Yusuf Düzgören
İnsan öldüren, demokrasiye karşı gelerek halkın iradesini
yok sayıp düzene ve devlete karşı terör eylemlerinde bulunan örgütün siyasi
uzantısı olduklarını söyleyecek kadar da açık sözlülerdir. Ama başta
belirttiğimiz gibi bazı keresteler hala bunların barış güvercini olduğunu
düşünmekte ve ona göre destek vermektedirler. Bunların Ermeni olduklarını
savunan, Kürtlere toz kondurmayan fotosentez milliyetçiler de bu oluşumların
Kürt tabanından destek bulduğu gerçeğini gözardı ederek kardeşlik masalları
anlatmaktalar. Son seçimlere yani 1 Kasım 2015 seçimlerine göre ülkemizde 4,930,206
“Ermeni” yaşıyormuş. Ermenistan’ın nüfusu ise 2 milyon 977 bin. Desenize bizde
Ermenistan’dakinin iki katı Ermeni varmışta haberimiz yokmuş. Kripto Ermeni
denen 100 yıl önce tehcirden kaçarak Kürt ve Zaza kimliklerine bürünen
Ermeniler elbette vardır. 2009’dan sonra Ermenistan ile yakınlaşmaların
akabinde gerçek kimliğini açığa çıkaran Ermeniler’e şahit olduk ve bunların
birçoğunun çocukları dahi gerçeği öğrendiklerinde şok olmuşlardı. Yani
ülkemizdeki kripto Ermenilerin çok büyük bir çoğunluğu kendilerini bilmiyorlar.
(Bir yandan terörün dini milleti olmaz derken, bir yandan Kürt halkını
varlığını inkar edip PKK Ermenidir diyen sahte bilim adamı, ahlaksız politikacı
ve yazar çizerleri artık Türk yazarlar bile biliyorsa bu da bir gelişme.
HYETERT)
***
HDP kendi ağzıyla ve defalarca PKK’nın siyasi uzantısı
olduklarını ifade etmiş, Kandil’deki teröristlerle kol kola pozlar verdikleri
görüşmeler yapmıştır. Dolayısıyla HDP ve PKK birbirini tamamlayan iki
oluşumdur.
Bu iki oluşumun biri silahlı mücadelede bulunurken, diğer
siyasi alanda mücadele etmektedir. İşin komik ve bazı keresteler tarafından
anlaşılamayan yönü ise barıştan ve demokrasiden, kardeşlikten, insan
haklarından en çok bahseden partinin, silahlı bir örgütle direk bağlantısı olan
bir parti olmasıdır.
İnsan öldüren, demokrasiye karşı gelerek halkın iradesini
yok sayıp düzene ve devlete karşı terör eylemlerinde bulunan örgütün siyasi
uzantısı olduklarını söyleyecek kadar da açık sözlülerdir. Ama başta
belirttiğimiz gibi bazı keresteler hala bunların barış güvercini olduğunu
düşünmekte ve ona göre destek vermektedirler.
Bunların Ermeni olduklarını savunan, Kürtlere toz
kondurmayan fotosentez milliyetçiler de bu oluşumların Kürt tabanından destek
bulduğu gerçeğini gözardı ederek kardeşlik masalları anlatmaktalar.
Son seçimlere yani 1 Kasım 2015 seçimlerine göre
ülkemizde 4,930,206 “Ermeni” yaşıyormuş. Ermenistan’ın nüfusu ise 2 milyon 977
bin. Desenize bizde Ermenistan’dakinin iki katı Ermeni varmışta haberimiz
yokmuş.
Kripto Ermeni denen 100 yıl önce tehcirden kaçarak Kürt
ve Zaza kimliklerine bürünen Ermeniler elbette vardır. 2009’dan sonra
Ermenistan ile yakınlaşmaların akabinde gerçek kimliğini açığa çıkaran
Ermeniler’e şahit olduk ve bunların birçoğunun çocukları dahi gerçeği
öğrendiklerinde şok olmuşlardı. Yani ülkemizdeki kripto Ermenilerin çok büyük
bir çoğunluğu kendilerini bilmiyorlar.
Demem o ki, devletimiz terör destekçisi, finansörü mü
arıyor? HDP tabanına odaklanmalı. Terörü besleyen muslukları mı kapatmak
istiyor? HDP tabanına bakmalı. Kürt’ün milliyetçisi de sosyalisti de; ateisti
de dindarı da; alevisi de sünnisi de ortak noktada, HDP’de yani PKK’da
birleşmiştir.
Prof. Dr. Mesut Yeğen‘in ekibiyle birlikte Mayıs 2015’te
yürüttüğü “Kürt Seçmenlerin Oy Verme Dinamikleri” adlı araştırmada şu tespit
“din kardeşliği” bağlamında dikkat çekmektedir:
“Bölgede oy verme davranışını en fazla belirleyen
değişkenler arasında etnik kimlik öne çıkıyor. Benzer şekilde anadil, aile
içinde ana dilin konuşuluyor olması en önemli faktörler. Dindarlık da şüphesiz
bir etken, fakat HDP’ye oy verenler arasında önemli bir oranda dindar kesim de
var”
Görüldüğü üzere Hira Dağı kadar Müslüman olanların din
kardeşleri onlara aynı samimiyet ve maneviyatla bakmamaktadır. Artık herkesin
önüne “börkünü” koyup düşünme vakti gelmiştir. Tunceli’de PKK’lı hırtlarla
çatışan polise bağırarak “PeKeKe halktır” diye tepki gösteren HALK için mühim
olan tek şey vardır o da ırkdaşına destek olma bilinci.
Bu saatten sonra kardeşlik masalları da, beraber kurduk
biz bu ülkeyi palavraları da, iyi niyet safsataları da tek taraflıdır
bilesiniz…
Özetle, taban desteği kırılmadan terörü bitirmek çok zor.
Gücünün önemli bir kısmını halktan alan bir örgütün ya halkla bağını kesersiniz
ya da halkını kesersiniz. Ya örgüt üyelerini infaz ederek halkı yıldırırsınız,
ya da halkı infaz ederek örgüt üyelerini caydırırsınız. Diğer bir seçenekte
Talat Paşa’nın Ermeni sorununu, Atatürk’ün Rum sorununu hallettikleri
yöntemlerdi: Tehcir ve Irak-Suriye’deki Türkmenlerle mübadele.
Tehcir ve mübadele çözümlerinden önceki çözüm
önerilerinde ikinci seçenekler her ne kadar korkunç gibi gözükse de benim
umrumda olan tek şey şehit asker ve polislerimizin ailelerinin yaşadıkları
acılar.
Eğer adaletli olduğunuzu iddia ediyorsanız Tunceli’de
“PeKeKe halktır” diye bağıran esnafla herhangi bir şehit ailesini bir odaya
kapatırsınız ve olacaklara müdahale etmezsiniz.
Senin çocuğun katledilmişken, katillerine yardım ve
yataklık edenlerin akıbetine üzülmek kadar insanlık dışı ve aptalca bir düşünce
biçimi olamaz.
Evet bizde bir Kürt Sorunu Var. Bu sorunu kökünden
halletmenin yolu taviz vermek değil. Taviz tarihin hiç bir döneminde çözüm
olmamıştır. Taviz çorap söküğüdür. İpin ucunu sorunlu kişinin eline
verdiğinizde o çorabı iplik haline getirene kadar söker. Bunun örneklerini
19.yy Osmanlı’sındaki Islahat taleplerine, uygulamalarına ve sonuçlarına
bakarak görebilirsiniz. Sorunu halletmek sorunu kökünden temizlemekle
mümkündür. Bunun yolu da Atatürk ve Talat Paşa yöntemlerinden geçmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.