca öğrenci vizeniz ile birlikte orada yaşama ve haftada 20
saat çalışma izniniz de oluyor. Eğer eşiniz veya varsa çocuğunuzun da bu süre
içinde yanınızda olmasını istiyorsanız, onlara kısa süreli oturma izni
alabilmek adına da bir başvuruda bulunabiliyorsunuz. Ancak bu noktada tabii ki
kendinizin ve ailenizin orada geçimini sağlayabileceğinize dair bir kanıtınız
olması da gerekiyor. Bu seçeneği özellikle vurgulamamızın sebebi, Norveç’te bu
şekilde bulunduktan sonra hem orada okumuş olacağınız hem de orada iş
deneyiminiz olacağı için, bundan sonraki süreçlerde orada kendinize uygun bir
iş pozisyonu yaratıp, kalma ihtimaliniz çok daha yüksek oluyor.
Eğer Türkiye’den Norveç’te bir iş bulma arayışına
girdiyseniz ve henüz uzun süreli bir iş bulamadıysanız, Norveç’e “dönemsel
işçi” olarak gidebiliyorsunuz. Örneğin turizm, yeme içme sektörü, tarım gibi
alanlarda bir iş pozisyonu bularak, kısa süreli oturma izni hakkını da kapmış
oluyorsunuz. Bu süre Norveç’te yasal olarak kalıp, daha uzun süreli bir iş
arayışına girebilmek adına mantıklı olabilir. Bu arada, Norveç’in konumunu ve
Norveçli balıkçılar ile ilgili esprileri hatırlayacak olursanız size garip
gelmeyecek bir dönemsel işçilik seçeneği de gemilerde çalışmak.
Eğer eğitim seviyeniz üniversite mezunu veya üzerinde ise
“nitelikli çalışan” olarak Norveç’ten oturma ve çalışma izni alabilme şansınız
var. Bunun için birkaç seçeneğiniz var. Örneğin oradaki bir firmada çalışmaya
başlayacak olursanız işiniz oldukça kolaylaşıyor. Ya da Türkiye’de bir firma
sahibiyseniz, bu işinizin Norveç’le bağlantılı olduğunu kanıtlayabilirseniz bu
şehirde de bir oturma iznine sahip olabiliyorsunuz.
Norveç’te 3 sene boyunca geçerli bir oturma izni ile
yaşadığınız zaman eğer sabıkanız yoksa ve yeterli derecede Norveççe
konuşabilecek noktaya geldiyseniz daha uzun süreli bir oturma izni almaya hak
kazanıyorsunuz. Eğer son 10 yılınızın 7 yılını Norveç’te geçirdiyseniz de
vatandaşlığa başvurma hakkı kazanıyorsunuz.
8. Uruguay Göçmenliği
Eğer Uruguay’da yaşamak istiyorsanız, Uruguay
vatandaşlığı sürecine geçiş yapmadan önce, tabii ki oturma izni almanız
gerekiyor. İlk etapta bazı formalite belgeler (sicil kaydı, evliyseniz evlilik
cüzdanı, Uruguay’da yaşayacağınız yere dair bilgi vs. gibi) sunmanız gerekiyor.
Ayrıca orada çalışmaya başlayana kadar geçinebileceğiniz kadar paranız olduğunu
kanıtlamanız da isteniyor. Bu gibi adamı çok da zorlamayacak belgeleri
sağladıktan sonra başvurunuzu gerçekleştiriyorsunuz ve üstünde “BEN BURAYA
UYUŞTURUCU KAÇAKÇILIĞI İÇİN GELDİM SELAM :)))” yazan bir kağıt falan
vermediyseniz süreç başlıyor. Oturma iznini ne zaman alacağınız belirsiz, çünkü
süreç dönemsel olarak değişkenlik gösteriyor. Ancak bu süreç boyunca Uruguay’da
kalmanız için de size geçici bir kimlik benzeri belge sağlıyorlar. Uruguay’da
oturma izniniz onaylandıktan sonra, eğer evliyseniz 3 sene, bekarsanız 5 sene
içinde Uruguay vatandaşı olma hakkında sahip oluyorsunuz. Üstelik bu süreç,
oturma iznini aldığınız andan itibaren değil, başvuruda bulunduğunuz günden
itibaren sayılıyor. Yani Uruguay vatandaşı olmak için ülkeye herhangi bir
yatırım yapmanız ya da herhangi bir konuda kendinizi ispatlamanız falan
gerekmiyor.
*Uruguay ile ciddi ciddi ilgilenenleriniz için şurada
Uruguay deneyimizi, ülkenin sistemini ve yaşam koşullarını anlattık.








2 yorum:
eger Montreal'a goc etmeyi dusunuyorsaniz mutlaka ve mutlaka Fransizca bilinmesi sarttir . ( Quebec eyaletinin resmi lisani Fransizcadir ), diger eyaletler icin ( mesela Ottawa,......) Fransizca bilinmese de olur cunku oralarda Ingilizce gecerlidir . Fakat her halikarda hem Ingilizce ve hem de Fransizca bilenler cok daha iyi mevkilerde is bulabilirler .
yukardaki yorumumda ufak bir yanlislik olmus ( aceleden olacak herhalde ) bugun okudugum zaman farkettim ( mesela Ottawa ) yerine ( mesela Ontario ) olacak , Ottawa bir sehirdir , hem de Bassehir , ozur dilerim .
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.